Batya Natan

Batı Anadolu Yahudilerine özgü farmakolojik tedavi yöntemleri

Batı Anadolu’da yaşayan Yahudiler, birçok alanda olduğu gibi, hastalıklarının tedavisinde de belli bir kültür geliştirmişti. Sefarad Yahudilerinin kullandığı tedavi yöntemlerini iki ana başlık altında vermek uygun olur. Bunlar spritüel formül ve uygulamalar ile farmakolojik tedavi yöntemleridir. Basit ve geçici olarak nitelendirilebilecek ateş, ishal, mide - böbrek - baş ağrıları ya da gaz sancıları için ilk önce yardımına başvurulan, spritüel formülleri geçtiğimiz hafta incelemiştik. Yazı diziminiz son bölümünde farmakolojik tedavi yöntemlerine göz atıyoruz.

Dr. Siren Bora


Farmakoloji, ilaçların etkisini ve kullanılışını inceleyen bilim dalıdır. Biyolojinin bir dalı olup, diğer dallarla, özellikle fizyoloji ve biyokimya ile yakından ilgilidir. Farmakoloji tarihinin ilk dönemi çok eski çağlara kadar uzanır ve ilaç hammaddelerinin kullanılmasına dair basit uygulamalardan ibarettir. Elde olan belgelerden farmakoloji konusunda Müslümanlar tarafından çok ciddi çalışmaların yapıldığını anlaşılmakta. Müslümanlar, Grekler tarafından keşfedilen bitkisel ilaçları, portakal, limon suları, menekşe kökleri ve diğer başka ilavelerle hafifletmişler[1]. Doktorların ilaçlarını bizzat vermeye, hatta hazırlamaya mecbur oldukları zamanlarda, ilaç hammaddelerinin özellikleri ve teşhisiyle ilgilenen bilim dalı olan farmakognozi önemliydi. Bu yüzden bu bölümde farmakolojik tedavi yöntemlerinden söz ederken, aslında farmakognozi üzerine uzman Yahudi bilim adamlarından söz etmiş olacağız. Çünkü bitkileri ölçüleriyle karıştırıp ilaç yaparak şifa dağıtanların bilimsel adı, farmakologlardır.   

Farmakolojik tedavi, bitkilerle tedavi yöntemidir. Bir yandan bilgi nesilden nesle aktarılırken, öte yandan zaman içerisinde deneyimlerle gelişti. Aşağıda Batı Anadolu Yahudilerine özgü hatalıkları ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan farmakolojik yöntemleri maddeler halinde vereceğiz[2]:

Bedende oluşan yaralar: Yaralar üzerine bikarbonat ile kaynatılan elma konurdu. Bu yöntem hâlâ kullanılır.

Gözde kaşıntı: Gözler çok koyu çay ile temizlenirdi.

Diş ağrısı: Eugenol[3] adlı bir madde içeren karanfil, ağrıyan diş üzerinde tutulurdu. Antiseptik ve analjezik etkisi vardı. Hâlâ kullanılıyor.

Arpacık: Bir diş sarımsak ikiye bölünür ve arpacık üzerine bastırılırdı.

Kulak ağrısı: Zeytinyağı damlası kulağa damlatılırdı. Hem kulağı yumuşatır hem de ağrıyı azaltırdı. Ya da haşlanmış sarımsak zeytinyağı ile karıştırılır ve kulağa damlatılırdı. Sarımsak hem barsak parazitlerine karşı koruyucu olarak hem de diyabetlilerde kullanılan bir ilaçtı. Hâlâ kullanılıyor.

Zayıflama için: Yağların eritilmesinde soğan kullanılırdı. Hâlâ kullanılıyor.

Hıçkırık: Önce, “seni anıyorlar” denirdi. Eğer geçmezse çimdik atılır, soğuk su içirilir, nefes tutturulurdu. Su içerken her yudumda Avraam, İtshak ve Yaakov’un adını zikretmesi gerekirdi.

Zatürre: Soğan etkili bir antiseptikti. Zatürre olan hastaya, balla karıştırılarak verilirdi. Koruyucu etkisi vardı. Zatürre tedavisi sırasında hasta çok iyi korunmalıydı. Bu yüzden korunaklı, rüzgâr almayan yerde koruma altına alınırdı. Ayrıca giydirilir ve terlemesi sağlanırdı. Böylece toksinler atılırdı. Bardakla kupa çekilirdi. Sırta kupa çekilmesi, kan dolaşımını hızlandırırdı. Gözenekleri açarak toksinlerin yok olmasını sağlardı. Ayrıca kupa çekilmesi, ateşe ve ağrılara da iyi gelirdi. Kupa aynı zamanda immün sistemi güçlendirir ve kanın yararlı elementlerinin yükselmesine katkıda bulunurdu. Kupa çekme eyleminin adı, Judeo Espanyol dilinde Ventozas’tı (Vantuz çekmekti). İzmir’in değerli doktorlarından Dr. Zybill’in kupa çekme yöntemi şöyleydi: Önce, bardağın içindeki oksijeni almak amacıyla yanan bir mum ya da yakılan alkollü bir pamuk parçası bardağın içinde gezdirilirdi. Sonra sırta ya da göğse 5-6 kupa (bardak) çekilirdi. Bunlar bulundukları yerde 2-3 dakika tutulurlardı. Sonra hepsi tek tek çıkarılırlardı. Ardından sırta ya da göğse tentürdiyotla kefes şeklini verecek kareler çizilirdi. Hasta iki kat yorgan altında yatırılır ve terlemesi sağlanırdı. Böylece hastanın ateşi düşürülürdü.

Üşütme: Öksürük halinde hasta sıkı giydirirdi. Sırtına rakı dökülmüş kaput beziyle (trapo de raki ile) kompres yapılırdı. Ya da kaynatılmış elma ve tentürdiyot sürülmüş kaput bezi sıcak sıcak sırtına konur,  soğudukça değiştirilirdi. Veya gazeteler yorgan iğnesiyle delinerek sırta konurdu. Delinen gazeteler, buhurdanlık işlevi görür, böylece vücut hava alırdı. Bugün vicks ile yapılan aynı tedavidir.

Virütik ve Bakteriyel enfeksiyonlar: Antibiyotikler ve antiseptik ilaçlar olmadığı için enfeksiyonlarda ölüm kaçınılmazdı. Tedavi için genellikle, 4-5 yaşlarında olan küçük bir çocuğun idrarı balla karıştırılır ve içirilirdi. Bugün idrarın virüslere karşı bazı antiseptik maddeler içerdiği bilinmektedir.

Boğaz ağrısı: Boyuna sıcak zeytinyağıyla masaj yapılırdı. Bez rakıyla ıslatıldıktan sonra kuru sabuna sürülür üzerine biraz karabiber konur ve boğaza sarılırdı. Böylece sirkülasyon sağlanırdı. Boğaz ağrılarında kullanılan Strepsil ve Kalderon pastiller aynı maddeleri içerir.

Çıbanlar: Büyük çıbanlar üzerine haşlanarak ezilmiş soğan konurdu. Eğer siyah çıban parmakta çıkmışsa, etrafı tuzlu domatesle sarılırdı. İki günde bir pansuman yapılır sargı yenilenirdi. Amaç cerahatin patlayıp çıkmasını sağlamaktı. Daha sonra, elma pudrası, zeytinyağı ve arı sütü ezilir macun kıvamına getirilip yara üzerine sürülürdü. Arı sütü aynı zamanda antiviral propolis üretmekteydi.

Derideki çatlaklar: Çatlak üzerine tütün sarılırdı. Tütünün antihemorajiko (kanamayı durdurucu ya da önleyici) etkisi vardı.

Ateşin düşürülmesi: Hasta soğuk su ve sirke ile ıslatılan çarşafa sarılırdı. Hasta terletilir, titremeleri tedavi edilirdi. Böylece ateş kendiliğinden düşerdi. Bu işlem aspirin’in antipiretik (ateş düşürücü) etkisini akla getirir.

Titreme: Kininle tedavi edilirdi.

İştahı azaltmak için: Kinin kullanılırdı çünkü kekremsi ekşi bir tadı vardı.

Kasık spazmları: Hamile kadının karın ve genç kızın regl ağrısında karın ve kasık bölgesine rakı damlatılmış karabiber eklenmiş bez konurdu. Spazmlar için birebirdi.

Migren ve baş ağrıları: Bir banda limon, patates veya salatalık dilimleri dizilir ve başa sarılırdı. Bu banda Şakikera denirdi. Migrenin vazokonstriksiyon (damar büzülmesi, kasılması) etkisi vardı. Soğuk ve basınç baskıyı azaltıyordu.

Baştaki pire: Neft yağı ile sirke karıştırılır başa sürülürdü. Sonra saç beyaz sabunla yıkanır, fildişi ince dişli tarakla taranırdı. Tarak saça yapışan pireleri alırdı. Sirke ise saçın alkalinidad değerlerini düşürmekteydi. Sabun da saçın yumuşamasını ve kolay taranmasını sağlıyordu.

Bağırsak parazitleri: Askaritte sarımsak kullanılırdı. Tenye için balkabağı çekirdekleri kıtır kıtır yenirdi. Veya magnesia sülfat (ishale neden olurdu) kullanılırdı.

Hemoroit: Hasta ılık ballı su dolu kaba oturtulurdu. Kabızdan kaçınmak gerekliydi.

İdrar yolu enfeksiyonu: Maydanoz veya mısır püskülleri kaynatılarak içirilirdi. Ayrıca böbrek taşlarının düşmesini sağlamaktaydı.

İshal (Şusulera): Öncelikle kaynatılan limon içirilirdi Ayrıca, koyu çay, pirinç lapası ve nar kabukları kullanılırdı. Yiyecek olarak kızarmış ekmek, çay ve yoğurt (tok tutsun diye) verilirdi. Bu yiyecekler bağırsak bakterilerine iyi gelirdi.

Kızamık: Hastalığın bir haftada geçeceğine inanılırdı. Geleneksel olarak hasta etrafına kırmızı renkte objeler konulması adettendi.

Gaz sancısı: Ezilmiş badem sıcak suyla karıştırılır, tahin eklenir, susam dövülür macun yapılıp fitil olarak kullanılırdı. Bağırsak mukozasına iyi gelirdi.

Kabızlık: Kuru erik ve incirle hoşaf yapılırdı. Ya da biraz sinameki ve senna yaprağı (yalancı sinameki yaprağı) eklenerek ilaç hazırlanırdı. Veya daha önce de söz ettiğimiz gibi ılık suya biraz sabun ilave edilerek lavman (ayuda) yapılırdı. Eğer kabız olan küçük çocuksa, anal yola badem şekeri konurdu. Eğer kabız hali uzun sürmüşse, hastaya reçine yağı içirilirdi. Bu yağ çok kötü kokardı. O yüzden portakal suyu, bira veya kolayla birlikte verilirdi.

Nasır: Nasır ayakta ise, banyo sonrası üzerine domates konurdu. Hatta ezilmiş soğanda konmaktaydı. Ancak bunun 2-3 saatte bir değiştirilmesi gerekirdi. Nasır piştiği için elle çıkarılabilirdi. Salisilik pomata ihtiyaç yoktu.

Periyodik olarak kan alma veya sülük tedavisi: Sülük tedavisine inanılırdı. Bozuk kanı çeksin diye vücuda yapıştırılırdı. Bu uygulama hemoroide ve yüksek tansiyona iyi gelirdi.

Afrodizyaklar: Zencefil, ceviz, karabiber, bal eklenir macun yapılırdı. Bundan günde üç kaşık alınması önerilmekteydi.



KAYNAKÇA:

Archives Historique de I’Alliance Israelite Universelle (Paris):

AAIU, Turquie II C 8-14 TARICA, “5 Ocak 1921 tarihli mektup”.

Yahudi Cemaati Arşivi (İzmir):

Palaçi, Hayim, Hayim ve Şalom, İzmir 5642 (1872).

Kutsal Kitaplar:

Kitabı Mukaddes Eski ve Yeni Ahit, İstanbul 1988.

Tora Vayikra, 3. Kitap, İstanbul Nisan 2006, Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın A.Ş.

Tora Devarim, 5. Kitap, İstanbul Temmuz 2009, Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın A.Ş.

Kitaplar ve Makaleler:

AMADO, Selim, “Konsidersyones Farmakolojikas sovre la Medisina popular entre los Djudıos de Izmir de su deredor”, Prezentasyon en la Universidad de Bar-Ilan, 9 de Marso 2005.

AVCIOĞLU, Doğan, Milli Kurtuluş Tarihi, cilt 3, İstanbul 1979.

BORA, Siren, Karataş Hastanesi ve Çevresinde Yahudi İzleri, İzmir 2015, İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi yayını.

BORA, Siren, Hahambaşı Hayim Palaçi(1788-1868) ve İzmir Yahudileri, İzmir Eylül 2016, İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi yayını.

BORA, Siren, “Birinci Juderia: İkiçeşmelik (Kuruluşu ve Gelişmesi)-The First Juderia: İkiçeşmelik (Establishment and Development)”, Geçmişten Günümüze İzmir Uluslararası Sempozyum Bildirileri– From Past to Present International Symposium Proceedings 4-7 Kasım 2015, İzmir Kasım 2017, 95-112.

DOĞAN, Hatice, Maymonides’in Hayatı ve Eserleri, Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın AŞ., İstanbul 2010.

EKŞTAYN, Şimon Ari Leyev, Sefer Toledot Hahabif – Toledot Hayav ve Paulav şel Rabbeynu Hayim Palaçi, Yeruşalayim 1999.

GALANTE, Avram, “La population Juive de Turquie”, Hamenora, VIII me Année, no 7, Juillet 1930, 246-248.

GALANTE, Avram, Histoire des Juifs de Turquie, tome III, İstanbul t.y., İSİS yayımcılık ltd.

GUTKOWSKİ, Héléne, Erase Una Vez… Sefarad- Los Sefaradies del Mediterraneo Su Historia Su Cultura, Buenos Aires 1999.

GÜRKAN, Salime Leyla, Yahudilik, İstanbul Haziran 2012(Gözden geçirilmiş 4. Baskı).

HASİDA, İsrael İtshak Barmiz, Rabi Hayim Palaçi ve Seferav, Yeruşalayim 728(1968).

NAHUM, Henri, İzmir Yahudileri, İstanbul 2000.

UNCU, Ebru Mandacı, “Eski Mezopotamya’da Tıp- Medicine in Ancient Mesopotamia”, History Studies International Journal of History, ISSN: 1309 4173 (Online) 1309 - 4688 (Print) Volume 5 Issue 5, p. 107-118, September 2013.

YILMAZ,  Fikret, “Liman Kent İzmir”, Uluslararası Deniz ve Ticaret Dergisi, İzmir, 2005.

Dijital Kaynaklar:

HOWARD, John, An Account of The Principal Lazarettos in Europea; with various papers relative to the plague: Together with further observations on some foreign prisons and hospitals and additional remarks on the presents state of those in Great Britain and İreland, London (The Second addition, with additions) 1789. https://books.google.com.tr/books?redir_esc=y&hl=tr&id=RBhPAAAAYAAJ&q=smyrne#v=onepage&q=smyrne&f=false.

https://www.britannica.com/biography/John-Howard-British-philanthropist-and-social-reformer.

 

 



[1] İbn-i Sina, Galen’in karışık ilaç terkipleri yerine birkaç misli daha zararsız ve basitlerini yapmıştır. İbn-i Sina’nın Kanun adlı kitabında istisnasız tamamı batı botanik ve eczacılığına geçmiş olan 780 ilaç belirtilmiştir.

[2] Amado 2005, 4-7.

[3] Karanfilden elde edilen yağda bulunan bu maddenin antiseptik ve analjezik etkisi vardı.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın