Grip deyip geçmeyin

Hava durumunun normalin dışında seyrettiği son dönemlerde şehir bilumum mikro organizmaların saldırısına uğramış durumda. Mikrobik, virütik, influenza A, zatürree başlangıcı, söz konusu serinin zincirleme tamlamaları. Bir geldiler mi gitmek bilmiyorlar.

Geçtiğimiz hafta bir sabah boğazımda bir gıcıkla uyandım. Hemen limon/tuzla gargara yaptım. Günü kurtardım. Yatarken de bilumum grip önleyici renkli haplar yuttum. Sabah kalktım, boğaz gıcığı kendini hâlâ hissettiriyor…

Gün içinde burun akıntısı da başlayınca, ‘tamam’ dedim, ‘doktor yolu göründü’.

Prensip olarak neyim olursa olsun, iki gün bekler, ardından doktora giderim. Süründürmeyi hiç sevmem.  Mecbur kalmadıkça da telefonda çözüm aramam. Sonuçta ertesi sabah, cebimde kâğıt mendiller, verilen ilk randevu saatinde gittim. En tercih ettiğim saattir. Bekleme salonu nispeten boştur. Havada daha az virüs vardır. Ayrıca hastalık muhabbeti yapmaya hazır bilumum tanıdığa rastlama yüzdeniz daha düşüktür. Onun için hangi doktorun bekleme odasında isem, tarihi eski de olsa bir ‘National Geographic’ mecmuası alır, bir sayfaya odaklanırım.

Muayenem uzun sürmedi. Basit bir grip enfeksiyonuydu. Önlem açısından da antibiyotik kullanmam gerekiyordu. Ve tabii ki dinlenmek… Bu konuda uyarıya gerek kalmadı. Zira eve dönmemle yatağa uzanmam bir oldu. Beş gün boyunca da yemek saatleri dışında yerimden kıpırdamadım. İyi ki basit bir gripti.

Seneye mutlaka aşı olmalı…

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın