15 Temmuz 2020 Çarşamba 20:55

Dijital ebeveyn olmak

Iphone piyasaya sunulalı sadece 12 yıl olmuş. Daha dün gibi. Zannedersiniz ki hepimiz doğduğumuzdan beri Google, Facebook, Whatsapp, Yandex, Youtube ya da Instagram’la beraberdik.

Teknoloji 3551 görüntüleme
13 Şubat 2019 Çarşamba

Bahar Anahmias

İtiraf edin:

Telefonu hep elinizin uzanacağı, gözünüzün göreceği mesafede tutuyorsunuz.

Evde unutunca gideceğiniz yere geç kalmayı göze alarak geri dönüp, telefonunuzu alıyorsunuz.

Cebinizde, çantanızda bir ya da iki taşınabilir şarj taşıyorsunuz.

Yatmadan önce son baktığınız, kalkar kalmaz da ilk göz attığınız şey telefonunuz.

Tuvalete giderken bile elinizde. Telefonu ne kadar kullandığınıza dair saat bilgilerine bahaneleriniz (“e-maillerime baktım”, “whatsapp çok geliyor” gibi) hazır.

Araba kullanırken, trafik sıkıştığında hemen elinizi telefona atıyorsunuz.

Akıllı telefonunuz neredeyse elinize yapışmış yaşıyorsunuz.

Yalnız değilsiniz.

Hepimiz aynı durumdayız.

Iphone piyasaya sunulalı sadece 12 yıl olmuş. Daha dün gibi. Zannedersiniz ki hepimiz doğduğumuzdan beri Google, Facebook, Whatsapp, Yandex, Youtube ya da Instagram’la beraberdik.

Zannedersiniz ki hepimiz doğduğumuzdan beri profesyonel fotoğraf çeker ve paylaşırdık.

Toplamda 12 yıldır hayatımızda olan bu aletler yüzünden hepimiz kambur olduk, gözlerimiz bozuldu ama bizi en çok üzen çocuklarımızın bu aletlerle olan ilişkisi.

Akıllı Telefonlar Çocukların Yaşamını Değiştirdi

“Dediğimi yap, yaptığımı yapma” diyoruz çocuklarımıza. Biz elimizden bırakamazken, onlara kısıtlamalar koyuyoruz.

Iphone piyasaya 2007 yılında çıktı. Açıkçası 1995-2012 arasında doğan tüm çocuklar akıllı telefon, tablet ya da bilgisayar ekranından etkilendi.

Bugün sıradan bir ergen günde 3.700 mesaj ile uğraşıyor. Bir kısmını kendi yazıyor, bir kısmını okuyor, bir kısmına da cevap yazıyor. “Bu 3.700 text mesajına Snapchat’te yazdıkları dahil bile değil” diyor SMS mesajlaşmanın mucidi Jack McArtney. “Mesajlaşmanın bu kadar popüler olacağını hayal bile edemezdik” diye de ekliyor.

Biz çocukken okuldan gelince bir şeyler atıştırıp, komşu çocukları ile oynardık. Daha büyüyünce uzun telefon görüşmelerimiz başladı. Televizyon akşamüstü başlardı. Haftada iki çizgi filmimiz vardı. Saatini, gününü hiç kaçırmazdık.

Bugün ise kızım okuldan geliyor. Önce biraz yemek, sonra elinde telefon, okulda kaçırdığı haberleri, sosyal medya mesajlarını takip ediyor. Odasına girince de arkadaşları ile görüntülü konuşuyor. Boş vakitlerinde ise Netflix dizileri, istediği anda, parmağının ucunda. Yeğenimin arkadaşları bar-mitzva videosunda onu tanımlarken “Fortnite delisi ve akıllı” diyor. O ve onun gibi oyun severler için Fortnite bir bağımlılık.

Kızım, yeğenim, eşim,ben, hepimiz sürekli networkümüze bağlıyız telefonumuzla. Oyun oynuyoruz, mesajlaşıyoruz, dizi seyrediyor, sosyal medyada geziniyor, Google’da arama yapıyoruz. “Connected” deniyor buna. Yani “Bağlı”.

Sosyal medya hesabı olmayana “Mutlaka problemi var” gözüyle bakılıyor.

Annelerimiz, anneannelerimiz Facebook’da çoktan okul arkadaşlarına kavuştu.

En güzel halimizle var olduğumuz resimlerimiz, arkadaşlarımızı takip ettiğimiz sosyal medya hesaplarımız, fanatiği olduğumuz oyunlarımız, sayısını bilmediğimiz whatsapp gruplarımız var.

Daha mı iyi? Daha mı kötü? Ben bile teknoloji seven biri olarak diğer şeylerden zamanımı çalan bir canavar olarak görüyorum telefonumu. Elime aldığımda zaman uçup, gidiyor.

Böyle bir dönemde ebeveyn olmak, hem de biz beceremezken çocuklarımıza dijital ebeveyn olmamız gerekiyor. Teknolojiyi sorumlu kullanmalarını, internetteki tehlikelerden sakınmalarını, bir de iyi bir yetişkin olmalarını sağlamak. Görevimiz bu.

Bir süredir bunu araştırıyorum.

Çocuklarımızın teknoloji ile kaç yaşında tanışması lazım? Kaç yaşında ne kadar süre ile oynamalılar? Kızımız “Ama anne herkeste var” dediğinde hemen akıllı telefon almalı mıyız?

Bu konuda okuduğum kitaplardan biri ‘İ-Nesli’. Jean M.Twenge İ-Nesli (Ben-Nesli) kitabının başlığını şöyle atmış:

Bugünün ‘Süper Bağlantılı’ gençleri neden bu kadar duyarsız, hoşgörülü ama mutsuz ve erişkin olmaya hiç hazır değil?

Twenge 11 milyon kişi üzerinde yaptığı araştırmanın sonuçlarını bizlerle paylaşıyor. İ-Nesli bizden farklı. Algıları, zamanı değerlendirme biçimleri, davranış tarzları, değişik bir nesil. Twenge’in kitabı ise bu nesille ilgili evliliğin tanımından, iş yapış biçimlerine, eğitime, güzel ipuçları veren bir kitap. Kitabı anlatmayacağım; kendiniz okumak istersiniz belki.

“Tamam, anladık, farklı bir nesil bu” dediğinizi duyar gibiyim. “Peki, ne yapacağız? Çocuklarımıza ne zaman telefon vereceğiz? Küçük çocuklarımıza video seyrettirmeyecek miyiz?”

 

Ergenlikte dijital zaman

Çocukken daha kolay. Ama büyüyen, ergen olan kızınız /oğlunuz “Ben de isterim” diye tutturdu. 11-12 yaşındaki çocuğun eline verecek miyiz bu aletleri?

Cevabımız ne kadar geç, o kadar iyi.

Ama çağımız Dijital Çağ, biz ne kadar korumak istesek de arkadaşları ile iletişimi kopmasın, okulda dersleri takip edebilsin, müzik dinleyebilsin diye evet alacağız.

Almadan önce ise çocuklarımızı aşağıdaki konularda bilgilendireceğiz:1- Dijital Ayak İzi:

Çocuklarımıza dijital ayak izlerinin ömür boyu onları takip edeceğini öğretmeliyiz. Bugün internette paylaşacakları bir resim, yapacakları bir yorumun gelecekte girecekleri okulda ya da işte onların imajını zedeleyebileceğini anlatmalıyız. İnternette yazılan internette kalır. (En azından bugün itibariyle öyle)

2- Sanal Dünyadaki Değerler:

Çocuklarımıza ‘sanal’ dünyadaki ahlaki değerlerin de ‘gerçek’ dünya ile aynı olduğunu göstermeliyiz. Nasıl ki doğru, dürüst bir insan gerçek dünyada herhangi bir arkadaşını incitici, hakaret içeren bir davranışta bulunmamalıysa, aynı kural sanal dünyada da geçerlidir. Nasıl olsa yüz yüze bir etkileşim yok diyerek kimse kimseye zorbalık, şiddet uygulamamalıdır. Her ortamda dürüst, doğru, empati duyan bir birey olmalarının önemini anlatmalıyız.

3.Zaman Yönetimi:

Çocuklarımızın akıllı telefon ya da tableti sorumlu, zamanını iyi planlayarak kullanacağından emin olmalıyız. Sanal dünyada geçireceği zamandan ne zaman ayrılacağını bilmesi ve gerçek dünyadaki güzellikleri kaçırmaması gerekir. Arkadaşları ile olacağı zamandan, sokağa çıkmaktan vazgeçerek evde telefonla vakit geçirmesinin sağlıklı olmadığını bilmelidir. Ayrıca ödev zamanı ödev yapılır, telefon odadan çıkarılır.

4. İnternet Güvenliği:

Çocuklarımıza internetteki tehlikelerden, yabancılarla konuşulmaması gerektiğinden, kimseyle özel bilgi, adres, telefon, kredi kartı gibi bilgileri paylaşmamanın öneminden bahsetmeliyiz. İnternette güvenli olmayan linkleri, fake hesapları, okuduğumuz, duyduğumuz haberleri örnek göstererek anlatmalıyız.

5- Araştırma ve Öğrenme:

Çocuklarımıza vermemiz gereken en önemli derslerden biri ise interneti, telefonu, tableti sadece eğlence aracı olarak görmemeleri. İnternette öğrenilecek, takip edilecek, kendini geliştirecek çok konu olduğunu bilmeliler. Bu konuları araştırırken hangi sitelerin, hangi kaynakların daha güvenilir olduğunu ise bizim onlara göstermemiz gerekir. Zamanla onlar da doğru ve güvenilir kaynaklara ulaşacaklardır. Dünyaya ve çevrelerine yararlı bireyler olurken bir aktivitede bulunmak istediklerinde, bir proje yaratmak istediklerinde de teknolojinin, internetin sınırsız faydalarından haberdar olmalılar.

6- Takip:

Tüm bunları öğretip, çocuklarımızı bu dünyada başıboş bırakmak doğru olmaz. Onların bulundukları platformları, kimlerle konuştuklarını, hangi oyunları oynadıklarını, hangi içerikleri tükettiklerini ara ara takip etmeliyiz. Bu takip diğer tüm ebeveynlik yöntemlerimizdeki gibi arkadaşça ve onların rızasıyla olmalı.

“Söyleme göster, daha iyi öğrenirim” demişler.

Çocuklarımızla daha interaktif, daha yan yana, daha göz göze, diz dize ilişkiler içinde olalım. Telefonlarımızı mümkün olduğunca elimize almayalım.

Biz örnek olalım.

‘Bağlı’ olalım ama ‘bağımlı’ olmayalım.

‘Dijital’ çocuklarımıza ‘dijital ebeveynlikte’ başarılar dilerim.

Bebeğimize tablet izlettirelim mi?

Bu konuda yapılmış tonlarca araştırma tekrar tekrar diyor ki:

0-18 ay arasındaki bebeğinizi ekranla tanıştırmayın. Eğer uzakta yaşayan ve bebeği görmek isteyen bir akrabası (anneanne, teyze vs.) varsa ancak o zaman görüntülü konuşmaya izin verebilirsiniz. 

Bebeklerin dünyayı tanımaları için çok boyutlu, sevgi dolu, dokunma ve taklit etmeye dayalı etkileşime ihtiyaçları vardır. Bebekler, çocuklar tek boyutlu öğrenmeyle, birebir insan etkileşiminde olduğu kadar iyi öğrenemez. Onlar kendilerine okunan kitaplar, söylenen şarkılar, beraber oynanan oyunlarla gelişirler. Beyinlerindeki trilyonlarca nöron, her bir etkileşimde yeni bağlantı oluşturur. Annelerinin, babalarının onlarla konuşurken yaptıkları mimikleri taklit ederek konuşmayı öğrenirler.

Ünlü siberpsikolog Dr.Mary Aiken’a soruyorlar:

“Çevremizde değişen bir anne-baba profili var. Ellerinden telefonlarını düşürmüyorlar. Ya e-maillerine bakıyor, ya bebeklerinin videolarını çekiyorlar. Bebeklerinden çok telefonları ile ilgilenen anne-babaların çocukları ileride ne tür problemlerle karşılaşabilir?”

Aiken şöyle cevap veriyor:

“Anne-babaları tarafından bağ kurmayı öğrenemeyen bu bebekler, gelecekte de bunun eksikliğini çeker. Sevgi vermeyi, almayı, yüz yüze iletişimi, hatta hissetmeyi beceremezler.”

18-24 ay arasındaki bebeklerin/çocukların ebeveynleri için ise uzmanlardan edindiğim, çocuklarım küçükken de yararlandığım bir önerim var: 18-24 ay arasındaki bebeklerin mutlaka teknoloji ile tanışması gerekiyorsa, tablet ya da telefonda izlenen programın kaliteli içerik olması ve beraber izlenmesi gerekir. İzlenen program üzerine çocukla konuşulması da harika olur. İki kızımda da farklı çizgi filmleri izledik; Teletubbies, Dora the Explorer, Blue Clues. 

2-5 yaş arasında ise ekran zamanının maksimum 1 saat olması gerekiyor. Bu erken çocukluk döneminde biz elimize telefonu aldığımızda yapmamız gereken en önemli şey çocuğumuza bunu neden yaptığımızı anlatmak.

 “Şimdi telefonumdan babaanneni arayacağım.”

“Babaannenle konuştuk, alışveriş merkezindeki tiyatronun saatini öğrenmek için telefonuma bakıyorum.”

“Parkta senin güzel bir resmini çekmek istiyorum.”

“Çektiğim resimlerden birini seçip babana yollayacağım. Sen de yardım eder misin?” gibi…

Aksi takdirde gün içinde pek çok kez çeşitli nedenlerle elimize aldığımız telefon çocuk için sadece bir eğlence aracı olarak görülür.

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

GS2

Tünelin Ucu İzel Rozental

Tünelin Ucu İzel Rozental

Mozotros Ailesi-İrvin Mandel

Mozotros Ailesi-İrvin Mandel