Ali Koç’un heykeli dikilecek!

Nisan ayının başında Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un kamuoyuna yaptığı duyuru ile başlayan ‘Fener Ol’ kampanyası çerçevesinde, 31 Mayıs tarihine kadar kulüp için 380 milyon TL’lik bir fon yaratılması hedefleniyor.

‘Fener Ol’ projesini bir taraftar hareketi olarak tanımlayan Başkan Koç, “Fenerbahçe’nin yaşadığı en karanlık günlerin birinde, aydınlık geleceğimize giden hareketi başlatıyoruz. ‘Fener Ol’ Fenerbahçe Spor Kulübünün içinde bulunduğu mali sıkıntıyı aşarak gerçek ekonomik özgürlüğüne kavuşturmak için attığımız tasarladığımız en önemli projelerimizden biri” diyor.

Kulübün toplam borcunun 4-4,5 milyar TL civarında olduğu açıklandı.

Fenerbahçe’nin eski basketbolcusu Tuğrul Kutadgubilig konu hakkında şu tespitlerde bulunuyor: “Devamlı borçla dönen bir şirket olmaz. Ali Koç’un başkanlığında Fenerbahçe, birkaç yıl sonra bu borç meselelerini konuşmayan bir kulüp haline gelecek. Bugün, Fenerbahçe’nin gelirleri ancak borçların faizlerine yetiyor. Fenerbahçe, çok iyi planlarla bu kısır döngüden çıkacak. Böyle büyük bir spor kulübü borçla yönetilmemeli ve para derdi olmamalı. Ali Koç, bunu tespit etti ve bugün Fenerbahçe’nin borçlarını ödemeyi birinci plana aldı. İşin temeline indi. Ali Koç’un bu davranışının diğer bütün kulüplere de örnek olmasını diliyorum. Zaten örnek de oldu.”

Görüldüğü üzere çok kapsamlı bir kurtuluş planı ile karşı karşıyayız. 4,5 milyar TL kulağa korkunç gelse de düzgün bir planlama ile sürdürülemeyecek bir borç değil. Zaten Tuğrul Kutadgubilig de bunun farkında ki satır aralarında şunun altını çiziyor: “Devamlı borçla dönen bir şirket olmaz!”

Senelerce sürdürülebilir modeller yaratmadan parayı toprağa gömen, tribüne oynayan, günü kurtarmaya çalışan, anlık başarı peşindeki yönetim modelinin tarihe karışması, başlı başına bir devrimdir. Sadece Fenerbahçe ölçeğinde değil, Türkiye ölçeğinde bir devrimdir.

Fener Ol kampanyası işte bu devrimin ilk ayaklarından biri. Kötü geçen sportif sezon Ali Koç’un şanssızlığı olsa da sadece bu anlayışın bile kulüp yönetimine monte edilmesi, kendisini unutulmaz başkanlar arasına sokacaktır. Bu sabır isteyen bir iştir. Bu büyük plan bazı öngörüsüzlerin dediği gibi, “Türkiye’nin en zengin insanları masaya oturmuş, asgari ücretliden SMS ve forma dileniyor” şeklinde zekâdan yoksun cümlelerle ifade edilemez.

Günümüzün futbol dünyasında Barcelona, Bayern Munich, Liverpool gibi kulüplerin başarılarının en temelinde ‘finansal sürdürülebilirlik’ yer alır. Bu çarkı bir kez çevirmeye başladınız mı en iyi futbol okullarını siz kurar, en iyi oyuncuları siz alır-satar, Avrupa liglerine sürekli katılır ve en iyi başarıları siz elde edersiniz. 

Aslında biz bu tür destek kampanyalarına oldukça aşinayız. Beşiktaş’ın ‘Feda’ sezonu hâlâ akıllarda. O dönemi hatırlayın; 2011-2012 sezonun ardından elde dağ gibi borç, mutsuz yıldızlar ve UEFA’nın verdiği Avrupa’dan men cezası vardı. Takım mali olarak krizdeydi. Çoğu gelirler temlikli hale gelmiş, eski oyuncular alacakları için hukuk yoluna başvurmuştu. Yönetimde Yıldırım Demirören yerine Fikret Orman’ın ekibi gelmişti. Yapacak çok iş vardı. Kulübün 110. Yılı Feda Sezonu olarak ilan edildi. Bu aşamada takımın giderleri düşürülecek, yeni bir model oluşturulacak, eski savurganlıklar yapılmayacaktı. Yıkım onayı gelmiş, İnönü Stadı yıkılmaya başlamıştı. Neticede Fikret Orman haklı çıktı. Beşiktaş kendini toparladı. Öyle bir toparladı ki 2015-16 ve 2016-17 yıllarında ligi şampiyon olarak bitirdi.

Biz, toplum olarak sabretmeyi bilmiyoruz. Bu tez canlılığımız, hızlı ve derhal çözüm beklentimiz bize hep kaybettirdi, kaybettiriyor.

Kanımca Ali Koç çok doğru bir yoldadır. Yaptığı bir devrimdir. Sonuçlarına orta vadede hepimiz tanık olacağız. Uzun vadede ise onun heykelini dikeceğiz. Göreceksiniz.

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın