9 Temmuz 2020 Perşembe 08:28

Web´den seçmeler

Esasında İsrail’in son seçimi küresel siyasette yükselen yeni bir politik dalganın ön habercisi olarak görülebilir. Bibi’nin siyasette kalma arzusu, son seçimde aldığı sınırdaki oy potansiyeli ve koalisyon hükümeti kurması önemli bir kazanım olarak görülebilir. Fakat Bibi’nin uzayan liderliği ve bununla ilişkili olarak Bibici ekibe dahil olamayan elitlerin rahatsızlığı parti siyasetinden ziyade kanatlar arası yarışa sebep olması nedeniyle Likud’u kurumsal olarak zayıflatıyor. İsrail’de kurulan yeni koalisyon hükümeti açıkçası yeni koalisyonları da beraberinde getireceğe benziyor. GÖKHAN ÇINKARA – www.aa.com.tr

İzak BARON Diğer 2318 görüntüleme
3 Haziran 2020 Çarşamba
  • İSRAİL’DE ZAYIFLAYAN SOL SİYASET YERİNİ MERKEZE BIRAKIRKEN, SOL SİYASETTEKİ PROFESYONEL POLİTİKACILARIN SEÇİM BAŞARISIZLIKLARI MERKEZ SİYASETTEKİ DENEYİMLİ TEKNOKRATLARA ALAN AÇIYOR

Mavi Beyaz İttifakı, İsrail’i her şeyin ötesinde kurguladığını ve onun gündelik siyasetin anlamını aşan bir gerçeklik olduğunu seçim boyunca vurguladı. Esasında bu söylemin, Mavi Beyaz İttifakına bir yandan ideolojik kamplaşmaların hâkim olduğu İsrail siyasetinde pragmatik bir hatta ilerlemesine yardımcı olduğu da söylenebilir. İsrail’de tekrarlanan seçimlerden yorulmuş ama aynı zamanda mevcut siyaset sahnesinin çeşitlenmesini arzu eden İsrailliler için Mavi Beyaz İttifakı en gerçekçi siyasi aktör olarak öne çıkıyor. Bu açıdan bakınca Bibi Netanyahu’nun Likud merkezli hükümet koalisyonlarında dindar sosyalliğin temsilcilerine, yerleşimci ve milliyetçi ekole ve onların elitlerine yer vermesi daha da ötesinde bu kesimlerin siyasi ve toplumsal taleplerini siyaset mekanizmasıyla görünür kılması İsrail’de parçalı muhalefetin konsolidasyonunu sağladı. Mavi Beyaz İttifakı’nın bu nedenle belirli bir siyasal ideolojisi olmayan ama net bir gündemi olan siyasi bir platform olduğu söylenebilir.

İsrail’de Bibi-Gantz koalisyonuyla iç siyasetin seküler, liberal ve orta-sınıfların kozmopolit taleplerinin yankı bulacağını düşünmek mümkün. İç siyasette seküler toplumsallığın jeopolitik uzantıları (belki de hamileri) olarak, ABD Yahudi Cemaatinden siyasi ve toplumsal taleplerine güçlü ve yaygın destek aldıkları görülüyor. ABD Yahudi Cemaatinin ezici bir çoğunluğunun liberal ve kozmopolit değerleri öncelediği düşünülürse koalisyonun diğer ortağı Gantz’ın işi epey kolaylaşacak. Gantz’ın siyasi portresi ve pratik adımları geniş bir küresel ağda kişisel çabalarını aşacak ölçüde yer bulabilir. Gantz’ın bu desteği sürdürebilir kılması ise İsrail’de liberal kampı hayal kırıklığına uğratmamasına ve Amerikan Diaspora Yahudilerinin jeopolitik taleplerine uygun politikaları Bibi’ye kabul ettirebilmesine bağlı. Bugünlerde sıkça tartışılan konu, İsrail’in Donald Trump yönetiminin de desteğiyle Ürdün Vadisi’ni tek taraflı olarak ilhak etmesi. Amerikan Yahudi Cemaati ise bunun şu an için gereksiz bir adım olacağını düşünüyor. Hem İsrail’in kurucu değerlerini çiğnemesi hem de uluslararası hukukta uzun vadeli bakıldığında İsrail’in manevralarını daraltacağı düşüncesi bu çevrelerde hâkim.

(...) Gantz’ın Netanyahu’nun şahin politikalarına temkinli yaklaşacağı ve hatta bunları engelleyeceği ön kabulünden hareket edilirse, Orta Doğu’da İsrail’in yeni bir diplomatik müzakere sürecini hızlandıracağı söylenebilir. Gantz’ın İsrail’in güvenlik bürokrasisine hakimiyeti, İsrail siyasetindeki popülerliği ve dış küresel aktörlerden alacağı destek düşünüldüğünde ülkenin yeni yükselen politik figürü olacağı söylenebilir. Bu ise gün geçtikçe Likud içerisinde Bibiciler ve Bibi karşıtları kamplaşmasını yoğunlaştıracaktır. İsrail sağında Gantz’ın yükselişine bağlı olarak orta vadede bir gerilemeden bahsetmenin erken ama gerçekçi olacağı düşünülebilir. İsrail’de zayıflayan sol siyaset yerini merkeze bırakırken, sol siyasetteki profesyonel politikacıların seçim başarısızlıkları merkez siyasetteki deneyimli teknokratlara alan açıyor.

Esasında İsrail’in son seçimi küresel siyasette yükselen yeni bir politik dalganın ön habercisi olarak görülebilir. Bibi’nin siyasette kalma arzusu, son seçimde aldığı sınırdaki oy potansiyeli ve koalisyon hükümeti kurması önemli bir kazanım olarak görülebilir. Fakat Bibi’nin uzayan liderliği ve bununla ilişkili olarak Bibici ekibe dahil olamayan elitlerin rahatsızlığı parti siyasetinden ziyade kanatlar arası yarışa sebep olması nedeniyle Likud’u kurumsal olarak zayıflatıyor. İsrail’de kurulan yeni koalisyon hükümeti açıkçası yeni koalisyonları da beraberinde getireceğe benziyor.

GÖKHAN ÇINKARA

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/israil-de-koalisyon-hukumeti-kurulmasinin-dusundurdukleri/1854805

 

  • İSRAİL İLE NORMALLEŞME, DOĞU AKDENİZ’DE TÜRKİYE’NİN KENDİSİNİ KUŞATMA GİRİŞİMİ OLARAK ALGILADIĞI HİZALANMAYI BELLİ ÖLÇÜDE ZAYIFLATMANIN, HATTA UZUN VADEDE BÖLGE ÜLKELERİYLE İLİŞKİLERİ ONARMANIN ÖNÜNÜ DE AÇABİLİR

Geçmişten günümüze dek, Türkiye’nin İsrail ile kurduğu bağların batıyla ve özelde ABD ile ilişkilerde çıpa görevi gördüğünden hareketle, iki ülke arasında olası bir diplomatik normalleşme yine bu çerçevede değerlendirilebilir. Salgının yol açtığı ekonomik zorluklarla mücadele eden Ankara’nın, döviz likiditesi sağlamak amacıyla yaptığı swap görüşmeleri, Rusya’dan satın alınan S-400 hava savunma sisteminin aktive edilmesinin erteleme kararı ile birlikte düşünüldüğünde İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi hem ABD’nin desteğini kazanacağı hem de Kongre’ye hakim Türkiye aleyhtarı algıyı değiştirmeye yarayacak bir hamle, bir nevi stratejik eksen ayarı olarak okunabilir.

Mavi Marmara’dan bu yana, İsrail’in Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile geliştirdiği askeri ve ekonomik iş birliğinin, Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarının keşfedilmesiyle birlikte, Mısır’ı da aralarına alacak şekilde genişlediği ve stratejik ortaklığa dönüştüğü herkesçe malum. İsrail ile normalleşme, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin kendisini kuşatma girişimi olarak algıladığı hizalanmayı belli ölçüde zayıflatmanın, hatta uzun vadede bölge ülkeleriyle ilişkileri onarmanın önünü de açabilir.

Son olarak, Türkiye-İsrail arasında bağların onarılması, 2010’dan bu yana Akdeniz sahillerinden ayağını kesen İsrailli turistleri yeniden ülkeye çekme potansiyeli barındırıyor. Salgından en çok etkilenen sektörlerden biri, kuşkusuz ki turizm. Türkiye’nin gayri safi milli hasılasının yaklaşık yüzde 4’ünü turizm gelirleri oluşturuyor. Koronavirüs salgını sebebiyle uçak seferleri durduruluncaya dek, Tel Aviv-İstanbul arası günde 15’ten fazla uçuş yapılmaktaydı. Ancak araştırmalar, İstanbul’un daha çok aktarma destinasyonu olarak tercih edildiğini, Türkiye’de tatil için kalanların büyük bölümünün İsrailli Arap turistler olduğunu gösteriyor. Salgın sonrası normal hayat dönme hazırlıkları içindeki İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Karadağ ve Avusturya’yı içine alacak şekilde güvenli seyahat koridoru oluşturma kararı aldı bile. Buna göre Temmuz başından itibaren İsrail’den bu ülkelere karantinasız uçuşlar başlayacak. Ancak Türkiye’nin bu listeye eklenmesi mevcut koşullarda olası görünmüyor.

İsrail Başbakanı Netanyahu, 1 Temmuz itibariyle ilhak konusunun kabinede görüşülmeye başlanacağını duyurdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, “Kudüs’ün Müslümanların kırmızı çizgisi olduğunu” ve “ilhaka müsaade etmeyeceklerini” söyledi. Şayet İsrail’deki yeni hükümet, ülkelerin salgınla mücadele derdine düştükleri bu dönemi fırsat bilip ilhakla ilgili harekete geçerse, bölgede yeni bir istikrarsızlık dalgasını konuşuyor olacağız. Böylesi belirsiz ortamda, Türkiye-İsrail arasında diplomatik temsilin yeniden yükseltilmesi, olası bir kriz durumunda büyükelçilerin gönderildiği gibi geri çağrılmasına yol açabilir. Bu sebeple, iki ülke arasında olumlu gündem yaratan gelişmeleri temkinli bir iyimserlikle karşılayıp, tarafların nabız yoklaması olarak yorumlamak daha yerinde olacaktır; tabii atıl kalan iş birliği potansiyelini hatırda tutmak kaydıyla…

SELİN NASİ

http://gpotcenter.org/opinion-selin-nasi-turkiye-israil-iliskileri-yeni-bir-yumusama-donemine-mi-giriyor

 

  • İSRAİL'İN EN ESKİ VE ETKİLİ GAZETELERİNDEN HAARETZ, İSRAİL'İN DOĞU AKDENİZ'DE HAYAL ETTİĞİ 'GAZ PARTİSİNİN' BAŞLAMADAN BİTMİŞ OLABİLECEĞİNİ YAZDI

İsrail'in en eski ve etkili gazetelerinden Haaretz, İsrail'in Doğu Akdeniz'de hayal ettiği 'gaz partisinin' başlamadan bitmiş olabileceğini yazdı.

David Rosenberg imzası ile İbranice 'vatan' anlamına gelen gazetede yer alan makaleye göre, yeni 'Basra Körfezi' olma yolunda hızla ilerleyen Doğu Akdeniz'in bu umutlarının daha Korona salgını baş göstermeden, doğal gaz fiyatlarında yaşanan çöküş ve ardından salgın ile birlikte hayal kırıklığına girdiği kaydediliyor.

Makalede, Türkiye'nin katılmayı reddettiği, İsrail, Mısır, Filistin, Kıbrıs, Yunanistan, İtalya ve Ürdün ile birlikte ender görülen bir birliktelikle kurulan 'Doğu Akdeniz Gaz Formunun' yanı sıra, East-Med boru hattı planları gibi dev projelerle büyük bir hareketlilik olan bölgede şu an için geriye kalan tek aktivitenin Türkiye'nin ısrarla sürdürdüğü 'ekonomik akıldan uzak' çalışmaları olduğu vurgulanıyor.

Bu çöküşün sanılanın aksine, Koronavirüs salgınının ortaya çıkardığı olumsuzluklar ve Exxon, Eni ve Total gibi dev şirketlerin bölgedeki faaliyetlerini en az bir yıl ertelemesi ile değil, Ocak ayında 2005 yılından beri en düşük seviyeye gerileyen doğal gaz fiyatının (3.5 avro/megawatt-saat) etkili olduğunun yazıldığı makalede, bu fiyatın aynen geçen ay Amerika'da sıfırın altına düşen petrol fiyatları gibi önümüzdeki günlerde sıfırın altına düşebileceğinin ön görüldüğü belirtiliyor.

Öte yandan Rosenberg'in makalesinde sıraladığı sorunlar sadece gaz fiyatı ve Koronavirüs salgını da değil. Buna göre, sadece bölgenin değil dünyanın da en büyük doğal gaz üreticisi olan Katar'ın, üretimin durdurulması kolay olmadığı için çıkarmaya devam ettiği ama satamadığından bir yerlere rezerv etmek zorunda olduğu gazı Temmuz ayı başından itibaren koyacak yeri kalmadığı kritik bir şekilde vurgulanıyor.

Yıl başından itibaren çıkardığı gazı Mısır'a aktarmaya başlayan İsrail'in de benzer sorunla baş başa kaldığının altının çizildiği makalede, bunun Mart ayından itibaren gaz ihracını durdurmak zorunda kalan Mısır'la birlikte büyük sıkıntılara girdiği kaydediliyor. Orada da aynen Katar'daki gibi gazı koyacak yer sıkıntısı yaşanmaktadır.

(...) Gaz konusunda 'komşuda pişsin, bize de düşsün' şeklinde çaresiz bir şekilde bekleyen, Kıbrıs sorunu çözülmediği için pek de esamemizin okunmayan biz Kıbrıslı Türkler için de durum pek parlak değildir.

Dolayısıyla Doğu Akdeniz'de kartların yeniden dağıtılması gündemde demek mümkündür.

Son günlerde çeşiti siyasi kulislerde dillendirilen İsrail-Türkiye yakınlaşması, 10 yılın ardından ilk kez bir İsrail kargo şirketinin İstanbul seferlerine başlaması dikkat çekici bir gelişmedir. Bu olur mu bilemeyiz ancak aynı türden bir başka söylenti, Mısır ile Türkiye arasında olabileceği söylenen yakınlaşmadır.

Tabii bu türden tehlikeli yakınlaşmaların ne gibi sonuçları olabileceğini, işin nasıl cereyan edeceğini şimdiden kestirmek güçtür.

Sonucunda, Kıbrıs sorununun son 10 yılına damga vuran doğal gaz meselesinin geleceği, gerek fosil yakıtlara karşı dünyada başlayan burun kıvırma, gerek fiyat krizi gerekse de ne zaman biteceği belli olmayan Korona salgını sebebiyle pek parlak değildir.

Bu da Kıbrıs sorununun çözülme ihtimallerini azaltmaktadır.

ULAŞ BARIŞ

https://www.kibrispostasi.com/c1-KIBRIS_POSTASI_GAZETESI/j227/a36155-israil-icin-parti-bittiyse-hepimiz-icin-bitti-demektir

 

  • 49 GÜN BOYUNCA BEKLENEN BU İLAHİ GÜN, FESTİVAL, DÜĞÜN YAHUDİ KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZ İÇİN NE KADAR KUTSALSA, BİZLER İÇİN DE O KADAR KUTSAL OLMALIDIR

Ülkemizde birlikte yaşama yasalarla belirlenmiştir. Aynı toprak üzerinde yaşayan vatandaşlar da müttefiktirler. Çünkü ortak yasalar (kurallar) yani kamu hukuku herkesi bağlar. Bunun içinde Hristiyanlar da vardır, Yahudiler de. 

Buna zarar verildiğine şahit olduk, hem de kaç kere. En son acı olay da Kuzguncuk’tan geldi. Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi’nin kapısındaki haç söküldü. Bu iğrenç saldırıyı yapan kişi de kameralara aldırmadı. 

Neden?

Sebebi yukarıda bahsettiğim konu: ‘Irkçı söylemlerle Medine Dönemi’ni unutan ve Medine Vesikasını akıllarına bile getirmeyen Müslümanlar ve Muhafazakarlar, milliyetçi selamıyla birbirlerini kutsadıkları için…’

Dün Yahudi kökenli vatandaşlarımız için önemli bir bayram başladı: Şavuot. Bütün Yahudi kökenli vatandaşlarımızın bu vesileyle bayramlarını tebrik ediyorum. 

Tora’ya itaat edeceklerine ve Tanrı’dan başka bir güce itibar etmeyeceklerine söz verenlerin bu dini günlerinde/bayramlarında kendilerini rahat, huzurlu ve güven içinde hissetmeleri Medine Sözleşmesi’nde olduğu gibi garanti altında olmalıdır. 

49 gün boyunca beklenen bu ilahi gün, festival, düğün Yahudi kökenli vatandaşlarımız için ne kadar kutsalsa, bizler için de o kadar kutsal olmalıdır. 

Neden mi? 

Çünkü Tora, insani ve ilahinin kaynaşarak bütün olduğu, ‘bir’leştiği yerdir. Aynı şekilde Kuran da insani ve ilahi olanın birleştiği bir bütünlüktür. 

İşin aslı Medine Sözleşmesi’nde olduğu gibi ‘birlikte yaşamak’tır.

SİNAN ESKİCİOĞLU

https://www.ocakmedya.com/isin-asli-kiliseden-hac-sokulen-beldede-savuotun-kutlanmasi/

 

Netten okumalar

 

  • FOTOĞRAFIN PERDE ARKASINI BİR DE BÖYLE OKUYUN... ERDOĞAN BU KEZ NEDEN "EYY NETANYAHU" DEMEDİ – RAFAEL SADİ

https://odatv4.com/o-fotografin-perde-arkasini-bir-de-boyle-okuyun...-erdogan-bu-kez-neden-eyy-netanyahu-demedi-26052056.html

 

  • TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİNDE “ONE MİNUTE” ARASI BİTTİ Mİ? SELİN NASİ İLE SÖYLEŞİ -IŞIN ELİÇİN

https://medyascope.tv/2020/05/26/turkiye-israil-iliskilerinde-one-minute-arasi-bitti-mi-selin-nasi-ile-soylesi/

 

  • OSMANLI’DA YAHUDİ KİRA KADINLAR: ESPERANZA MALCHİ - ALİHAN BABAOĞLU

https://www.tesadernegi.org/osmanlida-yahudi-kira-kadinlar-esperanza-malchi.html?f84807&f84807

 

  • BİR ACEMİ YOLCU İSRAİL, PETAH TİKVA'DA / TRAVEL PETAH TİKVA, ISRAEL WİTH B. A. Y.

https://www.youtube.com/watch?v=FZxgdR3G1p0

 

  • ŞAVUOT, CHEESECAKE BAYRAMI MI YOKSA SÜTLAÇ BAYRAMI MI - RAFAEL SADİ

https://odatv4.com/yazar/rafael-sadi/savuot-cheesecake-bayrami-mi-yoksa-sutlac-bayrami-mi-31052029.html

 

  • MAVİ MARMARA SALDIRISININ 10. YILI: İSRAİL’LE BAŞKA BİR DİPLOMASİ YÜRÜTMEK HALA MÜMKÜN MÜ? - ELİF SUDAGEZER

https://tr.sputniknews.com/columnists/202005311042155412-mavi-marmara-saldirisinin-10-yili-israille-baska-bir-diplomasi-yurutmek-hala-mumkun-mu/

 

  • TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİNDE “ONE MİNUTE” ARASI BİTTİ Mİ? SELİN NASİ İLE SÖYLEŞİ – IŞIN ELİÇİN

https://medyascope.tv/2020/05/26/turkiye-israil-iliskilerinde-one-minute-arasi-bitti-mi-selin-nasi-ile-soylesi/

 

  • FELAKET ZAMANLARINDA YAŞAMAK – NİLGÜN CERRAHOĞLU

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/nilgun-cerrahoglu/felaket-zamanlarinda-yasamak-1742114

 

  • YÜZ BİNLERCE İNSANI ÖLÜME GÖNDEREN HİTLER'İN ADAMININ EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ NEYDİ... KÖTÜLÜK NEDEN SIRADANDIR – KAYAHAN UĞUR

https://odatv4.com/kotuluk-neden-siradandir-31052032.html

 

Takılan tweetler

 

İsrail Türkiye'de@IsraelinTurkey

En popüler #Shavuot geleneklerinden birisi de "Cheesecake"ler. 🍰

Maslahatgüzarımızın eşi Nitza hem #Şavuot geleneklerini anlattı, hem de yaptığı cheesecake ile meydan okuyarak bir #cheesecake yarışması başlattı.

#Şavuot Bayramı #cheesecake yarışmamıza katılmak için kendi yaptığınız cheesecak🍰ile bir fotoğraf📸 çekip @israelinturkey hesaplarını etiketleyerek Facebook, Instagram veya Twitter sosyal medya hesaplarınızdan birinde paylaşmanız yeterli! #Shavuot #Shavuot2020

 

https://twitter.com/IsraelinTurkey/status/1266402152454520832

 

Gökhan Çınkara@gcinkara

Amerikan İç İstihbarat Servisi (FBI)'ın o zamanki başkanı John Edgar Hoover'ın direktifleriyle hazırlanan bu rapor Komünizm ve Yahudi Halkı arasındaki ilişkiyi/sizliği irdeliyor.

O dönem ABD'de yoğun şekilde Yahudilik ve Sol siyaseti birleştirme çabaları bazı mahfillerce dikte ediliyor, yoğun anti-semitist propagandaya dönüşen söylemlere varıyordu. İçindekiler kısmına bakmanız önemlidir.

 

https://twitter.com/gcinkara/status/1265024928237195270

 

Yeşen Dursun@YesenDursun

Leon Bey´in hikayesi de ilginc. Istanbul´dan Almanya´ya göcen bir Sefarad Yahudisi. Naziler basa geldiginde kacmak zorunda kaliyor ve sonunda ABD´ye ulasiyor. Berlin´deki isyerinde arka tarafta bir asker fotografi gözüküyor! Torunu da Brooklyn´de yasiyormus! @Istanbultelaviv

 

Leon Bey´in Berlin´deki dükkani da muhtesem (1930 civari). Kendini hep Türk olarak görmüs.

 

https://twitter.com/YesenDursun/status/1267119217456930817

 

Yeşen Dursun@YesenDursun

Cok ilginc. Berlin’e gitmis baska Sefarad Yahudi aileleri de varmis. Dernek bile kurmuslar. Türk kimliklerini de muhafaza etmisler.

 

https://twitter.com/YesenDursun/status/1267129025476075524

 

Tarihten Yansımalar@tarihilmi

İngiltere Queen Mary Üniversitesi Kampüsü içinde yer alan Sefarad Yahudilerine ait bir mezarlık.

 

https://twitter.com/tarihilmi/status/1267087467615838208

 

Stanwell 🛡@__STANWElLL____

Bugün akşam ki portrem; Dario Moreno... Sözlerini Fecri Ebcioğlu'nun yazdığı “Deniz ve Mehtap” şarkısını bilirsiniz. Hah, işte o güzel “sofra şarkısı”nı bence Tanju Okan kadar güzel seslendiren bülbüldür, Dario. Orijinal plak kaydını buraya koyuyorum https://youtu.be/Q6WlhJtiz78

...

Ve zamanla gözü açılan Dario, ayak işlerini görmek üzere İzmir’in ünlü avukatlarından Nuri Fettah’ın Kardıçalı İş Hanı’ndaki yazıhanesinde çalışmaya başlar. Kendini yetiştirir ve kâtipliğe yükselir.Geceleri kütüphanede Fransızca çalışan Dario kısa süre içerisinde bu dili öğrenir.

 

https://twitter.com/__STANWElLL____/status/1264955752638226433

 

Mecra@Mecra

Tam 59 yıl önce bugün... 

1 Haziran 1961'de, Mossad tarafından Arjantin'de yakalanarak İsrail'e getirilen eski Nazi subayı Adolf Eichmann idam edildi. 

Yahudi siyaset bilimci Hannah Arendt, duruşma sürecini "Eichmann Kudüs'te" (Kötülüğün Sıradanlığı) adıyla kitaplaştırdı.

 

https://twitter.com/Mecra/status/1267428458587660293

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR