Kilonuzu zihninizle kontrol etmenin 8 yolu

Zihnimizde her gün yüzlerce program çalışıyor ve bunlar çeşitli duygulara ve davranışlara yol açıyorlar. Mesela, başarılı bir sporcunun zihninde “Sabah erken uyan ve antrenman yap” programı vardır.

Bu rutin öyle sık tekrarlanmıştır ki artık sporcu her sabah nasıl erken kalkacağını ve antrenman yapacağını düşünmez bile. Her şey kendiliğinden oluverir. Obezite ile başa çıkmanın yöntemlerinden hipnoterapiyi Türkiye’de uygulayan Psikolog Hasan Aslan’a, zihnin obezite ile mücadele etmesi yapılması gerekenleri sorduk

 

Obez hastalar gün içinde yemeyi teşvik eden çeşitli uyaranlar ve tetikleyicilerle karşı karşıyadırlar. Bu zihinsel programlar kendilerini kandırmalarına, mazeretler üretmelerine veya ideal kiloya ulaşma hedeflerini ertelemeye sebep olur. Hipnoterapi yoluyla obezite tedavisinde, uzman zihindeki bu yanlış fikirlerle ilgilenir. Amaç danışana sağlıklı bir zihin yapısı ve dolayısıyla yeni alışkanlıklar kazandırmaktır. Böylece kişi kendi beslenmesinin kontrolünü ele almaya başlar, bu da bedenin ve sağlığın kontrolü demektir. Bilimin şu ana kadar keşfettiği en güçlü rahatlamayı sağlayan hipnozun, obezite tedavisindeki etkinliği de burada ortaya çıkar…

Peki, obeziteyle hipnoterapi yoluyla nasıl başa çıkılır?

Hipnoterapi kişiye sahip olduğu duygusal kaynaklarla gevşemeyi, doğal bir rahatlık durumun geçmeyi ve böylece stresle daha rahat ve sağlıklı başa çıkmayı öğretir. Bu sayede kişi sağlıklı yüksek enerji, sağlıklı beslenme ve zayıflama ile ilgili fikirleri zihnine yerleştirmeye başlayabilir. Hipnoterapiyle obezite tedavisini 8 alt başlıkta ele alabiliriz.

1- OLUMSUZ TELKİNLERİ BIRAKIN

Obezitede hipnoterapinin temel amacı kişinin sağlıklı ideal kilosuna ulaşmasını sağlamaktır. Bunun için kişinin detaylı bir biyografik ve duygusal geçmiş öyküsü alınır. Beslenme şekli, tercih edilen yiyecekler, aşırı yemeyi tetikleyen duygular ve varsa diğer bağımlılıklar titizlikle incelenir. Burada amaç danışanın zihnindeki “ben her gün tatlı yemeden yaşayamam”, “gece bir şeyler yemeden asla uyuyamam” veya “Zayıflamam için hep sıkı diyet yapmam lazım” gibi olumsuz telkinleri daha sağlıklı olumlu telkinlerle değiştirmeye başlamaktır. Bu sayede kişi bedenini dinleyerek beslenmeye başlayabilir ve sadece ihtiyacı olduğu kadar ve iyi hissederek beslenebilir.

2-BİLİNÇALTINI EĞİTİN

Obezite çok boyutlu bir süreç olduğundan hipnoterapi de çok yönlü bir yaklaşım sergiler. Bu süreçte hastaya şu beceriler kazandırılması amaçlanır:

• Kendi kendini rahatlatma ve iyi hissetme (Otohipnoz)

• Sağlıklı yiyeceklere yönelmek

• Aşırı yağlı, şekerli veya tuzlu yiyeceklerin zihinde daha olumsuz hale getirilmesi

• Yeterli yiyecekle doygunluk hissine kavuşmak ve yemek sonrası iyi hissetmek

• Abur cubur veya gün içindeki atıştırmaları reddetmek

• Kişinin kendi beden yapısına uygun günlük fiziksel egzersiz yapmak

• Kendiyle ve bedeniyle ilgili iyi hissetmek, kendini kabul etmek.

3-YEMEKTEN TAT ALMAYA BAŞLAYIN

Sağlıklı bir hızda ve iyi çiğneyerek yemek yediğimizde yeteri kadar yedikten bir süre sonra midemiz beynimize doyduğumuzla ilgili bir sinyal gönderir. Böylece doyduğumuzu ve yemek yemeyi orada sonlandırmamız gerektiğini biliriz. Fakat obezite sorunu yaşayanlar bu sinyalin beyne ulaştırılmasını beklemeden son derece hızlı bir şekilde yiyecekleri tüketirler. Henüz beyne bir sinyal gitmeden mide fazlasıyla dolmuştur bile. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının zihne yerleşmesi için hipnozla çeşitli teknikler kullanılır, kişiye özel telkinler verilir ve bunun alışkanlığa dönüşmesi için bir de bütün bunların içinde olduğu bir ses kaydı verilir. Böylece kişi kendi evinde, kendi rahatlığında gevşeyebilir ve zihnini rahatça programlayabilir.

4- KENDİNİZİ SUÇLAMAYI VE YARGILAMAYI BIRAKIN

Hızlı yeme, kendini beğenmeme, kendini suçlama veya aşırı eleştirme gibi otomatik kalıplar kişinin farkındalığı arttıkça değiştirilebilir hale gelir. Böylece her aynanın karşısına geçtiğinde kendisiyle ilgili daha iyi hissetmeye başlayabilir veya televizyon önünde kendini kaybetmişçesine yemektense sağlıklı tercihler yapabilir. Buradaki anahtar kelimelerden en önemlisi tercih yapabilme gücüdür. Kişi bu güce kavuştukça hayır, ben sağlıklı olmayı ve iyi hissetmeyi seçiyorum diyerek ilerlemeye başlar. Yükselen farkındalık kişinin kendisi, hayatı ve geleceğiyle ilgili algıların değişimini de olumlu yönde etkilemeyi mümkün hale getirir:

5- DOĞRU UYARANLARI ETRAFINIZDA TUTUN

Örneğin sahip olmak istediği vücudu bir magazinden keserek resmin başına kendi başını yerleştiren ve sonra o resmi buzdolabına asan hastalar var. Böylece her buzdolabına uzandığında içinden bir ses “Bu vücuda hala kavuşmak istiyor musun?” diye soruyor ve bu sağlıklı beslenmesine devam etmesini sağlıyor.

6- MOTİVASYON KAYNAKLARI BULUN

Her birey birbirinden çok farklı olduğundan onları motive eden şeyler de farklıdır. Mesela danışanlarımdan birisi ideal kilosuna kavuşmaya karar verdiğinde hayalindeki elbiseyi satın alıp dolabına asmıştı. Her sabah uyandığında o elbiseye bakmak onu daha rahat motive ediyordu ve o elbisenin içine gireceği günü iple çekiyordu. Bir erkek için bu güçlü görünmek, atletik bir yapı veya tamamen farklı bir motivasyon olabilir.

7- SÜREKLİLİK VE TUTARLILIK ŞART

Yeni bir alışkanlığı yerleştirmeye başlamanın en temel iki kuralı sürekli ve tutarlı olarak alışkanlığın yapılmasıdır. Böylece alışkanlık otomatik bir hale gelir ve kişi onu gerçekleştirmek için kendisiyle savaşmak zorunda kalmaz. Obezite sorunu yaşayanlar da bu süreçte zaman zaman programın sekteye uğramasıyla umutsuzluğa düşebilirler fakat kişinin bu işe kendini adaması, hedeflere yönelik atılan somut adımları ve motivasyonu sürekli gözden geçirilmeli ve güçlendirilmelidir. Telkinler kabul edildikçe ve kişi sağlıklı alışkanlıkların yerleşmesi için sorumluluk aldıkça bu yönde güçlenmeye başlar ve önceden zorlayıcı görünen sağlıklı beslenme artık normal görünmeye başlar.

8- İYİ HİSSEDEREK ZAYIFLAYIN

Spor aktiviteleri sonrasında birçok insan yenilenmiş, tazelenmiş ve ferahlamış hissettiğinden bahseder. Vücudun doğal hızında ve kapasitesinde egzersiz yaptığımızda spor son derece keyifli ve güçlendirici olur. Sadece vücudun kendini toparlaması, sindirimin sağlıklı düzenine girmesi, kan dolaşımının rahatlaması ve bedenin güçlenmesi değil fakat zihnin de stres ve yorgunluğunu atmasını sağlar. Spor sonrasında beynimiz yenileyici ve rahatlatıcı nörokimyasallar sağlar. Sağlıklı işleyişine kavuşmaya başlayan vücut enerji harcamaya başladığından gece uykuları da daha dinlendirici ve iyileştirici bir hale gelir. Spor konusunda kalori hesabı yapmak yerine günlük bir alışkanlık yerleştirmek çok daha büyük başarı getirir.

 

 

OBEZİTENİN ZİHİNDEKİ İZDÜŞÜMÜ 

- Obezite sorunu yaşayan kişilerin birçoğu yiyeceği beslenme dışında genellikle sinir, öfke, gerginlik gibi duyguları bastırmak, gevşemek, kendiyle ilgili iyi hissetmek veya kendilerini ödüllendirmek için duygusal bir dayanak olarak kullanırlar. Buna yiyeceğin suiistimal edilmesi de diyebiliriz.

- Obez insanların birçoğu yemek yemeyi çok sevdiğinden ve yemekten anladığından bahsederler. Fakat birçoğu göz açıp kapayıncaya kadar yemeği bitirir ve sonrasında bir ağırlık hissi yaşarlar. Oysa yemekten gerçekten anlayanlar yemeği sadece doymak için değil ondan keyif almak ve onun tadına varmak için yerler.

- Obez hastaların birçoğu beslenme alışkanlığı üzerinde kontrolü kaybetmiş insanlardır. Bu alışkanlık öylesine kontrolden çıkmıştır kişi bir süre sonra umutsuzluğa, aşırı öz eleştiriye veya kendisiyle ilgili yanlış inançlara kapılabilir.

- Obez hastaların büyük kısmında da kendini sevme ve kendini beğenmeyle ilgili problemler ortaya çıkar. Bilinçli olarak neredeyse herkes otomatik bir cevapla kendini ve bedenini sevdiğini söyler. Fakat “ne kadar egzersiz yapıyorsun?”, “enerjini korumak için hangi sağlıklı yiyecekleri tercih ediyorsun?”, “kendini nasıl takdir ediyorsun?” gibi basit sorular sorulduğunda bu insanların durup düşünmesine sebep olur. 

 

 

Yöntemi Türkiye’de uygulayan isimlerden biri, bu konuda eğitim almış sayılı psikologlardan Hasan Arslan. Vancouver Island University’de (VIU) ana dalda Psikoloji ve alt dalda Felsefe eğitimlerimi tamamlayan Hasan Arslan, İngiltere’de Hypnotherapy Training International’da Dr. John Butler’dan Klinik Hipnoterapi, Analitik Hipnoterapi ve Tıbbi Hipnoterapi Eğitimleri aldı. Bu eğitimlerin ve tecrübenin ardından Türkiye’de Dr. John Butler’la birlikte Hypnotherapy Training International Türkiye’yi kuran Arslan, hipnoterapi ile obezite tedavisinin alt başlıklarını çıkardı

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın