Mucizeler zamanı

Önce Facebook’ta okudum. 2009 yılından beri Paris’i mekân edinmişler. Bilmiyordum. Oysa o tarihten beri çeşitli kereler farklı nedenlerle Paris’e gelmiştim. Öğrenince hemen baktım haritadan, neredeymişler diye. Meğer sadece 2,5 km ötemde imişler.

Karanlık yağmurlu bir sabaha erkenden uyandım. Madem uyandım, hane halkının uyuduğu saatlerden istifade edip onları ziyarete gideyim dedim.

Paris soğuk! Buz kesiyor! 2,5 km, yürüme mesafesi ama o kadar soğuk ki, metroyu tercih ediyorum.

İnsanın soğuktan ayak tırnaklarının kökleri acır mı? Acırmış! Hani hiç öyle bir şey başıma gelmedi ama öyle bir acı ki, adeta tırnaklarımı söküyorlarmış gibi! Sanki aynı zamanda parmaklarım da donarak kopacak gibi. Öyle acı acı hissediyorum soğuğu. Oysa hepi topu 600 metre yürüdüm. Haritadan sağa mı sola mı dönmeliyim diye incelerken, başımı kaldırıyorum ve birden aydınlanıveriyor hava! Tam karşımda Medyatek Françoise Sagan’ın bahçesinin hemen önündeki küçük parkta, yan yana durmuş bana bakıyorlar. Öyle bir enerji ile sarmalanmışlar ki, bu yağmurlu sabahın içinde yüreğim hafifledi mucizevi bir anda.

Kim mi onlar? Biri Hemera. Diğeri Ay Tutan Adam! Her ikisi de, Cem Sağbil’in heykelleri. Hemera, Antik Yunan’ın gündüz Tanrıçası. Adam ise ay tutuyor. Kadın ve erkek, gündüz ve gece... Tanrıça ve sıradan insan... Ölen ve doğan... Gün ve gece... Tezatlar bir olmuş, uyum içinde, sanat şehri Paris’in binlerce heykelinin arasında belki de tek Türk sanatçının eseri olarak vakurla gezginleri ağırlıyorlar... Zaten tezat dediğimiz de aynı bütünün farklı uçları değil mi?

Tam da yaşadığım o anda olduğu gibi, karanlığın aydınlanması için bir bakış yetiyor çoğu zaman. Başınızı sorunlardan kaldırıp etrafınıza bir bakınmak yetiyor. Bir ışık parıldıyor ruhunda insanın. O ışık, o mucizevi ışık yetiyor anın değişmesine.

İçinde olduğumuz aralık ayı, biz Yahudilerin Hanuka Bayramı (her ne kadar bugün bitmişse de); Hristiyanların Noel’i ve tüm miladi takvim kullananların yılbaşı dönemi. Mucizelerin, aydınlığın ışığın dönemi. Bitişlerin ve başlangıçların dönemi.

Tıpkı bu sabah, karanlık gökyüzünün aniden aydınlanıp yine soğuk ama güneşli bir güne dönüşmesi gibi...

Işık yaşamın her anında, aslında dışarıda değil, sizde, bende... Yaşama bakışımızda. Mucizeler de öyle.

O yüzden bu aralık ayında, 2017 yılının bu son yazısını sizler için bir dilekle tamamlamak istiyorum:

Hangi bayramı kutluyor olursanız olun, ya da hiç birini kutlamıyorsanız da, mucizeniz, ışığınız bol olsun.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın