Ben 2010 yılını “Felâketler Yılı” olarak anımsayacağım. Abartmış değilim, siz varın öyle düşünmeyin.

Lakin bu yazıyı okuduğunuzda fikriniz değişebilir zira hepimiz hafıza sorunu yaşıyoruz.

2011 “Annus Mirabilis” olsun…

" />
Alüminyum Hurda Geri Dönüşüm

2010 Annus Horribilis

Ben 2010 yılını “Felâketler Yılı” olarak anımsayacağım. Abartmış değilim, siz varın öyle düşünmeyin.

Lakin bu yazıyı okuduğunuzda fikriniz değişebilir zira hepimiz hafıza sorunu yaşıyoruz.

2011 “Annus Mirabilis” olsun…

Ben 50 yaşıma vardım. Dünya da 2011’e geldi.

En son diyeceğimi başından hiç abartmadan söyleyeyim: 2010 yılı tam bir “Annus Horribilis - Felâketler Yılı” oldu.

Biliyorum, her şeyi çok çabuk unutuyoruz. Herşeyi süratle tüketip önümüze bakıyoruz, durup düşünmeden. Zira hayat acımasız, hayat bizi yarı yolda yalnız bırakabilecek kadar zalim.

Haiti’de yılın başında tam 225 bin kişinin ölümüne neden olan depremi hatırlayanınız var mı? Tam iki yüz yirmi beş bin hüzün hikâyesi günlük koşuşturmalarımızın neresinde duruyor?

Ya, yeryüzü tarihin en büyük çevre felâketini anımsıyor musunuz? Nisan ayında Meksika Körfezi’nde on bin kilometre karelik bir mavi deniz alanına yayılan petrolün yarattığı çevre katliamı umurunuzda mı?

Temmuz ayında Pakistan topraklarının beşte birini (İngiltere büyüklüğünde bir kara parçası) sular altında bırakan selin yarattığı muazzam tahribatı düşünenimiz kaldı mı acaba?

Ağustos ayında Rusya’daki eşi benzeri görülmemiş orman yangınlarını hatırlıyor muyuz? Bir milyon hektarlık ormanlık ve tarım arazisinin yok olmasının faturası, tarımdaki büyük hasat düşüşüne çıkacak. Önemseyenimiz var mı?

Alo?..

***

‘Mavi Marmara Olayı’ başlı başına Türkiye – İsrail ilişkilerinde bir felâketi temsil etmiyor mu?

Bu iki ülke arasında tarihte ölümle sonuçlanan bir başka çatışma hikâyesini bilen var mı acaba?

Gazze’ye yardım götürmeyi hedefleyenler iki ülkenin arasının açılacağını düşünmüşler miydi? Onlar, İsrail’in uluslararası kara sularında 9 kişiyi öldürebileceğini hesaba katmamışlardı belki de.

Ve şimdi yılın son günlerinde 9 ölünün verildiği gemiyi İstanbul limanında, şarkılarla karşıladılar. Nasıl bir karşılamadır bu, ben anlayamadım.

***

Türk Yahudi Cemaati genç yaşta kaybettiği Robert Abudara’nın da üzüntüsünü yaşadı bu yıl. Yılmaz, sessiz kahramanın dünyayı aniden terki büyük felâket olmamış mıdır, ailesine, bize ve cemaate?

***

İnsanlığa, sanata, bilime, güzelliğe eser veren bir çok ünlü de terketti bizi “Annus Horribilis”te.

Şakir Eczacıbaşı, Turhan Selçuk, İlhan Selçuk, Tony Curtis, Claude Chabrol, Deniz Som, Selmi Andak, Jose Saramago, Tarık Minkari, Refet Angın, Dennis Hopper, Özhan Canaydın, Şiar Yalçın, İhsan Doğramacı….

Hepsinin ruhu şad olsun…

***

Yıl tam biterken başka bir felâket haberi de Lübnan’dan geldi. Ama bu bildiğimiz felâketlerden değil, adaletin yok olmasıyla ilgili. Yani belki de “felâketlerin anası” ile ilgili…

Suikaste kurban giden Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri’nin öldürülmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler’in uzun zamandır yürüttüğü soruşturmanın açıklanmasına günler kala oğlu ve şimdiki Başbakan Saad Hariri, “sonuç ne olursa olsun, biz Hizbullah ile aramızı bozmayacağız” demiş. Büyük bir ihtimalle suikastın perde arkasında olduğu ortaya çıkacak olan Hizbullah’tan bu kadar korkuyorlar ki, ülkenin önemli liderlerinden olan Dürzi Velid Canbolad bile, 180 derece dönüş yaparak mahkeme kararını tanımayacığını söylüyor. Nedenini şöyle açıklıyor: “Mahkeme kararı katliamlara neden olacaksa, istikrar için adaleti unutalım”!

Evet, “adaleti unutmak”. Kimse sormaz mı neden katliam olacak, diye?

Vah dünyam, vah…

***

2009 sonunda okuyucularıma 2010’da “kendinize başkaldırın” demiştim.   

Bu yıl hiçbir öğütte bulunmayacağım.

Mütevazı dilek listemi vermekle yetineyim:

- Mavi Marmara olayı ile büyük yara alan Türkiye-İsrail ilişkileri daha kötüye gitmesin.

- Antisemit yazılara dava açılsın.

- İsrail’deki hükümete ılımlılar hakim olsun.

- Yaşayan azılı antisemitlerden ünlü Fransız yönetmen Jean Luc Godard’a Oscar ödülü verilmesin.

- Basketbolda Fenerbahçe Avrupa Şampiyonu olsun.

- Sözde liberal ‘aydınlar’ aynaya baksın.

- İstanbul trafiği düzelsin.

- Nişantaşım geri verilsin.

- İyi kötüyü yensin.

***

Yani Annus Mirabilis – Mucizeler Yılı – olsun…

Umut, ‘yoksulun’ ekmeğidir, ey okur…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın