kanada REklam

Web´den Seçmeler

• Plan Filistin’in parçalı halinin sürdürülmesini, Oslo Barış süreci çerçevesinde “Alan C” olarak belirlenmiş bölgelerin yüzde 62’sinin İsrail’e bırakılmasını öngörüyor. Greenblatt yalanlasa da İsrail’den hemen hiçbir taviz istenmezken Mısır’dan taviz, daha doğrusu toprak vermesi, uygun bir fiyata kiralaması bekleniyor. “Barışın” finansmanını petrol üreten Arap ülkelerinin sağlayacağı varsayılıyor. Filistin’e de buna karşılık eğitim özerkliği, havaalanı, otoyol ve mali yardım öneriliyor. MENSUR AKGÜN - KARAR

Web´den Seçmeler
  • YÜZYILIN ANLAŞMASININ MALİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ İSE BÜYÜK ORANDA KÖRFEZ ÜLKELERİNE YIKILMIŞ DURUMDA

Daha önce sızdırılan planlarda Kudüs’ün tamamının İsrail’in başkenti olduğu, Filistinlilere ise Kudüs’ün güneyinde Ebu Dis kasabasının başkent olarak verileceği ifade edilirken, muhtemelen gelen tepkiler nedeniyle, Kudüs’ün her iki devletin de başkenti olacağı, ama İsrail’e bağlı Kudüs belediyesinin şehrin tamamından sorumlu olacağı ve Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin vergilerini İsrail belediyesine ödeyecekleri şeklinde bir şaşırtmaca yapılmış. Böylece Kudüs fiilen İsrail’in, ismen ise aynı zamanda Yeni Filistin’in başkenti olacak. Zaten resmi rakamlara göre halihazırda 850 bini aşan Kudüs nüfusunun yüzde 64’ü Yahudi, yüzde 34’ü Müslüman ve yüzde 2’si Hıristiyan. Yani demografi çoktan değişmiş durumda.

Kudüs’teki temayül de (her zaman olduğu gibi) “önce nüfus, sonra yer adları ve ardından hudutlar değişir” şeklindeki sosyolojik kurallara uyuyor. Belki buradaki tek olumlu madde Yahudilerin ve Arapların Kudüs’te birbirlerinden ev almalarının yasaklanması gibi görünse de zaten Kudüs’te çoğunluğu ele geçirmiş Yahudi nüfusu hesaba katarsak bunun da “ba’de harabi’l-Basra” (Basra harap olduktan sonra) deyimine çok uygun olduğu anlaşılır. Kudüs’teki kutsal alanların bugünkü statüsünün devam edecek olması, İsrail’in Mescid-i Aksa işgallerini, yerleşimciler ile İsrail güvenlik güçlerinin taşkınlıklarını ve bilimsel görünümlü siyasi arkeolojik kazıları engelleyebilecek mi, o da şüpheli.

Gazze Şeridi ile alakalı maddeler ise daha önce sızdırılan planlarla mutabık. Mısır’ın Sina yarımadasında Gazze Şeridi’ne bağlı havalimanı, fabrikalar, ticari ve zirai alanlar inşa edilerek Filistin devletine kiralanacak. İsrail ve ABD, “Yahudi tüccar” mantığıyla işgal ettiği alanların yerine araziyi Mısır’dan bunun kirasını da Körfez ülkelerinden almayı planlıyor. Gazzelilere Sina gibi pek de verimli olmayan Mısır arazisinden toprak verilirken Batı Şeria’da, Ortadoğu’nun en verimli arazilerinden biri olan, Taberiye gölü ile Ölü Deniz arasında Ürdün Nehri tarafından sulanan, 105 kilometre uzunluğunda ve 10 kilometre genişliğindeki, aynı anda sahip olduğu yüksek sıcaklık ve nem sayesinde doğal bir sera oluşturan ve yıl boyu ürün alınabilen dünyanın en derin vadisi el-Ğor’u kendisine bırakıyor.

Yüzyılın anlaşmasının mali yükümlülükleri ise büyük oranda Körfez ülkelerine yıkılmış durumda. Sızan maddelere göre, kurulacak yeni Filistin devleti için beş yıllık bir süre içinde 30 milyar dolarlık bir fon oluşturulacak. ABD bu fonun yüzde 20’sini, AB yüzde 10’unu ve Körfez Arap ülkeleri yüzde 70’ini sağlayacak. Filistin’i işgal eden İsrail ise hiçbir şey ödemeyecek. Böylece ABD 6 milyar dolar gibi çok küçük bir bedel ödeyerek, İsrail ise hiçbir ödeme yapmadan, Filistin ve diğer taraflar açısından işgali resmileştirmiş olacaklar.

Cengiz Tomer

Tamamı için:https://www.aa.com.tr/tr/analiz/yuzyilin-anlasmasi-ya-da-yuzyilin-isgali/1474215

 

  • ABD YÖNETİMİ UZUN SÜREDİR ALT YAPISINI HAZIRLADIĞI PLANIN KABUL EDİLMESİ İÇİN AÇIKÇA TEHDİT DE EDİYOR

Yayınlanan metinde başka detaylar da var. Ancak başlıca maddeler bu şekilde. Peki damat Kushner’in son açıklamasında; “tek taraflı adımlar atılmadan önce tarafların bu planı ciddi şekilde incelemelerini” nasihat ettiği planın kabul görmemesi durumunda ne olacak?

İsrail medyasının yayınladığı planın detaylarında buna da yer veriliyor:

- Eğer plan Filistinli taraflarca reddedilirse, ABD’nin Filistin’e yönelik yardımlarının hepsi kesilecek ve diğer ülkelerden gelen yardımlar engellenmeye çalışılacak.

- FKÖ kabul eder, Hamas ya da İslami Cihad reddederse Gazze’ye yönelik İsrail saldırıları ABD tarafından desteklenecek. 

- Planı İsrail’in reddetmesi halinde ise İsrail’e sağlanan mali destek kesilecek. (!)

- Yani ABD yönetimi uzun süredir alt yapısını hazırladığı planın kabul edilmesi için açıkça tehdit de ediyor. Filistinli taraflar ise, en başından beri böylesine bir anlaşma veya plana karşı tepkili. 

Bölgede Osmanlı’nın hâkimiyetinin son bulmasından sonra geldiğimiz noktada Filistin, Batı Şeria ile Gazze Şeridi’ne sıkışmış durumda. “Nehirden (Batı Şeria) Denize (Akdeniz)” olarak tabir edilen tarihsel Filistin toprakları küçülürken, İsrail genişlemeye devam ediyor. 

Bugün Filistin topraklarının yüzde 85’i İsrail egemenliğinde. Filistinliler ise “Nehirden denize kadar olan” bir Filistin devleti hayalinden vazgeçmiş durumda.

Birçok Arap ülkesinin desteklediği “Yüzyılın Anlaşması”nı bir gün Filistinliler de kabul edecek mi? Yoksa geçmişte olduğu gibi reddedip, yıllar sonra yine daha kötüsüne mi maruz bırakılacaklar?

Filistinliler 1937’de İngiltere’nin Yahudi ve Arap olmak üzere iki devlet planına karşı çıkmışlardı. O dönemde öngörülen Yahudi Devleti, İngiliz mandası altındaki Filistin topraklarının üçte birini kapsıyordu. Ancak Araplar’ın karşı çıkışı Filistin’e Yahudi göçünü durduramadı.

İngiltere 1947 yılında Filistin meselesini Birleşmiş Milletlere devretti. BM hemen bir plan geliştirdi. Planda yine iki devlet öngörülüyordu. Ancak bu sefer toprakların yüzde 56’sı Yahudiler’e bırakılıyordu. O dönem Filistin meselesinin temsilci olan Arap Yüksek Komitesi buna karşı çıktı. Bu plan da uygulanmadı. 

Ortadoğu’nun bugünkü kaderini ören baş aktör İngiltere nihayet 1948’de Filistin’deki manda idaresine son verme kararı aldı. Ancak son İngiliz askerinin çekildiği günün ertesi İsrail Devleti kuruluşunu ilan etti. 

Araplar’ın Nekba (Büyük Felaket) dedikleri İsrail’in kuruluşunun ardından Arap ülkelerinin İsrail’e saldırıları püskürtüldü. Bunun sonucunda, Ürdün Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı ilhak ettiğini açıkladı. Gazze Şeridi ise Mısır kontrolünde kaldı. 

1967’ye gelindiğinde ise İsrail, 6 gün savaşlarında Mısır’dan sadece Gazze’yi değil, Sina Yarımadası’nı aldı. Ürdün’ü ise Doğu Kudüs ve Batı Şeria’dan çıkardı ve Suriye’de Golan Tepeleri’ni işgal etti. BM ise 242 sayılı kararıyla İsrail’in bu topraklardan çıkmasını istedi.

Mısır ve Suriye, 1973 yılındaki Yom Kippur Savaşı'nda şanslarını bir kez daha denedi ancak sonuç yine hüsran oldu. Mısır ilerleyen süreçte İsrail’i tanıyarak barış anlaşması imzaladı, Golan Tepeleri ise İsrail’de kaldı. İsrail 1982’de ise Lübnan’ı işgal etti. 

Mehmet Akif Ersoy

Tamamı için: https://www.haberturk.com/yazarlar/mehmet-akif-ersoy-2548/2458630-yuzyilin-anlasmasi-

 

  • KALDI Kİ TEK-DEVLETİN, İSRAİL AÇISINDAN DA BÜYÜK BİR SORUN YUMAĞI YARATACAĞI AŞİKÂR. ZİRA TÜM FİLİSTİN NÜFUSU İSRAİL’E DÂHİL OLDUĞUNDA ÜLKENİN BİR “YAHUDİ DEVLETİ” OLMAKTAN ÇIKIP YÜZDE 50 YAHUDİ/YÜZDE 50 ARAP NÜFUSU OLACAĞI ORTAYA ÇIKIYOR

Şimdi 18 aydır üzerinde çalışılan “Yüzyılın Planı”, belli ki ramazandan sonra açıklanacak.  Filistin Yönetimi’nin yeni Başbakanı Mohammad Shtayyeh, planı reddettiklerini söyledi bile. Ancak bu bir şeyi değiştirir mi? Bugüne kadar İsrail’in ve ABD’nin attığı adımlara Batı dünyasının ve Arap ülkelerinin (Mısır ve Ürdün dâhil) ses çıkarmadığını, Türkiye’den başka ciddi bir tepki gösteren olmadığını düşününce, yine yaprak kıpırdamaz gibi geliyor.

Yine de İsrail’in eski Ankara Büyükelçisi ve Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarı Alon Liel, şu soruyu ortaya atıyor: “Peki ama Filistin’in tamamen ortadan kalkacak olmasına karşı bile bölge ülkeleri sessiz kalır mı? Ya Filistin topraklarında yaşayan 5 milyon Filistinli ne yapar?”

Kaldı ki tek-devletin, İsrail açısından da büyük bir sorun yumağı yaratacağı aşikâr. Zira tüm Filistin nüfusu İsrail’e dâhil olduğunda ülkenin bir “Yahudi devleti” olmaktan çıkıp yüzde 50 Yahudi/yüzde 50 Arap nüfusu olacağı ortaya çıkıyor.

Bu durumda ise İsrail ya Yahudi karakterini kaybetmiş demokratik bir ülke olmayı ya da Yahudilerin Araplardan daha çok hakka sahip olduğu bir apartheid rejimi olmayı seçecek. Ki hangi istikameti seçeceği şimdiden belli. “Ancak şurası kesin ki tek devleti idare etmek, şu anki İsrail-Filistin çatışmasını yönetmekten çok daha zor olacak.” Bunu diyen ben değilim, Liel.

Verda Özer

Tamamı için: http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/verda-ozer/tehlikeli-gidisat-2870204/

 

  • AYRICA BELLİ Kİ “YÜZYILIN ANLAŞMASI” ON YILLARDIR DÜNYANIN VE AMERİKA’NIN RESMİ POLİTİKASI OLAN İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMÜ BAMBAŞKA BİR ŞEKLE BÜRÜNDÜRÜYOR, KURULACAK FİLİSTİN DEVLETİNİ FRANSA’YA BAĞLI MONAKO DURUMUNA İNDİRGİYOR, SİLAHSIZLANDIRILIYOR

Planın tamamını görmemiş olsa bile Filistin tarafının Amerika’nın hazırladığı her şeyden şüphe duyması için yeterli nedeni var. Trump’ın tüm BM Güvenlik Konseyi kararlarına ve bu konudaki müktesebata rağmen büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması kendi başına yeterli. ABD’nin Filistinli mültecilere yaptığı yardımı kestiği, FKÖ’nün Washington bürosunu kapattığı, Batı Şeria’ya verdiği mali desteği azalttığı da unutulmamalı.

Ayrıca belli ki “Yüzyılın Anlaşması” on yıllardır dünyanın ve Amerika’nın resmi politikası olan iki devletli çözümü bambaşka bir şekle büründürüyor, kurulacak Filistin devletini Fransa’ya bağlı Monako durumuna indirgiyor, silahsızlandırılıyor. Kudüs’ün statünü değiştirerek “ortak” adı altında İsrail’in başkenti olmasını sağlıyor, Yahudi yerleşimlerini meşrulaştırıyor, 1967 sınırlarına karşılıklı değiş-tokuşlarla dönülmesini imkansız hale getiriyor.    

Plan Filistin’in parçalı halinin sürdürülmesini, Oslo Barış süreci çerçevesinde “Alan C” olarak belirlenmiş bölgelerin yüzde 62’sinin İsrail’e bırakılmasını öngörüyor. Greenblatt yalanlasa da İsrail’den hemen hiçbir taviz istenmezken Mısır’dan taviz, daha doğrusu toprak vermesi, uygun bir fiyata kiralaması bekleniyor. “Barışın” finansmanını petrol üreten Arap ülkelerinin sağlayacağı varsayılıyor. Filistin’e de buna karşılık eğitim özerkliği, havaalanı, otoyol ve mali yardım öneriliyor.

Mültecilerin geri dönüşü diye bir koşul yok. Kudüs’ün Filistin’in başkenti olması “Ortak Başkent” önerisine rağmen konuyu yakından takip eden diplomatlara ve uzmanlara göre mümkün değil. Doğu Kudüs’te ev satın almaların karşılıklı olarak yasaklanması da uygulamada Filistinlilerin haklarının korunmasına yardımcı olacağa benzemiyor. Vatandaşlık sorunlarının çözümü muğlak bırakılmış. Kudüs belediyesinin Filistinlilere de hizmet götüreceği düşünülmüş.

Benim okuduğum tercümesinden planın hukuka ve içtihada pek önem vermediği anlaşılıyor. Kısacası plan sadece İsrail’in çıkarlarını koruyor, sadece İsrail’in beklentilerini karşılıyor. Sorunun tarihçesini çalışan Northeastern Üniversitesi’nden Dov Waxman, bu planın hiç açıklanmaması gerektiği kanaatinde. Waxman planın sorunu çözmeyeceğinden, tam tersine sorun yaratacağından, yeni ve şiddetli çatışmalara yol açacağından endişe ediyor.

Mensur Akgün

Tamamı için: https://www.karar.com/yazarlar/mensur-akgun/yuzyilin-anlasmasi-mi-yoksa-anlasmazligi-mi-10121

 

  • BAZI KİŞİLER, ASLEN EĞLENCELİ VE HEYECAN VERİCİ ANLARI YANSITMAK ÜZERE TASARLANAN BOOMERANG’I SOYKIRIM VİDEOLARI HAZIRLAMAK İÇİN KULLANMANIN, 6 MİLYON YAHUDİ’NİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLAN HOLOKOST FACİALARININ ÖNEMİNİ AZALTTIĞINI DÜŞÜNÜYOR

‘Eva stories’ (Eva’nın hikayeleri) ismiyle Instagram’da Holokost kurbanı genç bir kız adına hesap açarak, 30 Nisan 2019'dan itibaren @Eva.Storie hesabından onlarca video yayınlama fikrinin sahibi İsrailli teknoloji gurusu Mati Kochavi ve kızı Maya.

Eva Heyman’ın günlüğünden yola çıkılarak hazırlanan videoda, genç kız cep telefonunu ve sosyal medyayı kullanıyor. Videodaki tüm karakterler dönemin kıyafeti içerisinde yer alırken, Nazilerin, Eva’nın ülkesi olan Nagyvarad-Macaristan’ı işgali, oradan kampa tren yolculuğu ve sonunda öldürüldüğü toplama kampına götürülüşü anlatılıyor.

İsrail’de Holokost’u Anma Günü’nde yayınlanan video, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından da desteklendi. Başbakan, İsrailli gençlere çağrıda bulunarak, İsrail'in Yahudiler için sığınak ve tarihi vatan olarak rolünü güçlendirmenin bir yolu olarak gördüğü projeyi sosyal medyada paylaşmalarını istedi.

Yaratıcı ruhlu bu proje, İsrail’de büyük destek alsa da bazı eleştirilere de maruz kaldı.

Bazı kişiler, aslen eğlenceli ve heyecan verici anları yansıtmak üzere tasarlanan Boomerang’ı soykırım videoları hazırlamak için kullanmanın, 6 milyon Yahudi’nin ölümüne neden olan Holokost facialarının önemini azalttığını düşünüyor.

Bu fikrin tartışmalı olduğunu fark eden Mati Kochavi, bunun Holokost tarihini koruma çabalarının bir parçası olduğunu söyleyerek, sıradışı bir yöntemle hikaye anlatma fikrini savundu.

Kochavi, “Odaklanma süresinin kısa ve heyecan süresinin yüksek olduğu dijital bir çağda, soykırımdan kurtulanların sayısındaki hızlı düşüş göz önüne alındığında, anıları aktarmak için yeni yöntemler bulmak gerekir. Holokost anılarını genç kuşağa getirmek istiyorsak, onların bulundukları yere getirmeliyiz. Gençler Instagram’dalar” dedi.

Netanyahu ise Twitter hesabı üzerinden bu fikre övgüde bulunarak, “Bu tür projeler, dünyanın bunu anlaması için önemlidir. Ne kaybettiğimizi ve İsrail Devleti'nin kurulmasıyla bize neyin iade edildiğini hatırlıyoruz. Halkımızın trajedisi, esasen bir kızın hikayesiyle ortaya çıkıyor” yorumunda bulundu.

Bel Trew

Tamamı için: https://www.independentturkish.com/node/29626/d%C3%BCnya/holokost-ve-toplu-soyk%C4%B1r%C4%B1m-instagram-yoluyla-gen%C3%A7-israillilere-yeniden-hat%C4%B1rlat%C4%B1ld%C4%B1

 

  • NE OLDUĞUNU BİLMEDEN “YÜZYILIN ANLAŞMASINI” REDDETTİĞİMİZİ İLAN ETTİK.BEKLEYELİM VE SONRA NE REDDETTİĞİMİZİ BİLEREK REDDEDELİM!NASIL Kİ “TAKSİM KARARI” VE SONRAKİ FIRSATLARI KAÇIRDIĞIMIZDAN DOLAYI PİŞMAN OLDUK, YÜZYILIN ANLAŞMASINI REDDETTİĞİMİZ İÇİN PİŞMANLIK DUYACAĞIMIZ GÜNLER GELEBİLİR

Oslo’da Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat ve İsrail tarafının 1993'te Beyaz Saray'da imzaladığı gizli anlaşmaya hazırlık mahiyetindeydi. İmzayı takiben, orada hazır bulunan İsrail Başbakanı İshak Rabin ve FKÖ başkanı Yaser Arafat el sıkıştılar.

ABD Başkanı Bill Clinton Başkanlık görevini George W. Bush’a devretmeden önce iki tarafı Camp David’te son bir müzakere için bir araya getirmek istedi.

Arafat, bu görüşmelerde teklif edilen konuları reddetti ve Oslo süreci, Ariel Şaron’un liderlik ettiği aşırı sağın iktidara gelmesiyle çökmüş oldu.

Kasım 2002’de Washington’daki bir akşam yemeğinde, Barış müzakerelerinde ABD'nin baş müzakerecisi olarak görev yapan Dennis Ross ile bir araya gelmiştim, kendisine sordum: Camp David’te Arafat'a ne teklif ettiniz? Bana: “Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nin yüzde 98’ini, geri kalan yüzde 2'nin de bir şekilde telafi edilmesini, kalıcı bir Filistin devleti inşa etmek ve mültecilere mali yardımda bulunmak için bir tazminat fonu kurulmasını ve Kudüs'ün bölünmesini teklif ettik” dedi.

Dehşete düşmüştüm, kendisine meraktan sordum: Neden kabul etmedi? “Bush’tan daha iyi bir teklif geleceğini düşünüyordu” dedi.

Akşam yemeğini bitirmeden önce biraz da yüzsüzlük yaparak ona sordum: Büyükelçi, size nasıl inanabilirim?"

“Ya bana ya da Arafat'a inanacaksın” dedi.

Sonrasında ise Filistin meselesi gündemden düştü, Araplar birbirleriyle çatışmaya devam ettiler, “boğucu” bir kaosa sürüklendiler.

İsrail'in öldürdüğü sayıdan daha fazlası, Müslümanlar tarafından öldürüldü. Kendi aramızda çok sayıda Filistinli mülteciyi yerinden ettik.

Batı Şeria'daki bazı yerleşim yerleri yaşanmaz hale getirildi. Halkı haksız bir ırkçı duvarla izole edildi.

Filistin Ulusal Yönetimi etkisini yitirdi, Hamas geldi, Filistinliler ikiye bölündü, birbirleriyle savaştılar ve hala da savaşıyorlar.

Filistin davasının küresel, insani yönü bitti.

Geride ise sadece Irkçı Siyonist söylemlere taş çıkartacak klişe söylemler kaldı.

Bitkin Filistin halkı, İsrail işgalinden kurtulayım derken Hamas kuşatması ile karşı karşıya kaldı.

İnsanlar artık şöyle haykırır oldu: İstediğimiz tek şey insanca yaşamak!

Henüz ilan edilmemiş planları reddetme alışkanlığımız devam ediyor.

 

İran ve Esed türü ve sözde kalan direniş hattı dışında alternatif üretemiyoruz.

Bu direnişler de zaten sürekli olarak İsrail saldırılarına maruz kalıyor.

Caydırıcı nitelikte herhangi bir karşılık henüz verilemedi.

Ne olduğunu bilmeden “Yüzyılın Anlaşmasını” reddettiğimizi ilan ettik.

Bekleyelim ve sonra ne reddettiğimizi bilerek reddedelim!

Nasıl ki “taksim kararı” ve sonraki fırsatları kaçırdığımızdan dolayı pişman olduk, Yüzyılın anlaşmasını reddettiğimiz için pişmanlık duyacağımız günler gelebilir.

Kim bilir!

Saad El Acmi

Tamamı için: https://www.independentturkish.com/node/30711/d%C3%BCnyadan-sesler/y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1n-anla%C5%9Fmas%C4%B1-neyi-reddetti%C4%9Fimizi-biliyor-muyuz

 

  • Netten okumalar

 

  • WERNER HEİSENBERG / BİLİM VE NAZİZM KISKACINCA BİR HAYAT – TARKAN TUFAN

https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya-forum/2019/05/12/dunya-forum-werner-heisenberg-bilim-ve-nazizm-kiskacinca-bir-hayat/

 

  • KÜRESEL EKONOMİ POLİTİK VE DOĞU AKDENİZ’DE ENERJİ DÜĞÜMÜ – SADIK ÜNAY

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/kuresel-ekonomi-politik-ve-dogu-akdeniz-de-enerji-dugumu/1475042

 

  • SOYKIRIM KAVRAMININ KÖKENİ ÜZERİNE – ADALET ÇAVDAR

https://t24.com.tr/yazarlar/adalet-cavdar/soykirim-kavraminin-kokeni-uzerine,22497

 

  • İRAN YAPTIRIMLARI TERS TEPER Mİ? -  KAREL VALANSİ

https://t24.com.tr/yazarlar/karel-valansi/iran-yaptirimlari-ters-teper-mi,22478

 

  • YAHUDİ MUHACİRLER-60 – ERALP ADANIR

http://www.yeniduzen.com/yahudi-muhacirler-60-13981yy.htm

 

  • SARAYBOSNA`DA MUSEVİLER

https://www.youtube.com/watch?v=nznqKjAMaZI

 

  • BOYKOT ÇAĞRILARI SONRASI NEO-FAŞİZM BAĞLANTILI YAYINEVİ TORİNO KİTAP FUARINDAN ÇIKARILDI

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48205875#

 

  • UNUTULMUŞ BİR HİKAYE VE SELANİK HAZİNESİ – İLHAMİ YAZGAN

https://www.avrupa-postasi.com/unutulmus-bir-hikaye-ve-selanik-hazinesi-makale,2378.html

 

  • ANTİK BİR DİLİ CANLANDIRMAK: İBRANİCE – MUHAMMED TARIK ÖZKAN

https://www.marmarailahiyat.com/antik-bir-dili-canlandirmak-ibranice/

 

  • İNANMASI GÜÇ AMA EUROVİSİON, İSRAİL - FİLİSTİN ÇATIŞMASINI DURDURUYOR. ANCAK BU, UZUN SÜRMEYECEK – BEL TREW

https://www.independentturkish.com/node/30966/yazarlar/inanmas%C4%B1-g%C3%BC%C3%A7-ama-eurovision-israil-filistin-%C3%A7at%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1-durduruyor-ancak-bu-uzun

 

Takılan tweetler

ivo molinas‏ @basyazar 11 May

Daha fazla

10 Mayıs 1933.Hitler faşizminin başlangıcı.Einstein da dahil olmak üzere onlarca Yahudi ve Sosyalist yazarların kitaplarının yakılma gecesi...

 

https://twitter.com/basyazar/status/1127148688495796224

 

Nurcan Baysal‏ @baysal_nurcan 11 May

Daha fazla

Türkiye’de antisemitizm tartışılıyor. Doğrusu dinlerken utandım, Türkiye’deki Yahudi toplumuna bu kadar çok saldırı yapıldığının farkında değildim. Bunun için özür dilerim, artık daha yakından takip ederek dayanışacağım #türkiyedeırkçılık #ihd

 

https://twitter.com/baysal_nurcan/status/1127126062247370754

 

HAYDAR ALİ YILDIZ‏Onaylanmış hesap @haydaraliyildiz 7 May

Daha fazla

Türk Yahudi Toplumu Eş Başkanı Erol Kohen ve Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzadeh'i belediyemizde misafir ettik. Nazik ziyaretleri için kendilerine teşekkür ederim.

 

https://twitter.com/haydaraliyildiz/status/1125766565289500678

 

Hatırla Kadıköy / Call to Mind‏ @hatirlakadikoy 21 sa.21 saat önce

Daha fazla

#HatırlaKadıköy | Harun Niyego: "Ben 1950 yılında Yeldeğirmeni'nde doğmuş, çocukluğumu ve gençliğimi bu semte geçirmiş biri olarak, Yeldeğirmeni'ndeki mozaiği dolu dolu yaşadım. Çocukluğumda semtin sokaklarında işitilen lisanın Ladino olduğunu hala hatırlıyorum."

 

https://twitter.com/hatirlakadikoy/status/1127553864436211714

 

1930'lar‏ @yeniulus 8 May

Daha fazla

Roza Eskenazi hanımefendi söylüyor: Aşkın Bana Neler Etti (1930)

https://www.youtube.com/watch?v=pzWSCQZ95tg

https://twitter.com/yeniulus/status/1126193673987739648

 

 

 

JIMENA‏ @JIMENA_Voice 12 May

Daha fazla

Beautiful Jewish mama in Southern Morocco. There’s a Ladino proverb that says, “no ay mijor madre ke la ke te paryo" which means, "there’s no better mother than the one who gave birth to you!” To all the moms & grandmas - including adoptive ones, we see you and love you!

İngilizce dilinden Microsoft tarafından çevrildi

Güney Fas 'ta güzel bir Yahudi anne. " no ay mijor madre ke la ke te paryo " diyor bir Ladino atasözü. Tüm anneler ve büyükanneler için-evlatlık olanlar da dahil olmak üzere, sizleri seviyoruz.

 

https://twitter.com/JIMENA_Voice/status/1127579291452039168

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın