Batya Natan

Anadolu´daki Yahudi cemaatleri

Türkiye’nin farklı bölgelerinde milattan önceki yıllardan beri Yahudilerin varlığı ile ilgili çeşitli belgelere rastlıyoruz. Bu yazıda belli başlı Anadolu cemaatlerinin tarihçeleri ve bugünkü durumlarını okuyabilirsiniz

Adana Yahudi Cemaati

  Bu bölgede milattan önceki yıllardan beri Yahudilerin varlığı söz konusudur. Burada bulunan Yahudiler, MS 70 yılında Urfa’ya yerleştiler. Ancak MS 6. yüzyılda Adana’da örgütlenmiş bir cemaat ve sinagog mevcuttu. Bu cemaate mensup yaşlıların anımsadığına göre, merhum Gaston Mizrahi, 1915-1920 yılları arasında Adana’ya gelmiş. Geldiği zaman Adana’da Yahudi yokmuş. Her ne kadar daha önceden bazı Yahudi ailelerin yaşadığı söylenmekte ise de, bunların isimleri ve mezarları saptanamamıştır. Haham Gaston’un akrabalarının buraya yerleşmesini tesadüfen başka Yahudi ailelerin  gelmesi izlemiş, Edirne’den ve İzmir’den gelenlerle bir ara Yahudi nüfusu 300’e ulaşmıştır. İlk sinagog için 1920’de kiralık bir bina kullanılmış. İlk mülk sinagog ise 1940’lı yıllarda alınmış. O dönemde Rusya’dan gelen Gilado ailesinin kurduğu yağ fabrikasında birçok Yahudi vatandaşı çalıştı. Bu arada Sefarad olmayan Vanlı Yahudilerde Adana’ya yerleşerek muhtelif ticari işlerle uğraştılar.

1950’lerden itibaren İstanbul’da okuyan gençler de dönmeyince, cemaat küçüldü. 1986 yılı itibarıyla, kentteki birkaç Yahudi ailesi pamuk ve tekstil ticareti, hırdavat ve fotoğrafçılık gibi dallarda çalıştılar. 1994 yılı itibari her hafta sinagogda minyan (10 kişilik erkek mevcudiyeti) sağlanabilmekteydi. Günümüzde Adana Yahudi Cemaati mevcudu 20 dolaylarına inmiş olup, bu olanak artık mevcut değildir.

Ankara Yahudi Cemaati

Roma İmparatoru Augustus (MÖ 63 - MS 14), Ankara’da kendi adına inşa edilen bir tapınakta bir bronz sütun üzerine imparatorluğun Yahudilerine tanınan haklarla ilgili bir fermanını yazdırmıştı. Bundan, bu dönemlerde Yahudilerin yöredeki mevcudiyetlerine dair kanaat hâsıl olmaktadır. MS 820 - 829 yılları arasında saltanat süren Bizans İmparatoru II. Mihael, bu kentte doğmuş ve tahta geçtikten sonra kentteki Yahudileri vergiden muaf tutmuştu. II. Mihael, ikonalara karşı çıkan son imparator olmuştu. Ankara Yahudileri Timur zulmünü de ‘Kan Akçesi’ vererek atlatmışlardır.

Sultan I.Murat Hüdavendigâr, Ankara’yı 1360’ta fethettiğinde, bu kentte Yahudilerle de karşılaştı. Burada yerleşmiş Yahudiler, Selçuklular döneminde Türkçeyi öğrenmişlerdi. Ankara, İran ve Uzakdoğu’ya giden yolda bir konaklama merkeziydi. Buradan geçen Yahudi tüccarların bir kısmı kentte yerleştiler ve 16. yüzyılda İspanya’dan ve Portekiz’den göç edenlerle kaynaşarak cemaati oluşturdular. Ankara Yahudileri ipek ticareti ile ilgilendiler. 1672’deki veba salgınından sonra cemaat bir sarsıntı geçirdi; 18. yüzyılda toparlandı ve kalıcı bir dini konsey oluşturuldu. 19. yüzyılda kültürel bir gerileme gözlendi ve göçler başladı. 1914’te bu kentteki Yahudi nüfusu 4026 idi.

 II. Dünya Savaşı’ndan sonra artan göçler sonucunda kentteki nüfus 1968’de 400 dolaylarına indi. 1933 Archives Israelites’e göre Ankara Yahudi Cemaati’ni Osmanlı Yahudi topluluğunun haricinde, Selanik kentinin elden çıkmasından sonra bu kenti terk eden birçok Yahudi’nin Ankara’ya gelmesi oluşturmuştur. Özellikle İstanbul olmak kaydıyla yurtiçi göçler nedeniyle, Ankara’daki Yahudi nüfusu çok azalmış. Bir süre kapalı duran ve Ankara Yahudi Sinagogu Vakfı’na bağlı tarihi Ankara Yahudi Sinagogu’nun törenle ibadette açıldığı 1994 yılında kentte ancak 25 aile kalmıştı. Yahudilerin başlıca iştigal sahası ticaretti. Zamanla serbest meslek sahibi olanlar da tanınmaya başlanıldı. Günümüzde Ankara’da yaklaşık 10 Yahudi ailesi kaldı. Birçok Yahudi akademisyen Ankara’dan ayrılmış ve İstanbul’a veya yurtdışına yerleşmiştir. Beki L.Bahar’ın ‘Ankara Yahudileri’ (Pan Yayıncılık, 2003) adlı eseri bu cemaatle ilgilenen araştırmacılara kaynak olmakta.

Antakya Yahudi Cemaati

2000  yıl öncesine dayanan bir mazisi olduğu iddia edilen bu cemaatin kökeninin Suriye ve Rodos’tan gelen Yahudiler olduğu sanılıyor. Bir ara 1500 kadar olan cemaat nüfusu İstanbul ve İsrail’e olan göçler nedeniyle eridi. Bu göçler özellikle 1980 öncesinin tedirgin edici siyasal ortamında tekrar hız kazandı. O dönem beş aileden oluşan bu küçük cemaat, 1994’te üç aileye inmiş olup, üç aileden 135 kişiyi içermekteydi. Bu tarihler itibarıyla asırlık ve antik değerler taşıyan sinagogun ve mezarlığın bakım giderleri Antakya Sinagogu Vakfı’na bağlı dört dükkânın gelirleriyle karşılanıyordu. Yöresel sohbet dili olan Arapça gençler arasında pek rağbet görmemekteydi. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, birkaç yıl evvel Antakya Sinagogu’nu ziyaret etmişti. Günümüzde bu cemaatte ancak 30-40 birey kaldı.

Bursa Yahudi Cemaati

birinci yüzyılda Ön Asya’da Sezar ve Pompei taraftarları, politik amaçlarla ve aralarındaki mücadele nedeniyle Yahudilerin haklarının korunması için çaba sarf ettiler. Filozof Philon, bir eserinde Bitinya’nın bir kenti olan Bursa’da MÖ 79’da bir Yahudi Cemaati bulunduğunu zikreder.

 Muradiye mahallesinde 820 tarihli İbranice yazılar içeren kalıntılar ise 9. asırdaki Yahudi varlığını kanıtlar. Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Bey,1324’te Bursa’yı fethettiği zaman orada yerleşmiş bir Yahudi Cemaati’ne rastlamıştır. Savaş dolayısıyla şehri terk eden Yahudiler, fetihten sonra şehre döndüler. Bursa’daki Etz Ahayim Sinagogu Orhan Bey’in bir fermanı ile yapılmış olup, İslam mimarisi egemendi. Yahudilerin ticaret ve sanayi dallarında yetenekli olduklarına inanan Orhan Bey ve kardeşi Alâeddin’in çağrısına uyan birçok Yahudi, Bizans ve Şam’dan Bursa’ya göç etti. Yahudilerin ayrı bir mahallede oturma istemlerini de Orhan Bey anlayışla karşıladı.

1492’deki göç dalgasıyla beraber Bursa’ya da yerleşen İspanya Yahudileri oldu. 1926’da nüfus sayımına göre Bursa’da yaşayan Yahudilerin sayısı 2290’dı. ‘Bikur Holim, Hakeneset Orhim’ kuruluşları ve yoksullarla ilgilenen ‘Ozer Dalim’ faaldi. Cemaat başkanı David Saban’dı. Hahambaşı yoktu. Cemaat mensupları, tekstil sanayi ve ticareti başta olmak üzere çeşitli mesleklerle iştigal ediyorlardı. Örneğin Yeşil Bursa, Çokrel Levi İpek Fabrikası’nda 340 kişi çalışıyordu. Nüfus, İstanbul’a ve yurtdışına göçler sonucu 1955’te 382 1969’da 300-400, 1981’de 177’ye indi. 2013 itibarıyla kentte 52 Yahudi vardı. Cemaatin yaş ortalaması yüksektir. Hafta sonraları İstanbul’dan gelen bir haham Şabat kutlamalarını gerçekleşmekte. Bursa Yunan işgali altında kaldığı 1920-1922 yılları arasında Bursa Yahudileri vatanına bağlılıklarını göstermiş ve Yunan bayrağı asmamışlardı. Kurtuluşundan sonra kenti ziyaret eden Atatürk, Kurtuluş Savaşı boyunca Bursa Musevi Cemaati’nin Kuvayı Milliye’ye yaptığı katkılardan ötürü Cemaat Başkanı David  Saban’a teşekkür etmişti.

Mevcut sinagoglardan Geruş Sinagogu 16. yüzyıl başlarında II. Selim döneminde inşa edilmiş olup, Sakarya Caddesi’nde yer alır. Balkon şeklinde bir üst tevaya (mihrap) giriş kapısının yanındaki merdivenlerden çıkılır. Ana mekânın ortasında bulunan ikinci teva ise 1950 yıllarında Bursa Etz-Ahayim Sinagogu’ndan getirilmiştir. Sinagog bayramlarda açıktır.

Diğer bir sinagog da yine Sakarya Caddesi üzerindeki Mayor Sinagogu’dur. 15. yüzyılın sonlarında İspanya’nın Mayorka Adası’ndan Osmanlıya gelen Sefarad Yahudileri tarafından inşa edilmiştir. Bu sinagogda da üst teva vardır. Mayor Sinagogu sadece belirgin günlerde açılmakta ve ayrıca ölü yıkama hizmeti için de kullanılmakta. 1994 yılında bir tadilat geçirdi.

Etz-Ahayim Sinagogu ise Osmanlı döneminde yenilenmiş olmanın tarihi özelliğini taşımaktadır.1940’lı yıllarda yangın geçirmişti. Cemaat yönetiminin büyük fedakârlıkla ciddi bir şekilde yenilediği bu sinagogun bayram ve törenlere ayrılması kararlaştırıldı.

Çanakkale Yahudi Cemaati

Ortaçağ’da bu bölgede Yahudi yerleşimi ile ilgili olarak fazla bir bilgi bulunmamakta. Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşa Gelibolu’yu 1354’te fethettiğinde, bu kentte Yahudilerle karşılaştı. Çanakkale’ye Yahudi yerleşimi ise Edirne’nin Osmanlı başkenti olduğu 15. yüzyıla rastlar. Dolayısıyla bir miktar Avrupa kökenli Aşkenaz Yahudileri de şehre göç etmiş olabilir. 18. yüzyılda 500, 19. yüzyılın ortasında 600 Yahudi ailesi bulunmaktaydı. Kentte çıkan bütün yangınlar ve 1915’te bölgedeki tarihi savaş ve bombardımanlar, kentten göçlerin yaşanmasına neden oldu. 1926’dan evvel Çanakkale’deki Yahudi topluluğu zengin ailelerden oluşurdu. Göçler, ekonomik durumu ve nüfusu zayıflattı.1926’da kentte 120 esnaf ailesi bulunuyordu ve yardım kuruluşları sayesinde herhangi bir eksiklik duyulmuyordu. Hastalarla Bikur Holim kuruluşu ilgileniyordu ve o zamanlar Dardanel olarak anılan bu kentte bir sinagog, 120 öğrencisi olan bir okul ve bununla ilgilenen bir dernek mevcuttu. Birkaç yıl evvel vefat eden şair-yazar Berta Brudo’nun babası ve anneannemin kuzeni Dr. Bensusen Özgün Brudo Çanakkaleliydi ve yüzbaşı rütbesi ile Çanakkale Savaşı’na katılıp binlerce yaralıyı tedavi etmişti. Harbiye Nazırı Enver Paşa Çanakkale Savaşı’nda gösterdiği yararlılık nedeniyle kendisine madalya vermişti. 1940 yılında Çanakkale’de 250 Yahudi ailesi kalmıştı.

 1967 yılında geniş toplumu rencide eden ve Yahudi Cemaati’nin bir ileri geleni tarafından söylendiği iddia edilen asılsız bir söylenti  nedeniyle, Yahudi toplumuna fiziki saldırılar dâhil ciddi bir tepki yaşandı. Bundan sonra kentten ayrılan Yahudiler oldu; 1970’te kentte 300-400 Yahudi kalmıştı.

1993 ve 1994 yılı Cumhuriyet Bayramı’nda İstanbul Yahudi Cemaati’nden bir grup, 500 Yıl Parkı olarak düzenlenmekte olan eski Yahudi mezarlığını ziyaret etmiş; Çanakkale’nin eski sinagogunu açtırarak Şabat duasına katılmış ve resmi makamlarla görüşmüştü. İstanbul’a gerçekleşen göçler nedeniyle 1994 sonları itibarıyla Çanakkale’de 20 kadar Yahudi vatandaşı kalmıştı. O tarihten itibaren İstanbul’daki Çanakkaleliler ve arkadaşları, Albert Penso’nun önderliğinde Cumhuriyet Bayramı’nda her yıl sinagogu ziyaret ediyorlar. 2002 yılında Çanakkale Mekor Hayim Sinagogu’nda bazı onarımlar gerçekleşti. Çanakkale kökenli aileler arasında Benardete, Molinas, Penso, Reyna,Varon… sayılabilir.

Halen Çanakkale'de altı Yahudi kaldı. Bunlardan Fırıncı Sabetay Kohen, babasından kalan işini devam ettirmekte ve eşiyle beraber yaşamakta. Fırında daha önceleri matsa (hamursuz) üretilirdi ve 100 senelik bir mekândır. Ünlü bir ticaret adamı olan Salamon Haliyo da Çanakkale’de eşiyle yaşamakta.

Devam edecek…

KAYNAKÇALAR:

1- Osmanlı ve Türk Yahudileri: Yusuf Besalel

2- Trakya ve Anadolu’da Türk Yahudi Cemaatleri (Naim Güleryüz)

2013 Aralık Bursa Gezimiz’ broşürüne intikal eden notlar.

3- Selim Varon, Çanakkale’nin eski sakinlerinden

Fotoğraflar:

Anyos Munchos i Buenos

Ayşe Gürsan Salzmann, Laurence Salzmann Gözlem Gazetecilik Basın Yayın

Türkiye Sinagogları

Naim Güleryüz, İzzet Keribar Gözlem

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
6277