Bir insan. Orada yatan bir insan./ - Tanıdığım bir insan değil. Eğer bu çocuk masumsa, onun için üzgünüm. Değilse değilim!/ Ama onu tanımıyorum./- Dünya böyle bir yer mi oldu artık? Tanıdıklarımız ve tanımadıklarımız?/- Evet, öyle oldu, dünya artık tam böyle bir yer oldu. Tanıdıklarımız ve tanımadıklarımız./ Üzgünüm
A horse! A horse! My kingdom for a horse! Bir at! Bir at! Bir ata kırallığım!
William Shakespeare Richard III
“Tiyatro bizim metresimiz; biz çalışıp çabalayıp para biriktirir, sonra da bütün paramızı ona yediririz”
Kerem Kurdoğlu
‘Aut’ tiyatro mevsiminin en çarpıcı olaylarından biri olmaya aday. Futbolla hiç ilgilenmeseniz de mutlaka görün derim. Tabii ki fazla hassas bir bünyeniz ve pek nazik bir mideniz yoksa...
Bir kadın ve dört erkek; bir anne ve dört çocuk
Rumeli Hisarı’nda Mahagonny’nin yükselişi ve çöküşü
Operanın şiiri(metni), her zaman müziğin itaatkâr kızı olmalıdır. Berbat librettolarına rağmen, İtalyan komik operaları acaba neden bu kadar popülerdir?
Genç tiyatroların sayesinde Haziran sonuna kadar uzayan tiyatro mevsimi biter bitmez 2. Uluslararası Opera Festivali başlayıverdi.
Sıvasız ve dört pencereli oyun alanını, kimi zaman izleyicinin oturma düzeni ile oynayarak, kimi zaman izleyicinin mekâna bakış açısını değiştirerek, minimuma indirgenmiş dekorlarla, kimi zaman aynı aksesuarları kullanarak bile olsa her oyun için ayrı bir mekân düzenlemesiyle farklılaştıran, Joe Penhall’ın ‘Bazı Sesler’ oyunu ile izleyiciye etkileyici bir seyir sunuyor.
Neden rahatsız olmuyoruz? Ne kadar duyarlıyız? Ne kadar umursuyoruz? Nereye kadar dayanıyor, nerede “dur” diyoruz?
İkisinin de bilmediği şey, ötekinin ne kadar korktuğu, tamam mı? Her biri, korkanın yalnızca kendisi olduğunu sanıyor. Böylece sürüp gidiyorlar gecenin içinde. Bilmeden. Takip eden, ötekinin nereye sürüklediğini bilmiyor. Takip edileninse nereye gittiğinden haberi yok...
sıfırnakotaiki’ye bu kadar erken dönmeyi düşünmüyordum. Ancak 2010’da sahnelenişinden beri küçük çapta bir tiyatro olayına dönüşmüş olan The Pitchfork Disney / Korku Tüneli nisan, mayıs ve haziran ayları boyunca yeniden ve son kez oynanıyor.
Bilmece ile denklem arası bir şeye benzedi değil mi? Çözelim: ‘17.31’, sıfırnoktaiki’de sergilenen, Ebru Nihan Celkan’ın yazdığı ve İpek Banu Kılar’ın yönettiği bir oyun
Mühendis olmak yerine tiyatrocu olmayı kafasına koymuş bir grup üniversiteli gencin yarattığı sıfırnoktaiki, ortaya koydukları çarpıcı tiyatroculukla hem keşfedilmesi hem de izlenmesi gereken bir topluluk…
Jacques Offenbach’ın hayatının son yıllarında bestelediği Hoffmann’ın Masalları, Recep Ayyılmaz yorumuyla Türk sanatseverlerle buluşuyor
Başrollerden birini mekânın oynadığı, Koleksiyon çadırındaki DOT’un Festen oyunu son yılların en önemli tiyatro olaylarından biri
Zaman bazen ne de çabuk geçiyor. İstanbul Devlet Operası yarım yüzyılı devirmiş bile. 19 Mart 1960’ta Tepebaşı Tiyatrosu’nda ‘Tosca’ ile perde açmasının üzerinden elli yıldan fazla geçmiş.
Medeniyet için çalıştık, çabaladık, öldük, öldürdük.
Para için çalıştık, çabaladık, öldük, öldürdük.
Demek ki neymiş? Para medeniyettir, medeniyet de para! ARTIK İNSANLIK SATILIK!
Operayı sokağa taşıyan adam olarak tanınan Recep Ayyılmaz’ın gerçek bir sahne büyücüsü olduğunu keşfetmem ‘Don Pasquale’ oyunu ile oldu.
Murathan Mungan’ın gençlik yıllarının eseri olan Dört Kişilik Bahçe, eski bir İstanbul şarkısı tadında, değişen düzen içinde savrulan bir ailenin, hüzünlü hikâyesini anlatıyor.
Irwin Shaw, savaşta ölen ve gömülmeyi reddeden altı ölü askerin gerçek ile gerçeküstü arasında gidip gelen, kara mizah dozu da yüksek öyküsünde savaşa ve militarizme karşı müthiş sert bir protesto kaleme almış
Sırp yazar/yönetmen Duşan Kovaçeviç’in iki oyunu farklı sahnelerde İstanbullu sanatseverlerle buluşuyor
(...)Söz alan konuşmacılardan biri, Yunanistan’ın Osmanlı idaresinden çıkması ile başlayan süreçte kendisine destek verenleri kullandığını, onların hassas hislerini sömürdüğünü ifade edince, tartışmaya odaklandım. Yunan halkı, eski Yunan medeniyetinin mirasını cömertçe kullanmıştı. Yunan uygarlığı, filozofları, bilim adamlarının öğretileri hangi günümüz toplumunu derinden etkilememişti ki? (...)