TORUNUMA MEKTUPLAR-32: Arkadaşlık Coşkusu

 

TORUNUMA MEKTUPLAR-32: Arkadaşlık Coşkusu

Arkadaşınız, cevap bulan gereksiniminizdir.

O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.

O, sizin sofranız, ocak başınızdır.

Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız

Arkadaşınız sizinle, içinden geldiği gibi konuştuğunda,

Ne hayır demek zor gelir, ne de evet demekten çekinirsiniz.

Ve o sessizleşince, kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir.

Çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca tüm düşünceler, tüm arzular ve beklentiler,

Gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.

HALİL CİBRAN

 

Sevgili torunum Guy David, çok yoğun bir haftayı geride bıraktık. Sen her gün okula gidip ufkunu genişletirken, kardeşin Maya anne sütü içip uyuyarak, bir an önce büyümeye gayret ediyor. Çünkü seninle oyun oynayacağı günleri iple çekiyor. Maya Sara artık 1 aylık koskoca bir kız oldu. Sen de onu çok seviyorsun, zaman zaman da birazcık kıskanıyorsun ama, o kadarı da normal zaten!...

Ünlü edebiyatçı ve düşünür Halil Cibran’ın yukarıda sana yazdığım sözleri o kadar güzel ve anlamlı ki, bu haftaki mektubumun konusunu buna ayırmak istedim. “Arkadaş”, sevgili oğlum, insanın hayatında en çok gereksinim duyduğu varlıklardan biridir. Bir arkadaş, seni en kötü ruh durumundan çekip çıkartır, mutluluk alemine sürekler. En sıkıntılı anlarında, bazen öz ailene, kardeşine, eşine bile açamadığın sıkıntılarını, kaygılarını, arkadaşına açıp içini dökersin. O, seninle birlikte üzülür, sevinir. Sana sıkıntıların hakkındaki fikrini söyler, yerine göre seni takdir eder, yerine göre seni uyarır, aklını başına toplamanı tavsiye eder.

Sevgi dolu, yumuşacık bir yaklaşımla seni sakinleştirir, rahat ettirir. O anda hak etmediğini düşünse bile yine senin tarafında yer alır, seni sağduyuya davet eder ama elini hiç bırakmaz. Tökezlediğin zaman sana koltuk değneği olur.

Gün gelir, aynı yaklaşımları senin de ona göstereceğini bilir çünkü. İyi bir arkadaş canın sıkıldığında senin içini açan, neşeli olduğunda coşkuna katılan, karanlık gününde senin yanı başındayken, aydınlık gününde seninle kahkahalarına ortak olan kişidir.

İyi bir arkadaş, insanın ekmek, su gibi gereksinimi olan bir varlıktır. İnsanlar her ne kadar genelde yalnız olsalar bile, aslında hiç kimse bir “ıssız ada” değildir Guy. Herkes iyi bir veya birkaç arkadaşa gereksinim duyar. Arkadaş sevgisi çok kutsal ve değerli bir sevgidir. Gerçekten çok iyi bir arkadaşa sahip olmak, bir insanın hayattaki en büyük zenginliklerinden biridir.

Güzel bir arkadaşlık, çok lezzetli yemeklerle donatılmış bir sofrada, mutlulukla yemek yemeye benzer.

Güzel bir arkadaşlık, ekip biçtiğin buğdaylardan elde edilen bembeyaz undan pişirilmiş, çıtır çıtır taze bir ekmek kadar lezzetlidir.

Biliyor musun, insanın en yaslı gününde bile, onu çok seven bir arkadaşının yanı başında durması, kişiye cesaret ve yaşama gücü verir. Böyle karanlık günlerde insan sevilip, sayıldığının ayırdına vardığında kendini daha iyi, bu dünyayı daha yaşanası hisseder.

Çok uzaklardayken bile, seni hatırlayan ve özlediğini söyleyen bir arkadaşının telefondaki sesi, içini sıcacık duygularla doldurur. Bu dünyada bir değerinin olduğunu, suya yazı yazmadığını anlarsın.

Sevgili oğlum, şimdi bana tüm arkadaşların her zaman çok iyi veya yakın mı olduğunu sorabilirsin. Üstelik haklı da olursun. Nedir ki, her ne kadar bu dünyada herkese güvenilmese de, yine de iyi bir arkadaşın önemi asla inkar edilemez.

İyi bir arkadaşla bazen kelimelere bile ihtiyaç olmaz. Aslında arkadaşlarınla olan ilişkilerde de insanların karakterlerinin yansıması vardır. Arkadaşınla yapacağın her konuşmanın, görüşmenin, şakanın veya uyarının altında bir çapanoğlu ararsan, her lafın altından kötü bir mana çıkarırsan zaten hiç kimseyle ne arkadaş ne dost olabilirsin. Bu yalnız arkadaşlıkta değil, tüm hayat düzleminde de öyledir. Sana bahsettiğim bu duygular, aileni ve tüm ilişkilerini kapsar. Birçok mektubumda yaptığım gibi, bir kez daha ünlü düşünür Mevlana’nın oğluna yazdığı öğütlerden iki tanesiyle mektubuma son vermek istiyorum.

Mevlana’nın oğluna öğütleri

Oğlum! Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini

yüreğinde tutma! Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!

… Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!

Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,

Fena söyleyici!

Fena öğretici!

Fena düşünceli olma!

Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun…

İşte o sevinç cennetin ta kendisidir.

Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.

İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.

Dostlarını andığın vakit, içinin bahçesi çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar.

Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar.

Canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir.

Oğlum!

Düşmanını sevmek ve düşmanının da senin sevmesini istersen, kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur; çünkü gönülden dile ol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın