Batya Natan

Şlomo AMeleh’in aynası ve bizim aynamız

“İn solis sis tibi turba locis / Issız yerlerde kendin için bir evren ol.”

Şlomo AMeleh’in aynası ve bizim aynamız

Avraham Zafer İşcen

 

İnsanlık tarihinin farklı dönemlerinde ‘aynalara’ halklar, kültürler, inanç sistemleri tarafından farklı farklı anlamlar yüklenmiştir.

Ayna, fani dünya ile öteki taraf arasındaki sınırı simgelemiştir. Mistiklerin, ölüler diyarına açtıkları bir pencere gibidir. Mistikler aynaya bakarak gelecekten ve bilinmeyenden haber verir veya kendi ruhlarının derinliklerine dalar veya kaybolmaya çalışır. Kayboldukça kendilerini bulurlar.

Bazı kültürlerde aynaların, gözle görünmeyen varlıkları gösterdiğine inanılır. Kâhin yanında kutsal aynayı gezdirir ve buna baktığında kişilerin işledikleri tüm günahları görür.

Binlerce yıldır Ben-Adam-Ademoğlunun gelişmesine katkıda bulunmuş olan, farklı inanç sistemlerindeki batıni yani ezoterik akımlar ise, aynaya farklı başka anlamlar yükleyerek, adeta insanın kendine doğru yaptığı yolculuğa bir araç olarak görmüşlerdir.

Bu avdete binaen, Ulu Yaradan ile yekvücut olmaya emeldar olmuşlardır. Çeşitli inanç sistemlerinde, inananlar yakınını kendin gibi sev ülküsü etrafında dönmüşlerdir.

Ritüellerine göre belirli landmarklar çerçevesinde yaşamak her zaman için güzeldir. Belli sınırları sağlamlaştırmak adına ‘barış’ı tesis edememek ise büyük bir trajedidir ve gökler katında gaflet ve cehalettir.

Sulh tesis etmek için landmarkları esnetmek, affetmek, hoş görmeye çalışmak, empati yapmak hayatı daha kolay kılacaktır.

Barışın tesisine katkısı olanlar, Ulu Tanrı’nın merhametine mazhar olurlar.

Esnek davranmayıp, kibirli olarak, tevazu göstermeyenler ise Tanrı’nın sert yargısıyla yüzleşmek zorundadırlar. Ad’ı Kutsal Olan, Ademoğlunu-Ben-Adam’ı amelleri doğrultusunda değerlendirir.

Şlomo AMeleh ne güzel demiştir oysa Mişle Kitabı 27:19’da, “Kamayim panim lepanim ken lev aadam veadam.” Bu ayetin açıklamasını şu şekilde yapabiliriz. Suya baktığınız vakit, aksinizi nasıl görürseniz, karşında olan kardeşine karşı neler hissediyorsanız, o da senin için benzer bir hissiyat-ı insaniyede olacaktır.

Ruhları birbiriyle hoşnut olur. Bir tebessüm karşındakini de tebessüm ettirir.Nice Ben Adam - Âdemoğluna, pir olmuş Şlomo AMeleh, sizce bu ayeti söylerken, ne sebeple sudaki akislerimizden bahsetmiş, ama aynadaki görüntümüz tabirini kullanmayı tercih etmemiştir.

Malumunuz o’dur ki hem Zahir’de hem de Batın’da HaŞem’ın kelamının her kelimesinde her harfinde ve her harfin her nekudasında, bir ilim mevcuttur.

Ayna doğası ve kimyası itibariyle kibri temsil eder. Aynaya baktığımızda dik dururuz.

Aynanın arkasında asıl farkı yaratan sır diye tabir ettiğimiz gümüşi bir karışım mevcuttur. Ezoterik-Batıni akımlarda Ayna’nın arkasındaki gümüş ise kibri ve insanların kendi üzerlerine ve başkalarının üzerlerine örttükleri perdeyi sembolize eder. Perdeler, etiketler arttıkça, insan hem kendinden, hem de yaratılış amacından uzaklaşır, farklı kavramsal tanımlamalar silsilesi içinde farklılaşmanın girdabına gark olur.

Oysa sudaki görüntümüze bakmak için biraz eğilmemiz lazımdır.

Şlomo AMeleh’in Kadim İlmi buradadır. Bu insanlığın ve ‘sulhun anahtarı’dır.

Kendi fikirlerini tartmadan, kibirle, taviz vermeden bir yaklaşım geliştirmek, karşı taraf hakkında ve karşı tarafın fikirlerinin değiştirilmesi veya uzlaşma hususunda olumlu bir sonuç sağlamaz ve sağlayamaz.

Ayna’nın karşısında dimdik durmak yerine, Şlomo AMeleh’in yaptığı gibi sudaki kendi görüntümüze bakar gibi, azıcık esnek davranıp, tevazuu içinde birazcık eğilmemiz zaruridir.

Bu şekilde karşımızdakinin, bizimle ilgili menfi fikirlerine etki etme ihtimali oluşabilir.

İlgili ayete tekrar bakacak olursak, “Veahavta lereaha kamoha / Yakınını kendin gibi sev.” Ayetteki ‘kamoha / kendin gibi’ kelimesinin kutsal nümeroloji ilminde veya gematriya ilmindeki sayısal değeri 86’dır. Bu sayısal değer Tanrı’nın yargı ile ilgili ismi olan Elohim ile aynı sayısal değerdedir. Din alimleri şöyle derler, eğer karşındakini, ‘kendin gibi’ seversen o zaman yargı, Tanrı’nın merhamet ile ilgili adı olan Ad..’a dönüşür. Ayet şöyle bitmektedir: Karşınızdakini yargıladığımız gibi Tanrı da bizleri yargılayacaktır.

Cem’in, cemiyetin, camianın içinde amelde tevhit yok ise, Adı Mübarek Olan, orada barınmaz, o toplulukta Tanrı’nın kutsal mevcudiyeti yoktur.

Şlomo AMeleh’in, sulhun ehemmiyetini tebliğ ettiği şekilde, Ben Adam -Âdemoğlu’nun da bu yolda insanlık çerağını benimsemesi ve taşıması yüce bir bağlılık (AŞK) gerektirir.

SEVERİM BEN SENİ CANDAN İÇERİ

Severim ben seni candan içeri,

Yolum ötmez bu erkândan içeri.

Nere varır isem gönlüm dolusun,

Seni nerde koyam bundan içeri.

Senin aşkın beni benden almışken,

Ne şirin dert bu dermandan içeri.

Süleyman kuşdilin bilir dediler

Süleyman var Süleyman’dan içeri

(Yunus Emre)

 

Kaynakça:

The Kabbalah of Self-Knowledge-Tzvi Freeman ve Michael Kigel

The Kabbalah of Imperfection- Tzvi Freeman ve Michael Kigel

The Kabbalistic Mirror of Genesis- David Chaim Smith

The Awakening Ground: A Guide to Contemplative Mysticism- David Chaim Smith

The Sacrificial Universe-David Chaim Smith

The Mirror - Symbol Of Reflection-Joseph Joe Panek

A Dictionary of Symbols- Juan Eduardo Cirlot

Parsha Potpourri-Oizer Alport

Mirrors in Literature and Superstition-  Gallagher Flinn

The Fitzwilliam Museum-Signs and Symbols-Mirrors

Ezoterizm ve Batınilik-Milliyet Gazetesi Blog-Berk Yüksel

www.antoloji.com Yunus Emre

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın