Torunuma mektuplar-26: Her şeyin yeterli olsun

Seni ayakta tutmaya yetecek kadar, güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni diliyorum. 

Aydınlık bir bakış açısının olması kadar güneş diliyorum.

Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.

Torunuma mektuplar-26: Her şeyin yeterli olsun
Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar kazanç diliyorum. 
Sahip olduklarını takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.
Son “Elveda’yı” atlatmana yetecek kadar “Merhaba” diliyorum.

Aborjin Duası

Canım Guy’cığım. Seninle iki haftadır söyleşemedik, çünkü ben büyükbabanla birlikte uzak ülkelere gitmiştim. İnanmayacaksın ama o uzak ülkelerin güzellikleri içinde bile aklım ve gönlüm hep seninle doluydu. Her gördüğüm çocuğu sana benzettim, her gördüğüm oyuncağı sana almak istedim. Guy yukarı, Guy aşağı derken, büyükbaban beni gerçek dünyaya davet etti!... 

Güzel oğlum sana mektubun başında yazdığım Aborjin Duası’nın son derece derin anlamları var. “Aborjin de nedir Babaanne’ciğim?” diye sorduğunu duyar gibi oluyorum. Aborjinler Avusturalya’nın ormanları içinde yaşayan, ülkenin gerçek yerli halkıdır. Kendilerine özgü bir hayatları ve felsefeleri vardır ki, modern insanlar onların yaşam felsefesini el yordamıyla hayatlarına uygulamaya gayret gösteriyorlar şimdilerde. İleride “Bir Çift Yürek” adlı kitabı okumanı tavsiye ederim sana.

Sevgili torunum, bu Aborjin duasında özet olarak insanların her şeyi abartmadan ve kararında, belli dengeler içinde yaşamını normal biçimde sürdürebilmesi için dengeli ve yeterli güzellikler içinde yaşaması   gerektiğini anlatıyor.

Bir insanın  mutlu ve huzurlu yaşayabilmesi, ruh durumunun bozulmaması ve yaşamını normal biçimde sürdürebilmesi için dengeli ve yeterli güzellikler içinde yaşaması gerekmektedir. Güzelliklerin ve imkânların ne eksiği, ne de çok fazlası insan ruhu için iyi değildir. Her şeyin aşırı eksiği veya fazlası insanda ruh bozukluğu yaratır. Aynı açlık ve tokluk gibi. Eğer çok açsan, günlerce midene bir şeyler girmemişse kusarsın. Eğer aşırı yemek yersen, mideni gırtlağına kadar dolduracak kadar oburluk edersen yine kusarsın! Anladın değil mi? 

Dünyaya bağnaz ve kör gözlerle bakmaman en büyük dileklerimden biri. Kör demekle körlüğü değil, bakarken görmemeyi vurgulamak istedim. Etrafını doğru görmeni sağlayarak, hayatını karanlık saplantılarla geçirmemene yardım edecek, düzgün ortamların içinde yetişmeni istiyorum. İçinde bulunacağın ortamların dengeli güneşiyle aydınlanmanı diliyorum. Guy alacağın eğitim ve içine karışacağın insan kitleleri ve kişilikler senin güneşini karartabilirler. Aman çok dikkatli ol güzel oğlum.

İnsan bazen etrafındaki güzellikleri, imkânları, hayatını paylaştığı kişilerin değerini görmez, bilemez. Elindeki iyi şeylerin kıymetinin ayırdına varamaz. 

Guy asla büyük acılar dilemiyorum ama zaman zaman başımıza gelen küçük aksilikler, zararsız küçük kavga ve küskünlükler veya hafif bir öksürük, nezle bile insana, normal bir günün, yaşadığı iyi bir ilişkinin, sağlığının, sahip olduklarının kıymetini daha iyi ayrımsatır. Bazen küçük bir huzursuzluk, büyük bir güzelliğin kıymetini hatırlatıverir insana. Yani demek istediğim arada bir, yaz yağmurlarını anımsatan bazı küçük aksilikler ve üzgünlükler, insanın güneşinin, yani mutluluklarının kıymetini aklına getirir.

Aslında insan hayatını yaşarken, mutluğun küçük yapı taşlarının yan yana gelmesiyle inşa edildiğinin farkında bile değildir. Mesela güne neskafe fincanım ve doğduğumdan beri aşina olduğum gazetemle başlamak müthiş bir mutluluktur benim için. Yurtdışındayken bunun eksikliğini çok yaşıyorum. Veya sabahları sevdiğim bazı kişilerin “alo” diyen sesini duymak çok iç açıcıdır.

Bütün gece deliksiz uyuyup, sabah sağlıklı bir şekilde uyanmak harikadır.

Elinin altında dinleyebileceğin güzel bir müzik, harika bir kitap, her gün düzenli olarak gideceğin, hayatını sürdürmene yetecek bir işinin olması, o işyerinde mutlu olman yaşamın en büyük piyangosudur.

Okula veya işe gitmeden önce mutfaktan gelen kızarmış ekmek kokusu küçük ama muhteşem bir keyiftir.

Aynı çatı altında yaşadığın insanlarla sürdürdüğün düzgün ilişkiler mutluluğun ta kendisidir. Bunların ne kadar önemli ve değerli olduğunu anlamak için, zaman zaman bazı aksiliklerin yaşanması, üzüntülerin geçirilmesi şart oluyor galiba. Ancak o sıkıntının içindeyken”, aslında ne kadar mutluymuşum da haberim yokmuş” diyebiliyorsun. Ama buna ekleyeceğim bir cümle daha olacak. Hayatta bazı badireleri atlattıktan sonra, onların niçin başına geldiğini sorgulaman, geçmişte yaptığın hataları yine tekrarlamaman, yaptığın hataların farkına varıp, kendini sürekli haklı görmemen ve eksiklerini düzeltmen gerekir. 

Aksi halde aynı aksilikler, yine yeniden başına gelecek ve sen her seferinde kendine acıyıp üzüleceksin.

Yaşadığın her kötü deneyimden bir ders çıkartıp, bu hataları yeniden yapmamaya dikkat etmeli veya sana yapılmasına ortam sağlamamalısın.

Guy David, insanların istekleri sonsuzdur. Bir hedefe ulaştığın zaman, o sırada onun keyfini süreceğin yerde gözünü hemen yeni bir hedefe dikersin. 

İşte bu ihtirasların içinde elinde bulunan, kavuştuğun imkânların tadını çıkartamazsın. Çalışkanlık, başkasına zarar vermeyen başarı hırsı, yükselmek arzusu elbette iyi duygulardır ama Guy, her şeyin dengesini ve kararını tutturmak lazım. Elindekilerin kıymetini bilmelisin. Tanrı zaman zaman insanları sınar bebeğim. Acaba elde ettiklerini hak ediyor musun, onların ne kadar kıymetini biliyorsun diye seni şöyle bir yoklar. Dilerim bu yoklamalar senin canını acıtmaz, zaten sen ne denli dürüst, ahlaklı ve iyi niyetli olursan, başına bu gibi şanssızlıklar daha az gelir. Yine de insan en iyi ve başarılı gününde bile, mütevazı olmalı, dürüst olmalı ve dengeli yaşamalıdır. Çünkü en büyük zenginlik insanın içinde barındırdığı erdemlerdir. Erdemli insan değerlidir. Çok varlıklı ve erdemsiz olan ise çöptür benim gözümde. 

Guy’cığım hayatta hiçbir şey sürekli değildir. Gün gelir devran döner, elimizdeki bazı şeyler avucumuzun içinden kayıp gider. Bu “elvedalar” ve yoklukları olabildiğince az yara alarak atlatabilmek için her zaman yeni “merhabalar” yaratmak lazım. 

Bunun için de etrafında insan biriktirmelisin Guy David. Elveda dediklerinin yanında, yeni merhabaların, biriktirdiğin güzel duygular, alışkanlıklar, hobiler ve iyi dostlar sana sıkıntılı günlerinde koltuk değneği olacaklardır. 

Hayatın sana sunabildiği sevgilere, yeteneklere, imkanlara sırtını çevirme.

En kötü elvedalardan sonra bile, sıcacık yeni merhabaların sana yaşama gücü ve sevinci verecektir.

Etrafına kalın duvarlar örme, insanlara sevgiyle yaklaş, hayatın sana sunduğu dostluklara, sanata, müziğe, kitaplara gönlünü açık tut. Güler yüzlü ol. Yumuşak ve sabırlı ol. Karşısındaki kişilerin duygularıyla empati kur. O zaman onları daha iyi anlar ve yeni merhabalara yelken açarsın.

Guy sözün kısası hayatı dengeli, yeterli ve erdemli yaşa.

Seni ne kadar, ne kadar çok sevdiğimi biliyor musun?

Babaannen Sara

18 Temmuz 2011


İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın