Çok pişmiş ama lezzetli

Romantik soslar içeren film ‘Çok pişmiş’ dibe vurmuş bir şefin tekrar ayağa kalkma çabasını anlatıyor.

Çok pişmiş ama lezzetli

Lüks restoranların mutfağında çalışan lider ruhlu, disiplinli aşçıları anlatan filmler zincirine son halka olarak eklenen film, ekip ruhu, dayanışma, tutku gibi temaların hakkını veriyor. Asosyal, alkolik, bencil, etek düşkünü, geçinmesi zor, saldırgan ve antipatik şef rolünde Bradley Cooper’ın performansı abartılı. Klişelere yaslanan senaryosuna rağmen, son derece başarılı mutfak sahneleriyle, düzgün, sinematografisiyle, yeme-içme kültürü hakkındaki ilginç detaylarıyla eğlendiren film, izlenmeyi hak ediyor.


Lüks restoranların mutfağında çalışan lider ruhlu, disiplinli aşçıların, ekipleri ile bir yemeğin hazırlanmasındaki ritüeli anlatan sayısız film izledik.

Ağız tadına düşkün olanların keyif içinde izledikleri aşçı hikâyelerinin sonuncusu (daha çok TV sektöründeki çalışmalarıyla tanınan) John Welles’in Çok Pişmiş/Burnt’ü.

Lüks bir restoranın mutfağını, ekip ruhu ve dayanışma ile iyi bir tabak yaratmanın geçtiği yolu, yemek pişirme, prezantasyon ve servis etme sanatını yeme-içme keyfini film bir tören atmosferi eşliğinde anlatıyor.

Asosyal, alkolik, bencil, etek düşkünü, geçinmesi zor, uyuşturucu bağımlısı, saldırgan, özetle antipatik bir şef olan Adam’ın (Bradley Cooper) dibi gördükten sonra tekrar ayağa kalkma öyküsünü film, klişelere sırtını dayayan bir mizansen eşliğinde anlatıyor.

Paris’teki son işinde, ünlü bir şef olan lokantanın patronunun kızını iğfal ettikten ve uyuşturucu mafyasına büyük bir borç taktıktan sonra ortalıktan kaybolan Amerikalı şef, kendine bir milyon midye ayıklama cezası veriyor. Cezası bitince, Paris’te yaşadığı fiyaskoyu unutturacak ve kendisine üçüncü Michelin yıldızını kazandıracak yeni bir işe girmeye çalışıyor.

Adam, hayata yeni bir başlangıç olarak gördüğü bu hamle için, eski bir arkadaşı olan Tony’nin (Daniel Bühl) lokantasında işe başlar. Fransız (Omar Sy), İtalyan (Riccardo Scamarcio), İngiliz kadın şef Helene (Sienna Miller) gibi tanıdığı lezzet ustaları ile ekibini kurarak, üçüncü Michelin yıldızı hedefine ulaşmak için müthiş bir mücadelenin içine girer.

Kaliteli bir lokantanın mutfağında, yetenekli bir şefin ekibini bir komutan gibi yöneterek mükemmele varmak için askeri bir disiplin içinde çalışmasını film, haber vermeden gelen Michelin müfettişlerini beklemenin getirdiği stres atmosferi eşliğinde işliyor.

ÜNLÜ BİR ŞEFİN MUTFAĞI

Şeşerin mutlak iktidar alanı sayılan mutfaklarda yaşananlar, ünlü şeşerin ölümcül rekabet ortamı ve habersiz gelen yemek müfettişlerini ele veren davranış alışkanlıklarını anlatan film (türün bilinen tüm klişelerini kullanan bir senaryonun varlığına rağmen) keyişe izleniyor.

Mutfak ve yemek kültürü türünün önemli filmlerine gelince… Klasiklerden başlayalım, İspanyol usta Luis Bunuel’in ‘Burjuvazinin Gizli Çekiciliği’ ve İngiliz Peter Greenway’in ‘Aşçı, Hırsız ve Karısı’ başyapıtları, Danimarkalı Gabriel Axel’in Oscar ödüllü ‘Babette’in Şöleni’…

Eskilerden eşsiz Fransız komedyeni Louis de Funes’in rol aldığı ‘Eti Senin, Kemiği Benim’i, Meksikalı Alfonso Arau’nun ‘Como Agua Para Chocolate’si, Tayvan’ın iki Oscar ödüllü yönetmeni Ang Lee’nin ‘Düğün Yemeği/Eat Man, Drink Woman’ı, Meryl Streep’e aşçı rolünde Oscar adaylığı getiren Nora Ephron’un ‘Julie ve Julia’sı…

Ve son olarak, geçen yıl izlediğimiz Amerikalı Jon Favreau’nun kendi deneyimlerinden yola çıkarak, senaryosunu yazdığı, yönettiği ve başrolünü oynadığı ‘Şef/Chef’.

Mutfağın güzelliklerini, yaptığı işe âşık, tutkulu aşçıları, ünlü lokantalar ve şeşer arasındaki ölümcül etkileri, gazetelerin yemek yazarlarının gücünü anlatan ‘Çok Pişmiş’ elitist bir dünyadan sunduğu ‘insan manzaraları’ ile keyişe izleniyor.

Proje aşamasındayken, yönetmesi için David Fincher’e teklif götüren yapımcılar, Fincher’in çekilmesiyle, yönetmen koltuğuna, TV serilerinden tanınan, İskenderiye doğumlu, 49 yaşındaki Amerikalı yönetmen John Welles’i oturtmuşlar.

Welles, ilk uzun metrajlı filmi ‘The Company Man’de (2010), şirketleri batan üç iş adamı üzerinden kapitalizmi eleştirmişti. İkinci filmi ‘August: Osage Country/Aile Sırları’nda (2013) ortalıktan kaybolan babalarını arayan üç kız kardeşin dramını anlatıyordu.

ROMANTİZM SOSU DA EKLENMİŞ

Bu iki kaliteli filmden sonra, ‘Çok Pişmiş’ ile daha hafif ve daha az iddialı bir konuyu işleyen John Welles, düzgün mizansenli filmiyle, sinematografik açıdan başarıyı yakalıyor. Zengin oyuncu kadrosu (Bradley Cooper hariç) kendisine destek veriyor.

Felekten Bir Gece I ve II’ ile popülaritesi artan Bradley Cooper, Jennifer Lawrence ile birlikte oynadığı iki filmle Hollywood’un yükselen değerleri arasına girdi. Bunlar, psikolojik ağırlıklı ‘Umut Işığım/Silver Lining Playbook’ (2012) ile on dalda Oscar adaylığı alan ‘Düzenbaz/American Hustle’.

Daha önceleri ‘Mutfak Sırları/Kitchen Confidential’ TV serisinde aşçılık yapan Cooper, uyuşturucunun etkilerinden kurtulmak için, iki yıldızlı statüsünü üç yıldıza çıkartarak Michelin rehberinde yükselmeyi düşleyen şefin zirveye çıkma mücadelesinde abartılı bir performans sergiliyor.

Alabildiğine antipatik bir rolde, saldırganlığının ve bencilliğinin altını çizmek için Cooper’ın hırçınlığını gözümüze sokmaya ihtiyacı yoktu.

Öyküye romantizm ve bir aşk hikâyesi katmak için dâhil edilen aşçı Helene rolünde, (kısacık saçları ile) Sienna Miller iyi oyunculuğunu sergiliyor. Kızıyla niye yalnız yaşadığı hakkında bilgi verilmeyen Helene, etek düşkünü Adam’ı hizaya getiren kadın şef rolünde başarılı.

Olivier Nakache-Eric Toledano’nun Fransa’da 2011’in gişe şampiyonu, bol ödüllü ‘Can Dostum/Intouchables’ filmi ile tanınan Omar Sy, şef Adam’ın kazık attığı Fransız meslektaşı rolünde, Ferzan Özpetek oyuncusu Riccardo Scamarcio, yolu hapishaneden geçen İtalyan aşçı rolünde dikkati çekiyorlar.

Adam’a platonik bir aşkla bağlı, eşcinsel lokanta sahibi Tony rolünde Alman aktör Daniel Brühl, psikoterapist rolünde deneyimli İngiliz Aktris Emma Thompson her zamanki gibi çok başarılı.

Gazetelerde yemek eleştirilerinin ne denli etkili olduğunu gösteren bir sahnede (gözüküp kaybolan) eleştirmen rolünde Uma Thurman filme renk katıyor.

Özetlemek gerekirse, ekip ruhu, dayanışma ve tutku temaları etrafında dönen konusuyla, bir aşçının yükselme öyküsünü anlatan ‘Çok Pişmiş’, son derece başarılı mutfak sahneleriyle, eğlendirici detaylarıyla (klişelere yaslanan senaryosuna ve Bradley Cooper’ın itici oyununa rağmen) izlenmeyi hak eden bir film.

 ‘BURNT/ÇOK PİŞMİŞ ‘

Yön: John Welles

Sen: Steven Knight-Michael Kalesniko

Gör: Adriana Goldman

Müz: Rob Simonsen

Oyn: Bradley Cooper-Sienna Miller-Daniel Bühl-Omar Sy- Riccardo Scamarcio-Uma Thurman-Emma Thompson

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın