“Purim” olayında kadınlar

“Bayrama daha bir ay varken, niye bu yazıyı kaleme aldın?” diyebilirsiniz.

Herkesten önce davranarak, konuya bir başlangıç yapayım dedim. Bir de hanımlara yönelik taciz haberleri gündemde iken, aslında bu tür davranışların pek yeni olmadığını da göstermeye çalışacağım. Hele yaklaşık 2500 yıl önce de hanımların en az bugünkü kadar cesur ve gözü pek davrandıklarını öğrenmek biraz da şaşırtıcı oluyor.

 

 

 

Önce Kraliçe Vaşti’den başlayalım.

Pers Kralı Ahaşveroş, tahta geçişinin üçüncü yılı dolayısıyla1, sarayın bahçesinde yedi gün sürecek muazzam bir ziyafet tertiplemiştir. Maksadı imparatorluğunun zenginliğini ve gücünü tüm komşu ülkelere göstermektir. Alan, günümüzün dekoratörlerine parmak ısırtacak şekilde düzenlenmiştir. Tüm çevre atlastan kumaşlar ile donatılmış, divanlar altın veya gümüş kaplamadan yapılmıştır. Kral, yine modern tabiriyle, ‘limitsiz şarap’ ikramının altın kadehlerde yapılmasını emretmiştir. Tüm hizmetkârlar, davetlilerin hiçbir isteğini geri çevirmemek talimatını da almışlardır.

Bu ‘parti’nın son günü, Kral dâhil, herkes, zil zurna sarhoştur. Ahaşveroş, orada bulunan yedi hizmetkârına2, harem dairesine gidip, Kraliçe’yi ziyafet mahalline getirmelerini emreder. Maksadı tüm davetlilere Vaşti’nin güzelliğini teşhir etmektir. (Ester kitabında Vaşti’nin çok güzel bir kadın olduğu bilhassa vurgulanmaktadır.)

Vaşti bu çağrıyı alınca deyimin tam anlamıyla ‘küplere biner’. Sarhoşlar kitlesi içinde bir gösteri aracı olarak bulunmayı şiddetle ret eder. Başına geleceğini bile bile, hizmetkârları huzurundan kovar. Sonucunu hepimiz biliyoruz: Kraliçe tacını kaybeder ve saraydan ayrılmak zorunda kalır. Ama kendi onurunu korumuş ve tüm kadınların sembolü haline gelmiştir. Ebediyete kadar, bu vakur duruşuyla anılacaktır.

Şimdi basit bir kurgu yapalım: Eğer Vaşti, Kral’ın davetine icabet etseydi, Ester kraliçe olamayacak, Haman, vezirliğine devam edecek ve kimse Yahudileri kurtaracak bir girişimde bulunamayacaktı. Vaşti’yi bu yönüyle de daima hatırlayalım.

Küçük bir rolü olmakla beraber Haman’ın karısı Zereş’ten bahsetmemiz lazım. Haman eşine, Mordehay ile ihtilafını anlatmış ve fikrini sormuştur. Mordehay, Haman’ı ve heykelini selamlamamaktadır. Yahudilerin ülkedeki etkinliğinden çekinmektedir. Ve tüm Yahudileri öldürmek için bir ferman hazırlattığını eşine açıklar.

Zereş, kocasına, her şeyden önce ve derhal yirmi beş metre3 yüksekliğinde bir darağacı hazırlanmasını ve Mordehay’ın oraya asılmasını önerir. Bir anlamda Zereş, hem kocasının, hem kendisinin hem de çocuklarının sonlarını adeta hazırlamıştır.

Kahramanımız Ester’e gelince… Mordehay’dan, Yahudilere karşı hazırlanan korkunç planı öğrenince, Kral’ın huzuruna çıkar. Ahaşveroş’u ve Haman’ı Harem’de bir ziyafete davet eder. Bu ziyafet iki gün sürecektir. (O dönemlerde, ‘maşallah’, ziyafetlerde pek zaman sınırı yoktu.) İkinci günün sonunda (herhalde yine herkesin ‘kafası dumanlı’ iken), Ester tüm cesaretini toplayarak Haman’ın korkunç niyetlerini açıklar ve kendisinin de Yahudi olduğunu itiraf eder. (O ana kadar Ahaşveroş eşinin Yahudi olduğunu bilmiyordu)4. Dolayısıyla Kraliçe de bu ölüm listesine dâhildir.

Ahaşveroş ciddi bir şok geçirmiştir. Hiç beklemediği ve ihtimal vermediği iki haber onu perişan etmiştir.

Şimdi Ester’in kitabından alıntı yaparak, hadisenin gelişmesini izleyelim (tercüme hatası varsa peşinen özür dilerim):

 “…Kral büyük kızgınlıkla sofradan kalkar ve bahçeye fırlar. Haman dehşet içindedir. Hemen Ester’in uzandığı divana gider onun üstüne adeta çullanarak affetmesini, hayatını bağışlamasını ister. Tam o anda Ahaşveroş geri döner (ve sahneyi görünce) ‘Her şey yetmezmiş gibi, bir de Kraliçeme tecavüz etmeye mi, çalışıyorsun, hem de ben evde iken’ diye haykırır. Muhafızlar çağrılır; Haman’ın başına bir çuval geçirilir ve Mordehay için hazırlanmış olan 25 metrelik darağacına asılır.”

Dikkatinizi, herhalde çekmiştir; Kral, Haman’ın kötü bir kişi olduğuna, ancak Ester’e tecavüz etmekte olduğunu sanınca, kanaat getirmiş ve anında onu ölüme mahkûm etmiştir. Yoksa dönemin Pers kanunlarına göre bakanlardan, danışmanlardan ve akil insanlardan kurulu bir heyet tarafından yargılanması gerekirdi.5

Fransızlar, her olayda, “Cherchez la femme / Kadını arayın” derler. Purim’de kadınların rolleri çok açık!

Purim ile ilgili size magazin haberlerini verdim. Herhalde önümüzdeki günlerde çok daha ciddi yazılara tanık olacağız.

1 O tarihlerde Pers imparatorluğu İndus Nehrinden Habeşistan sınırına uzanıyordu.

2 Ester kitabı isimlerden geçilmiyor. Hizmetkârların adları teker teker belirtiliyor, danışmanların adları sayılıyor. Haman’ın on oğlunun adları sıralanıyor. Aradaki subay ve kölelerinkini es geçiyorum.

3 Niye 25 metre de mesela 15 veya 20 değil. Bunun sırrını çözemedim. Ama kitapta iki kere bu rakam zikredilince ben de aynen yazdım.

4 Dönemin Pers kanunlarına göre Kral ancak Pers veya Med kökenli bir kadınla evlenebilirdi. Ester işte bu yüzden çok büyük bir risk almıştır. Ancak aşk her şeye üstün geldi.

5 Nitekim kitabın başında anlatıldığı üzere, Vaşti’ye verilecek cezayı tespit için, Kral’ın başkanlığında, çok geniş bir konsey toplantısı yapılmış ve karar orada alınmıştır. 

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın
447