15 Temmuz 2020 Çarşamba 21:15

Yeni yıl öncesinde mutlu olmak için yeni bir formül önerisi

İvo MOLİNAS Köşe Yazısı
31 Aralık 2019 Salı

Zamanın, hepimizi istisnasız mutlak sonadoğru itelediğini en ölümcül haliyle hatırlatan yılsonlarını, yılın başlarını sevmek için neden aramak istiyorsunuz.

Her yılsonu olduğu gibi kulağımıza, gözümüze, yüreğimize sunulan beklentiler, umutlar, iyi dilekler, bir meyve suyunu sözde sağlıklı hale getirmek için içine katılan renkli ve vitaminli dolgu maddeleri gibi gözüküyor oysaki. Keyifle içersiniz o meyve suyunu ve sonra midenizde kaybolup gider aslında. 

Yeni yılı mutlaka keyifle karşılamak zorunda bırakıldığınızdan siz de içmek zorunda hissedersiniz o suyu. Geçici haz sizi anlık mutluluğa ulaştırır. Lakin zaman içinde o dolgu maddelerinin, size boş yere keyif verdirirken aslında sağlığınıza zarar verdiğini anlarsınız. Gerçekler yüzünüze çarptığında hayal kırıklığınıziçin antibiyotik aramaya çıkarsınız umarsızca. 

O renkli, o şatafatlı, o parlak ışıklı dileklerin yılsonunda karşınızdakilerin yapay iyi niyetlerinin meze tabağı olduğunu ve asıl gerçeğin, önünüze hayatın koyduğu ana yemekte olduğunu idrak edersiniz son tahlilde.

Lakin her 365 gün sonunda da aynı meze tabağının yenmesini, aynı meyve suyunu içmeyi özleyip açlığınızı acilen giderme yoluna gidersiniz. Ve sonra deja vu hayal kırıklıklarınızınyüreğinizi delip geçtiğini görürsünüz eskimiş, gri lekeli aynaların karşısında, beyhude itiraz anlarınıza rağmen.

Eski yeni anılarınızı bayrak direğine asarak yolunuza devam etmek istersiniz. İyileri o bayrakta asılı dururken, kötülerinin aklınızın direğinde asılı kalmaması için uğraşırsınız boşuna bir çabayla. Zira hatıralarınız sizsinizdir, siz de hatıralarınızın yekünüsünüzdür.

Hayatın çeşitli evrelerinde oluşan o melun hatıraların yarattığı kısır döngülerin içinde oksijen almaya çalışırsınız. Sayısız yaşanmış hayat çemberleri yokuş aşağı yuvarlanırcasına peşinizi bırakmak istemez.

Oysaki o kısır döngülerin, o çemberlerin peşinizi bırakmalarının vakti gelmiştir de geçiyordur da. 

İnsan hatıralarıyla ve özellikle kötü anılarıyla yaşadığı için ne mutlu ne de özgür kalabilirdi. Anıların zincirleri yürümenizi hep frenlediği için anı ıskalayıp mutsuzluk çemberinin sarmalında debelenip duruyorsunuz.

Ne geçmişin çemberleriyle ne de geleceğin kaygısı, hatta umudu ile yaşamaya devam etmenin mümkün olmadığının anladığınız gün ciğerlerinize farklı bir oksijenin girmeye başladığını göreceksiniz.

Yeni sayfalarıaçarken yaşam yolculuğunda, eskilerinin artık bir daha yeniden açılmayacasına geride kaldığına kabul ettiğiniz gün kurtuluş gününüzolacaktır.

Kötü anıların paranoyak etkilerini, iyi anıların da tekrarlanma olasılıksızlığının yarattığı yalnızlık hissiyatına teslim olmadığınız gün, hiçbir nesnenin, hele hele hiçbir insanın yeri doldurulamaz önyargısını hışımla beyninizden fırlattığınız an, bembeyaz bir yeni sayfayla, ‘Hoş geldin ulan yeni yıl’ diyeceksiniz ve zincirlerinden kurtulmuş bir canlının, yere bakan değil, dimdik yürüyen ve hayata ve her şeye karşı koymayahazır ve nazır duruşuna sahip olacaksınız.

Artık özgürlüğünüzle, doğumunuzdan sonraki ikinci randevunuza hazır hale gelmiş olacaksınız. Birincisini bir süre sonra kaybetmiştiniz. Büyük olasılıkla son olacak bu ikinci özgürlüğünüzü, yitirmemek için uğraş vermek zorunda kalacaksınız. Yenilirseniz Platon’un mağaralarında yaşayan ve içeriye yansıyan dışardaki gerçeklerin gölgelerini hakikatın kendisi sanarak idealar dünyasındayaşayan robotlara döneceksiniz, aksi taktirde…

İmmanuel Kant’ındediği gibi ‘başkalarının aklını kullanmaktan öte sadece kendi aklınızın rehberliğinde yola devam etmek’ kararlılığına ulaşmaya çalışacaksınız.

Ne başkalarının aklına biat edeceksiniz, ne mahalle, ne toplum, ne dogmaların baskılarının karanlığında yürüyeceksiniz, ama anılarınızın da kılavuzluğunu terk edeceksinizartık.

Tek formül bu olacak.

İşte o zaman belki de Friedrich Nietzsche’nin, yeni değerlere sahip, yepyeni bir insan yaratma uğraşısında sözünü ettiği o ünlü ‘freigeist’- özgür ruhaulaşım yolundaki ilk adımı atmış olacaksınız.

Özgür ruha sahip olduğunuz gün gerçek mutluluğu tatma olasılığınız en yüksek mertebeye ulaşacak.

Özgür ruh için belki bedeller verilecek, belki yalnız kalacaksınız.

Lakin bu yalnızlığın özgürlük adına kalabalık yalnızlıklardançok daha sizi yükseğe çıkaracağına, gerçek hayata dokunmaya başladığınıza kani olmaya başlayacaksınız…

Özgür ruhve anılardan kurtulmak… Bu ikili sizin kurtuluşunuz olacak.

Lakin bu yolda kimi zaman yüksek duvarlarla çevrili bir yolda sisin içine girdiğinizde Leonard Cohen’in şu ölümsüz dizelerini hatırlayıp sabır göstermeniz de gerekecek: “Bir çatlak var her şeyde/Işık Sböyle girer içeri”

Işığı görebildiğiniz gün, ‘hey özgürlük’ diyeceksiniz.

Sis terk edecek yüreğinizi.

Işıklı yeni bir yıl olacak, iyinin ve hakikatınpeşinde koşan, mutluluğa aç güzel insanlara.

 

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

DİĞER YAZILAR

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

GS2

Tünelin Ucu İzel Rozental

Tünelin Ucu İzel Rozental

Mozotros Ailesi-İrvin Mandel

Mozotros Ailesi-İrvin Mandel