Ya anın içinde kaybolsaydın?

Ya anın içinde kaybolsaydın, günbegün? Her gün yeni bir gün olduğunun farkında ama her gün aynı anın içinde? Hangi an olsun isterdin?

Her insanın hayatında bir an gelir ki evren ona her şeyin gerçekten mümkün olduğunu göstermek için aydınlanır. Yıldızlar sıraya dizilir. En düşünülemez, en korkunç en karanlık an bile ışıl ışıl bir yolun hazırlayıcısı olur. Karanlık yol yaşanmalıydı demiş olmak istemiyorum, ya da o karanlık yol iyi ki olmuş da demeye gelmiyor söylemim. Ama bazan yolu değiştirme şansı olmuyor insan evladının... Auschwitz/Birkenau’da can annesi ile birlikte yok olup isimli isimsiz milyonlarla aynı çukurda sonsuzluğa ermiş olabilirdi... Ama o bir şekilde yaşadı. Yaşama gücü, ölüm kampından kurtulduğunda önce Fransızlar için sonra tüm insanlar için adalet arayışına götürdü onu... “Kamplarda yaşamak zorunda kaldıkları, önemsizi önemliden ayırt etmeyi öğretmişti ona”. Böyle diyordu Simone Veil’in cenazesinde oğlu. “İnsan olma becerimiz okul başarımızdan daha önemli idi onun için.” İnsan olma becerisi, adalet arayışı zorlu başlayan, ölüm dolu çocukluğunun ardından bir kamp kurtulanı olarak yaşama döndüğünde herkes için insanca yaşam arayışına dönüşecekti. Doğru bildiği bu yolda yürüyüşü onu son nefesini verdiği geçtiğimiz hafta memleketi Fransa’da eşiyle birlikte anıt mezar Pantheon’da gömülmesine kadar taşıdı. Victor Hugo, Jean Jaques Rousseau, Voltaire, Emile Zola, Marie Curie ve Fransız tarihinden pek çok ünlü kişinin yanında.... Hak yerini bulmuştu belki ama seçme şansı olsaydı, kendisi Pantheon’da mı sonsuzluğa ermek isterdi?

Çoğu konuda seçme şansımız yok gibi görünür. Oysa yaşamın her nefes anı bir seçim yapar insan evladı. Vizyondaki 2:22” filminin kahramanının fark ettiği gibi; her gün, her günün yeni ve ayrı bir gün olduğunu bile bile, gün be gün, aynı anı yine yeniden tekrar tekrar yaşamak zorunda olduğunuzu bilseydiniz yaşamınızda hangi anı seçerdiniz? Son zamanlarda toplumca yaşadığımız en güzel anlardan biri herhalde Kartal Bebeğin ihtiyacının duyulmasından 19 saat gibi kısa bir sürede kalp nakli için gerekli meblağın toplanmış olduğu haberi idi. Hepimizin yüreği dağlandı Kartal Bebeği tanıyınca... Hepimiz ellerimizi taşın altına koyduk onun için. Hatırladık, sevginin, paylaşımın ve yaşamın maddiyattan, ötekileştirmekten, nefretten daha değerli olduğunu.

İlla Kartal bebekler acı içinde mi olmalı yanımızdaki kardeşimizin acısına bir damla nefes olabilmemiz için? İmkansızı başardık el ele vererek... Kamplarda geçirdiği yıllara bakılırsa imkansızı başardı Simone Veil. İmkansızı başaracağız el ele, adım adım, daha adil, daha insancıl, daha sevgi ve şefkat dolu bir toplum yaratmak için.

Tıpkı Kartal Bebek için seferber olduğumuzda bir sevgi anını daha yaratmış olduğumuz gibi... Yarattığımız her sevgi anı, yine yeniden yaşanası sevgi anları zincirine eklenecek. Her adalet arayışı, her insanca sevgi anı, daha şefkat dolu daha birlik halindeki bir toplumun çok değerli bir yapı taşı çünkü.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın