29 Mayıs 2020 Cuma 12:04

Psikiyatri ile insanın ruhunu anlamak ve insan aşkı

‘İstanbullu Gelin’ dizisiyle Türk televizyonlarında olduğu kadar İsrail televizyonlarında da fırtınalar koparan ünlü yazar, psikiyatr Dr. Gülseren Budayıcıoğlu ile, önümüzdeki günlerde yayınlanmaya başlayacak yeni dizisi öncesinde konuştuk.

Elda SASUN Söyleşi 4894 görüntüleme
25 Aralık 2019 Çarşamba

Psikiyatr, psikiyatri merkezi kurucusu, ünlü yazar Dr. Gülseren Budayıcıoğlu insana yönelik bilgi ve sevgisiyle yüz binlerce kişiye yardım etmeye çalışıyor. Budayıcıoğlu üç yıla yakın bir süre, ‘İstanbullu Gelin’ dizisiyle seyircilerde adeta bağımlılık yaptı. Kendisiyle sıcacık bir atmosferle, içeri girenleri kucaklayan mekânında, insanların duygularını, yaşam hikâyelerinin bilinen ve bilinmeyen yönlerini, İstanbullu Gelin’in kahramanları Faruk ve Süreyya’nın yansıttıklarını, kişiliğinin derinliğini konuştuk.

İstanbullu Gelin dizisindeki psikiyatri seanslarındaki eğitici konuşmalar büyük ilgi ve hayranlıkla izlendi. Bu metinlerin hepsini siz mi yazdınız?

Evet, Âdem diziye sonradan eklediğimiz bir karakterdi; onun psikiyatrı ile olan sahnelerindeki metinleri ben yazdım.

İstanbullu Gelin, İsrail’de rekor kırarak izlenmeye devam ediyor; her evde konuşuluyor. Kitabınız İbraniceye tercüme edildi. Kadınların tümü de Faruk karakterine hayran. Faruk rolünü ideal eş modeline göre mi yönlendirdiniz?

Evet, Faruk kadınların hayalindeki erkek. Bu yönde çok bilinçli davrandığımı söyleyemem. Diziyi ‘Hayata Dön’ adlı kitabımdan, oradaki hikâyeyi anlatmak üzere yola çıktık. Dizi çekimine başlayınca bir de baktık ki bu hikâye çok karanlık ve acıklı. İnsanları bu kadar üzmeyelim dedik. Oradaki karakterleri aldık ve onların üzerinden yeni bir hikâye kurduk. Aşk insanlarda hiç eskimeyen bir duygu olduğu için bu dizi de bir aşk hikâyesi olsun istedik. Süreyya kitapta da iyi bir kız karakteri. Esma Sultan’ın evine gelin geldiğinde her eşten beklemeyeceğimiz bir uyumla, evin ağır kurallarına uydu. Evin kurallarını sevgiyle değiştirmeye çalışan bir karakter Süreyya. Sevgi neredeyse her derdin devasıdır. Süreyya’nın eve getirdiği sevgi Esma Sultan’ı tedavi etti ve ailede önemli değişimlere yol verdi. Kadınlar genelde eşlerini, kayınvalidelerini hep şikâyet eder. Biz en çok bu örneği göstermek ve bunun üzerinde durmayı istedik. Kocasının üzerinden değişiklik yapmak yerine, bu işe kocasının arkasına gizlenmeden, bu işe kendi başına soyunan ve bunu kendi adına yapan bir eş göstermek istedik. Kocayı karıştırmayınca onun taraf tutmasına gerek kalmıyor zira bu şekilde bir tek kendi tarafımızda oluyoruz. Böyle bir eşe Faruk ne desin? Faruk doğal olarak iyi bir eş haline geldi çünkü karısı bu anlamda onun adına da savaştı. Kocası Süreyya’yı başında taşıdı. Aile, Süreyya sayesinde hiç beklenmeyen, umulmadık bir yere geldi. Faruk muhteşem bir koca ama Süreyya da muhteşem bir eş. Aslında ideal eş Süreyya, Faruk ona eşlik etti.

Kitaplarınızda, diziler sayesinde ve medyada paylaştıklarınız dışında size hiç sorulmamış ancak sorulmasını istediğiniz, anlatmak istediğiniz bir konu var mı?

Genelde bana sorular sorulduğunda, sorulmayan konularda değinmeye çalışır, onları da cevaplandırırım. İnsana büyük bir hayranlık duyarım, hedefim hep insan oldu. Bunun yanı sıra inançlı biriyim, ayrıca bilime de merakım var. İnançlı olmak insana olan hayranlığımı daha da arttırdı. Bilimle yola çıkıp Allah’a vardım. Başucumda fizik, kozmoloji, astrofizik, sosyoloji antropoloji, din tarihi konularını kapsayan kitaplar yığılıdır. Dünyanın kuruluşu, ilk canlı, ilk insan, Darwin, tek hücreyle başlayan ve bugüne kadar geldiğimiz insanlık yolu hakkında okumayı çok seviyorum. Bunları okudukça insana da hayranlığım artıyor. İnsanlık bazen bir insan, bazen başka insanların omuzlarında nerelerden bugüne gelmiş. Kendi ömür yolculuğumda çok değişik ve yeni şeyler hayatımıza katıldı. Bunların içinde telefon, buzdolabı, teybi sayabiliriz. Bugün aynı ben, bütün bu yenilikleri yaşıyorum ve inanıyorum ki tüm bu yeniliklerin yaratılması için gereken hammadde bu dünyada hep varmış. Hepsi keşif edilmeyi beklemişler: Yeter ki insanlar bunu keşif etsin, yukarıdan bizim dünyamıza yeni hiçbir şey eklenmiyor. Ay’a gitmek için dünyanın dışından bir şeyler ithal edilmedi. Dünyada her şey var, biz onları henüz bulamadık. Müspet ilimi okurken bütün bunların tesadüf olmayacağını çok net görüyorsunuz. Bu da çizilmiş bir yol var demek oluyor. Buradan bu şekilde bakınca Tanrı’yı görüyorsunuz. Tanrı, yarattıklarının biraz daha çalışkan biraz daha dünya için uğraşan, birbirleriyle savaşmak yerine barışa hizmet eden insanlar olmasını bekliyor. İnanıyorum ki bir gün insanlık bu savaş denen bela ile başa çıkmayı da keşfedecek çünkü şiddet ve savaş kadar insanın ruhunda sevgi de var, şefkat de var, barış da var. Hele biz medeniyiz deyip sonra da ben seninle savaşıyorum diyenleri hiç yan yana koyamıyorum. Savaşı kınıyor ve çok ilkel buluyorum. 

"Ah bu yaralar, kaderimizi de o evlerde aldığımız yaralar yazmıyor mu?"

Dr. Budayıcıoğlu insana güven veren yaklaşımı, profesyonelliği ve kendine has stili ile daha birçok insanı kendine hayran etmeye devam edecek. Yeni yılda ‘Camdaki Kız’ kitabından esinlenerek ‘Doğduğun Ev Kaderindir’ ismiyle başlayacak yeni diziyi heyecan ve merakla bekliyoruz. Dizinin ismi bile şimdiden ilgi uyandırıyor. Tamamen gerçek bir hayat hikâyesinden televizyona uygulanan ‘Doğduğun Ev Kaderindir’,  insanlığın en büyük ve derin sorgulamalarından biri olan “İnsan kaderini değiştirebilir mi?” sorusunun cevabını arıyor.

Camdaki Kız kitabı önsözünde Dr. Gülseren Budayıcıoğlu şöyle yazmış:

“Aslında bizim kaderimiz biz daha dünyaya gelmeden yazılmaya başlıyor. Bizi kucağına almaya hazırlanan ya da hazırlanamayan, bizi dört gözle bekleyen ya da beklemeyen evlerde açıyoruz gözlerimizi evde büyüyor, şekilleniyor ve bize doğru diye tanıtılan şeylere inanıyoruz. Sonradan bir türlü değiştiremediğimiz, kaderimize yön veren katı inançlarımız yine o evlerde kazınıyor zihinlerimize. Duygularımız ise doğduğumuz evlerde şekilleniyor, güçleniyor ve yaralanıyor. Ah bu yaralar, kaderimizi de o evlerde aldığımız yaralar yazmıyor mu? Kaderimiz işte o evlerde yazılıyor.”

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR