Havalardan bana ne ajandam!

İstanbul cıvıl cıvıl. Sanat dolu! Yeni konserler, yeni tiyatrolar, yepyeni etkinlikler var. Bu sene kış erken geldi diye üzülenlere sevgiyle…

Nereye uğrayalım?

Haziran 2014’te kahve severlere kapılarını açan Sunday Teşvikiye, keyifli bir dekorasyonla Nişantaşı’nın yoğun trafiğinden uzaklaşarak, özel sunum ve reçetelerle hazırlanan farklı kahve çeşitlerini deneme imkânı sağlıyor. İç mimarisi ve dışarıya bakan ferah oturum düzeni ile misafirlerine samimi bir kahve deneyimi yaşatmanın yanı sıra asma katında kahve tutkunları için Julius Meinl kahvelerinin ve çeşitli kahve aksesuarlarının perakende satışını yaparak, evde de kahve keyfinin devamını hedefliyor. Bilindik kahve çeşitlerinin yanında Wiener Melange’dan Affogato’ya sayısız kahve seçeneği ve French Press, Moka Pot ve Cold Brew gibi çeşitli demleme yöntemleri sunuyor. Kahve dışında; özel bitki ve meyve çayları, frozen, ev yapımı limonata ve buzlu çay seçenekleri de menüdeki diğer içecekler arasında yer alıyor. Sunday Teşvikiye güncel yabancı dergi arşivi, asma kattaki sessiz çalışma ortamı ile şehrin ortasında her günü Pazar günü tadında yaşama imkânı sağlıyor.

 

Ne yiyelim?

Eğlence merkezi haline gelen Karaköy’e süper bir restoran ve bar daha eklendi: Colonie. Pek çok yerin işletmeciliğini yapan, yemekleriyle meşhur Topaz restoranın da sahibi olan Yücel Özalp, Colonie’yi eşi Gülin Özalp ve ortağı Anıl Toroslu’yla birlikte açtı. Ferah, abartıdan uzak bir dekorasyona sahip restoranın tasarımı Koray Özgen’e ait. İçeri girdiğinizde göze çarpan ilk detay açık mutfak. Son dönemlerde açılan hemen hemen her mekân artık şeffaflıktan yana. Çünkü açık mutfak demek müşteri ile şef arasında bir gizlilik olmaması demek. Mekânın sahiplerinin de Colonie’de öncelik verdiği nokta bu mutfak olmuş. Buraya gelecek müşterilerin sipariş ettikleri yiyeceklerin nasıl hazırlandığını görmelerini istemişler. Mutfak kısmına geçip yemeklerin yapılışını izlemek hem çok eğlenceli hem de iştah açıcı. Rahat oturma alanlarının olduğu restoranda ister ön kısımdaki açık alanda, ister açık mutfak önündeki yemek bölümünde, isterseniz de girişteki barda oturabilirsiniz. Her bölümün avantajı ayrı. Şiddetle tavsiye ediyorum.

 

NE DİNLEYELİM?

Dünyanın en iyi keman virtüözlerinden biri kabul edilen Joshua Bell, 16 Aralık tarihinde Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde sahne alacak. Washington Post gazetesince yapılan sosyal bir deney için metro istasyonunda keman çalmayı kabul eden ve bu performansı ile normalde klasik müzik dinlemeyen kişilerce de ‘Metrodaki Kemancı’ olarak tanınan Joshua Bell’in bu performansının gerçek öyküsü ise şöyle: Soğuk bir ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip gider. Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder. Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder. En fazla ilgi gösterense üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz. Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği ve yüksek fiyatlara alıcı bulan biletleri aylar önce tükenmiştir.

 

Ne izleyelim?

Türkiye’de oynanan ilk tek kişilik oyun olan ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ni Genco Erkal 50 yıl sonra yeniden yorumluyor. Oyunlar 14 Kasım Cuma günü Kenter Tiyatrosu’nda başlıyor. Nikolay Gogol’un en sevilen öykülerinden olan bir Delinin Hatıra Defteri 1965 yılında sahneye uyarlanmış ve ülkemizde ilk tek kişilik oyun olarak Genco Erkal tarafından Ankara Sanat Tiyatrosu’nda oynanmıştı. Yıllar boyunca sanatçı aynı eseri üç kez, üç değişik yorumla sahneledi. Şimdiki yapım oyunun 50. yıl kutlaması olarak gündeme geliyor. Gogol’un toplumsal kara mizah başyapıtı bir kez daha güldürürken içimizi fena halde acıtacak. Oyunun konusu şöyle: 19. yüzyılda St. Petersburg’da 9. dereceden bir memurun öyküsüdür anlatılan. Aksentiy İvanoviç Poprişçin bir bakanlıkta çalışmaktadır, yalnızdır, yoksuldur. Genel müdürün kızına umutsuz bir tutkuya bağlıdır. Giderek kimsenin görmediği şeyleri görmeye başlar. Kafasının içinde gerçeklerden uzak, bambaşka bir dünya oluşturur. Son aşamada kendini İspanya Kralı olarak görmeye başlayacak, yaşamının son durağı bir akıl hastanesi olacaktır. Çarlık Rusya’sının acımasız bir toplumsal eleştirisi olan bu fantastik öyküyle Gogol bizleri hem güldürüyor hem de derinden etkiliyor. Bütün önemli klasik metinlerde olduğu gibi günümüze de ışık tutan şaşırtıcı göndermelerle karşılaşıyoruz. Rus edebiyatının çarpıcı başyapıtlarından biri olan eser ülkemizde en sevilen tiyatro gösterilerinden birine dönüştü. İlk oyunlar: 14 Kasım ve 15 Kasım’da.

Kenter Tiyatrosu Gişe: 0212 246 35 89

 

 

Nereyi gezelim?

Polonya resminde, desenlerinde ve grafik sanatlarında görülen oryantalist eğilimleri gözler önüne serecek geniş kapsamlı sergi 24 Ekim 2014 - 18 Ocak 2015 tarihleri arasında Pera Müzesi’nde. Polonya resminde 17. yüzyıldan, 19. yüzyılın başlarına kadar devam eden oryantalizm etkisini gözler önüne seren sergideki eserler arasında bir Sarmatyan portre ve Jan Christian Kamsetzer’in Türkiye seyahatinden çizimler de bulunuyor. Sergide bulunan parçaların çoğunluğu tematik olarak Osmanlı Türkiye’si ile bağlantılı iken diğerleri ise Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya değiniyor. 1864-1876 yılları arasında Sultan Abdülaziz için İstanbul’da mahkeme ressamlığı yapan Stanisław Chlebowski’nin ise Pera Müzesi’ndeki sergide özel bir yeri bulunuyor. Özellikle aralarında Jan Matejko, Wacław Pawliszak, Jan Ciągliński ve Jacek Malczewski gibi isimlerin bulunduğu Türkiye’yi ziyaretmiş sanatçılara ait eserler de sergide dikkat çekiyor (www.peramuzesi.org.tr/Sergi/Polonya-Sanatinda-Oryantalizm/165). 

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın