Alüminyum Hurda Geri Dönüşüm

Bütün aylar 30 çekiyordu

Gün 1

Sevgili günlük,

Okullar açılmadan kızgın kumlardan serin sulara atlayabileceğimiz kıyılara, doğayla iç içe olmaya güneye gittik. Köşe yazım var dönüşte. Ne yazsam bilemiyorum. Ekonomi, politika yazarları ne güzel, memleketi gezerken gözlem yapıp yazıyorlar. Bilim yazısı benimkisi. Suyun kaldırma kuvvetini mi yazacağım? Bu arada gece elimi bir şey ısırdı. Öyle kanımdan faydalanmak isteyen ve bütün yaz -ama özellikle bu yaz- sinek ilaçlarının etki edemediği sivrisinek falan değil. Bir böcek, belki de bir örümcek.

Gün 2

Sevgili günlük,

Uyandığımda sağ elimde gözle görülür bir şişkinlik vardı. Kaşıdıkça kaşımanın verdiği tatmin hissini kelimelere dökemiyorum. Restorandaki garson “Buz koy, geçer” dedi. Koydum, geçmedi.

Gün 3

Sevgili günlük,

Hani elimizi yumruk yapınca parmaklarımızın başlangıç kemiklerine bakarak ayların 30 mu 31 mi çektiğini anlarız ya, işte benim elime göre bütün aylar 30 çekiyor. Burada günleri 30’a yuvarlamam tamamen biçimsel betimlememi desteklemek adına. Şezlonglarla ilgilenen adam “Kızgın kuma sok, geçer” dedi. Soktum, geçmedi. Akşam Zyrtec aldım. Misler gibi uyudum.

Gün 4

Elimi kapatamıyorum, parmaklarım 1,5 katına çıktı, bilek kemiğim yok oldu. ‘Nutty Professor’ filminde Eddie Murphy’nin canlandırdığı ‘Sherman Sherman Sherman’ın aniden şişko haline dönüşmesi gibi şişiyorum. Garson ve şezlongcudan sonra bari doktora başvurayım dedim. Doktor görüntünün hiç hoş olmadığını, bunun beni öldürmeyeceğini ama bir böcek ya da arı daha sokması durumunda vücudumun savunmasız yakalanacağından istenmeyen bir durumla karşılaşabileceğimi söyledi. Oradan antihistaminik ve kortizonlu iğneyi yemeden çıkamazmışım. Yandı ya sevgili günlük.

Gün 5

Elimin şişkinliği sakinledi. Çok mutluyum be sevgili günlük. Bilim yazım kafamda şekillendi. Antihistaminik, histaminik, taminik minik minik hepsini anlatacağım. Yalnız çok yemişim, kilo aldım. Lanet olsun.

↔↔↔

Antihistaminik histaminlerimizin aşırı çalışması durumunda ortaya çıkan kaşıntı, hapşırık gibi belirtileri iyileştirmek için kullandığımız bir ilaç. Histaminleri bağışıklık sistemimizin bizi rahatsız eden bir maddeyi kapı dışarı atmak için çalışan fedaileri gibi düşünebilirsiniz. Benim durumumda bu böceğin zehri oluyor. Deri, ciğer, burun, bağırsak, kan gibi organ ve dokularımızda mastosit adı verilen hücrelerinde histaminler hazır bulunuyor. Alerjen bir durumla karşılaşıldığında ‘saldır’ emri alan histaminler etraflarındaki kılcal damarları şişiriyorlar ki ekstra kan akışı sağlansın, ayrıca etrafı ısıtıyorlar ki hücrelerin metabolizması hızlansın ve daha çabuk iyileşsin, kısaca bağışıklık sisteminin diğer süvarileri ‘tamirat’ işlemini rahatça yapsın. Yani elimi şişiren zehir değil benim bağışıklık sistemimin histamin molekülleri. Şişmeye, kızarıklık (fazla kandan dolayı), ısınma ve acı eşlik ediyor ve bu kombo menüye enflamasyon diyoruz. Enflamasyon vücudun alarm sireni. Sireni duyan bağışıklık sistemim enfeksiyon ile mücadele etmek için pac-man gibi önüne geleni yutan hücreler (fagositler) ve akyuvarların ürettiği antikorları kullanıyorlar. Bunlar kaba kuvvet sever hatta haddini aşarlar. Hatta baktılar ki savaşı kaybediyorlar, beyne her şeyi yak mesajı gönderip ateşimizi yükseltirler. Histaminlere geri dönecek olursak -evet savaşmak için uygun bir ortam yaratmış olabilirler- ama bizi de pert ederler. Kaşınırız, ısınırız, hapşırırız, nefes bile alamayabiliriz. Bu yüzden antihistaminik bize ilaç gibi gelir. Gibisi yok, ilaçtır.

Antihistaminiklerin yanı sıra enflamasyona ve alerjilerime ‘biraz sakinlesene’ diyen bir ilaç da kortizon. Kortizol hormonunu taklit ediyor. Kortizol hormonu böbrek üstündeki adrenalin bezlerinde üretiliyor, yani endokrin sistemimizin bir parçası. Diğer bir adı stres hormonu. Gün boyunca doğru seviyede olması gerekiyor. Çok stresli durumlarda çokça salgılanıyor (mesela deprem oldu kaçmanız gerek). En çok çalışması gereken beynimize gerekli şekeri sağlamak için kandaki yağ ve karbonhidratları glukoza döndürüyor, kan basıncını arttırıyor, gereksiz işlemleri belli bir süreyle durduruyor. Kaslarınıza enerji gerekirken sindirim sisteminin bir yemeği sindirerek, üreme organlarının sperm/yumurta üreterek ya da bağışıklık sisteminin bir enfeksiyonla savaşarak sizi yorgun düşürmesini tercih etmezsiniz. Kortizol vücuda bu emri veren hormon. Bağışıklık sistemini yatıştıran bir yandan enfeksiyonumla mücadele eden ve ağrımı mucize gibi kesen kortizona teşekkür ederken, fazla dozunun berbat yan etkileri olduğunu belirtmeme gerek yok herhalde. Buradan da işime geldiği gibi bağlayayım: Bu tatilden çok kilo alarak döndüğümü fark edip yüzüme söyleyenlere cevabım hazır: hiç yemek yemedim, bunlar hep kortizon.

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın