kanada REklam

Ne ekersen onu biçersin

Ne ekersen onu biçersin

Offf… Evlilik hiç beklediğim gibi çıkmadı. Çok zorlanıyorum.”

“Keşke evlenmemiş olsaydım. Ne kadar geç evlenirseniz o kadar iyi…”

Evliliğin özellikle birinci yılı itibariyle söylenen bu sözlere hiç şahit oldunuz mu?  İlerleyen zamanlarda da, “Evin bütün yükü bana kalıyor, eşime güvenmiyorum, evlilik sıkıcı, meğer hiç uyuşmuyormuşuz, biz boşanacağız galiba…” gibi sözlere?

Aynı durum ilişkiler için de geçerli:

“İlişkimde tutunamıyorum.”

“Karşımdakinin ne istediğini anlayamıyorum.”

“Aslında beraberken keyifli vakit geçiriyoruz ama devamı gelmiyor…”

Eminim çevrenizdeki birçok çiftten bunları duymuşsunuzdur. Son zamanlardaki boşanma istatistikleri de bu söylemleri desteklemekte. TÜİK 2018 verilerine göre Türkiye’de boşanma oranı bir önceki yıla göre yüzde 11 artmış. Evlenme oranı da yaklaşık yüzde 3 azalmış durumda…

Yaşadığımız bu durumun bence beş temel sebebi var:

Kadının çalışması ve söz sahibi olması

Tahammülsüzlük

Hedonizm (Sürekli mutlu olma isteği)

Gelişen teknolojinin iletişimsizliği arttırması

Her şeye, herkese sahip olma isteği.

Ancak çoğu zaman ilişkilerde ve evliliklerde tutunamayışımızın ana sebebini kaçırıyoruz!

Kendi ailemiz: Ailemizin bebekliğimizden beri bizimle kurduğu ilişki biçimleri…

Gelin annemizi düşünelim… Annelerimizle bebekliğimize dair sohbet ettiğimizde bazılarımız; “Ben senin doğumuna çok hazırdım, seni büyütürken hiç zorlanmadım, sen ağladığında hep sakinleştirebildim, rahat bir bebektin” söylemlerini duyarız. “Çocukken hiçbir şeyi tutturmazdın, rahat arkadaş edinirdin, okulda uyumluydun. Kolay bir çocuktun…”

Bazılarımız da “Sürpriz bir bebek oldun, çok ağladın, sen ağladığında ne yapacağımı bilemezdim, sakinleştiremezdim. Her şeyi tuttururdun, bir şeyi almak için kendini yerden yere atardın” gibi laflar duyarız.

İşte bebekliğimizden beri annelerimizle kurduğumuz ilişki biçimi -bağ kurma- bizim yetişkinlikteki ilişkilerimizi oldukça etkilemekte. Bağ kurmak deyimiyle anlatmak istediğim; kişinin bebeklikten itibaren annesi tarafından ihtiyaçlarının karşılanacağını anlaması ve annesiyle bir güven ilişkisi geliştirmesi.

İşte doğum anından itibaren anneyle kurulan bu bağ kişinin gelecekteki ilişkilerinin temelini oluşturmakta. Çevre ve insanlar;  kişiler için güvenli veya güvensiz hale gelmekte… 

Anneyle güvensiz bağ kuran bireyler maalesef ilişkilerinde güven problemi yaşamakta ve kendilerini değersiz hissetmekte. Karşısındaki kişi ona ne kadar değer verse de bu temel bebeklikten oluşturulmadığı için eş/sevgili kendisinin değerli olduğuna bir türlü ikna edilememekte. Bu durum da ilişkilerde sorun oluşturmakta.

Sonra sohbete devam ederiz. “Baban senle hiç ilgilenemezdi, oynayamazdı.  Sürekli çalışırdı ve eve geldiğinde çok yorgun olurdu. Hafta sonları bile yoktu. Senle vakit geçirememesine çok üzülürdüm.”

Ya da “Baban çalışırdı ama eve geldiğinde bir saat de olsa mutlaka senle oynardı. Hafta sonları baba-oğul futbol oynardınız. Ailecek programlar yapardık.”

Çocukların babalarıyla bağ -özdeşim- kurması çocuğun ilerde sağlıklı ilişkiler kurması açısından çok önemli. Tabi bunun kız ve erkek çocuk üstünde etkisi farklı.

Erkek çocuk, 3 - 6 yaş arasındayken annesini babasıyla paylaşmak istemez ve çocukta babaya karşı bir öfke oluşur. Bu yaşlarda çocuğun bu öfkesinin dindirilmesinin en önemli yolu çocuğun babasıyla vakit geçirip paylaşımda bulunmasıdır. Böylece çocuk babaya olan düşmanlığını unutur, hayatta birden fazla şeyi sevebileceğini öğrenir ve paylaşım duygusu gelişir.

Bu yapılmazsa ileriki ilişkilerinde erkek birey aşırı kıskanç birine dönüşür; karısına, sevgilisine karşı kısıtlayıcı davranır ve ilişkileri sorunlu olur.

Kız çocuklarına gelince, hayatlarında tanıştıkları ilk erkek babalarıdır. Bir erkekle bağ kurmayı, duyguları paylaşmayı, kendini ifade etmeyi babayla kurdukları ilişkiden öğrenir. Eğer baba kızıyla vakit geçirmezse kız sevgilisiyle, eşiyle bağ kurmakta zorlanır. Kendisini ifade etmekten, duygularını göstermekten kaçınır. Çünkü onun öğrendiği erkekle ilişki kurma biçimi budur. Karşısındaki erkek bu durumdan rahatsız olduğunu belirtirse de genelde telafi amacıyla bunu aşırı derecede yapar ve sevgilisi / eşi bunalır.

Bu yüzden babaların kızlarıyla konuşması, onlarla oynaması, kızlarına duygularını göstermeleri, kızlarını da bunları yapması için teşvik etmeleri gelecek için çok önemlidir.

Sohbet devam eder… “Biliyor musun biz babanla hiç anlaşamazdık... Evde hep kavga, gürültü olurdu. Baban eve geç gelirdi, ben hep huzursuz olurdum. Her gün ağlardım ve çok gergindim. O yüzden sana da sinirli davranırdım.”

Ya da; “Biz babanla çok iyi anışlaşırdık. Evde huzur dolu bir ortam vardı. Sorunlarımız olsa bile konuşarak çözerdik. Birbirimize düşüncelerimizi ve duygularımızı hep açıkça söylerdik.”

Anne-babalarımızın aralarındaki iletişim biçimi çocukların gelecekteki ilişkileri için bir rol model oluşturur.  Sağlıklı rol modeli olan çocuklar ilişki yaşamayı doğal bir süreç olarak görüp ilişkilerinde rahatça iletişim kurar. Huzursuz bir aile ortamında büyüyen bir çocuk ise ilişkiyi kafasında tehlikeli bir süreç olarak kodlar. Sonucunda ise ya ilişki kurmaktan kaçınır ya da fark etmeden var olan ilişkisinin sonlanması için elinden geleni yapar. Çünkü ilişki bitince birey tehlikeden uzaklaşacaktır.

Bu yüzden tavsiyem:

Çocuklarımızla oyun oynayalım.

Çocuklarımızla sohbet edelim.

Çocuklarımızı, duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri için cesaretlendirelim.

Çocuklarımıza onları sevdiğimizi söyleyelim.

Çocuklarımıza verdiğimiz sözleri mutlaka yerine getirelim, tutamayacağımız sözler vermeyelim.

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın