Web´den Seçmeler

• 1938 yılında Atatürk’ün naaşı Dolmabahçe’den top arabasına konulur, Karaköy’den geçerken “çıt, çıt, çıt” sesleri duyulur. Yahudi kökenli vatandaşlar “keriya” ritüelleri gereği Atatürk’ü düğmelerini kopararak uğurlarlar. Giysiden parça kopartmak “Ben senden sonra eksiğim” anlamına geliyor. HANDE FIRAT - Hürriyet

Bu Haftanın “Takılanlar”ı

 

  • YAHUDİLERİN SİVİL HAKLARINI ELİNDEN ALAN, EN MEŞHURU 1935 YILINDAKİ NÜRNBERG YASALARI OLAN, BİRÇOK YASA, AVRUPA’DA İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI PATLAK VERMEDEN YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

Holokost, Nazi Soykırımı, Yahudi Soykırımı ya da Ha-Shoa (İbranice: felaket).

Adolf Hitler liderliğindeki Nazi Partisi'nin yönettiği Nazi Almanyası döneminde, işgal edilen sınırlar içerisindeki yaklaşık 7 milyon Yahudi’nin sistemli bir şekilde öldürüldükleri soykırım.

Aslında Holokost bununla sınırlı kalmaz. İçine, Romanların toplu katliamı, özürlü insanların öldürülmeleri, öldürülen Sovyet tutsaklar, Polonyalılar ve eşcinselleri de alır.

Sovyetler Birliği’nin yıkılması ardından ortaya çıkan rakamlarla birlikte, yakın dönemdeki tahminler, 11 milyon civarında insanın Nazi rejimi tarafından öldürüldüğünü göstermektedir.

Holokost öncesinde sayıları dokuz milyonu bulunan Avrupalı Yahudilerin aşağı yukarı üçte ikisi öldürüldü.

Bir milyon üzerinde Yahudi çocuk, aşağı yukarı iki milyon Yahudi kadın ve üç milyon Yahudi erkek Holokost’ta öldürüldü.

Almanya ve Almanların işgal ettiği sınırlar içerisindeki 40.000 üzerindeki bir tesis ağı, Yahudi ve diğer kurbanları; toplamak, hapsetmek ve öldürmek için kullanıldı.

Holokost'a giden süreçte şiddet ve soykırım aşama aşama gerçekleşti. Yahudilerin sivil haklarını elinden alan, en meşhuru 1935 yılındaki Nürnberg Yasaları olan, birçok yasa, Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı patlak vermeden yürürlüğe girdi. Toplama kampları, mahkumların, ya bitkinlikten ya da hastalıktan ölene kadar köle gibi çalıştırılmaları için kurulmuştu. Almanya’nın her işgal ettiği yerde paramiliter grup Einsatzgruppen, Yahudileri ve politik muhalifleri, toplu infazlarla öldürdü.

İşgalciler, Yahudileri ve Romanları gettolara hapsedip nakliye trenleriyle ölüm kamplarına gönderilmeden önce bir arada tuttular. Yolculuk boyunca ölmeyenler ya ölene dek çalıştırıldı, ya tıbbi deneyler için kullanıldı, ya da sistematik bir şekilde gaz odalarında öldürüldü. Alman bürokrasisinin her kolu, soykırımın lojistiğine yardım etti ve Üçüncü Reich’ı, Holokost Devleti’ne dönüştürdü.

Bugün, bir daha benzeri olmasın diye süreci unutturmamak en önemli görevlerden.

Ferhat Atik

http://www.kibrispostasi.com/c1-KIBRIS_POSTASI_GAZETESI/j229/a33703-iki-buyuk-kayip

 

  • SİYONİZMİN MARŞIYKEN İSRAİL’İN MİLLİ MARŞINA DÖNÜŞEN HATİKVA’NIN BİR ARAP ÜLKESİNDE SESLENDİRİLMESİ BİR İLK OLMASA DA SIRADAN BİR DURUM DEĞİL

Kaşıkçı badiresi atlatıldı ve Trump’la birlikte açılan yeni sayfa, Netanyahu’nun keyfine keyif katan fırsatlar sunmaya devam ediyor. İsrailli yetkililer son günlerde Arap ülkelerine göstere göstere ziyaretler gerçekleştirdi. Sözde Kudüs’ü Arap davasının mihenk taşı yapmış ülkelerin kapıları İsrail’e kapalıydı. Önceleri gizliden gizliye yapılan ziyaretlere aniden alenilik kazandırılması bir tabunun yıkılması anlamına geliyor. Ziyaretlerdeki alenilik yeni dönemin ruhunu yansıtıyor.

Ve temaslar, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in ezeli ve ebedi başkenti yapma savı üzerine kurulu ‘Ortadoğu Barışı İçin Yüzyılın Anlaşması’nı kapalı kapılar ardında servis ederken gerçekleşiyor.

Netanyahu 26 Ekim’de Muskat’ta Umman Sultanı Kabus bin Said’in konuğu oldu. Ziyaret yankı uyandırdı.

İki gün sonra İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miri Regev, Ebu Dabi’de judo turnuvasının madalya töreninde gözyaşları içerisinde HaTikva’yı söylüyordu:

“Bir Yahudi’nin ruhu hâlâ hasret çeker;

İleriye, Doğu’nun sonuna kadar bakan;

Bir göz sürekli Siyon’u gözler…

İki bin yıllık umut;

Topraklarımızda özgür bir halk olmak için;

Siyon topraklarında ve Kudüs’te.”

Siyonizmin marşıyken İsrail’in milli marşına dönüşen HaTikva’nın bir Arap ülkesinde seslendirilmesi bir ilk olmasa da sıradan bir durum değil. İsrail’de aşırı sağın gözdesi kadın bakan Regev, Ebu Dabi’de Şeyh Zayed Ulu Camii’ni de ziyaret etti. Müthiş bir PR vesilesi.

Aynı gün İsrail İletişim Bakanı Eyüp Kara, Dubai’deki güvenlik konferansına katıldı. Bu arada bir heyet de Çad’ı ziyaret etti.

Netanyahu’dan bir hafta sonra bu sefer İsrail Ulaştırma ve İstihbarat Bakanı Yisrael Katz çok daha ileri bir adım için Umman’ın başkenti Muskat’a gitti. Masaya konulan şey, İsrail’in Hayfa limanını Ürdün üzerinden Körfez ülkelerine bağlayacak demiryolu projesiydi. Gerçekleşmesi kolay değil ama bu tür bir proje bölgedeki birçok dengeyi alt üst etmeye yeter.

(…) Ayrıca bu atmosferden Arap ülkelerinin İsrail’i ivedilikle tanıyacağı sonucu çıkmaz.

Yine de İsrailliler çok umutlu. İsrailli bir savunma yetkilisi, Al Monitor’a demecinde, İsrail’le gizli kapaklı ilişkilerin açığa vurmasını ‘yavaş pişirme işleminin bir sonucu’ olarak nitelerken arkasının geleceğini söylüyor: “Bu aleni ziyaretin üzerinden bir haftadan fazla zaman geçti ve hiçbir şey olmadı. İran hariç, tek bir Müslüman veya Arap ülkesi Netanyahu’yu ağırladığı için Umman’ı kınamadı, eleştirmedi. Perde arkasında bunun tam tersi oldu. Bu, başka devletlere de yansıyacak, İsrail’le ilişkileri normalleştirmenin bugünlerde sıkıntı yaratmaktan ziyade avantaj sunduğunu anlayacaklar.”

Al Monitor yazarı Ben Caspit “Bu belki de tarihin en uzun pişirme işlemiydi ve ekim sonunda fırından etkileyici bir yemek çıktı” diye ekliyor.

İsrail, İran korkusunu çok başarılı bir şekilde işliyor, bu sayede Arap dünyasına kanallar açıyor. Ama İsrail’in ‘gizli’ Arap ortaklarının farklı yerlerdeki başarısızlıkları dikkate alındığında yoğurdukları hamur tutmayabilir.

Fehim Taştekin

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/11/10/arap-sokaginda-iran-kisi-israil-bahari-yoksa-serap-mi/

 

  • YAHUDİ MAHALLESİ’NİN BİR MÜZE YA DA KÜLTÜREL FAALİYET BÖLGESİ OLARAK İŞLEV GÖRÜP KORUMA ALTINA ALINMASI VAKTİYLE GÜNDEME GELMİŞ; FAKAT PROJE GERÇEKLEŞTİRİLEMEMİŞ

Ankara Yahudileri bugün dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış durumdalar. “Yahudi Mahallesi’nden arkadaşlarımla ortaokul çağında koptuk” diyen Önen, birçoğunun İsrail’e göçtüğünü kaydediyor. Kimileriyse, önce başka mahallelere, sonra da İstanbul’a göçmüşler. Mahalle hayatının yok olmasının bir sebebi de Ankara’da yaşanan hızlı betonlaşma. Bahar, ilgili eserinde, bugünkü Ankara’nın kendisine yabancı olduğunu belirtiyor. 1955’te İstanbul’a taşındıklarını söyleyen Almelek, “Ankara’da bugün benim bildiğim Yahudi kalmadı” diyor.

Mahallede kimi eski Yahudi evleri hâlâ dursa da bu evlerin geçmişi ve özelliği sadece eski kuşak Ankaralılar tarafından biliniyor. Mahalleye ilk adımınızı attığınızda sizi karşılayan kirişleri süslü ahşap bir ev, polis kulübesine çevrilmiş. Harap haldeki yüksek evlere dikkatli bakınca kırmızı, mavi, yeşil renklerde kırık vitraylar fark ediliyor. Evlerin bir kısmıysa istimlak edilerek eğitim kurumu vb. yapılara dönüştürülmüş. Yahudi Mahallesi’nin bir müze ya da kültürel faaliyet bölgesi olarak işlev görüp koruma altına alınması vaktiyle gündeme gelmiş; fakat proje gerçekleştirilememiş.

Ankara Yahudi Mahallesi’ne dair acı ve tatlı tüm tanıklıklar birlikte yaşamayı öğrenmek adına birer ders niteliğinde. Ayrımcı devlet politikaları, kentlere sahip çıkamamak, kültürlerin kıymetini bilememek. Her birinin sonucunda yine göçen, fakirleşen, yalnız kalan bizleriz, hepimiziz. Mahalleden bana kalan, hiç görmediğim bir dönem ve yaşama duyulan buruk hasret…

Ozan Doğan Avunduk

https://www.gazeteduvar.com.tr/hayat/2018/11/06/kentin-kayip-sakinleri-ankara-yahudileri/

 

  • İSRAİL'İN GÜNÜMÜZ YÖNETİCİ ELİTLERİ MISIR İLE SURİYE 1958'DE BİRLEŞTİĞİNDE İSRAİLLİ LİDERLERİN NE HİSSETTİKLERİNİ BİLİYORLAR MI? BENZER BİR DUYGUYU TATMAYA HAZIRLAR MI?

İsrail'in söz konusu ittifaka sunduğu katkı, tehdidin icadından işlenmesine ve bir hedef olarak belirlenmesine kadar epey yer kaplıyor. Körfez monarşileriyle son dönemde alenileşen ilişkileri, “bölgesel yalnızlık ve tecrit edilmişlik olgusunu aşmak” olarak isimlendirilebilecek önemli bir dış politika sütununa katkı sağlasa da, nihayetinde bir oksimorona dönüşüyor. İsrail bir yandan iddia ettiği “demokrasi adacığı” söyleminin hilafına, bölgesindeki anti demokratik rejimlerle askeri bir işbirliğine gitmekte ya da bu işbirliğinin fikri sponsoru olmakta herhangi bir beis görmüyor. Demokratik bir rejim dış politikasındaki stratejik hatları belirlerken kimliğinden ayrı düşemez. Nihayetinde ulusal politik yapı, dış politikanın kaynağını oluşturur ve söylem-pratik düzlemini belirler. Bu minvalde beliren soru, İsrail'in gerçekten bir demokrasi olup olmadığıdır. Dış politikasına bakıldığında demokratik nitelikleri o kadar flulaşıyor ki seçmekte zorlanılıyor.

Bu ilişki biçiminin üreteceği sorunlu yapının bir başka boyutu ise söz konusu ittifakın gerçekleşmesi ve olası bir kurumsallaşma halinde, orta ve uzun vadede Araplar arasında belirecek liderlik yarışının idare edilebilirliğidir. İsrail'in belki de bugünden üzerinde düşünmesi gereken temel konulardan biri de budur. Konjonktürel olarak cari devlet dizilimi, orta ve uzun vadede dönüşebilir ve üye ülkelerin güç kapasiteleri değişebilir. Özellikle de Mısır ve Suudi Arabistan arasında yaşanacak bir liderlik çekişmesi -ki tarihte bunun örnekleri mevcuttur- olası kurumsallaşmanın önündeki temel engellerdendir.

Ayrıca söz konusu Arap devletlerinin ortak bir çatı altında güç birliğine gitmesi, bugün belki İran tehdidi özelinde hareket etmelerine sebep oluyorsa da, orta ve uzun vadede enerjilerini ortaya çıkabilecek yeni politik yönelimlere harcamayacaklarının da herhangi bir garantisi bulunmamaktadır. İran tehdidinin bertaraf edildiği olası bir durumda, söz konusu ittifakın sürdürülebilmesi için yeni bir ortak tehdide ihtiyaç duyulacaktır. Bu yeni ortak tehdidin İsrail olmayacağına dair bir garanti mevcut mudur? Kaldı ki ilgili ülkelerin silah alımları ve askeri kapasitelerinin artırılması, İsrail'de defalarca bu bağlamda gündeme gelmiş bir konudur. Şimdi ulusal çaptaki alımlardan da öte, ilgili devletlerin askeri yapılanmalarını entegre edecek bir girişimden bahsediyoruz. İsrail'in günümüz yönetici elitleri Mısır ile Suriye 1958'de birleştiğinde İsrailli liderlerin ne hissettiklerini biliyorlar mı? Benzer bir duyguyu tatmaya hazırlar mı?

Son olarak, İsrail açısından bir diğer sorun, özellikle Yemen'de ve son olarak Cemal Kaşıkçı cinayetiyle birlikte tescillenen uluslararası suçların direkt muhatabı olarak Veliaht Prens Muhammed bin Selman (Mbs) ile geliştirdiği ilişkidir. Her ne kadar İsrail yönetici elitleri nezdinde “makbul” bir profil olarak kabul görse de MbS, an itibariyle kanatları kırılmış bir figürdür. Prens siyasal kariyerini devam ettirebilecek olsa dahi İsrail, söz konusu ittifakın bir parçası olması hasebiyle bahsi geçen suçların ortaklığına soyunarak, yine dış politikasının temel parametrelerine aykırı bir güzergaha sapmış olacak. Dış politikasında çok boyutluluğun ve geniş bir ölçekte uluslararası tanınma/kabulün önemli bir gündem maddesi olduğu ülke, anılan ilişkinin derinliği sebebiyle, kuvvetle muhtemel hususiyetle Avrupa merkezli yoğun eleştirilere muhatap olacak. Bu da beraberinde, İsrail'in üzerine titrediği “meşruiyetine” halel getirecek, zaten Filistin sorunu bağlamındaki kabarık sicilini de katmerleyerek tescil edecek.

Ceyhun Çiçekçi

https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/israilin-alenilesen-korfez-politikasi/1305866

 

  • "BÖLGEDEKİ PRAGMATİK GÜÇLER OLARAK BİZLER GÜCÜMÜZÜ FANATİK DÜŞMANLARIMIZI YENMEK İÇİN NE KADAR BİRLEŞTİRİRSEK ULUSAL ÇIKARLARIMIZI GERÇEKLEŞTİRME VE BÖLGEDE GÜVEN VE İSTİKRARIN SAĞLANMASINDA O KADAR BAŞARILI OLURUZ."

Suudi Arabistan'da İsrail ile arasında ilişki olduğunu açıkça ortaya koyan hiçbir resmi hareketlilik yaşanmazken, İsrailli pek çok yetkili, "yeni" ve "gizli" ilişkilerin sinyalini verdi.

Temmuz 2016'da eski Suudi Arabistan İstihbarat subayı Tümgeneral Enver Aşki, Suudi akademisyenler ve iş adamlarından oluşan bir heyetin başkanı olarak İsrail'e bir haftalık ziyaret gerçekleştirdi.

Aşki ve beraberindeki heyet, ziyaret kapsamında İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Dore Gold ve İsrail Hükümetinin Filistin Topraklarındaki Faaliyet Koordinatörü General Yoav Mordechai ile bir araya geldi.

İsrail, Riyad ile ilişkilerini güçlendirmeyi istediğini, Savunma Bakanı Avigdor Liberman'ın ağzından dillendirdi. Liberman, bölgede İran'a ve onun kollarına karşı Suudi Arabistan'la ilişkileri güçlendirme çağrısı yaptı.

Liberman, Amerika'nın Defense News Dergisi'nde geçen yıl aralık ayında, "Bölgede başka yerlerde özellikle de Körfez ülkeleri arasında akılcı düşüncenin pek çok delilini görüyoruz. Belki de bunun en iyi örneği, İran'ın en büyük bölgesel tehdit unsuru olduğunu açıklamaktan çekinmeyen cesur bir vizyona sahip yönetimiyle Suudi Arabistan'dır" diye yazmıştı.

Liberman yazısını, "Bölgedeki pragmatik güçler olarak bizler gücümüzü fanatik düşmanlarımızı yenmek için ne kadar birleştirirsek ulusal çıkarlarımızı gerçekleştirme ve bölgede güven ve istikrarın sağlanmasında o kadar başarılı oluruz" diyerek sürdürmüştü.

İsrailli milletvekili Yossi Yona da Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ı İsrail'i ziyaret etmeye ve eski Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat gibi parlamentoda konuşma yapmaya davet etti.

İngiliz The Times Gazetesi de geçen yılki bir haberinde Tel Aviv ile Riyad arasında, İsrail şirketlerinin Körfez'de faaliyet göstermesi ve İsrail uçaklarına Suudi Arabistan hava sahası üzerinde uçma izni verilmesini kapsayan ekonomik görüşmeler olduğunu açıkladı.

Amerikan CNN Televizyon Kanalı da aynı şekilde iki taraf arasında ekonomik projeler olduğunu ve bunların hızlı bir gelişme kaydedebileceğini savundu. Kanal, bu projelerin, İsrail ile Riyad arasında uçuşların yapılması ve demir yolu hattı çekilmesini kapsadığına işaret etti.

Netanyahu da geçen mart ayında, Suudi Arabistan'ın, Mumbai ile Tel Aviv arasında sefer düzenleyen Hindistan'a ait Air India şirketine kendi hava sahasını kullanma izni verdiğini duyurdu.

Mustafa Habbuş

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israille-normallesmenin-yolu-korfezden-mi-geciyor-/1306907

 

  • YAHUDİ KÖKENLİ VATANDAŞLAR “KERİYA” RİTÜELLERİ GEREĞİ ATATÜRK’Ü DÜĞMELERİNİ KOPARARAK UĞURLARLAR

1938 yılında Atatürk’ün naaşı Dolmabahçe’den top arabasına konulur, Karaköy’den geçerken “çıt, çıt, çıt” sesleri duyulur. Yahudi kökenli vatandaşlar “keriya” ritüelleri gereği Atatürk’ü düğmelerini kopararak uğurlarlar. Giysiden parça kopartmak “Ben senden sonra eksiğim” anlamına geliyor.

Kiğılı mağazalarının sahibi ve kurucusu Abdullah Kiğılı’yı aradım. Hepimizi etkileyen filmi yaptıkları için tebrik ettim.

Bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmemişler, “İnsanlar ceketlerinin düğmelerini kopararak mağazalarımıza geliyor, düğmeleri diktirmek için. Ben 76 yaşındayım, iyi ki varmış Atatürk, iyi ki olmuş Atatürk, keşke biraz daha yaşasaydı. O’na dua ediyorum” dedi.

Hande Fırat

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/ben-senden-sonra-eksigim-41014457

 

  • KUDÜS’Ü EBEDİ BAŞKENT OLARAK GÖREN İSRAİL, FİLİSTİN SORUNU ÇÖZÜLMEDEN, TEK BİR FİLİSTİNLİNİN DÖNÜŞÜNE İZİN VERMEDEN, HASILI GERÇEK BİR BARIŞA GİTMEDEN ARAP DÜNYASIYLA NORMALLEŞME HAYALLERİ KURUYOR

Bu gelişmelere bir de İsrailli yetkililerin mesajları ışığında bakmazsak ortaya çıkacak fotoğraf kusurlu olabilir. İran’ın hedefe konulduğu ve Filistin davasının tabutuna son çivinin çakılacağı yeni süreçte Suudi Arabistan’ın liderliğine ihtiyaçları var. Yazılan rol gayet açık: Suudiler hem İran’a karşı cephe oluşumuna öncülük edecek hem de Trump’ın ‘Yüzyılın Anlaşması’ diye pazarladığı yeni Orta Doğu barış planını Filistinlilere kabul ettirecek. Kudüs’ü ebedi başkent olarak gören İsrail, Filistin sorunu çözülmeden, tek bir Filistinlinin dönüşüne izin vermeden, hasılı gerçek bir barışa gitmeden Arap dünyasıyla normalleşme hayalleri kuruyor. Trump’ın planı tam olarak sorunu çözmeye değil Filistin davasını tarihi gömmeye ayarlı. Suudiler öne çıkartılırken Harem’üş Şerif’in hamisi Amman, Arap davasının mihenk taşı Kahire yavaş yavaş kapısı çalınan başkentler olmaktan çıkartılıyor ya da ikinci plana itiliyor. İşçi Partisi’nin eski lideri Isaac Herzog, Kudüs’ün statüsü ve Harem’üş Şerif’in himayesine dair konuşurken Suudilerin Harameyn’in koruyucuları olduğunu hatırlatıp “Riyad yönetimine merkezi bir rol verilmeli” diyor. İsrail Ulaştırma ve İstihbarat Bakanı Yisrael Katz da Suudi Arabistan’ın Arap dünyasının lideri olduğunu ve İsrail-Filistin barış sürecinin sponsoru olabileceğini savunuyor. Bütün bu sıcak mesajları vermek için İsrailli yetkililerin Londra merkezli Suudi gazetesi İlaf’ı tercih etmesi de anlamlı.

Fehim Taştekin

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/11/12/siyon-dusunde-arap-cozulmesi/

 

  • MESELÂ, TÜRK VATANDAŞI OLAN YAHUDİLER’İN DE İZİNSİZ DİNÎ EĞİTİM VERMELERİ YASAKLANMIŞ VE ÇOCUKLARINA İBRANİCE OKUTAN YAHUDİ VATANDAŞLAR MAHKEMEYE SEVKEDİLMİŞLER, HATTÂ BU AİLELERİN EVDE FRANSIZCA ÖĞRETMELERİ BİLE SUÇ OLARAK GÖRÜLMÜŞTÜ!

Devletin o senelerdeki din politikasının temeli sadece Müslümanlar’ı değil, Türkiye’de mevcut diğer dinleri de kontrol altında tutmaya dayanıyordu! Meselâ, Türk vatandaşı olan Yahudiler’in de izinsiz dinî eğitim vermeleri yasaklanmış ve çocuklarına İbranice okutan Yahudi vatandaşlar mahkemeye sevkedilmişler, hattâ bu ailelerin evde Fransızca öğretmeleri bile suç olarak görülmüştü! Kontroller ve yasaklamalar bu kadarla da sınırlı kalmamış, Türkiye’de yaşayan ama Türk vatandaşı olmayan papazlar bile takip edilmiş, meselâ Edirne’deki İtalyan Konsolosluğu’nda görevli bir papaz ile din dersi verdiği çocukların gizlice fotoğrafları çekilmiş ve İçişleri Bakanlığı bütün bu takibatın neticesinden Cumhurbaşkanlığı’nı da haberdar etmişti!

Murat Bardakçı

https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/2217307-tek-parti-zamaninda-yasak-olan-sadece-turkce-ezan-degildi-hem-muslumanlar-hem-de-diger-dinlerin-mensuplari-cok-siki-takip-altindaydi

 

Netten okumalar

 

  • GİZLİ MİSYON – TAHA KILINÇ

https://www.yenisafak.com/yazarlar/tahakilinc/gizli-misyon-2048053

 

  • İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NDA NAZİ'LERİN SANAT YAĞMASI

http://www.on5yirmi5.com/haber/kultur-sanat/tarih/226691/ikinci-dunya-savasinda-nazilerin-sanat-yagmasi.html

 

  • 10 KASIM’DA GÖKTEN YAĞAN DÜĞMELERİN HİKAYESİ VE “BEN SENDEN SONRA EKSİĞİM”

https://listelist.com/on-kasim-dugme/

 

  • "YAHUDİ SOYKIRIMI’NIN BİR DE ÖNCESİ VARDI"

https://www.dw.com/tr/yahudi-soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1n%C4%B1n-bir-de-%C3%B6ncesi-vard%C4%B1/a-46232263

 

  • KRİSTAL GECE: BATI, HOLOKOST’UN BAŞLANGICINI NASIL GÖRMEZDEN GELDİ?

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201811101036085126-kristal-gece-bati-holokost-nasil-gormezden-geldi/

 

  • YAHUDİ SOYKIRIMININ ÜSTÜNDEN 80 YIL GEÇTİ

https://www.yenisafak.com/dunya/almanya-yahudi-soykiriminin-yil-donumu-3407580

 

  • AUSCHWİTZ’DEKİ DÖVMECİNİN HİKÂYESİNİ ANLATAN KİTAP LİSTELERDE BİR NUMARA – SAHRA ATİLA

https://medyascope.tv/2018/11/09/auschwitzdeki-dovmecinin-hikayesini-anlatan-kitap-listelerde-bir-numara/

 

  • TÖKEZLEME TAŞLARI VE FAŞİZM – SELÇUK KOZAN

https://www.yenihayat.de/2018/11/08/toekezleme-taslari-ve-fasizm/

 

  • "KRİSTAL GECE"NİN ÜZERİNDEN 80 YIL GEÇTİ: ŞALOM ARIYORUZ – PINAR TARCAN

http://bianet.org/bianet/azinliklar/202504-kristal-gece-nin-uzerinden-80-yil-gecti-salom-ariyoruz

 

  • BAŞKA BİR SOYKIRIMI ÖNLEMEK İÇİN ANLATIYOR - DW TÜRKÇE

https://www.youtube.com/watch?v=cuohhcbwOjk

 

  • BİR DEVRİM ÖNDERİNİN KISA PORTRESİ: LEV TROÇKİ – MELİKE KARAOSMANOĞLU

http://www.avlaremoz.com/2018/11/10/bir-devrim-onderinin-kisa-portresi-lev-trocki-melike-karaosmanoglu/

 

  • BİRİNCİ DÜNYA HARBİ: SİYONİZM, YAHUDİ KATIR BİRLİĞİ VE LEJYONLARI – NUH EŞREFOĞLU

https://www.beyaztarih.com/1--dunya-savasi/birinci-dunya-harbi-siyonizm-yahudi-katir-birligi-ve-lejyonlari

 

  • AVRUPA'NIN EN BÜYÜK YAHUDİ TOPLULUĞUNUN YAŞADIĞI FRANSA'DA ANTİSEMİT SALDIRILAR KORKU SAÇIYOR

https://tr.euronews.com/2018/11/07/avrupa-nin-en-buyuk-yahudi-toplulugunun-yasadigi-fransa-antisemit-saldirilar-korku-saciyor

 

  • MACRON'DAN YAHUDİLERİ KIZDIRAN "MAREŞAL PETAİN" POLEMİĞİ – ARZU ÇAKIR

https://www.amerikaninsesi.com/a/macrondan-yahudileri-kzidiran-maresal-petain-polemigi/4648775.html

 

  • İTALYAN YAHUDİLERİ KARA CUMARTESİ'Yİ UNUTMUYOR

https://tr.euronews.com/2018/11/05/italyan-yahudileri-kara-cumartesi-yi-unutmuyor

 

  • KANUN GÖMLEĞİ GİYMİŞ ZULÜM: VARLIK VERGİSİ – SAİT ÇETİNOĞLU

https://www.gazeteduvar.com.tr/forum/2018/11/11/kanun-gomlegi-giymis-zulum-varlik-vergisi/

 

  • YAHUDİ MUHACİRLER-49 – ERALP ADANIR

http://www.yeniduzen.com/yahudi-muhacirler-49-13211yy.htm

 

  • İSRAİL’DE DİNİ PARTİLER VE POLİTİK ETKİLERİ – ELDAR HASANOĞLU

https://www.dunyabulteni.net/analiz/israilde-dini-partiler-ve-politik-etkileri-h432519.html

 

  • AMERİKAN SİYASETİNDE İSRAİL EKSENLİ KUŞAK ÇATIŞMASI – AYŞE ÖZEK KARASU

https://www.haberturk.com/amerikan-siyasetinde-israil-eksenli-kusak-catismasi-2213794

 

  • BU GİDİŞLE TÜRKİYE YAHUDİ TOPLUMU KAÇ YIL YAŞAR? – RALF ARDİTTİ

https://www.turkisrael.org.il/single-post/2018/11/07/Bu-Gidi%C5%9Fle-T%C3%BCrkiye-Yahudi-Toplumu-ka%C3%A7-y%C4%B1l-ya%C5%9Far?fbclid=IwAR1UT0uTH_5O8LMEoHSnOWBXB4y5VI0iBFXsp36lBdeD2262lt_I3LwJ2PU

 

  • ASLA UNUTULMAMALI! - ALMANYA’NIN HOLOCAUST KONUSUNDA HAFIZAYI NASIL CANLI TUTTUĞU VE BARIŞ VE KARDEŞLİK İÇİN NASIL ÇALIŞTIĞI HAKKINDA

https://www.deutschland.de/tr/asla-unutulmamali

 

  • 7 MADDELİ İSRAİL - S. ARABİSTAN ANLAŞMASI – MEHMET ALİ GÜLLER

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1138216/7_maddeli_israil_-_S._Arabistan_anlasmasi.html

 

Takılan tweetler

Türk Musevileri Müzesi‏ @muze500 9 Kas

  • Daha fazla

MEAM LOEZ “Doğu Sefaradlarının Ansiklopedisi”, Me-am Lo'ez'in yazımı muhtelif kimseler tarafından sürdürüldü ve Hayim İsak Şaki tarafından tamamlandı.Tevrat’ın 2.Kitabı olan ŞEMOT bölümünü kapsayan bu cilt, 1732(5493) yılında İstanbul’da Sultan I. Mahmud döneminde basıldı.

 

 

Ayşe Hür‏ @HurAyse 6 sa.6 saat önce

Daha fazla

1942 Varlık Vergisi Kanunu http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse_hur/1942_varlik_vergisi_kanunu-1353243 … @Radikal aracılığıyla

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse-hur/1942-varlik-vergisi-kanunu-1353243/

 

Türk Dış Politikası‏ @TrDisPolitika 6 Kas

Daha fazla

1940larda Türkiye’ye dönen Türkiyeli Yahudilere verilen toplu vizeler

 

 

https://twitter.com/TrDisPolitika/status/1059806446420922368

 

Bryan Kirschen‏ @LadinoLinguist 12 Kas

Daha fazla

La gazeta "La America" empeso el 11 de novembre 1910 i turo fin el anyo 1925. Se publiko kada semana en la sivdad de Nu York. #100thtweet

 

 

https://twitter.com/LadinoLinguist/status/1062040775985426432

 

Mecra‏ @Mecra 6 Kas

Daha fazla

TARİHTEN BİR KARE İngiliz devleti adına Filistin'de Yahudilere vatan sözü vermesiyle tarihe geçen Arthur James Balfour, Kudüs İbrani Üniversitesi'nin açılışında, 1 Nisan 1925. Fotoğrafta, İsrail'in gelecekteki ilk cumhurbaşkanı Chaim Weizman da görülmektedir (sağdan ikinci).

 

https://twitter.com/Mecra/status/1059763209417224192

borges’in belleğinde‏ @harfolarak 8 Kas

Daha fazla

Berlin Yahudi Müzesi projesi ile İzmir Portekiz Havrası arasında nasıl bir bağlantı olabilir? Bu iki yapının yolları nasıl kesişebilir?

 

https://twitter.com/harfolarak/status/1060627305503080448

 

Karel Valansi‏ @karelvalansi 11 Kas

Daha fazla

11 Kasım 1942 - Türkiye'de varlıkları istenmeyenlerin ağır vergi yüküyle cezalandırıldığı, ödeyemeyenlerin doğuda çalışma kampına yollandığı Varlık Vergisi'nin yıldönümü bugün. Müslümanlar M, gayrimüslimler G, dönmeler D, ecnebiler E harfiyle kodlanarak vergi borçları hesaplandı

 

 

https://twitter.com/karelvalansi/status/1061644452970852355

 

AkGençlik Ankara İHB‏ @akgenclikihb06 11 Kas

Daha fazla

| İnsan Haklarında Bugün |

 

https://twitter.com/akgenclikihb06/status/1061558775797178369

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın