Batya Natan

Vazyaduras Kon Okas -2 Ron ron makaron

Bir önceki bölümde “çarpmaya hazırlıklı olun” ikazı üzerinde çalışmıştık, simdi sıra deniz sefasında 

Uçak kalkmak üzere pistte tıngır mıngır ilerliyor,  yeniden ekrandaki çizgi filme gözüm takılıyor; şimdiki felaket senaryo şöyle (aslına bakacak olursanız, tüm bunları uçağın “en” emniyetli taşıt olduğunu belirtmek için anlatıyorlar) diyelim ki; uçak denize düşüyor. Kaptandan anons “Sayın yolcular; önümde bir sürü bulut var… Önümü görmem mümkün değil… (Ko pilotun telsiz anonsu arka fondan duyuluyor: tango çarli 3846 meydey - meydey) Okyanusun ortasında olduğumuza göre denize “mecburi iniş” yapacağız. Sakın haaa panik filan yapmayın, anons bitiminden - inene kadar ay-fonlarınızdan müzik dinlemeye devam edebilirsiniz… Telefon etmek isteyenler, çarpma ikaz uyarısından sonra telefon edebilirler. Bizi tercih ettiğiniz için ‘Repozo en gan eden’  havayolları adına ben kaptanınız “Selamet Hiçkonmaz” sizlere teşekkür eder, yolculuğunuzun kalan kısmının iyi geçmesini ve bundan sonraki uçuşlarımızda da birlikte olmayı dileriz...  (Ben tüm bunları seyrederken nedense(?)  aklıma Sapanca’daki ‘Porselen’ Otel geldi, hani güvenilmez ve kaza ihtimali çok daha yüksek olan arabayla gidilir, 2 saat mesafede, içinde ‘sıpa’sı olan,  ‘fin al patladiyar’ yemekli; maz de maraviya; ne dersin vazgeçip insek mi) 

Bitti mi? Bitmediiii! Karabasan çizgi filim devam ediyor; “Sevgili yolcularımız, koltuklarınızın altında can yelekleri var, havayolu şirketimiz siz sayın yolcularımızı düşünerek, sırf macera olsun diye denize insek ve piknik yapacağız. Siz uçağın burgular yaparak dönmesine ve burnunun tamamen aşağıya doğru dikilmesine aldırmayınız ancak havayı koklayan adamın bildirdiğine göre; okyanusta akıntı filan olur neme lazım siz koltuğunuzun altında bulunan can yeleklerinizi “tedbir amaçlı” giyiverin. Haa insanlık hali; olur ya, rengini beğenmez iseniz “kabin kru”ya seslenerek , “han-fendi, bunun laciverdi var mı, büstiyerimle uyum sağlamadı da veya enine çizgilisi şişman gösterdi boyuna olanı var mıydı?” diye isteklerinizi iletiniz. Çocuklar için ördekli ve cav cavlı can yelekleri kabin ekibimiz tarafından dağıtılacaktır.  Kabin ekibi?  Gelir… Gelir, birazdan… Hızlı inişin etkisi ile midesi bulanmıştır onların; “affedersiniz lovobadalar… Kabin kru wer ar yu?” 

Şüküüüür denize “indiiik”. Tekrar çizgi filmimizi hatırlayalım ne yapıyorduk? Uçağı terk etmeden can yeleklerini şişiriyorduk. Bunun hosteslerin bıkkın bir ifade ile uçmadan önce gösterdikleri üzere; alttaki ipi çekiyorduk şişiyordu, seninki şişmedi mi? Hah iste! Şimdi sen şiştin diye düşünmeyin, gösteriyi hatırlayalım; ne yapmıştı hostes hanım? Sağ ve soldaki borulardan üfler gibi yapmıştı…  Ama siz öyle hosteslerin yaptığı gibi bi karış uzaktan yalancıktan değil… Gerçekten üflemeniz laazım… Kon bueno yeleği giydiniz şişirdiniz, bitti mi? Bitmedi! İşte tam zamanı, yan koltuktaki yolcudan “sırtınıza” ve “tendir pleysıs”larınıza” “lan-kom protekşın krem” sürmesini rica etmeyi unutmayın. Çünkü birazdan Dizneyland bölümüne girecek ve açık havaya çıkılacak, güneş felan yakıverir omuzlarınızı…  Diyelim ki suya bir şekilde süzülerek, iniverdik, yaşasın!  Düşerken can yeleğimizi de taktık şimdi yerdeki ışıkları takip edip Eyurodizney’in su kaydırakları bölümüne geçiyoruz, aman sıra size geldiğinde topuklu ayakkabılarınızı çıkarıp parmak arası Hawaii tokyalarınızı giymenizi hatırlatmama gerek yok! Neden? Çünkü hepiniz filmi seyrettiniz gayet iyi öğrendiniz, “şarp objekts“ aut “tokya” in, mesela kalem varsa üzerinizde, barbinam, kaydırak patlar sıradakilerden bi güzel “dayak” yersiniz… Bir de bütün bu olanlardan sonra çok önemli bir konumuz daha var; kravatımız! Bunu çıkartıp, oturduğunuz koltuğa bırakalım, ıslanır ise boya bırakabilir, renkleri karışır, üzülürsünüz soonra, eveet sıra sizde kaydıraktan bir kere kayıp aşağı indiğinizde tekrar yukarı çıkma imkânı olmadığı için zevkini çıkartın. Herkes aşağı inince, yine çok fonksiyonlu can yeleklerinin bir marifeti olan omuz hizası ışıklarınızı yakıp 5 kişiyi asmayacak şekilde takım arkadaşlarınızı seçin. İlk oyun ron ron makaron, o dine ala mezon, fe sösi, fe söla, ön dö trua…  Yalnız oyunu oynarken öööle çok bağırmayın denizdeki “bir kısım hayvanatlara” yerimizi belli etmenin âlemi yok. Yem olmayalım “oşin sefasında” bu dahiyane oyun bittikten sonra karşınızdaki iki kişinin kollarının üzerinden “kaydırmaca” şeklindeki diğer bir zevkli oyun ile denizde geçireceğiniz zamanı eğlenceli kılmaya devam edebilirsiniz… Heeey sen oradaki, uçak kapısı üzerinde sörf yapan mutlu adam, geri gel süren doldu! 

Bir de karaya yapılan mecburi inişler var. Bunu da çizgi filmde söyle anlatırlar, gayet soğukkanlı ve mekanik bir ses ile “çarpmaya hazırlıklı olun ikazını duyduğunuzda”… Yahu arkadaş ben o ikazı duyarsam hiç bir şey yapamam ki zaten bi küçük “şema” ve arivederçi massmavi okyanus, altın sarısı kumlar vesaire vesaire… Yok efendim ayakkabıları çıkar, kravatı gevşet, yine aynı terane; “şarp objeks… Koltuğu ileri it kafanı dizlerinin üstüne koy …” Yok yaaa. Sıkıysa sen koy bu göbekle… Ben öööyle iki büklüm olursam zaten yolcuyum… Yahu siz benlen dalga mı geçiyorsunuz, adam gibi şeyler gösterin uçmadan önce… Adamın moralmanını bozuyorsunuz göz göre göre. Bir de çizgi filmde uyuyup kaçıranlar için önünüzdeki koltuğun arka cebinde kartlar var; bütünlemeye kalanlar oradan çalışıyorlar…  Şüphelendiğim bir şey var; kara inişleri; durumda pek ümitleri olmasa gerek ki bu konuda koltuğun altında pek malzeme yok. İnsan bir çizme koyar, bu çizmelerin nasıl bağlanacağını anlatır, “az şown bay de kru”  kazaklar, sin-kov, cibinlik seti, hafta sonu dergisi, davul zurna, bi ay-ped,  makrome mi yapıyorum hobi kitabı… Beklerken canımız sıkılmasın filan di mi ama nerdeee?  Düşüncesizlik valla. 

Bütün bunlara rağmen benim için sorun yok… Ben her zaman uçağın düşmeyen bölümünden bilet alıyorum, hangi şirket ile mi çalışıyorum… O da bende saklı kalsın, sonra o “özel” biletler kalmaz filan 

Size son bir lafım var; gerçekten! İçiniz ferah olsun, sorun edecek hiçbir şey yok, bugüne kadar hangi uçak havada kalmış? 

Sevgiyle kalın.

 

 

yazıyla ilgili birinci bölüm linktedir.

http://www.salom.com.tr/news/detail/20234-Vazyeduras-Kon-Okas--1.aspx


Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1117