Kendini oluşturmak

Fransız yazar Muriel Barbery’nin Kirpinin Zarafeti’nde, romanın küçük kahramanı Paloma, güncesinde babası için şunları söylüyor: Çok erken saatlerde yatağından kalkarak masaya oturur, ilk fincan kahvesini içer ve Le Monde gazetesini okurken, her sabah kendini yeniden oluştururmuş! “…sanki geceleyin her şey küle dönmüş de sıfırdan başlamak gerekiyormuş gibi.”

Bu sözleri okurken öncelikle şunu düşündüm: İnsanın kendini oluşturması tüm sorunları, kaygıları, olumsuzlukları bir anda geçmişte bırakarak, yeni bir umutla güne başlaması mı oluyor? Yazar kahramanının güncesine belki bunları düşünerek bu sözleri yazdırmıştır, bilemem. Oysaki ben, bundan kendimce şöyle bir pay çıkarıyorum: Günlük hayatın dağdağası içerisinde farkında olmayabilirim, ama sanırım birçok insan gibi ben de sürekli kendimi oluşturuyorum! Yalnız yazarın söylediği her sabah küle dönmüş, sıfırlanmış gibi değil, daha birikimli, daha donanımlı olarak yeni bir güne başlıyorum. Kazandığım değerlerle, her fırsatta edinmeye çalıştığım bilgilerle, biriktirdiğim deneyimler ve yaşanmışlıklarla…

Gün boyu yaşadığımız olaylar, karşılaştığımız insanlar, okuduğumuz kitaplar bize sürekli bir şeyler katıyor. Bilgileniyoruz, olgunlaşıyoruz, yetkinleşiyoruz. Hayatı anlamaya, ondan elimizden geldiğince keyif almaya, bu arada kendimizi tanımaya çalışıyoruz. Ne denli hayatın akışı içinde doğal görünse de, gelişmemize yönelik bütün bu çabalar, kendimizi oluşturma yolunda atılmış önemli adımlardır. Kuşkusuz bu sözlerimle düşünen, düşündüklerini sorgulayan insanları amaçlıyorum. Onların dışındakiler için doğan her yeni günün, geçmiş günlerin yinelenmesinden başka bir anlamı olabilir mi, bilemiyorum.

Mevlâna’nın şu dizeleri her zaman güncelliğini ve güzelliğini korumaktadır:

“Her gün bir yerden göçmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş!

Dünle beraber gitti cancağızım,

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…”

Kendimizi oluşturma yolunda her gün yeni bir şeyler söyleme, farklı bir şeyler yapma zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Atacağımız her yeni adım, yılların alışkanlıkları nedeniyle kimimize gereksiz, kimimiz içinse korkutucu olabiliyor. Öyle ki, kimi zaman söz ya da yazıyla olsun görüşlerimizi açıklamaktan kaçınıyoruz. Bu yüzden konumumuzu koruyarak, bulunduğumuz çemberin içinde kendimizi daha güvenli hissediyoruz. Oysaki yaşadığımız durağanlık kadar tekdüzeliğin, yeniliğe, gelişime ve ilerlemeye karşı birer engel olarak pusuda sinsice beklediğini biliyoruz.

Kendi payıma her sabahın, kendimizi oluşturma yolunda yeni fırsatlar doğurduğuna inanıyorum.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın