kanada REklam

Şafakta Verilen Söz

Her ay yapılan sinema gösterimlerinden biri daha 11 Kasım Pazar akşamı Ulus Musevi Lisesinde gerçekleşti.

Şafakta  Verilen Söz

Sinemasever cemaat üyelerimizin rağbet ettikleri gecede, yönetmenliğini Eric Barbier’nin yaptığı, başrollerini Pierre Niney ve Charlotte Gainsbourg’un paylaştığı, ünlü Fransız yazar Romain Gary’nin otobiyografik romanı ‘Şafakta Verilen Söz’den (La Promesse de L’Aube) uyarlanan, aynı adlı film gösterildi. Ardından Seyfi İşman ve yazar Buket Uzuner Gary üzerine söyleştiler.

‘Şafakta Verilen Söz’de, 1914’te, Roman Kacew adıyla Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Vilna’da doğan Romain Gary ya da diğer adıyla Emil Ajar’ın dolu dolu yaşadığı, maceralı hayatı anlatılıyor. Aslında bu hayatın en az onun kadar önemli bir kahramanı daha var; annesi Nina Kacew.

Gary henüz küçük bir çocukken babası evi terk eder. Bir süre sonra Varşova’ya yerleşirler. Hayat amacını sadece çok sevdiği oğlunun eğitimi ve başarısı üzerine kuran annesi, sıra dışı ve dominant bir kişiliktir. Tiyatroyu bırakıp terzilik yapmak zorunda kalan Nina Kacew kendini, hayata geçemeyen hayallerini oğlunun üzerinden gerçekleştirmeye adar. Gary 14 yaşındayken, Polonya’da Yahudilere karşı başlayan düşmanlık yüzünden bu kez Fransa’ya, Nice’e taşınırlar.

Film bittikten sonra gerçekleşen sohbette yazar Buket Uzuner, Romain Gary’nin en sevdiği yazarlardan biri olduğunu, eserlerini ve edebi dilini çok beğendiğini söyledi. Filmin romandan farklılıklar gösterdiğini, sinema ile edebiyatın, bir eseri anlatım dillerinin farklı olduğunu belirtti. Romain Gary’yi, 1980’li yıllarda, yazar Atilla İlhan sayesinde keşfettiğini anlatan Uzuner, anne ve oğlun karakter özelliklerinin filme abartılı olarak yansıtıldığını söyledi. Romain Gary’den söz ettiği ‘Balık İzlerinin Sesi’ romanından alıntılar yapan yazar, aslında Gary’nin ironik, hümanist bir kişi olduğunu ve bu kitabının, Talat Halman’ın hakkında yazdığı bir yazıdan sonra 1993’de, Yunus Nadi Roman Ödülüne layık görüldüğünü anlattı.

Dört kez evlenen Romain Gary’nin evliliklerinden söz eden Uzuner, yazarın en çok Jean Seberg’i sevdiğini ve onun şüpheli ölümünden bir yıl sonra intihar ettiğini anlattı. Bıraktığı notta ise şöyle yazıyordu: “Çok eğlendim, teşekkür ederim. Hoşça kalın.”

 

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın