Batya Natan

Kalp hastalıklarında beslenme nasıl olmalı?

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde beslenme çok önem taşır. Özetlemek gerekirse “yaşam şekli değişikliği” esastır.

Kalp hastalıklarında beslenme nasıl olmalı?

Orahayim Hastanesi Diyetisyeni Berna Çil

Kalp hastalıkları denildiğinde damar hastalıkları da beraberinde değerlendirilir. Çünkü bu iki sistem birbirini destekler. Kalp-damar hastalıklarının oluşumunda  önemli  rol oynayan kan bulgusu 1900’lü yılların başlarında  kalp damar hastalıkları ile ilişkilendirilen kolesteroldür.  Kolesterol yağ sınıflamasında yer alan, özellikle hayvansal kaynaklı besinlerde yoğun bulunan bir maddedir. Bunlar; kırmızı et,  hayvanların derileri, organ etleri gibi besinlerde  daha fazladır, bunun yanında süt ve süt ürünlerinde, beyaz ette daha düşük oranda bulunur. Ayrıca yağı azaltılmış ürünlerde de normalden daha az bulunur.

Kolesterol  kanda VLDL’ye bağlanarak taşınır, VLDL kanda LDL’ye dönüşür. HDL daha az kolesterol taşır. LDL damar duvarının içine kolesterolü taşıdığı için kalp damar hastalığı riskini arttırır, HDL ise kandaki kolesterolü karaciğere taşıyarak kolesterolün kanda birikmesini önler. Bu nedenledir ki VLDL ve LDL kötü, HDL ise iyi kolesterol olarak bilinir. Abdominal şişmanlık dediğimiz vücudun üst kısmının daha şişman olması durumu da kalp hastalıkları riskini arttırır. Burada  kalıtsal özellikler, çevresel  etmenler de rol alır.  Kalp damar hastalıklarının tedavisinde beslenme kanadının mantığını özetlememiz gerekirse “yaşam şekli değişikliği” esastır.

Risk faktörleri

Yaş, erkeklerde ≥45, kadınlarda ≥55 veya erken menopoz,

Ailede kalp hastalığı öyküsü (birinci derece akrabalardan erkekte 55, kadında 65 yaşından önce koroner arter hastalığı bulunması),

Sigara içmek,

Yüksek kan basıncı (Hipertansiyon/ kan basıncı 140/90 mmHg’ın üzerinde olması),

Hiperkolesterolemi (total kolesterol 200 mg/dl’ın üzeri, LDL 130 mg/dl’ın üzeri),

Düşük HDL-kolesterol değeri (

Diabetes mellitus,

Şişmanlık,

Stresle baş edememe,

Fazla alkol tüketimi,

Fiziksel aktivitenin az olması,

Doğum kontrol hapı kullanımı 
(sigara içiliyorsa), Menopoz.

Diyet tedavisinde esaslar

Kırmızı et haftada 1-2 kereden fazla tüketmeyin.

Beyaz et: tavuk eti, balık eti, hindi eti, vb etleri her gün tüketebilirsiniz.

Etlerin yağlı kısımlarını (derisi, koyu renkli etleri, vb) tüketmeyin.

Haftada 1-2 kez mutlaka kuru baklagil yemeği tüketin.

Zeytinyağı, bitkisel sıvı yağlar tercih edin.

Katı yağ tüketmeyin.

Yağda kızartılmış et  ve diğer tüm gıdaları tüketmeyin.

Yağı azaltılmış süt, yoğurt, ayran, peynir, vb tercih edin.

Tam buğday ekmeği, bol tahıllı ekmek, kepekli ekmek, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, vb tercih edin.

Bulgur pilavı, bulgurla yapılan sebzeli kuru baklagilli yemekler tercih edin.

Portakal, mandalina, greyfurt  başta olmak üzere  mevsiminde, avokado dışındaki meyveleri tercih edin.

Sebzeleri bol bol ve mevsiminde tüketin. Her öğünde mutlaka az yağlı bir salata masanızda bulundurunuz. Günde en az  6-8 porsiyon sebze meyve tüketin.

Etli yaptığınız yemeklerde yemeğe ayrıca yağ eklemeyin.

Alışveriş yaparken az yağlı veya yağsız et alın.

Sebzeleri doğradıktan sonra uzun süre bekletmeyin.

Sebzeleri az suda pişirin.

Şeker tüketiminizi azaltın.

Katkı maddelerinden, hazır gıdalardan, fast food beslenmekten uzak durun.

Alkol tüketmeyin.

Sigara kullanmayın.

İdeal vücut ağırlığınızı korumaya çalışın.

Hipertansiyon (yüksek tansiyon) kalp damar hastalıkları için bir risktir. Tansiyonunuzu kontrol altında tutmaya çalışın.

Stresten uzak durun.

Tekli doymamış yağ asitleri

Tekli doymamış yağ asitlerinden  zengin yağlar oda sıcaklığında sıvı formdadır. Kanola, fındık yağı ve zeytinyağları bu yağ asitlerinden zengindir. Tekli doymamış yağ asitlerinin LDL- Kolesterol ve trigliseridler üzerindeki etkileri nötral olmasına karşın, HDL-Kolesterolünü artırıcı etkisi vardır. Bunlar, çoklu doymamış yağlar gibi oksidasyona yatkın değildirler. Ancak, bu olumlu etkilerine rağmen tekli doymamış yağ asitlerinin miktarı total enerjinin yüzde 20’sini geçmemeli.

Çoklu doymamış yağ asitleri

Yağ asidinde bulunan karbon molekülleri arasındaki çift bağlardan iki veya daha fazlası kırılmıştır. Çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin yağlar oda sıcaklığında sıvı veya yumuşak formdadır. Mısır, soya ve ayçiçek yağlarının çoklu doymamış yağ asidi içerikleri yüksektir. Deniz ürünlerindeki yağların büyük bir kısmını da çoklu doymamış yağ asitleri oluşturur.

Diyette, doymuş yağ asitlerinin yerine çoklu doymamış yağların tüketilmesi ile LDL Kolesterolde önemli bir düşüş sağlanabilmektedir. Çoklu doymamış yağ asitleri içinde iki ana grup vardır, Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri.

Omega-6 yağ asitleri (Linoleik asit)

Omega-6’dan zengin bitkisel yağlar; mısır özü, ayçiçeği, soya fasulyesi yağlarıdır. Linoleik asit vücutta serbest radikal oksidasyonuna yatkın olduğundan, diyette alınan linoleik asit miktarı total kalorinin yüzde10’unu geçmemeli. *Diyetisyen Or-Ahayim Hastanesi

 Omega-3 yağ asitleri

Çoklu doymamış yağ asitleridir ve özellikle soğuk sularda yaşayan uskumru, ton, somon, gibi yağlı balıklarda bulunur. Omega-3 yağ asitleri yağlı deniz balıklarından başka bazı bitkilerde keten tohumu ve yağında, kanola yağında, soya yağında, ceviz ve fındıkta bulunur. Omega-3 yağ asitleri LDL-Kolesterol yapımını azaltarak kan trigliserid düzeyini düşürürler. Omega-3 yağ asitlerinin kalp koruyucu etkisi nedeni ile bu yağları tüketenlerde koroner kalp hastalığına bağlı ölümlerde düşüş görülür. Bu etkiyi yapabilecek Omega-3 yağ asidi dozu günlük 850 mg ile 1,5 gramdır. Günde yağlı bir porsiyon balık yenmesi ile yaklaşık 900 mg Omega-3 yağ asidi alınabilir. Bu nedenle haftada en az iki kez balık yenilmesi (300 g) önerilir.

Doymuş yağ asitleri

Hayvansal kaynaklı besinlerden kırmızı et, tavuk (derili), tereyağı, tam süt ile bitkisel besinlerden palmiye ve palmiye tohumu yağı ile hindistancevizi yağı doymuş yağlardan zengindir. Diyette alınan doymuş yağ asitleri LDL-kolesterol düzeylerini yükseltir ve insülin direncinin oluşumunda etkin olduğu için diyabete eğilimi artırır. Yağsız/az-yağlı diyet süt ürünleri (peynir, yoğurt, süt) kullanılmalı, kuzu-koyun eti yerine daha az yağlı dana eti ile tavuk, hindi ve özellikle balık tercih edilmeli, sakatat, pastırma, sucuk, sosis, salamdan kaçınılmalı.

Trans yağ asitleri

Trans yağ asitleri bitkisel sıvı yağların hidrojenize edilerek katılaştırılması sırasında açığa çıkmaktadır. Ayrıca bazı besinlerde doğal olarak da bulunmakla birlikte, büyük bölümü hidrojene yağlardan gelir. Margarinler, süt ve vitaminlerle zenginleştirilmelerine karşın içerdikleri trans yağ asidi miktarı bilinmediğinden kullanılmaması gerekmektedir. Trans-çoklu doymamış yağ asitleri, LDL-Kolesterol’ü artırdığı ve HDL-Kolesterol’ü azalttığı için kalp damar hastalıklarının oluşumunda önemli bir faktördür. Bu nedenle ticari mutfaklardaki kızartmalarda, hazır yemeklerde, börek, çörek (yağlı çörekler, yağlı kraker) yapımında kullanılan bu yağların tüketimi en aza indirilmeli.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın