Batya Natan

Portekiz’in 500 yıl önceki Yahudi yaşamından kalıntılar

1497 yılında Portekiz’i terk etmek zorunda kalan Yahudilerin, Alfama’dan Evora’ya, Lizbon’dan Transisco’ya kadar, birçok şehir ve kasabadaki izlerini Dora Niyego aktarıyor.

Portekiz’in  500 yıl önceki  Yahudi yaşamından kalıntılar

Geçtiğimiz haftalarda, Portekiz’e, beş yüz yıl önceki Yahudi yaşamından bugüne süregelen kalıntıların bulunduğu şehirleri görmek amacıyla eşimle bir gezi gerçekleştirdik. Gezinin ardından gördüklerimiz ve öğrendiklerimiz...

Bilindiği gibi, 1492’deki İspanyol Engizisyonunda, Hristiyanlığı kabul etmek istemeyen Yahudiler sınır dışı edildi. Kral II. John’un, belli bir miktar para ödemeleri karşılığında, on binlerce İspanyol Yahudi’sine iltica hakkı vermesi üzerine, Yahudiler Portekiz’e kaçtı ve ülkenin güneyindeki şehir ve kasabalara yerleşti. Ancak 1497 yılında, İspanya’nın baskısıyla Portekiz’deki Yahudiler de din değiştirmeye zorlandı. Din değiştirmeyi kabul etmeyenler, çocuklarını Portekiz’de bırakmaları şartıyla, ülkeyi terk etmeye zorlandı. Yahudilerin diretmeleri sonucunda ise, 1536’daki Portekiz Engizisyonunda binlerce Yahudi öldürüldü.

İLK DURAK ALFAMA

Gezimizin ilk gününde, o dönemlerde Lizbon’da Yahudilerin yaşadığı bölgeleri gezdik. 15 - 16. yüzyılda, Lizbon’un Alfama bölgesinde, Baş Haham Judas Navarro’ya verilen toprak üzerine, küçük bir Yahudi mahallesi bulunuyormuş. Aynı tepede yer alan, bugün birçok küçük restoranın bulunduğu Bairro Alto, turistlerin akın ettiği, canlı gece hayatına sahip bir mahalleye dönüştü.

Portekiz denizcilik keşifleri (15. ve 16. yüzyıl) zamanında, Alfama’daki bu mahalle, birkaç Yahudi aileye aitti. Bu Yahudi mahallesi iç içe birçok daracık sokaktan oluşuyor. Mahallede tüm Yahudi yerleşimlerinde görülebileceği gibi bir de çeşme var. Biraz ilerleyince, köşe başındaki bir levhada Rua de Judiaria (Yahudi sokağı) yazısını ve engizisyonda Yahudilerin kovulduğu sokağı görüyorsunuz. Sokağın yanından aşağıya inen daracık bir merdiven var. Baskın sırasında, Yahudiler o merdivenden kaçmaya çalışırmış. O dönemden kalma eski duvarların üzerine kazılmış bazı Yahudi sembollerini hâlâ görebilmek mümkün. Evlerin kapılarının üstünde kadın eli şeklinde demir kilitler yer alıyor (Yahudi evlerin üzerinde hep bu kilitlere rastladık). Ayrıca, bazı kapıların üzerine asılı sucuk şeklinde nesneler gördük. Bu nesneye Portekizliler Çoriso (chorizo) dermiş. Çoriso domuzdan yapılıp kapıların üstüne asılır ve o evlerin Hristiyan evi olduğunu gösterirmiş. Yahudiler, Engizisyon döneminde, kapılarının üstüne, tavuk veya sığır etinden yapılmış sahte çorisolar yapıp asmış. Böylece evlerinin Hristiyan evi zannedilmesini sağlamışlar.

Yine o dönemde, Lizbon’un Baixa bölgesinde iki önemli Yahudi mahallesi yer alıyordu: Judiaria Grande ve Judiaria Pequena. Bu bölgelerdeki bütün sinagoglara sonradan el kondu.

Lizbon’un merkezindeki Rossio Meydanı, Ortaçağ’dan beri şehrin ana meydanlarından biriymiş. İsyan ve kutlamalar, boğa güreşleri ve infazlar bu meydanda gerçekleşmiş. Bugün ise, meydan Lizbonluların ve turistlerin tercih ettiği bir buluşma yerine dönüştü.

Rossio Meydanında beş yüzyıl önce, 2 ile 4 bin arası Yahudi yakılmış. Engizisyon mahkemesi de bu meydanda bulunuyordu. Anlatıldığına göre, Yahudiler bu meydandaki Sao Domingos Kilisesine kapatılmış, sonra da kilise ateşe verilmiş. Bugün, kilisesinin yanında bulunan Yahudi anıtı, 2000 yılında dikilmiş. Anıtın üzerinde şu satırlar yazılı: “Bu anıt, 15 Nisan 1506’da önyargı ve dini ayırımcılık nedeni ile burada katledilen binlerce Yahudi’nin anısına dikilmiştir.”

EVORA

İkinci günümüzde, o dönemde en kalabalık Yahudi topluluklarından birinin yaşadığı şehir olan Evora’yı gezdik. Yahudilerin yaşadığı bölge olan Judiaria’da iki sinagog, bir hastane, bir midraş, bir hamam ve canlı bir ticaret merkezi yer alıyordu. Judiaria’da iki sokağın isimleri dikkatimizi çekti: Rua da Mercaderes (Tüccarlar Sokağı) ve Rua da Moneda (Para Sokağı). Sokakların arasında dolaşırken, bir kapının üstünde beş yüzyıl önceden kalma bir mezuza gördük. Daha sonra, eski bir Roma tapınağının arkasında, Engizisyon mahkemelerinin yapıldığı eski bir binanın içini dolaştık. Bu binanın, Engizisyondan sonra, İber Yarımadasında ayakta kalan tek bina olduğu söyleniyor.

Üçüncü durağımız Lizbon yakınındaki Tomar şehri oldu. 14. ve 15. yüzyıllarda burada varlıklı bir Yahudi topluluğu özellikle Judiaria Dr. Joaquim Jacinto Sokağında yaşamış. Bu sokaktaki sinagog ise ziyaretimiz sırasında restorasyonda idi. Yine de sinagogun içini gezebildik.

Aynı bölgede yer alan Abraham Zacuto Yahudi Müzesini dolaştık. Müzede eski Portekiz’deki Yahudi yaşamı ile ilgili çok sayıda antik tablet, mezar taşı, metin ve eserler sergileniyor. Müzenin görevlisi bir Marano (dönme) idi. Tomar’da iki - üç Yahudi ailenin yaşadığını fakat Yahudi olduklarını söylemekten çekindiklerini belirtti. Yapılan son kazılarda, bölgede bir su ısıtma sistemi ve ritüel banyoları (mikve) ortaya çıkmış.

SON DURAK TRANSİSCO

Son durağımız Transisco kasabası oldu. Ortaçağ’dan kalma bu kasabada güçlü Yahudi etkisi görülebiliyor. Burada, o dönemde sosyal ve ekonomik yönden güçlü bir Yahudi topluluğu yaşamış. Zengin bir tüccarın evi olan, o dönemin en haşmetli evi Casa de Gato Negro’un ön kısmında hâlâ Lion of Judea (Yahudi Aslan) kalıntıları belirgin. 15. yüzyılda buradaki Yahudi nüfusu 500 kişiden fazla olduğundan, Yahudi sınırlarının dışında da yerleşmeye başlamışlar.

Transisco’nun eski dar sokaklarını gezerken, kendinizi adeta Yahudi geleneklerinin kutlandığı bir zamana dönmüş gibi hissediyorsunuz. Duvarlarda ve kapıların üzerinde kazılmış David’in Yıldızını, Yahudi sembolleri ve İbranice kelimeler görülüyor.

Yine buradaki Dinis Meydanında, 1980 yılında, bir duvarın aralığında saklanmış Shema Yisrael duası yazılı olan bir rulo keşfedilmiş. 2012’de eski Yahudi mirasını korumak ve aktarmak amacıyla, İsaac Cordoso Yahudi Kültür Merkezi kurulmuş. Merkez, Mimar Gonçalo Byrne tarafından tasarlanmış. Beit Mayim (Yaşam Suyu Kuyu) Sinagogunda ise Yahudi ziyaretçilere yardımcı olması amacı ile görevlendirilmiş hanım, bize gerekli bilgileri aktardı ve görülmesi gereken yerleri gezdirdi.

BELMONTE’NİN GİZLİ YAHUDİLERİ

Dördüncü durağımız Belmonte, Portekiz’in en eski Yahudi kasabasıydı. Belmonte’de bir Yahudi ailenin işlettiği Sion Otelinde kaldık. Bu antik yerleşim yerindeki tüm yollar, tepenin üstündeki granit kaleye çıkıyor. Yüzyıllar boyunca gizlilik içinde yaşayan Belmonte Yahudilerinin, dünyayla, hatta diğer Yahudi cemaatleri ile bile hiç iletişimleri olmamış. Ortaçağ atmosferini hissettiğimiz bu kasabanın yüzyıllar öncesinin gizli Yahudileri, bugün de hâlâ aynı ibadet şekillerini, geleneklerini uyguluyor. Yüzyıllar boyu Yahudiliklerini gizlice koruyan Belmonte cemaati, 1920 yılında Samuel Schwarz’ın, Portekiz’in içlerinde Serra de Estreya yakınlarında böyle bir cemaatin varlığını keşfettiği zamana kadar, varlıklarını kimseye hissettirmemiş. Bugün elli kişi civarında olan Belmonte Yahudilerinin, bir sinagogu, bir din adamı ve mezarlığı bulunuyor. Belmonte’deki Yahudi müzesinde, Yahudi yaşantısı ile ilgili birçok obje sergileniyor. Ayrıca, bir duvarda sürekli oynayan videoda, orada yaşayan Yahudiler, ritüellerini ve ailelerinin yüzyıllardan beri orada nasıl saklanarak ve din değiştirmeden yaşadıklarını anlatıyorlar.

 

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın