Batya Natan

Vayeleh

Teşuva’nın gücü : Teşuva’nın gücü – Tahel Şana Uvirhotea

Peraşamızda şöyle bir cümle vardır. “Ve onu birçok kötülük bulacak ve o gün Tanrı’m aramda olmadığı için bu kötülükler beni bulmuş değil midir? diyecek. Ve o gün yapmış olduğu bütün kötülükler yüzünden Yüzüm’ü tam olarak gizleyeceğim.” (Devarim 31/17-18)

Rambam’a göre suçun kabulü ve hatadan duyulan pişmanlık hala tam bir itiraf değildir ve Tanrı yüzünü gizlemeye devam eder. Bu süreçte halkın başına birtakım felaketler gelir. Burada gizlene Tanrısal merhamet değil ‘son kurtuluş’ dediğimiz geula’dır. Ancak Tanrı’nın halka olan davranışında gizli bir nokta, geula’ya yönelik bir ipucu da barınmaktadır.

Sefer Ahinuh’ya yer alan 363 numaralı mitsva yukarıdaki açıklamayı anlamamız için bizlere yardımcı olur. Bu mitsva aslında itiraf yani viduy mitsvasından başka bir şey değildir. Bu mitsvanın açıklamalarına baktığımız zaman viduy yapmanın yararlarını da görmüş oluruz.

Duyduğumuz pişmanlığı itiraf etmemiz bizlere başkası ile konuşma hissini uyandırır. Böylelikle kişi olarak Tanrı’nın varlığı ve her şeyi bildiği konusunda bilgilenir ve sorumluluk bilinci artar. Bu bilinç ne kadar fazla ise kişinin duyduğu pişmanlık o derece büyük olur.   Sözlü ifademiz bu süreci hem daha etkin hem de daha kalıcı bir şekle sokmamızı sağlar.

Teşuva yapan kişinin sözlü bir de taahhüdü gerekir. Rambam bu taahhüdün bir kez daha asla bu yanlışa dönülmeyeceğinin dile getirilmesi olduğunu Sefer Amada İlhot Teşuva’nın hemen ilk satırlarında ifade eder. Bu öylesine bir taahhüt olmalıdır ki kişinin kendisi bir yana Tanrı bile o kişinin bir kez daha o yanlışı yapmayacağına kani olmalıdır. Bu taahhüdün kelimelere dökülmesi ise durumu daha ciddi bir boyuta getirir.

Sözlü itirafın yani viduy yapmanın bir başka boyutunu da ‘sefer yereim’ açıklamaktadır. Kişi bu noktada Tanrı tarafından affedilmek için de yalvarmalıdır. Çünkü yapmış olduğu hatanın zararlarının bilincindedir ve bu zararların tamiri için gerekli çabayı göstermeye hazır olmalıdır. Bunun için de öncelikle affedilmesi gerekir. Bu istek Tanrı’ya sözlü olarak ifade edilince kişi bambaşka bir ruh halini yakalar ve teşuva konusunda önemli bir adım atar.

Teilim kitabının giriş yei ratson duasında Tanrı’dan bizleri bu dünyadan erken almaması konusunda dilekte bulunuruz. Bunun nedenini de ‘verdiğimiz zararı düzeltene kadar yaşamamıza izin ver’ şeklinde ifade ederiz. Öncelikle yaptığımız yanlışlarla kendi ruhumuza da zarar veririz. Prag’lı Maharal’a göre bu yanlışlar ruhumuzdaki tuma yani safsızlık tabakasının güçlenmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bunu bertaraf etmenin yolu tekrar kutsiyete dönmek ve Tanrı’ya yaklaşmak için çabalamaktır.

Kişi teşuva yaptığı zaman bir ‘dönüş’ yaşamaktadır. O Tanrı’dan uzaklaşmasına sebep olan engelleri yıkmakta, zayıflayan bağlantısını yeniden güçlendirmeye çalışmaktadır. Tanrı günah işledi diye bir insandan uzaklaşmaz. Tan tersine kişi bu günah ile Tanrı arasına engeller koyar. Teşuva yapınca da bunları ortadan kaldırmaya çalışır. Şir Aşirim’de yer alan “ani yeşena velibi er – ben uyuyorum ama kalbim uyanık” cümlesinde kalp aslında Tanrı’yı temsil etmektedir. Kişi uyusa da ‘kalbinden’ uzaklaşsa da Tanrı her zaman onun kalbinde bulunmaya devam edecektir.

İşte viduy kişinin günahını ‘sembolik’ olarak kendisinden uzaklaştırması demektir. Ruhunu engelleyen barikatları yıkmaya bununla başlar. Yani viduy başlı başına bir saflaştırma hareketidir.

Yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi uzaklaşan Tanrı değil bizleriz. Bu yüzden sadece pişmanlık duymak yazımızın başında sözünü ettiğimiz kötülüklerle karşılaşmaya engel değildir. İtiraf etmek Tanrı ile aramızdaki mesafeyi kimin koyduğunu açıkça ifade etmektir. Bu mesafeyi koyan bizleriz ve itiraf ile bunu açıklamaktayız. Viduy olmayan bir pişmanlık her zaman eksik kalacak ve başımıza gelebilecek olumsuzlukları engellemeyecektir.

Yeşayau’da yer alan “bana dön ki seni kurtarayım” cümlesi Teşuva ile Geula’nın birbirine çok yakın kavramlar olduğunu öğretmektedir. Tanrı bir kişiyi bıraktığında Sforno’ya göre kişi ümitsizliğe kapılır. Dönüş hareketini ilk yapanın Tanrı olmasını bekler. Ancak ilk hareketin yani ilk adımın insan tarafından gelmesi gerektiği açıktır.

Tanrı bizim O’nu bıraktığımız yerde bizleri beklemektedir. Tanrı’yı bulamamak ancak O’nu terk ettiğimiz zaman olabilir. Onun için Tanrı’ya yaklaşabilmek için günahlarımızın “itiraf” edilmesi çok önemlidir. Bu da Tanrı’ya yaklaşmayı aynı zamanda da Geula’yı yakınlaştıracaktır.

Kipur öncesinde bunun bilincine varabilmek gereklidir. Teşuva ve iyi davranışlar bizleri her zaman olumsuzluklardan koruyacaktır. 

GMAR HATİMA TOVA

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1577