Bir Soykırım filmi ‘HATIRLA’

Holokost filmlerini her izlediğimizde sanki bir şeyler değişecekmiş gibi büyük bir umutlu bekliyor ve bilinen makûs kadere gözyaşı döküyoruz her seferinde. Son yıllarda ise Soykırım filmleri genelde Holokost sonrası kalanlara ne olduğuna, yaşanan bu travmaların kurtulan ve takipçisi kuşaklar üstündeki izlerine, hatta on yıllara yayılmış kapanmayan yaralarına odaklanıyor. İşte onlardan biri: Hatırla.

Rafi Kohen


 27 Ocak Uluslararası Holokost Anma Günü yaklaşırken, sinema gündemimize yine Soykırım filmleri düşecek; anma etkinliklerini daha pekiştirmek, derinleştirmek hatta yoğunlaştırmak için, okuyarak varamadığımız duygusallığa, görsel ve işitsel duyularımızı harekete geçiren filmlerle ulaşacağız.

Evet, sonu hep bilinen bir konu bu ve her izlediğimizde sanki bir şeyler değişecekmiş gibi büyük bir umutlu bekliyor ve bilinen makûs kadere gözyaşı döküyoruz her seferinde.

Son yıllarda farklı Soykırım filmleri çekilmeye başladı sinema endüstrisinde. Konu başlığı ise genellikle ‘aftermath’ yani Holokost sonrası kalanlara ne olduğu, yaşanan bu travmaların kurtulan ve takipçisi kuşaklar üstündeki izleri, hatta on yıllara yayılmış kapanmayan yaraları. Tabi kurtulanlar kadar, paçayı kurtaran suçlular ve caniler de merak konusu.

Günümüzde, sosyal psikoloji, tek başına akademik bir branştan, tüm diğer bilim alanlarını, bilhassa tüketici davranışlarını incelemesi sebebi ile çok önemli bir unsur haline geldi hayatımızda. Davranışlarımızın, dışa vurduğumuz veya zihnimizin arka taraflarında gizlediğimiz tepkilerimizin, çok derin sosyolojik ve psikolojik sebepleri oluyor. Bunları analiz etmeden insanın özüne ve zihninin karanlık dehlizlerine ulaşmak imkânsız. Her ne kadar otopilot davranış ve reaksiyonlarımız var ise de, hafızamızın derinliklerinde aksiyon almamıza mani olan faktörler de bulunuyor.

İnsan yaşamına hatırladıkları, hatırlamayı tercih ettikleri kadar, unutmak istedikleri de şekil veriyor.

Christopher Plummer ve Martin Landau gibi iki emektar stara Bruno Ganz (Downfall, The Reader) Jürgen Prochnow’un (Das Boot, The English Patient) eşlik ettiği, farklı filmleri ile tanınan direktör Atom Egoyan’ın yönettiği 2015 Alman-Kanada yapımı ‘Remember-Hatırla’ filmi, bahsi geçen bütün öğeleri barındırması hasebi ile bu sinemaya ve sosyal olgulara iyi bir örnek teşkil ediyor.

Hikâyeye gelince:

Zev Gutman (Chritopher Plummer) ve Max Rosenbaum (Martin Landau) aynı yaşlılar evinde yaşayan iki Holokost kurtulanıdır. Zev, eşini yeni kaybetmiş ve demans hastalığından muzdariptir. İki eski kurtulan, Auschwitz’de ailelerinin ölümüne sebep olan Otto Walisch’in Rudy Kurlander adıyla Amerika’ya geldiğini tespit ederler. Ancak bir sorun vardır, aynı tarihlerde dört Rudy Kurlander gelmiştir. Hepsinin tek tek ziyaret edilmesi ve doğru olanın tespit edilmesi gerekmektedir. Max tekerlekli iskemleye bağlı, Zev ise demanstan muzdariptir. Bütün bu engeller Zev’in intikam yolculuğuna çıkmasına engel olamayacaktır, zira içindeki nefret ve kaybettiği sevdiklerinin acısı kor halinde kalbinde yer almaktadır. Ayrıca yaşanacak fazla süre, kaybedilecek bir şey kalmamıştır. Son isteği, adaletin tecelli etmesidir.

Max arkadaşına, takip edilmesi gereken yolu, atılması gereken adımları ve hafıza gelgitlerinde, hem kendini emniyette hissedecek hem de hafızasını tazeleyecek bir mektuplar dizisi sunar. Kalacağı otellerden, ulaşım yollarına kadar her şey hazırlanır; hatta bir silah edinilir. Ve filmimizin kahramanı Zev Gutman, geçmişten bugüne sırtında taşıdığı acıların sebebi, düşmanıyla yüzleşmek üzere yolculuğa çıkar. Benjamin August’un senaryosunu yazdığı hikâye sona yaklaştıkça adım adım, gelişigüzel gibi görünen ancak düzenli bir şekilde gerilimi arttırır.

‘Remember’, bir Holokost filmi olduğu kadar, aynı zamanda bir yol ve intikam filmi. Gelgitler, kişisel sorgulamalar ve insanın bilinçaltındaki canavarlarla yüzleşmesi ile dolu dolu bir film. Kabul edilen macera, çıkılan yolculuk ve kahraman – baş düşman arketiplerini darmadağın etmesi ile çok iyi anlatılmış bir hikâye, harika oyunculuklar ve inanılmaz ters köşe bir finalle, temposu çok yüksek olmamasına rağmen, beni koltuğuma bağladı.

Teknolojik görüntü - ses efektleri fakat içi boş hikâyeler, bolca klişe ve stereo tiplerle veya toplumun belki de hazır olmadığı hatta hoşlaşmadığı olguları empoze etmeye çalışan mesaj filmleri ile gittikçe sıkıcı hale gelmeye başlayan günümüz sinemasında bu tür iyi senaryo - hikayelere her geçen gün daha çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bir Soykırım hikâyesini, kamp, gaz odası ve uygulanan şiddeti görsel olarak sunmadan hissettirmek ancak çok iyi bir hikâye anlatımı ile mümkün olabilir. His zaten içimizde; marifet, o hissi, konuyu efekt soslarına bulamadan açığa çıkarmakta.

Siyahla beyazın, iyi ile kötünün giriftleştiği, görünen ile gerçeklerin aynı olmaması, hafızamızın arkasına attığımız kötü anıların ön bilince ulaşması ile oluşan huzursuzluğun travmatik sonuçlarını irdelemesi ile iyi bir film.

İyi seyirler.

Remember (Kanada-Almanya ortak yapımı)

IMDB 7.4/10

 


İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın