Veri güvenliği

Milyarlarca dolar değerindeki teknoloji firmaları bedava olmalarına rağmen nasıl o kadar değerli olabiliyorlar? Sadece reklam geliriyle Facebook, Google, WhatsApp gibi firmaları bu kadar parayı nasıl kazanabilir? Acaba perde arkasında ne gibi işler dönüyor?

Veri güvenliği

Semi Venturero

Durumu özetleyen bir hikâyeyle başlamak istiyorum.

Bir adam lise çağındaki kızının adına gönderilen hamilelikle ilgili hediye ve broşür kuponlarıyla adeta deliye dönmüştü. Böyle bir şey olması adama göre imkânsızdı. Derhal broşürleri gönderen mağazaya gitti ve müdürüne “Kızımı hamileliğe mi teşvik ediyorsunuz; o daha lisede!” diye bağırdı. Haksız da sayılmazdı, sonuçta, dünyanın hiçbir yerinde lise çağındaki bir çocuğu hamileliğe teşvik etmek hoş karşılanacak bir durum olamazdı. İşin ilginci, birkaç gün sonra mağaza müdürünü arayıp “Kızım hamileymiş, size özür borçluyum,” demek zorunda kaldı.

Mağaza bu kadar özel bir bilgiye nasıl ulaştı? Tabi ki gözetleme ekonomisiyle. Bahsi geçen mağaza, müşteri profilini çıkarmak için analizler ve araştırmalar yapıyordu. Bu analizlerden biri de hamilelik algoritmasıydı. Algoritma sayesinde hamile olan kadınların hangi ürünleri aldığını belirliyor ve o ürünleri alan kadınlara reklam gönderiyor. Bu firma 2013’te hacklendi ve 110 milyon kişinin verisi çalındı. (Hackerların elinde neler var siz düşünün artık!)

Acxiom, Epilson, Rapleaf, Flurry, BlueKai... Bu firmaların adlarını muhtemelen daha önce hiç duymamış olabilirsiniz. Bu firmalar kişisel bilgi avcıları. Sizin bilgilerinizi (veriyi) alıp reklamcılara ya da pazarlamacılara satanlar. Sosyal medyayı pek kullanmayanlardan olduğunuzu düşünüyorsanız bu durumdan etkilenmeyeceğinizi düşünebilirsiniz. Fakat kredi kartı harcamalarınız, lokasyon bilgileriniz, çevrenizdekilerin sizin hakkınızda paylaştıklarını düşünürsek durum ne yazık ki öyle değil. Örneğin Acxiom’da 700 milyondan fazla kişinin verisi bulunuyor. Bu kişileri kümeler halinde ayırıyorlar. Mesela 56 no.lular “30-35 yaş aralığında, boşanmış, bir çocuğu olan, üniversite mezunu, orta düzey geliri olan, kirada oturan erkekler.”

MEDBASE200 isimli şirket, bu bilgilere ek olarak HIV virüsü taşıyanlar ve ya taşımayanlar gibi daha spesifik bilgileri ilaç firmalarına, 1000 kişi için 79 dolara satıyor.

Veri güvenliği deyince herkesin aklına Facebook-Cambridge Analytica skandalı geliyor. Bir keresinde blok zinciri ve güncel medya araçları konusunda uzman biriyle sohbet ederken, “Facebook izin verdiğim bilgileri başkasına satıyor mu?” demiştim. O da “İzin vermediklerini bile veriyor” dedi. “Peki, o zaman Facebook’a neden ciddi bir yaptırım gelmedi?” diye sordum. Cevabı kendi kendime buldum: Eğer ABD, Facebook veya herhangi bir sosyal medya şirketine bu yüzden ceza verirse ertesine güne kalmaz (muhtemelen Çin’de) başka bir ülkede aynısı ya da daha iyisi yapılır. ABD’de dünyanın en çok veri toplayan ülke konumunu kaybederdi.

Özetle veri demek para demek. Twitter’da bir kişinin değeri 48, Facebook’da 253, Google’da 359, Amazon’da ise 1793 dolar ediyor. Yani aslında bedava sanarak açtığımız sosyal medya hesapları firmalara gayet güzel paralar kazandırıyor. (Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=2q2a6hGVeuo, https://twitter.com/lagaribey)

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın