Milas Yahudi Cemaati ve Mezarlığı

Muğla ilinin tarihsel açıdan en görkemli mirasına sahip ilçelerinden biri olan Milas’ta Yahudi Cemaati 19. yüzyıl sonraları ile 20. yüzyıl başlarında oldukça etkindi.

Muğla ilinin tarihsel açıdan en görkemli mirasına sahip ilçelerinden biri olan Milas’ta Yahudi Cemaati 19. yüzyıl sonraları ile 20. yüzyıl başlarında oldukça etkindi.  Ancak Cumhuriyet döneminde yaşanan bir dizi gelişmeden Milas Yahudi cemaati de etkilendi. Cemaat mensupları bu dönem zarfında İzmir, İstanbul gibi büyük şehirlerin yanı sıra bazı Avrupa ülkelerinin ve bu arada İsrail Devleti'nin kurulmasından sonra bu ülkenin yolunu tuttular. 1970’lere kadar Milas’ta Yahudi cemaati mensuplarının yaşadığı biliniyor. Ancak bu yıllarda artık ilçede tek bir Yahudi hanesi kalmamıştı.  Milas’tan Yahudi cemaatine dair bugüne kalan pek bir hatıra yok ne yazık ki.

 

Milas, Muğla ilinin tarihsel açıdan en görkemli mirasına sahip ilçelerinden biridir. Verimli ovasının ve geçiş yollarının üzerinde olmasının da tesiri ile gerek İlkçağ ve gerek Ortaçağ'da merkez olma konumunu muhafaza etmiştir. İlkçağ'da Karya’nın idari merkezi durumundaydı. Türklerin Anadolu’ya gelmesi ile de bu kez Menteşe Beyliğinin merkezi olarak kullanılmaya başlandı. Bölgenin 15. yüzyılda kesin olarak Osmanlı idaresi altına girmesi neticesinde ise önemi eskiye nazaran görece azaldı. Bundaki en önemli etken, Osmanlıların Menteşe vilayetinin merkezi olarak Muğla’yı tercih etmeleri olsa gerek.

Bölgeyi farklı dönemlerde ziyaret eden iki seyyahtan ilki olan İbn Batuta, Milas’ın mamur oluşundan bahseder. 17. yüzyılda Milas’ı ziyaret eden Evliya Çelebi de bu yöndeki ifadeleri tekrarlar. Hatta Milas bu dönemde turunç, limon, nar ve incir açısından son derece zengin bir beldedir. Ticari açından ise şehrin eskiden beri en önemli geçim kaynaklarından biri tarımdır. Diğeri ise 16. yüzyıldan beri yapılan ancak asıl 18. ve 19. yüzyılda yükselişe geçen dokumacılık sektörüdür. Milas halıları gerek yurt içi ve gerekse de yurt dışında rağbet gören ticari ürünlerdir. Bölge 19. yüzyılda gerek Güllük Limanı ve gerekse de İzmir-Aydın Demiryolu sayesinde önemli bir ticari merkez haline gelir. Bu durum doğal olarak şehre Müslüman nüfus kadar gayrimüslim nüfusun da rağbet göstermesinin önünü açar.

Milas Yahudi Cemaati'nin en etkin olduğu dönem 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyılın başlarına denk gelir. Esasen Yahudi cemaatinin daha ilkçağlardan itibaren bölgede yaşadığı biliniyor. Nitekim Milas’a yakın Bodrum, Kos, Rodos, Sakız gibi bölgelerde de hatırı sayılır bir Yahudi cemaati olagelmiştir. Lakin şehrin 19. yüzyılda önemli bir ticari merkez haline gelmesine paralel olarak şehirdeki gayrimüslim nüfus ve bununla birlikte Yahudi nüfus ciddi bir artış gösterir. Bu devrede gayrimüslim cemaatler, Milas’ın merkezinde yaşıyorlardı. 1890’larda 300-400 civarında olan Milas Yahudilerinin sayısı, 20. yüzyılın başlarında bine ulaştı. Bunda özellikle Milas’ın çevre illerden aldığı göçler önemli rol oynamıştı. Özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında Rodos, Kos ve Bodrum, İtalyanların hücumuna maruz kalmış, Yahudi cemaati de daha güvenli gördükleri Milas’a göç etme yoluna gitmişti.

Kültürel hayat

Milas Yahudi Cemaati'nin kalabalıklaşması aynı zamanda burada Alliance İsraelite Universelle bünyesinde bir mektep kurulmasının da önünü açtı. Söz konusu cemiyet bilindiği üzere Fransız Yahudi cemaati tarafından farklı ülkelerdeki Yahudi cemaatlerinin eğitim kalitesini yükseltmek, mensup oldukları ülke içinde daha aktif iş olanaklarına sahip olmalarını temin etmek ve bir Yahudi aydınlanması yaratmak amacına hizmet için, 1860’da kurulmuştu. Alliance, cemaat mensubu sayısının 1200-3000 arasında olduğu bölgelerde okul tesis etme yoluna gidiyordu. Yine maddi finansmanın bir kısmı cemiyet tarafından temin edilirken, bir kısmının da yerel Yahudi cemaatince karşılanması bekleniyordu. Bununla birlikte Milas’taki okul doğrudan Fransa ile değil, bölgeye en yakın büyük merkez olan İzmir’deki Alliance Okulu ile bağlantılı idi. Okul, tam da Milas’taki havranın yanında yer alıyordu. Daha önceden şehirde var olan Talmud mektebi, modernize edilerek Fransızcayı ön plana çıkaran bir okula dönüştürülmüştü.

Okulun Milas Yahudi Cemaati'nin hayatında önemli roller oynadığı aşikâr. Zira 20. yüzyıl başından itibaren Milas’tan önemli sayıda etkin şahsiyet yetişecekti. Bunların ilk akla gelenleri Franco ailesine mensup Marcel ve Gad Franco kardeşlerdi. Marcel Franco İsviçre’de hukuk eğitimi görmüş ve İstanbul’a yerleşerek bir müddet Yahudi cemaatinin başkanlığını yapmış bir isimdi. Kardeşi Gad Franco da tanınmış bir avukattı. Varlık Vergisi sırasında ciddi bir mağduriyet yaşamadan önce İstanbul’un en önemli avukatlarından biri kabul ediliyordu. Kendisi Milas’ta doğmuş, ilköğretimini burada tamamladıktan sonra Rodos’taki Türk mektebine devam etmiş ve sonrasında Milas’taki okulun bir süre idareciliğini üstlenmişti. Paris’te hukuk doktorası yapan Gad Franco, sonradan İstanbul’a yerleşmişti. Cemaate mensup bir diğer önemli isim Leon Davon uzun süre Milas’taki okulun sonrasında ise İzmir Bene Berit okulunun müdürlüğünü üslenmişti.

Öte yandan Cumhuriyet döneminde yaşanan bir dizi gelişmeden Milas Yahudi Cemaati de etkilendi. Öncelikle şunu söylemek gerekir ki Milli Mücadele sırasında Yahudi cemaati bölgeyi işgal eden İtalyanlara karşı temkinli bir duruş sergilediler. Bölgenin Türklerin kontrolüne girmesiyle de büyük sevinç yaşadılar. Bu durumda Türklerle yüzyıllardır birlikte yaşıyor olmaları kadar, bölgedeki en büyük ticari rakipleri olan Rumların etkinliğinin sona ermesinin de rolü olsa gerek. 1930’lar cemaat açısından hayli zorlu geçti. Bu dönemde ülke genelinde yürütülen “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyasının da etkisiyle Milas’ta ‘Türkçe Konuşma Birliği’ tesis edildi. Ancak söz konusu dernek, cemaat içinde ikilik yaşanmasına sebebiyet verdi. Zira cemaate mensup bazı kişiler bu tarz faaliyetlerin Yahudi cemaatinin anaanevi yapısına zarar vereceği kanısını taşımaktaydı.

Yaşanan bir diğer önemli gelişme de Milas Yahudi Okulunun 1934’te parasızlık gerekçesi ile kapanmak zorunda kalmasıydı. Bilindiği üzere Cumhuriyetin ilanı ile çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile azınlık okullarının yabancı ülkelerle maddi ve kültürel bağlar içinde olması yasaklanmış, bu da Fransa ve başka ülkelerden okula gelen yardımların sonlanmasına sebebiyet vermişti. Türkçe kültür derslerine giren hocaların maaşlarının da cemaat tarafından karşılanması sebebiyle 1934 yılına gelindiğinde okul kapatıldı. Zaten bu yıllarda Milas’taki Yahudi aile sayısı 70 hane civarındaydı.

Milas Yahudi Cemaati mensupları ilerleyen yıllarda İzmir, İstanbul gibi büyük şehirlerin yanı sıra bazı Avrupa ülkelerinin ve bu arada İsrail Devletinin kurulmasından sonra bu ülkenin yolunu tuttular. 2014’te gezdiğim İzmir Altındağ Yahudi mezarlığında ‘Milaslı’ olduğunu belirten pek çok kişinin mezar taşına rastlamıştım. 1970’lere kadar Milas’ta Yahudi cemaati mensuplarının yaşadığı biliniyor. Ancak bu yıllarda artık ilçede tek bir Yahudi hanesi kalmamıştı.

Meslekler ve adetler

Milas Yahudi Cemaati mensuplarının ilçenin ekonomik hayatında önemli roller oynadığından yukarıda bahsetmiştim. Cemaat mensupları özellikle manifaturacılık alanında son derece etkinlerdi. Öyleki 20. yüzyıl ortalarında Milas’taki 45 manifatura mağazasından 42’si Yahudilere aitti. Bunun dışında tenekecilik, mum imalatı, kunduracılık, terzilik, rakı imalatı, kebapçılık, eczacılık, züccaciyecilik, sarraflar, sabun imalatçılığı ile uğraşanlar arasında da pek çok Yahudi bulunuyordu.

Yine cemaate dair bazı adetlerin varlığını da belli bir yaşın üzerinde olan Milaslılardan öğrenebilmek mükün. Milaslı Yahudiler arasında yaygın bir tavuk adağı vardı. Buna göre eşleri hamile ve ikiz çocuk bekleyen Yahudiler üç tavuk keserek bunu akrabalarıyla paylaşırlardı. Kavun çekirdeğini dövüp suyunu içmek, ölülerinin arkasından yedi gün yerde oturup başsağlığına gelenlere siyah üzüm ve acı kahve ikram etmek bu adetlerden bazılarıydı.

Geriye kalanlar

Milas’tan Yahudi cemaatine dair bugüne kalan pek bir hatıra yok ne yazık ki. Sadece eskiden havranın bulunduğu Hoca Bedrettin mahallesinde bir Yahudi evinin kapısı kalmış. Bu kapıda 5640 rakamı halen okunabiliyor. Yine Milas’ın havrası da bu mahallede imiş. Lakin cemaat yokluğundan dolayı bakımsız kalan havra, yıkılma tehlikesi gösterdiği için ortadan kaldırılmış ve yerine bugünkü Halk Eğitim binası inşa olunmuş.

Bir de Sodra Dağının eteklerinde Gümüşlük mezar anıtının biraz yukarısında bulunan cemaate ait mezar alanı var tabii. Zaten bu alan, ilçedeki Yahudi varlığının tek somut nişanesi. Burada yaklaşık 100-150 kadar mezar taşının olduğunu tahmin ediyorum. Avram Galante’nin belirttiğine göre mezarlıktaki en eski taş 1795 tarihini taşıyor imiş. Mezarlık 2000’li yılların başında içler acısı bir durumda idi. Kabir taşlarının kimisi parçalanmış, kimisi çevredeki gecekonduların inşasında kullanılmış, bir kısmı da çamurluk bir araziye kaldırım taşı olarak döşenmişti. Bu durumu bizzat müşahede eden ve aslen Milaslı olan Josef Malki, gördüğü manzara karşısında çevredeki halka serzenişte bulunmuş ve bunun neticesinde dönemin Belediye Başkanı Nevzat Çağlar Tüfekçi’nin girişimleri ile en azından kabristanın etrafı tellerle çevrilerek birkaç ağacın dikilmesi yoluna gidilmişti. 

Günümüzde ise mezarlığın etrafı bir duvarla çevrili ve iğreti kapısı açık. Temmuz 2015 itibariyle taşların bir kısmı sapasağlam ancak bir kısmı parçalanmış ya da yazıları silinmiş halde. Mezar alanının girişinde hemen sol köşedeki bir alan, hangi akla hizmet ise çocuk parkı olarak düzenlenmiş. Anlaşılan o ki çocuklar, mezar alanı içinde yer alan bu parka pek gelmiyorlar zira burada bulunan salıncak ve kaydırak nevinden oyun araçları bakımsız ve paslanmışlar. Yerel ve ulusal gazete haberlerinden mezarlıkta zaman zaman hayvan otlatıldığına ve bunun da gayet haklı olarak Milas kökenli Yahudi cemaati mensuplarının tepkisine sebebiyet verdiğine dair haberler okumak mümkün. Cemaat mensuplarından bir kısmı halen atalarının mezarını ziyarete geliyorlar. Eğer Milas kaymakamlığı ya da belediyesince önlem alınmazsa Ege’nin en önemli Yahudi mezarlıklarından biri olan bu kabristan ya üzerinde organize sanayi sitesi yükselen Tire Yahudi Kabristanı gibi yok olacak ya da Bodrum’da bir iki düzine taştan ibaret olan Yahudi maşatlığı misali can çekişir bir hale gelecek.

 

KAYNAKÇA

Rafael Algranati; “Milas Yahudi Mezarlığı”, Şalom, 31 Aralık 2014

Melek Çolak; Milas Yahudileri, Muğla 2003

Melek Çolak; “Milas Yahudileri ve Eğitim: Talmud Tora’dan Alliance İsraelit Universelle’ye” Kebikeç, sayı: 16, Ankara 2003, s. 283-300

Melek Çolak; “Milas Yahudileri ve Türk-Yahudi İlişkileri (XIX. Yüzyıl Sonu-XX. Yüzyıl Başı), Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, yıl: 7, sayı: 2, Ağustos 2003, s. 155-176

Zekai Mete; “Milas”, DİA, cilt: 30, İstanbul 2005, s. 55-57 

Pelin Özer; “Yedi Kollu Şamdanın Işığında Milas”, Chronicle, sayı: 8, İstanbul 2007, s. 10-17

Harun Ürer; Haneden Ticarethaneye Batı Anadolu Halıcılığı (1836-1935), İzmir 2012

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın