Kral Şelomo ve Karınca

Sevgili okurlar bu hafta sizlere Şelomo’nun, krallığının ilk dönemlerinde başından geçen bir kibir öyküsünü anlatmak istiyorum. Son derece haşmetli, zengin ve güçlü olan Kral Şelomo bazen alçakgönüllü olmayı unutuyor ve şımarıkça davranıyordu. Nihayet bir gün rüzgâr, başka bir gün de karıncaların kraliçesi çileden çıktı…

Kral Şelomo ve  Karınca

Günlerden bir gün, Kral Şelomo sihirli örtüsüne binerek uzaklara doğru bir yolculuğa çıktı. Örtü dediğime bakmayın, ipek kumaştan yapılmış bu örtünün üzerine Şelomo’nun krallık alametleri ve motifleri işlenmişti. Altı kilometre eninde ve boyundaydı. Şelomo bu örtüde bazen yalnız, bazen de binlerce kişiyle birlikte seyahat ederdi. Örtü rüzgârın gücüyle uçardı. Şelomo her şeyin olduğu gibi rüzgârın da hâkimiydi. Rüzgâr onu her istediği yere doğru taşıdı.

İşte öylesi bir günde, beraberindekilerle birlikte uçarlarken, birden bire göğsünü gere gere:

“Benden daha büyük kimse var mı? Ben güçlüyüm, kralım, çok zenginim, çok akıllıyım” dedi ve ruhunu müthiş bir kibir bürüdü.

“Rüzgâra söz geçiriyorum, herkes emrimde, herkesten daha yükseklerdeyim, kuşlardan bile… Bu dünyada benden bir tane daha yok…”Şelomo kabardıkça kabarıyordu. Rüzgâr birdenbire zınk diye durdu. Sihirli örtü bükülüverdi ve örtüde oturan insanlar pat pat aşağı düşmeye başladılar. Örtü alçalmaya başladı, kuşlar tepelerinde, daha yükseklerde uçuyorlardı. Şelomo:

“Heeey, rüzgâr ne oluyor? Gel buraya ve esmeye devam et!”diye emretti.

“Hemen örtüyü doğru dürüst uçur!”diye haykırdı. Rüzgâr ona bakarak;

“Gururlanmaktan vazgeç Şelomo” dedi ve ekledi;

“Bu gereksiz kibrin ve şişinmelerin bir gün mahvına sebep olacak!” dedi. Şelomo başını önüne eğdi ve sustu. Aslında çok utanmıştı ama belli etmedi. Sonra rüzgâr yine yanaklarını şişirerek, kuvvetle üfürdü, örtü yükseldi ve yeniden göklerde süzülmeye başladı.

Birkaç gün sonra Şelomo yine örtüsüne binerek yolculuğa çıktı. Bu kez ıssız bir çölün üzerinde uçuyorlardı. Aşağı baktığında binlerce karıncanın bir arada kaynaştıklarını fark etti. Şelomo gözlerini kısarak bakınca, incecik bir karıncanın diğerlerine liderlik ettiğini fark etti. Karınca:

“Hepiniz, hemen evlerinize girin. Şu anda emniyette değiliz. Kötü ruhlu Şelomo tam üzerimizden geçiyor.”dedi. Bunu duyan Şelomo müthiş derecede öfkelendi ve rüzgâra:

“Çabuk aşağı indir beni!” diye emretti. Rüzgâr yavaşladı, örtü yere kondu. Şelomo karıncalara bağırarak seslendi. Hepsini yanına çağırdı ve:

“Demin aranızdan biri benim hakkımda kötü şeyler söyledi. Benim kötü ruhlu olduğumu söyledi. Kimdi o? Çabuk ortaya çıksın!” dedi. Minik zarif karınca aralarından sıyrılarak öne doğru çıktı ve:

“O,bendim Kral Şelomo ” dedi. Şelomo sordu:

“Neden benim hakkımda kötü şeyler söyledin?” dedi. Karınca;

“Birilerinin tepesinden bakarak soru sormak çok ayıp bir şeydir. Beni yerden al elinin üzerine koy ve sorunu sor.”dedi. Şelomo’nun hizmetkârı karıncayı yerden aldı ve onu kralın avucunun içine kondurdu. Şelomo onu süzerek;

“Söyle bakalım, ben daha yüce biri var mı?”dedi. Karınca onun gözlerinin içine bakarak yavaşça:

“Evet” dedi.

“Kimmiş o?” diye sordu Kral.

“Benim” dedi karınca ve devam etti:

“Ben karıncaların kraliçesiyim ve halkımı yönetiyorum. Onların gözünde ben senden daha büyük ve güçlüyüm.”Karıncalar, onu alkışladılar ve yüksek sesle tezahürat yaptılar. Şelomo bunları duyduğu zaman karıncayı öfkeyle yere fırlattı.

“Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Ben Kral David’in oğlu Şelomo’yum. Bu dünyadaki en büyük güçlere sahip olan insan benim,”diye gürledi.Karınca yine onun gözlerinin içine bakarak:

“Dinle Şelomo, sen bu dünyaya normal bir insandan gelen normal bir adamsın. Bu kadar gurur ve kibir sadece zayıf bir karakterin belirtisidir,”dedi. Şelomo sustu ve başını utançla öne eğdi. Korkunç bir utanç hissi ile sarmalanıyordu. Karınca;

“Bu dediklerimi asla unutma Şelomo.”dedi fısıldayarak. Şelomo rüzgâra emrederek:

“Beni hemen buradan götür.”dedi. Rüzgâr büyük bir heyecanla;

-“Şelomo, seni daha önce de uyarmıştım bu büyüklük duygularından vazgeç, alçakgönüllü ol demiştim, ama beni hiç dinlemedin. Sen kendi kendinin mahvına neden olacaksın. Şu hale bak, minicik bir karıncaya bile kibirle yaklaşıyorsun. Artık kendine gelmen lazım, o yüzden seni tepelerden indirmem lazım. Seni bir daha uçurmayacağım. Sen de herkes gibi, tüm yaratıklar gibi yürü. Böylece herkesle aynı olduğunu görür ve öğrenirsin. Ancak o zaman, herkesin üzerinde hüküm sürerken, onları hakça ve bilgece yönetebilirsin” dedi. Sonra şiddetle esti, Şelomo’nun ayakları yerden kesildi. Rüzgâr onu kendine katarak uçurdu ve hiç bilmediği yabancı bir diyarın üzerine gelerek onu aşağı fırlattı…

O diyarda Şelomo’yu kimse tanımıyordu. Onu fark etmediler bile. Mecburen insanlardan ona yiyecek bir şeyler vermeleri için bin bir ricalar ediyordu;

“Böyle tanımaz gibi önümden geçip gitmeyin. Ben İsrail’in Kralı Şelomo’yum. Sizin yiyeceklerinize, saygınıza, paranıza ve hayranlık duymanıza ihtiyacım var.” diye seslenip bağırıyordu. İnsanlar ona anlamaz gözlerle bakıyorlardı.Şelomo bağırıyordu;

“Ben Kralım!”Adamlardan biri gülerek ona baktı ve:

“Dilencilerin kralı!” dedi alayla…

Şelomo yalnız, çaresiz ve şaşkındı. Gece vakti geniş bir çöle vardı. Üzerindeki yırtılmış giysilerinin içinde soğuktan titriyordu. Sabah olunca yoluna devam etti. Önüne çıkan bir kum tepesinin üzerinde koşuşan binlerce karınca gördü. Onları uzun uzun izledi. Karıncalar kum tanelerini veya tahıl taneciklerini yüklenmişler, harıl harıl çalışıyorlardı. Karıncalar çalışırken birlik içinde çalışıp, yardımlaşıyorlardı. Şelomo düşünmeye başladı;

“Burada tek başınayım. Aynen çöldeki bir kum tanesi veya bir ot parçası gibi… Şu anda bu karıncaların tekinden bile daha değerli değilim!”Birden bire yaptığı bütün kötü davranışlarından ve anlamsız kibrinden, etrafını aşağılayan gururundan dolayı büyük bir pişmanlık duydu. Aniden etrafında rüzgârın esintisini hissetti. Rüzgâr:

“Şelomo, seni tekrardan halkının yanına götüreceğim” dedi ve devam etti.

-“Bence yeteri kadar dersini aldın!”dedi. Şelomo gözlerini yumdu ve bekledi. Rüzgâr onu sarıp sarmaladı ve kısa bir süre sonra Yeruşalayim’e geri getirdi.

Ve işte bundan sonradır ki Kral Şelomo, çok yüce ve adaletli ve bilge bir hükümdar oldu. Etrafındaki bütün insanlara ve yaratıklara dikkatle ve saygıyla davrandı. Halkına alçakgönüllü ve hakça yaklaşan, çok sevilen bir kişi oldu.

Kaynak: A Jewish Tale: Amy Friedman

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın