13 Temmuz 2020 Pazartesi 04:26

Asara Be’tevet Orucu

Bu yıl Asara Be’Tevet orucu 18 Aralık Salı sabahı gün doğmadan başlıyor, aynı akşam yıldızların çıkmasıyla son buluyor

Nazlı DOENYAS Kavram 1886 görüntüleme
12 Aralık 2018 Çarşamba

Tevet ayının 10’u anlamına gelen ve tam olarak bu günde tutulan Asara Be’Tevet orucu, bar/bat mitsva yaşını geçmiş olan herkesin, anlamını bilerek tutması gereken önemli bir oruç günüdür.

MÖ 588 yılının, Asara Be’Tevet günü- Tevet ayının 10’unda, Babil Kralı Nebukadnezar Yeruşalayim’i kuşatmaya başlar. Bundan birkaç yıl sonra 17 Tamuz’da da Yeruşalayim’in surlarında gedik açmayı başarır. Bundan birkaç hafta sonra 9 Av’da (Tişa BeAv) , Tanrı’nın Kutsal Varlığı’nın yeryüzünde ikamet ettiği yer olan Kutsal Tapınak Bet Amikdaş yıkılır. Bu yıkılış, Israel’in  Yehuda Krallığı’nın sonu, Yahudi halkının Babil sürgününün de başlangıcı olur. Asara Be’Tevet orucunun dikkat çekici noktalarından biri;  bu günün daha ileriki tarihlerde yaşanacak acı olayların başladığı gün olması, diğeri de bu orucun hangi güne gelirse o günde,  hatta Şabat’a bile gelse, tam olarak o günde tutulmasıdır.

Asara Be’Tevet orucu, bu yıl 18 Aralık Salı sabahı gün doğmadan başlayıp, aynı günün akşamı yıldızların çıkmasıyla son buluyor.

Hastalar, hamile ve süt veren kadınlar bu orucu tutmaktan muaftır. Fakat onlar da, bu günde et, güzel, keyifli yemekler yememeli, sadece vücutlarının gereksinimini karşılayacak kadar ve basit şekilde yemelidir.

Asara Be’Tevet’te hasar veya hayat kaybı yoktu

Asara Be’Tevet, 10 Tevet, yani kuşatmanın başladığı tarihte, ne büyük bir hasar meydana gelir, ne de bir Yahudi hayatını kaybeder. Yine de bu gün, trajik bir önem taşır.  Çünkü kuşatma, aslında Yahudileri uyandırmak, Tanrı Yolu’na dönmeleri için bir mesaj vermek niteliğindeydi ve bu aşamada geriye dönüş, halen mümkündü.

Yahudiler Tora ve mitsvalara bağlı kaldıkları sürece, Tanrı’nın Kutsal Varlığı-‘Şehina’yı barındıran Bet Amikdaş, sonsuza kadar dimdik ayakta duracaktı. Bet Amikdaş kurulduğu zamanlarda, Yahudiler Tora ve mitsvalara gereken değeri verdikleri ve hayatlarını bu doğrultuda sürdürdükleri için inançlarını devam ettirebilmiş, bunun sonucunda barış, bereket ve Tanrı ile direkt bağlantıda olmanın ayrıcalıklı mutluluğunu yaşamışlardı.

 300 yıl sonra, Yahudiler Tora’dan ve kendi atalarının yollarından ayrılmaya başladılar. Talmud, I. Bet Amikdaş’ın yıkılış sebebinin putperestlik, cinsel ahlaksızlık ve cinayet olduğunu belirtir. Bu günahlar; Tanrı’ya karşı, insanın kendisine karşı ve kişinin başka bir insana karşı işlediği suçlardı. Bu üç günahın çoğalma sebebi ise tensel zevklere düşkünlük, arzularının esiri olmak, ‘kendi’ni her şeyin ve herkesin önüne koymaktı. Kişi, sadece ‘kendi’ iyiliğinin, mutluluğunun ve çıkarlarının peşindeydi. Tanrı, onları uyarmak ve O’nun yoluna dönmelerini sağlamak için sürekli peygamberler yolladı. Fakat Yahudiler, yaşam biçimlerini değiştirmeyi reddettiler ve Tanrı tarafından gönderilen peygamberleri yalan felaket habercileri diye alaya aldılar.

10 Tevet’teki kuşatma, Yahudilerin gerçekleri ‘görmelerini’ sağlama amaçlı bir uyarıydı. Bu aşamada, geriye dönüş şansı vardı. Yahudiler, kuşatma başladıktan sonra bile teşuva yapabilir, Tanrı yoluna dönüp Tora ve mitsvalar doğrultusunda yaşamak için ilk adımları atabilirdi. Fakat Yahudiler ne peygamberlerin, ne de kuşatmanın uyarı mesajlarını dikkate almayarak yaşam biçimlerini değiştirmediler.

Bu şekilde kuşatma, Kral Şlomo’nun yaptığı I. Bet Amikdaş’ın yıkılışı ile sonuçlandı.

Asara Be’Tevet - Ek anlamı

1948 yılında, İsrail Hahambaşılığı, Asara Be’Tevet’e ‘Yom ha-Kaddish ha-Klali’ anlamını ekledi. II. Dünya Savaşı’nda Nazi Soykırımı’nda hayatını kaybeden, ölüm tarihleri bilinmeyen ve kurtulan yakınları da olmadığından kendileri için Kadiş Duası’nı okuyacak kimsesi olmayan Yahudiler için genel Kadiş söyleme günü olarak ilan edildi.

Oruç günleri-İçimizdeki potansiyele dokunuş

Sene boyunca tutulan oruçlar, sadece geçmişte yaşanmış olayların anısına tutulmaz. Zamanın spiral olduğunu kabul eden Yahudilikte, bu özel günler, bize bugün, şimdi gerekli olan, bizi bugün uyandıracak alarm sinyalleridir. Onları fark ettiğimiz ve önemsediğimiz takdirde içimizde var olan potansiyele dokunmamıza, kendi özümüzle bağlantıya geçmemize yardımcı olacak anahtarlardır.

Asara Be’Tevet günü başlayan kuşatma, Yahudilerin uyanmaları ve davranışlarını düzeltmeleri için bir uyarı mesajıydı. Fakat o dönemde yaşayanlar, kendilerine dönüp hatalarını bulup, sorumluluğunu üstlenip düzeltme yolunu seçmediler, “nasılsa bir şey olmaz” diyerek davranışlarını değiştirmediler, olaylar ilerledi ve sonunda Bet Amikdaş’ın yıkılışına kadar götürdü.

Günümüzde ise bizi kuşatanlar, umursamazlık, ilgisizlik, duyarsızlık, kültürel mirasın bilinmemesi, değerinin anlaşılmaması ve bunlara bağlı sorunlar… Bunları çözmede yardımcı olabilecek araçlardan bazıları, Tora’nın ne olduğu, bize ne anlatmak istediği, sadece sinagoglarda değil, Tora’yı nasıl hayatın her alanında uygulayabileceğimiz, farklı Tora yorumları ve öğretilerinin hayata ve olaylara bakış şeklimizi nasıl geliştirebileceği üzerine düşünmek. Bu şekilde yaşamanın ilişkilerimizi, etrafımızı, dünyayı nasıl iyileştirebileceği ve güzelleştirebileceği üzerine yoğunlaşmak, çocuklarımıza Tanrı korkusu değil Tanrı sevgisi aşılamaya çalışmak, çocuklarımızın aklındaki sorulara cevap verecek şekilde kendimizi eğitmek, Tora ve bilgelerin öğretilerini hemen şimdi bugün hayatımızın, evimizin içine getirmek, söylediklerimiz değil yaptıklarımızla örnek teşkil etmeye çalışmak. Belki de bu şekilde insanlar sevginin ve iyiliğin kaynağı olan Tanrı’ya yakınlaşabilir, insanların birbirine olan sevgisi ve Tora sevgisi artabilir, Tanrı’nın her bir yarattığını önemseyebilir, karşısındaki için karşılık beklemeden bir şeyler yapmak isteyebilir, birisine verdiğimizi sandığımız şeyleri aslında kendi kendimize verdiğimizi ve sen-ben farkı olmadığını artık doğal olarak idrak edebiliriz. İşte oruç günlerinde yemek yemeyip su içmemenin yanında; kendimiz için, ailemiz için, halkımız için, dünya için neler yaptığımızı, neler yapabileceğimizi düşünmeye çalışabiliriz.

Bilgeler der ki: “Kendi döneminde Tapınağın kurulamadığı her nesil, aynen onun yıkılmasına sebep olan nesil kadar suçlu sayılır.

Oruç günleri

Oruç günleri, kişinin özüne dönmesi, tanrısallığı hayatının her alanına getirmesi, yaşadığı yerleri Tanrı’nın Varlığı’nı barındıracak bir yer haline getirmesi için neler yapabileceği üzerine düşünebileceği, bu konu üzerine yoğunlaşabileceği özel fırsat günleridir. Rambam’a göre, bütün Yahudilerin tuttuğu bu oruç günlerinin asıl amacı, kalpleri teşuva yoluna- içine, özüne, Tanrı’ya dönüş yoluna açmaktır. Bu oruç günleri bizim ve atalarımızın bu acı günleri yaşamamıza sebep olabilecek davranışlarımız üzerine yoğunlaşmamızı sağlar. O dönemlerde atalarımızın yaşadıkları olayları hatırlayarak,  bugünümüzle arasındaki paralellikleri bulmaya çalışarak davranışlarımızı sorgulamaya, hatalarımızı kabul edip sorumluluğunu almaya, bu davranışlarımızı değiştirmeye niyet ederiz. Oruç günlerinde, Tora, Tanrı ile bağlantımızı sağlayan dualar ve iyi davranışlar üzerine düşünerek bu alandaki çabalarımızı artırmak için çalışırız. Bu şekilde bu acı günlerin yaşanmasının sebebi ortadan kalkınca,  otomatik olarak etkileri de yok olur.

Oruç tutmak- Yeterli mi?

Yeşaya Peygamber, bazılarının oruç tutma şeklinin geçersiz olduğunu, Tanrı’nın sözleriyle duyuruyor: “İstediğim oruç bu mu sanıyorsunuz? İnsanın isteklerini denetlemesi gereken gün böyle mi olmalı? Kamış gibi eğilip çul ve kül üzerine mi oturmalı? Siz buna mı oruç, Tanrı’yı hoşnut eden gün diyorsunuz?” (Yeşaya 58:5)

Burada, orucun, ancak gerektiği gibi tutulduğu takdirde amacına ulaşacağı, ancak o zaman Tanrı’yı hoşnut eden bir gün olacağı anlatılıyor. Tanrı’nın nasıl bir oruç istediği de şöyle belirtiliyor: “ Benim istediğim oruç… Yiyeceğinizi açla paylaşmak değil mi? Barınaksız yoksulları evinize alır, çıplak gördüğünüzü giydirir, yakınlarınızdan yardımınızı esirgemezseniz, ışığınız tan gibi ağaracak, çabucak şifa bulacaksınız.” (Yeşaya 58: 7-8)

Pişmanlık ve acı simgesi çul ve kül sermenin- dua kavramının- yeterli olmadığı, aynı zamanda ve daha önemlisi ekmeğini aç olanlarla paylaşmanın,  evini yoksullara açmanın, çıplağı giydirmenin-  tsedaka kavramı ve iyi davranışların önemi vurgulanıyor. Nasıl dua edileceğini, gerektiği şekilde, yerinde ve iyi davranışlarda bulunulabileceğini bilmek için Tora öğrenmek gerekir. Dolayısıyla, bir oruç gününde üç şey vurgulanır: Tora öğrenimi, dua ve iyi davranışlar. Bunlar aynı zamanda dünyanın, üzerinde var olduğu üç temel unsurdur.

Asara Be’Tevet -10 Tevet ve yakınlarında gerçekleşen acı olaylar

1)10 Tevet 588, Babil Kralı Nebukadnezar, Yeruşalayim’i kuşatmaya başlar, bu şekilde Bet Amikdaş’ın yıkılışına götürecek olaylar zinciri başlamış olur.

2) MÖ 313 yılının 9 Tevet günü, bilge Koen Ezra ölür. Aynı zamanda bir Tora yazıcısı (sofer) olan Ezra, II. Bet Amikdaş döneminde Yahudilerin Tanrı Yolu’na dönmelerine yardımcı olur. Asimilasyonu engeller, daha çok kişinin Şabat kurallarına uymalarını teşvik eder, Sina Dağında verilen Sözlü Tora’nın devam ettirilebilmesi için gerekli okulların ve eğitim yollarının açılması için önayak olur, İsrailoğulları ve Tanrı arasındaki anlaşmayı yeniler. Yahudiliğin ve Yahudilerin bugünlere kadar gelebilmesi, büyük ölçüde Ezra sayesindedir.

Buna ek olarak Ezra özel kişiliği ve yaptıklarıyla, bilgeler tarafından, “Eğer Tora, Moşe yoluyla verilmeseydi, sofer Ezra yoluyla verilebilirdi” denecek kadar yüksek bir seviyede tutulur.

Ayrıca bazı Yahudi bilgelere göre, son peygamber Malahi ile Ezra, aynı kişidir. Buna göre, Ezra’nın ölümü, Mısır’dan çıkışla başlayıp Ezra’nın ölümüne kadar süren bin yıllık peygamberler döneminin sonunu simgeler.

3) MÖ 246 yılının 8 Tevet günü, Yunan-Mısır Kralı Ptolemy’nin emriyle Kutsal Kitap, birbirinden ayrı evlere yerleştirilen 70 Tora bilgini tarafından ilk defa Yunancaya çevrilir. Talmud’a göre, bu çeviri açığa çıktıktan sonra, “dünyaya bir süre derin bir karanlık çöker”. Bu olay, Yahudi tarihinde, altın buzağı gibi bir dönüm noktasını oluşturur. Tora’nın gizemini, sadece direkt tercümeyle, yani sözlü Tora’nın desteği olmadan anlamak mümkün değildir. Kutsal Kitap’ın Yunancaya çevrilmesi, Yunan kültürünü Yahudi hayatına entegre etmek isteyen Helenist Yahudilerin de işlerini kolaylaştırır. Bu çeviri, ‘Septuagint’, zaman içinde İncil’in Eski Ahit kısmını oluşturur.

Asara Be’Tevet Felesefesi: http://www.sevivon.com/index.php?option=com_content&task=view&id=1164&Itemid=37#Content

Önemli Not: Yazıda kısa bir özet olarak verilmiş olan bilgiler, okuyucuya bu konular hakkında fikir vermek amacıyla;  Inside Time, The Book of Our Heritage, Yahudilik Ansiklopedisi kitaplarından ve www.chabad.org, www.aish.com, www.torahtots.com, www.ou.org , https://ohr.edu sitelerinden derlenerek hazırlanmıştır. Cemaatlerin farklı gelenekleri ve uygulamaları olabildiği için özel günler ve uygulamalar hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, cemaatin kendi Rabi’lerine başvurması gerekir.

*Katkıları için Rav İzak Peres’e teşekkür ederiz.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR