Batya Natan

Aşk-ı Memnu’nun kitabı çıkmış

Biliyor musun, “Aşk-ı Memnu’nun kitabı çıkmış”, diyenlerin varlığından haberdar değildim;

ta ki bir arkadaş toplantısında bunu tesadüfen duyup kulaklarıma inanamayıncaya kadar...

Böyle dünyadan habersiz yaşayanlara, içimden şunu sormak geldi:

“Kardeşim,  her perşembe akşamı işi gücü bırakıp, bütün randevuları dizi saatine göre ayarlayıp ekran başına koştuğunuzda Bihter’in hangi mağazadan giyindiğine, Adnan Bey’le hangi restoranda yemek yediğine, hangi parfümü sürdüğüne dikkat ediyordunuz da haftanın neredeyse her günü dönen jenerikteki, “Halid Ziya Uşaklıgil’in eserinden Aşk-ı Memnu”, sözünü hiç mi duymadınız? Bu kadar güzel senaryolaştırılabilmiş bir romanın yalnızca roman olmadığını; her çağa, her zamana hitap edebilecek güçte sapasağlam bir edebi eser olduğunu hiç mi fark edemediniz? Siz hiç mi edebiyat dersi almadınız? Hiç mi Türk yazar adı duymadınız?

Ne kadar acı ve ne kadar şaşırtıcı bir gerçek!

Oysa; 1899-1900 tarihleri arasında Servet-i Fünun Dergisi’nde tefrika edilen roman, dönemin şaheseri sayılır. Halid Ziya’nın en olgun eseri olarak kabul edilir. Kahramanlarının karşılaştırması, edebiyat dünyasında çok önemli ve çok ayrı bir yere sahiptir. Edebiyat fakültelerinde sınav sorusudur, psikolojinin konusudur. Roman o kadar başarılı bir üslup ve teknikle yazılmıştır ki bugün başarılı senaristlerin elinde yeniden doğmuştur.

Diziden sonra yapılan anketlerde seyircinin yüzde altmış beşi Bihter’e üzülmüş, geri kalanlar sırasıyla Adnan Bey’e, Nihal’e, Behlül’e ve hatta Firdevs Hanım’a... İzleyicilerde bir şaşkınlık ki sormayın gitsin! Efendim, eşini aldatan, duygularına ve ihtiraslarına yenik düşen, ikiyüzlü tavırlarıyla herkesi kandıran bir kadına niye acınmıştır ki bu kadar? Ya da Adnan Bey’e? Hele o sahtekar Behlül’e? Bir de o mızıkçı Nihal’e?...

Çünkü Halid Ziya bu romanı önce Bihter için yazmıştır.

Çünkü Bihter, babasının ölümünün acısından hiçbir zaman kurtulamamış, annesinin hafif meşrepliğinin gölgesinden bir türlü sıyrılamamış, kalbindeki sevgiyi verecek kimsesi olmamış, kendi dünyasının içinde sarıp sarmalanmayı bekleyen zavallı küçük bir kız çocuğudur adeta. Hayattan beklentileri büyüktür, gözü yükseklerdedir; ama en büyük isteği sevilmektir. Adnan Bey, onun sığındığı limandır; ama asla aşkın adı değildir. Behlül’e ise âşık olur, onu o kadar çok sever ki sonunda ölümü bile göze alır. Kendini öldürmesinin sebebi hayattan kaçma isteği değildir, yenilmişliğini kabul edemeyişindendir.

Hanımlar, Bihter’e üzüldünüz; çünkü diziyi izlerken neredeyse hepiniz kendinizi onun yerine koydunuz. Neredeyse hepiniz onda kendinizden bir şeyler buldunuz. Ona niye kızıyorsunuz? Onu niye sevmemekte direniyorsunuz? Memnu; yani yasak bir aşk yaşadığı için mi? Düşünün bakalım, bunda başka bir kişinin de yok mu kabahati?

Adnan, tüm başarısı, zenginliği, olgunluğunun yanında içinde fırtınalar kopan eşini anlamaktan aciz bir adamdı. Bunun için acıdınız ona. Bir yandan da onu çok sevdiniz, kandırılmaya müsait tarafı kadınlık gururunuzu okşadı çünkü.

Nihal’e bozuldunuz; çünkü hiçbiriniz onun kadar şımaramadınız babanıza. İstediğiniz onun kadar çabuk gelmedi ayağınıza ve onun kadar direkten dönemdi şansınız, paçayı kurtaramadınız, köşeyi acı da olsa onun kadar hızlı dönemediniz. 

Behlül’e gelince... Hepinizin şaka maka bir Behlül’ü vardı, tarihin tozlu yapraklarında yerini bulmuş... Sevdiğinin mezarı başında bile ona sevdiğini söylemekten aciz, korkak, kaçak bir Behlül...

İşte ona hakikaten acıdınız.

Bu kadar yenik kalmasına, sevdiğine bir adım ileri iki adım geri durmasına, hayatı avuçlarının içine bir alıp bir bırakmasına her seferinde bir daha şaşırdınız.

Siz de son bölümde Bihter gibi onu bıraktınız. Bu sebeple Bihter’e acıdınız. Çünkü siz her şeye rağmen hayattaydınız.

Yüz on yıl önce yazarın kaleminden dökülen bu kahramanlar, her zaman hayatın her yerinde var olacaklar.

Ama kabul edin hepiniz Bihter’i yine de sevdiniz hanımlar.

Tüm yasaklığına rağmen aşkını kahramanca yaşadığı, sonuna kadar arkasında durduğu için...

Ve romanı sevdiniz...

Hepinizin içinde az buçuk bir Bihter, biraz Nihal, bazen de biraz Peyker olduğu için.

Halid Ziya’nın başarılı romancılığından kaynaklanan bu etkileşimin sonucunda yeni bir kitap yazıldığını zannedenlereyse biz şaşıralım isterseniz...

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
1238