kanada REklam

Tiyatro denince...

Tiyatro ile ilk tanışmamın çok büyüleyici olduğunu söyleyemem. Çocukken, okulların tatil olduğu bir dönemde ‘İsli Sis Pis Puslu’ adında bir çocuk tiyatrosuna gitmiştim. Adından anlaşılacağı gibi, hava kirliliğinden, doğayı korumanın öneminden bahseden bir çocuk tiyatrosu. Aslında otuz küsur sene öncesine göre çok ileri görüşlü bir oyun. Pazartesi sabahı karşımdaki binaları göremeyecek kadar sisli bir havaya uyandığımda, aklıma bu oyunun “isli sisli pis puslu” adındaki şarkısı geldi. Bu oyunu seyrederken neden sıkıldığımı hatırlamıyorum. Belki bu yaşta bir çocuk ile beraber gitsem, alınan mesajlar daha eğitici gelebilirdi. Belki de çocuk yaştan beri “eğlendirirken düşündüren” konseptini çok sevmediğimden, bir film ya da tiyatro oyununu seyrederken ya sadece eğlenmek ya da sadece düşünmeyi tercih ettim. Oyunun şarkısı ise hala bugün aklımdadır. Sisli sabahlara uyandığımda, ya da daha da kötüsü sislerin içinde sis lambası yakma kültürü oturmayan sürücülerin arasında arabamı kullandığımda, beynimin ufak bir köşesinde bu laflar mırıldanır. İlk tiyatro deneyimim büyüleyici olmasa da, beynimde yer ettiği muhakkak. 

↔↔↔

Biraz daha büyük yaşta, kendi merakımla tiyatroya gitmeye başladığımda ise tiyatro denince aklıma gelen ilk yer Kenterler Tiyatrosu idi. Tiyatro denince ise aklıma gelen iki sanatçı, değerli kardeşler Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter. Müşfik Kenter’in etkileyici sesini ve usta oyunculuğunu hiç unutmadım. Pazar akşamı Yıldız Kenter’in vefat ettiğini okuduğumda, çocukluğumdan bir parça kaybetmiş gibi hissettim. Çocukluğumdan bu yana sergilediği birçok oyunu yakından seyredebilme şansım ve sinema filmlerinin de büyük kısmını görebilme imkânım oldu. Tek başına bile dev bir sahneyi kaplayan, usta oyunculuğuyla nefes almadan kendini seyrettirebilen Yıldız Kenter, eminim çok insanın ruhuna iyi gelmiştir. Gerçek bir sanatçı olan Yıldız Kenter’in zarafeti ise bambaşkaydı benim için. Hayatta olduğu doksan bir yıl boyunca yüzden fazla oyun sergileyen, sayısız ödül alan, sayısız oyuncu yetiştiren, beyaz perdede de etkileyici performansıyla kalplerde yer eden Türkiye’nin en gerçek ve en üretken sanatçılarından Yıldız Kenter, çoğu kişinin ve benim de uzun yıllar boyunca ruhumu besledi.  

↔↔↔

Yıldız Kenter’in vefatından sonra gazetelerde bir ‘yakılma, gömülme’ konuları meydana geldi. Sebebi ise Kenter’in öldükten sonra yakılmayı vasiyet etmesi. Son okuduğuma göre Aşiyan Kabristanında toprağa verilecek. Türkiye Tiyatrosuna yıllarını vermiş, Türkçe gibi İngilizcede de aynı ustalıkla başarılar oyunlar sergilemiş bir insandı Kenter. Çoğu insana tiyatro sevgisi aşılamış büyüleyici bir sanatçıydı. Ustalığını kendine saklamayan, gelecek nesillere de aktaran bir öğretmendi aynı zamanda. Umarım huzura kavuştuktan sonra cenaze formatı hakkındaki yazılar son bulur. Yıldız Kenter çoğumuz için tiyatro demek. O yüzdendir ki pazar gecesinden beri kalplerimiz saygı duruşunda…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın