kanada REklam

Frankonya’da Türkler, Yahudiler ve diğerleri

Almanya’nın Bavyera bölgesinde yer alan Fürth kentinin sokaklarında geziniyoruz. Bazı binalar eski mi eski, birkaç asırlık. Fotoğraflarını çekmekten kendimizi alamıyoruz. “Burada çok sayıda Yahudi yaşadığı için müttefikler bombalamamış” diyor yol arkadaşım Semih Poroy. “Nasıl olur? İkinci Dünya Savaşında buralarda Yahudi mi kalmıştı?” diye itiraz etmekten kendimi alamıyorum.

Gerçekten de Frankonya bölgesinde bir üçgen oluşturan Nürmberg, Erlangen ve Fürth kentlerinden bir tek Fürth savaşta hasar almadan kurtulabilmiş. Ama bunun nedeni o tarihlerde kentte artık hiç var olmayan Yahudiler değil, Nürmberg ile Erlangen’in stratejik konumlarıydı. Nürmberg, Nazilerin karargâhı olması nedeniyle yerle bir edilirken, Erlangen, Alman savaş sanayiinin önemli merkezi sayıldığından bombardımanlardan nasibini almıştı.

Bombardımanlardan bu yana uzun süre geçti, yaralar sarıldı. Nürmberg gibi Erlangen de yeni baştan inşa edildi. Ama anılar silinmiyor. Müzeler de zaten bunun için varlar.

Fürth’deki küçük ama kapsamlı Yahudi Müzesini1 gezerken öğreniyorum Frida ile Alfred’in yürek paralayıcı aşk hikâyesini. Protestan bir ailenin kızı olan Frida ile Yahudi Alfred birbirlerine delicesine tutkunmuşlar. 1935’te nişanlanmışlar. Ama aynı yılın eylül ayında Yahudilerin Aryanlarla evlenmelerini yasaklayan ırkçı Nürmberg Yasaları yürürlüğe girmiş. Çiftin birlikteliği bir süre gizlilik içinde sürmüşse de, bir ihbar üzerine yakalanmışlar. Alfred, Auschwitz’de ölmüş. Frida ise sevgilisinin tasarlamış olduğu evlilik yüzüğünü ancak savaş bittiğinde parmağına takabilmiş. Yüzük şu anda Fürth Yahudi Müzesinde, iki gencin romantik fotoğrafının önünde sergileniyor.

Fürth sokaklarında dolaşmamızın asıl nedeni, Semih Poroy ile beni bir konferans için Erlangen’e davet eden Türk-Alman Dayanışma Derneği Başkanı Zafer Titiz’in Fürth merkezinde bulunan muayenehanesine uğramak zorunda olmamızdı. Emekli bir diş doktoru olan Zafer Titiz, muayenehaneyi devretmiş olmasına karşın, haftanın en az üç günü kendisinden vazgeçemeyen eski hastalarının tedavisini üstleniyor. Almanya’ya ayak bastığımız ilk saatlerden itibaren, kayboluruz endişesiyle bizi bir an bile yalnız bırakmayan Zafer Bey, her nasılsa mesaisi süresince kenti ve Yahudi Müzesini bir başımıza dolaşmamıza izin vermişti.

Kentte, bazı kapıların üzerindeki Davud’un yıldızı gibi Yahudi yaşamına dair izlere yer yer rastlanıyor. Ancak sinagog yok. ‘Kristal Gece’ pogromunda hepsi yakılıp yıkılmış. Savaş sonrasında Amerikalılar Frankonya bölgesinde 26 rehabilitasyon kampı kurmuşlar. Amaç Holokost’tan sağ kurtulan 50.000 kadar Yahudinin yeni bir yaşama başlayabilmelerini sağlamaktı. Ne varki, İsrail devletinin kurulmasıyla birlikte bu insanların çoğu kutsal topraklara, bir kısmıysa ABD’ye göç etmiş. Buralarda pek Yahudi kalmamış. Ancak 1991’de Sovyetlerin dağılmasından sonra Rusya’dan gelen iki yüz bin kadar Yahudi bölgeye yerleşivermiş.

Erlangen’deki konferansı Türk-Alman Dayanışma Derneği, iki ayrı derneğin destekleriyle gerçekleştirdi: Yahudi Cemaati Dostları Derneği ile etkinliğin yapıldığı Erlangen Katolik Erişkin Eğitim Kurumu. Haliyle konferans salonunu dolduran küçük dinleyici topluluğu ilginç bir kültürel zenginlik oluşturmuştu: Bölgede yerleşik Türkler, yeni yüzyılda dünyanın dört bir yanından gelerek yeniden Almanya’da yaşayan Yahudiler... Ve tabii ki bazı erişkin Katolik Almanlar.

Konferansın konusu deseniz, tam da böylesi bir izleyici profiline uygundu: “Karikatürlerde Azınlıklar.

Zafer Titiz, açılış konuşmasını yapmadan önce, konukları Halle’de Kipur günü gerçekleşen saldırıda hayatlarını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. O bir dakikalık sessizlik salonda muazzam bir duygu yoğunluğunun yaşanmasını sağladı. Zafer Bey’den sonra söz alan Yahudi Cemaati Dostları Derneği Başkanı Bayan Traudl Buie’nin kısa konuşması da benzer etkiyi yaratınca, işimizin zor olacağını hissettim. Enikonu karikatürlerden söz edecektik.

Fakat öyle olmadı. Oldukça katılımcı bir izleyici kitlesiyle karşı karşıyaydık. Konferans sonrasında ayaküstü kısa sohbetler yapma imkânı bulduğum izleyicilerden ilginç bilgiler edindim. Aralarında Latin Amerika ülkelerinden gelenler olduğu gibi, kökenleri Osmanlı’ya uzanan Yahudiler bile vardı. Hatta bir kadın çantasından taze bir Şalom gazetesi çıkartarak gururla bana gösterdi. “Aboneyiz biz” dedi. Şaşırdım tabii. Kadın hiç Türkçe bilmiyordu. “Nasıl olur? Yazılanları anlıyor musunuz?” diye sordum. Verdiği cevabında ciddi olduğuna hâlâ kendimi inandırmak istiyorum: “Karikatürlere bakıyoruz!”

Etkinlik sonrasında bölgede yaşayan Türk dostlarla birlikte hoş bir akşam geçirdik. Bu arada, bizi son derece sevimli ve sıcak otelinde konuk eden Gürsel Özer’e ayrı bir teşekkür borçluyum. Sabahları bizim için tipik Türk kahvaltıları hazırlamakla kalmadı, yola çıkmadan önce burktuğum ve balon gibi şişen ayak bileğimi, Tayland’dan getirttiği özel merhemiyle iyileştirdi. Yolunuz Bavyera’da, Orta Frankonya’ya düşer de otel aranırsanız Smart Inn’e bir bakın, pişman olmazsınız.

1 Jüdisches Museum Franken in Fürth

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın