Bahar alerji mevsimi olmasın

Ev tozları ile karşılaşınca, küflü ortamda, kediyle karşılaşınca, lastik eldiven kullanmakla veya polen mevsimlerinde aksırık, burun akıntısı, gözlerde kızarma ve sulanma, deride kaşıntı, yüzde kabarma, dudaklarda şişme, aralıklı karın ağrıları, ishal yaşıyorsanız sizin de alerjiniz olabilir. Balat Or Ahayim Hastanesinde İç Hastalıkları, Göğüs ve Alerjik Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. M. Levent Erkan alerjinin ne olduğunu, bulgularını, korunma yöntemlerini anlattı.

ALERJİ NEDİR?

Alerjinin halk dilinde ve hatta tıp dilinde anlaşılabilir kısa bir tarifinin yapılması zordur.  Alerji esas olarak bağışıklık sisteminin (immün sistem) abartılı bir cevabıdır. Diğer bir değişle immün sistemin, normal insanlarda zararlı olmayan madde veya maddelere karşı, anormal, değişmiş ve spesifik (özgül) aşırı cevap göstermesidir. Bu reaksiyon anormaldir çünkü toplumdaki insanların büyük kısmı böyle bir reaksiyon oluşturmadıkları halde, alerji küçük bir bölümünde görülür. Değişmiş cevaptır çünkü toplumdaki inanışın tersine kimse alerji ile dünyaya gelmez; sonradan oluşur. Özgüldür, çünkü çevremizde yüzlerce hatta binlerce alerjenle karşılaştığımız halde bunlardan sadece birkaçına alerji oluşur. Mesela karşılaşılan onlarca çayır poleni olduğu halde genellikle bir iki tanesine duyarlılık meydana gelir.

Bağışıklık sistemi başta enfeksiyonlar olmak üzere vücudu yabancı zarar vericilere karşı koruyan mekanizmalarla donatılmıştır. Bu mekanizmalar başlıca dört grupta toplanır. Bunlar bazen ortaya koydukları etkileriyle vücutta yarardan çok zarar oluştururlar. İşte bu duruma alerji denilmekle birlikte, alerji esas olarak bu dört mekanizmadan Tip-I veya diğer adıyla ani tip aşırı duyarlılık reaksiyonu ile oluşan bir durumdur. Ani tip denilmesinin nedeni, diğer üç tanesi etkenle karşılaştıktan saatler-günler sonra ortaya çıktıkları halde, ani tip dakikalar,  hatta saniyeler içinde kendisini gösterir.  Ani tip reaksiyonun oluşmasının olmasa olmazı kanda bulunan IgE denilen bir maddedir (antikor). Bu madde soyumuzdan gelen (genetik) yatkınlıklarla alerjene özgü olarak vücutta yapılır. İşte çevremizde yaygın bulunan alerjenlere karşı IgE üreten vücuda alerjik (atopik) bünye ismi verilir. Normalde zararsız olan ancak alerjik bünyelilerde IgE üretimine neden olan yabancı maddelere alerjen denilmektedir. Başlıca alerjenler, polenler, ev tozu akarcıkları, mantar sporları, hayvan döküntüleri, besinler, arı-böcek sokmaları ve ilaçlardır. Alerjinin oluşmasında hem genetik ve hem de çevresel faktörler birlikte rol oynarlar.

ALERJİ NASIL TESPİT EDİLİR?

Alerjik bünyeli bir insan tabii yollardan alerjenle karşılaştığında bu alerjenler, alerji oluşmasına neden olan etkin maddeleri taşıyan bazı hücrelerin (mast ve bazofil hücreleri) yüzeyinde, alerjenlerin herbirine karşı özgül yapılmış IgE ile bağlanarak,  reaksiyonu başlatır. Sonuçta bu hücrelerden açığa çıkan aktif maddeler düz kasların kasılmasına, damarları genişleyip, geçirgenliğinin artmasına ve enflamasyon denilen, dokuları tahrip etmek özelliğine sahip hücrelerin toplanmasına yol açarlar. Bu etkiler sonucunda alerjik nezle, alerjik konjunktivit (alerjik göz nezlesi), alerjik astım, ürtiker (kurdeşen), egzema, gıda alerjileri, anjiyoödem ve anaflaksi (alerjik şok) gibi hastalıklar ortaya çıkar.

Alerjik hastalıklarda gördüğümüz belirti ve bulgular alerjik olmayan bazı nedenlerle de ortaya çıkabilir. Bu nedenle alerji tanısının doğru konulması çok önemlidir. Alerji alerjenle oluşan ani tip alerjik reaksiyonu deri testleri ile göstermek veya bir antijene özgü olan IgE antikorlarının kanda gösterilmesiyle konulur. Deri testleri en çok kullandığımız kullanışlı yöntemdir. Bu yöntem alerjenin deri üstüne damlatılmasından sonra derinin 1 mm’lik bir iğne ile delinmesi veya alerjenin çok ince bir iğne ve enjektör yardımıyla deri içine verilmesiyle uygulanır. Sonuç 10-15 dakika içinde alınır. Bu testlerin yapılması basit gibi görünse de sonuçların okunması ve sonucun değerlendirilmesi çok önemlidir. Her deri testi pozitifliği alerjik hastalık var anlamına gelmez. İleride daha büyük maddi ve manevi yanlışlıklara yol açmamak için bu yöntemlerin tecrübeli alerji uzmanları tarafından uygulanması gereklidir. Kanda spesifik IgE bakılması daha masraflı ve vakit alan bir yöntemdir. Alerjenin deriye verilmesiyle anaflaksi riski olan veya derisi aşırı hassas olan ve bu nedenle yanlış sonuç veren hastalarda öne geçer. Bu arada IgE reaksiyonu ile değil de, hücresel tip reaksiyonla oluşan bijuteri, metaller (örneğin kalem), lastik vs. gibi antijenlerin yaptığı temas deri reaksiyonunun tanısı için yama (patch) testi uygulanır. Bu yöntem antijenin 48-72 saat süreyle deriye temas ettirilmesi ve bu sürenin sonunda sonucun değerlendirilmesi suretiyle gerçekleştirilir. Kontakt dermatit bir IgE reaksiyonu değildir. 

ALERJİDEN KORUNMA

Alerjik hastalıkların nedeni alerjenler olduğuna göre tedavide ilk yapılacak şey etkili olan alerjenden korunmaktır. Alınan tedbirlerle alerjiye neden olan alerjen ortamdan uzaklaştırılabilir veya miktarı azaltılabilir.  Örneğin ev tozunun içindeki akarcıkların miktarı düşürülerek, alerjen etkisi azaltılabilir. Kedinin evden gönderilmesi veya hamam böcekleriyle mücadele sonucu etkileri tamamen ortadan kaldırılabilir. Ancak polenler ve havadaki diğer alerjenlerden kaçınabilmek zordur. Gıda alerjilerinde de bu besinlerin yenilmemesiyle mesele halledilebilir.

İLAÇ TEDAVİSİ

Alerjik hastalıkların tedavisinde en çok kullanılan ilaçlar, antihistaminikler, steroidler, antilökotriyenler olarak sayılabilir. Antihistaminikler daha çok alerjik nezle ve ürtiker için kullanırlar. Alerjik nezle ve astım tedavisinde enjeksiyon veya tablet yerine gaz veya toz şeklinde çekilen steroidler tercih edilmektedir.  Anaflaksi gibi tehlikeli durumlarda da cilt altına adrenalin, damardan antihistaminikler ve steroidler uygulanır. Antilökotriyenler antihistaminikler gibi ağızdan verilen alerjik nezle ve astım tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Anti-IgE ancak 15 gün aralarla ve sadece damardan verilebilen bir ilaç olup, uygulanması ve tedavinin takibi zorluklar gösteren, ayrıca maliyeti yüksek bir yöntemdir. 

İMMÜNOTERAPİ

Allerjik nezle ve astım tedavisinde diğer tedavilerle yeterli sonuç alınamayan, en fazla birkaç alerjene duyarlılık saptanan hastalarda uygulanan bir yöntemdir. Alerjen solüsyonunun gittikçe artan miktarlara cilt altına uygulanmasıyla yapılır. Mutlaka acil müdahale olanakları olan bir sağlık kuruluşunda 3-4 yıl süresince haftada bir daha sonra ayda bir uygulanması gibi zorlukları vardır. Bu tedaviden alınan cevap da her şeyden önce kişisel farklılıklar gösterir. Mutlaka ciddi bir sağlık kuruluşunda uzmanları tarafından uygulanmalıdır.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın