kanada REklam

Tanrı’yı görmek

R.Simon Jacobson, 60 Gün- Büyük Bayramlara Spiritüel Olarak Hazırlık Kılavuzu yazı dizisinde, Roş Hodeş Elul’den başlayarak 60 gün boyunca her günün anlamı, bu günden nasıl faydalanabileceğimiz, ve günlük spiritüel egzersizlerimiz için bilgi ve tavsiyelerde bulunuyor.

Tanrı’yı görmek

Çeviri: Lizet Deadato


#18

 

Elul 17

17 Eylül Salı 

                                           İLAHİ ÖZÜMÜZE DÖNMEK 

Gerçek benliğimize- İlahi özümüze dönme sürecinde, Altın Buzağı günahından sonra Moşe’nin Tanrı ile uzlaşma şeklinden öğreneceğimiz çok şey var.

 

Moşe sadece rica etmedi. Her şeyden önce harekete geçti. Levhaları kırdıktan sonra, putu yapmaktan sorumlu olanları cezalandırdı, İsrail kampında düzeni sağladı ve halkın tövbe etmesini sağladı. Ondan sonra, Tanrı’ya, halkı ile Onun arasındaki ilişkiyi kurtarmak için kendisi için en değerli olanı kurban etmeye hazır olduğunu gösterdi.

 

Moşe Tanrı’ya “Eğer onların günahlarını bağışlamazsan, sana yalvarıyorum, Senin yazmış olduğun kitaptan beni sil” dedi (Mısır’dan Çıkış  (Exodus) 32: 32). Moşe İlahi taş levhalarını-Tanrı’nın kutsal sözünü kırdı. Halkını korumak için, kendini ve Tanrı ile olan ilişkisini riske attı.

 

Bu nedenle ona İsrail’in Çobanı denilir.

 

 Tora şaşırtıcı bir şekilde, Yahudilerin liderini, bir bilge, bir savaşçı, bir hatip veya bir lideri tanımlayacak  herhangi bir şey olarak değil de, sürüden uzaklaşmış her bir kuzu için endişelenen yumuşak huylu bir çobana benzetir. 

 

Moşe Altın Buzağı günahının ardından, sonuçların tehlikeli olduğunu biliyordu. Moşe Tanrı’nın halkına dönmesini ve  bu şekilde ,insanlığa hiçbir şeyin geri dönülemez olmadığını, her zaman bir umut olduğunu göstermek istiyordu.

 

Eğer bir hata yaparsanız, eğer günah işleyip bir şey kırarsanız, onu tamir etmek her zaman mümkündür. Boyun eğmek veya kadercilik hiçbir zaman bir seçenek değildir. Eğer bir şekilde Tanrı’yı reddetmiş, kendi özünüze ihanet etmiş olsanız bile, her zaman teşuva ya da tövbe adını verdiğimiz bir yöntemle geri dönmek mümkündür.

 

Moşe bunu bizim için kazandı ve bugün, bazı şeyler  bize geri dönülmez bir şekilde bozuk gibi görünseler bile, bizler bunun üstesinden gelip Kipur Gününde Moşe sayesinde bağışlanmaya giden tövbe sürecine başlayabiliriz.

 

Kendinize sorun: yapmış olduğunuz bir hata yüzünden bağışlanabilmek için değerli bir şeyi kurban etmeyi istediğiniz bir dönem anımsıyor musunuz? Sevdiğiniz biriyle barışmayı bu kadar çok arzu ettiğiniz bir dönem anımsıyor musunuz?  

 

•Günün alıştırması:

 

-Sevdiğiniz birinin sizi tam olarak bağışlaması için yazı tahtasını ya da kaderinizi silmek için ne kadar istekli olabileceğinizi anlatın. 

- Hayatınızda, vazgeçmiş olduğunuz bir alan bulun  ve sonra  bunu onarmak için  kararlılıkla harekete geçin. Bir şey yapın, herhangi bir şey yapın-hiçbir zaman  bırakmayın, teslim olmayın.

 

 









#13

Elul 12

12 Eylül Perşembe

TANRI İLE BAĞLANTI KURMAK

Kabala’ya göre, biz insanlar için en büyük zorluk bireyselliğimizi korumak, ve aynı zamanda, Tanrı ile ilişki içinde olmaktır.

Tanrı her şeyi içeren bir gerçekliktir ve eğer bilinçli bir şekilde Tanrı’nın hakikatinin farkında olsaydık, var olamazdık.  Var olmamızın sebebi, Tanrı’nın “biz” lere yer açmak için, Kendi ışığını gizlemesidir.

Ama buna rağmen, fizik kurallarının ötesine geçmek, yani Tanrı’nın gizlendiği gerçeğinden, Tanrı’nın açığa çıktığı gerçeğine geçmek mümkündür. Ama yine de var olmaya devam ederiz. Cennet ve yeryüzü evlenebilir, birleşebilir ve biz Tanrısallıkla bir olabiliriz. Bizimki gibi fiziksel parametreleri olan tanımlanmış bir varoluş, tamamen tanımlanamayanla bir olabilir.

Bu gerçekleşebilir, çünkü bizler Tanrı’nın görüntüsünde yaratıldık, içlerimizde kutsallık var. Ve kutsallığımızın dışarı çıkması için, bencil özümüzü yolumuzdan çekerek içimizdeki Tanrı ile bağlantı kurabiliriz.  

Ebedi olan tek şey, kendi özüyle, kendi yakıtı ile işlemeyen şeydir. Kendi yakıtı ile işleyen her ne ise, çok güçlü olabilmesine rağmen, sınırlıdır. İşte bu yüzden, bizler de ebedi olabilmek ve ebedi olanla bağlantı kurabilmek için kendi özümüzün ötesine geçmeyi hedef alırız.

Ve bunu, yaratıldığımız şekilde kutsal varlıklar gibi hareket ederek gerçekleştiririz.

Hayatımızın kılavuzu ve hayatın fiziksel unsurlarının köleliğinden, özgürlüğe giden yolun kılavuzu olan Tora’da, bize Tanrı gibi kutsal olmamız söylenir. “Kutsal olacaksın, çünkü  Tanrın  olan Ben kutsalım”.(Levililer Kitabı (Vayikra) 19:2)

Bu , merhametli olmak demektir, çünkü Tanrı merhametlidir. Bu, sabırlı, nazik, adil, sevecen ve yaratıcı olmak demektir. Tanrı gibi kutsal olduğumuz zaman, Tanrı ile bağlantı kurmuş oluruz.

Kendinize  sorun: İçinizdeki İlahi görüntü ile bağlantı kurmak istiyor musunuz? Kutsal olmak hayatınızda bir amaç mıdır? Eylemleriniz kutsallığa ne  sıklıkta  yaklaşır?

  • Günün alıştırması:

-Kendi kutsal yönünüzle bağlantı kurmak için neyin gerekli olduğunu düşünün.

-Bugün kutsal bir şey yapın.



Elul 10

10 Eylül Salı

AKIŞA BIRAKMAK VE İÇİNE DALMAK

 

Elul ayı , akışa bırakmayı gerektiriyor. “Ezgilerin Ezgisi”nde- Ani l’dodi v’dodi li-(ben sevgilim için varım, sevgilim de benim için var) pasuğu, bize şunu anlatır:

Girişim kendimiz, benlik ile başlar-“ben

Bu benlik “sevgilime”doğru döner (ben kendim için yokum-sevgilim için varım).

Ve sevgili şöyle cevap verir -“sevgilim benim için var”, çünkü “ben” “benliğimi” bırakıyorum.

 “Bırakmak” sözcüğünün İbranice karşılığı bitul dur ve “benliğin uzaklaştırılması” anlamına gelir.

Kendini uzaklaştırmasını, geri planda kalmayı bilen kişinin, bir başkasının söyleyeceklerini dinleme ve sevme kabiliyeti vardır; Tanrı’yı “görebilir.” Aslında bu hepimizin uzmanlaşmak istediği bir konu sayılır. O halde neden bu kadar zor?

Çok zor, çünkü mecazi anlamda, yüzmeyi bildiğimiz zaman bile dalmaktan korkarız. Havuzun kenarında öylesine oturup önce ona, sonra yirmiye, sonra elliye kadar sayarken buluruz kendimizi… ve hiçbir zaman atlama cesaretini bulmayız. Bizim korkumuz akışa bırakma korkusu . Uzaklaşma anından, ayaklarımızın yerden kesildiği ve henüz suya değmediği andan ürkeriz.

Genellikle, bu uzaklaşma korkusundan kurtulmanın yolu birisinin gelip bizi suya itmesidir. İşte bu yüzden, hepimizin dışarıdan yardıma ihtiyacı var-hepimizin rehberlere ihtiyacı var.

 Olayları akışa bırakmanız gereken anda, kendinizi ikna etme çabanız yürümeyecektir, çünkü parlak bir zihin, savunmasız bir kalbe hitap edemez-aynı dili konuşmazlar. O yüzden, sizi iteklemesi için güvendiğiniz birini çağırmanız gerekir.

Kendinize sorun:  Ara sıra sizi itekleyen, teşvik eden bir akıl hocanız var mı? Eğer yoksa, güvenebileceğiniz ve sizi akıllıca ve titiz bir şekilde itekleyecek birini tanıyor musunuz? 

  • Günün alıştırması:

 

Şimdiye kadar yapmış olduğunuz Elul çalışmasında , bir akıl hocasının dostça iteklemesinden yarar sağlayacağınız bir alan belirlemeye çalışın.

Sinay Dağı’nın tepesinde yaşanan en heyecanlı deneyim belki de Moşe’nin Tanrı ile yüzyüze gelmek istemesiydi: “Sana yalvarırım, bana ihtişamını göster”. (Mısır’dan Çıkış 33:18) 

Tanrı şöyle cevap verdi: “Benim yüzümü göremezsin, çünkü hiçbir kul Beni görüp yaşayamaz… (ama) Seni bir kayanın yarığına yerleştireceğim ve senin yanından geçerken, seni Kendi elimle örteceğim, sonra Kendi elimi çekeceğim ve sen Beni arkadan göreceksin…” 

Bu konuşma şaşırtıcıdır. Nasıl oluyor da Moşe, Tanrı ile ancak öte âlemde yüz yüze gelineceğini bilmiyordu? Ve Tora neden Tanrı’nın, Moşe’nin isteğine olan itirazını belgeler? 

Bunun cevabı, Moşe’nin isteğinin reddedilmemiş olmasıdır. Moşe mecazi anlamda Tanrı’yı anlamak istemiştir. Tanrı ise Moşe’ye, Onun özünü bu dünyada görmenin imkansız olduğunu, ama yansımasını görmenin mümkün olduğunu söyler. Esasında Tanrı Moşe’ye şunu ima etmiştir: “Benim yüzümü, bakmayarak göreceksin.” 

Hayatta doğrudan bakarak gördüğümüz, bir de gözlerimiz kapalı iken gördüğümüz şeyler vardır. Bazı şeyler vardır ki, elimizle kavrayarak onlara tutunuruz, bazı şeylere ise, onları bırakarak tutunuruz. 

Yaratıcı insanlar bilirler ki, rahatça akışa bıraktıkları zaman, yaratıcılık akmaya başlar. Oysa onu kontrol etmeye çalışıp zorladığınız zaman, yaratıcılık gelmez, aksine kanallar tıkanır. Yaratıcılığın ortaya çıkması için, onu  serbest bırakmak gerekir. Aynı şey “Tanrı’yı görmek” için de geçerlidir.  

Aslında Tanrı Moşe’ye, “Bakmayı bıraktığın zaman Beni göreceksin. Kendin yoldan çekildiğin zaman Beni göreceksin,” der. 

Kendinize  sorun: Daha yüksek bir hedefe ulaşmak için ne sıklıkta yoldan çekilirsiniz? Hayatınızda Tanrı’yı “görüyor musunuz”? Bakmayarak görmeyi öğrendiniz mi?

 

  • Günün alıştırması:

-Yaşamınızda akışa bıraktığınız ve  size bir fayda olarak geri dönen  bir olayı hatırlamaya çalışın.

-Süreci inceleyin-o olayın gerçekleşmesi için kendinizi nasıl geri çektiniz?

 ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın