Silvyo Ovadya: Açılışın ardından sessizlik mi?

Silvyo Ovadya: Açılışın ardından sessizlik mi?

26  Mart Perşembe günü Edirne tarihi günlerinden birini yaşadı. Bunu özellikle Türk Yahudi toplumuna yaşatan, bu işin altına elini koyan cemaat yönetimi başta olmak üzere Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı ile Vakıflar Genel ve Bölge Müdürlükleriydi. Bu arada Edirne Valisi Dursun Ali Şahin’in, bizleri “Kadim komşularımız evinize hoş geldiniz” pankartlarıyla karşılayan Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın ve şehirde inanılmaz bir güvenlik oluşturan genel müdüründen polis memuruna tüm emniyet mensuplarının çabalarını göz ardı etmek vefasızlık olur kanaatindeyim.

Seyahat etmekten büyük zevk alan toplumumuz fertleri, bir de ücretsiz olunca Serhat Şehri Edirne’ye ve muhteşem sinagogun açılışına gitmek için neredeyse birbirleriyle yarıştılar. Birkaç kişi o gün kulağıma şu cümleleri fısıldadılar: “Yarın burada inanılmaz bir sessizlik hakim sürecek”. Evet, haklıydılar ve öyle olacaktı. Ancak bu sinagogun kaderinin bir kez daha eskisi gibi kaderine terk edileceğini ummuyorum. Ve bu toplumun bir ferdi olarak -Edirne kökenli olmamama rağmen- her türlü çabayı göstermeye hazır olduğumu beyan etmek istiyorum.

İlk sözüm art niyetlilere: Yahudiler yüzyıllarca Trakya’da ve özellikle Edirne’de ticaretin ve birçok iş kolunun gelişmesinde önemli rol oynadılar. Ancak bu kez Edirne Sinagogu’nun açılışıyla sadece bir nostaljiyi tekrar yaşatıyorlar. Yoksa Edirne’de Yahudi yaşamını tekrar yaşatmak gibi ne bir emelleri, ne de bir hayalleri var. Kaşar peynirini, badem ezmesini Edirnelilere mal eden  atalarımızın ardından bizler ancak Edirne’nin turizmine hizmet edebiliriz.

Hayallerimi yazımın son bölümünde aktaracağım. Ancak bazı öngörüleri paylaşmak istiyorum. Ayda bir kez İstanbul’daki bir sinagog vakfının sorumluluğu almasıyla, kışın yılda yedi-sekiz kez sinagogun ibadete açılması dini bir mabet olan bu şaheser için amaca uygun bir öneri olarak görülebilir.

Bu mabet sadece Yahudilerin kullanımına mı açılmalı? Görüşüm kesinlikle hayır. Perşembe günü yanıma oturan kıymetli bir rehber abim “Silvyo, Edirne Sinagogu ve Edirne’yi gezi programlarımıza almak için ne yapmalıyız?” diye sordu. Kanaatimce ‘Edirne Büyük Sinagogu’, ‘Edirne Büyük Sinagogu’nu Yaşatma Derneği’ gibi bir kuruluş tarafından müze-sinagog olarak yaşatılmalı ve makul bir giriş bedeli karşılığında turistlerin ziyaretine açılmalı. Bu atılımın Edirne turizmine büyük katkı sağlayacağından kimsenin kuşkusu olmamalı. Bu vesileyle Ticaret Odası, Selimiye Camii yanında olduğu türden bir dükkânda Edirne’ye özgü hediyelik eşyaların yanı sıra Judaika objeler, sinagogun kristal maketleriyle, mıknatıs ve kart postallarını ziyaretçilere sunabilmeli.

Her yıl ülkemizde birkaç bin kongre ve sempozyum yapılıyor. Neredeyse 2.800 metrekarelik alan kaplayan sinagog ve yan binalarında neden 20-30 tane kongre gerçekleştirilmesin? Özellikle de yan binasında...

Günümüzde Trakya Üniversitesi ülkemizin önemli ilim yuvalarından birini teşkil ediyor. Değerli Dekan’ın açılışa davet edilip edilmediğini ve/veya katılıp katılmadığını bilmiyorum. Ancak kendisiyle görüşülürse yılda birkaç konferansı ya da kapsamlı bir sergiyi bu mekânda niye gerçekleştirmesin?

Şimdi de sıra hayalimde: Bugün dünyanın birçok şehrinde gerçekleşen konserlere çok sayıda kişi, şehir veya ülke değiştirerek büyük coşkuyla gitmektedir. Niçin ‘Büyük Edirne Sinagogu Konserleri’ de dünyanın birçok yerinden özellikle de eski Edirneliler için turlar düzenleyerek ya da Türkiye’ye yapacakları seyahatleri konserlere göre tarihlendirerek organize olmasın? Yahudi bestekârların eserlerinden düzenlenecek bir Klasik Türk Müziği konseri, tanınmış bir solist tarafından icra edilecek bir Klasik Batı Müziği konseri, açılış için hayal ettiğim ancak Almanya’daki konseri nedeniyle katılamayan dünyanın en önemli Klezmer müziği icracısı klarnet sanatçısı Giora Feildman’ın klarnet sanatçısı Hüsnü Şenlendirici ile ortak konseri… Bir çılgınlık. Tabii ki bu konserler kayda değer bir bedel karşılığında gerçekleştirilmeli. Bunu hayal ederken Edirne’ye gidiş-gelişle ilgili olarak Skybird ile İstanbul–Edirne uçuşuyla ilgili görüşmem de oldu. Günümüzde 15-20 dakikada Bursa’ya uçan uçakların Edirne’ye uçup nehirlerden birine inmemeleri için hiçbir neden yok.

Bana birkaç satırda ‘Önerilerini yazar mısın?’ demişlerdi, ancak kantarın topuzu kaçtı. Kaşar peyniri ve badem ezmesinin ardından Yahudiler ‘Büyük Edirne Sinagogu Konserleri’ni de bu şehre mal eder mi? Neden olmasın…

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın