Bir Holokost kurtulanı, diplomat George Mantello’nun sağladığı Salvador vatandaşlığı sayesinde ölümden kurtulduğunu yıllar sonra öğrendi. Araştırmacı ve tarihçiler Salvador’un Cenevre Konsolosluğu’nda birinci kâtip olarak görev yapmış George Mantello’nun, ilişkilerini kullanarak yüzlerce hayat kurtardığını kanıtlamaya çalışıyorlar

" />

Yahudi diplomat, nasıl hayat kurtardı?

Bir Holokost kurtulanı, diplomat George Mantello’nun sağladığı Salvador vatandaşlığı sayesinde ölümden kurtulduğunu yıllar sonra öğrendi. Araştırmacı ve tarihçiler Salvador’un Cenevre Konsolosluğu’nda birinci kâtip olarak görev yapmış George Mantello’nun, ilişkilerini kullanarak yüzlerce hayat kurtardığını kanıtlamaya çalışıyorlar

Yahudi diplomat, nasıl hayat kurtardı?

Ina Polak ile ailesinin Bergen-Belsen ölüm kampından bir kâğıt parçası sayesinde kurtuldukları gerçeği yıllar sonra ortaya çıktı. Ina, annesinin 1980’de ölümünden sonra New York’ta yaşadığı daireyi boşaltırken kendi adının, kız kardeşi ve ebeveynlerinin adlarının yer aldığı bir belge buldu. Bu Salvador’un vatandaşlık kimliğiydi.

Bugün 87 yaşında olan Ina Polak’ın ilk tepkisi; “Şimdi gerçeği anlıyorum” olmuştu. Ina ve ailesi bir Orta Amerika ülkesi olan Salvador’la yakından uzaktan ilgisi olmayan Hollanda Yahudileriydi. 1944 yılına ait bu belge, George Mantello adında bir kişi sayesinde ailenin can simidi olmuştu. Romanya’da doğan bir Yahudi olan Mantello, hükümetlerinin bilgileri olmaksızın vize ve vatandaşlık sağlayarak İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından kovalanan binlerce Yahudi’yi ölümden kurtarmış bir avuç diplomattan biriydi.

Örneğin ABD’nin Marsilya Konsolosu vizeler temin ederek 2000 kişiyi, Japonya’nın Litvanya temsilcisi Chiune Sugihara 3500 kişiyi, Çin’in Viyana Konsolosu Dr. Feng Shan Ho da 18.000 Yahudi’yi Şangay’a göndermek suretiyle yaşamlarını kurtarmışlardı. Bu diplomatların en ünlüsü,  90.000 Macar Yahudi’sinin yaşamını kurtardığı ileri sürülen İsveç Konsolosu Raoul Wallenberg’dir.

Oğlu Enrico Montello’nun ifadesine göre Salvador’un Cenevre Konsolosluğu’nda birinci katip olarak görev yapan George Montello, 1942 ile 1944 yılları arasında Nazi işgali altındaki ülkelerden kaçan Yahudilere 10.000’in üstünde belge temin etmeyi başarmıştı. Tarihçi David Kranzer, “The Man who Stopped the Trains to Auschwitz” adlı kitabında George Montello’yu konu almakta.

Yüzlercesi kurtuldu

New York Yeshiva University’den öğretim üyesi Prof. Mordecai Paltiel; “Mantello’nun sağladığı belgelerle kaç kişinin hayatının kurtulduğu belli değil” derken, Mantello ile birlikte çalışmış olan İsviçreli diplomat Carl Lutz’un bu konuda kaleme aldığı mektupta “binlerden” söz edilmekte.

Salvador’un belgeleri olmasaydı Polak ve ailesi Bergen-Belsen’de ölene dek çalışmak zorunda kalacak veya diğer ölüm kamplarına gönderileceklerdi. Polaklar ellerinde Latin Amerika ülkelerine ait kimlikler, belgeler taşıyan Yahudilerin bulunduğu daha küçük bir toplama kampına gönderildiler. Oradan trene bindirilen 2400 kişi ABD askerleri tarafından teslim alındı.

George Mantello, noter tasdikli kimlik kopyalarını insanlara veriyor, belgelerin asıllarını kendisi saklıyordu. Nitekim 2005 yılında Cenevre’de bir valizde 1000’den fazla belgenin aslı bulundu ve Mantello’nun üç oğlu tarafından Washington’daki Holokost Müzesi’ne teslim edildi.

Şimdi müzenin araştırmacıları bu belgelerin kaçının hayat kurtardığının ve Mantello’nun insan kurtarma çabalarının boyutlarını inceliyorlar. Vatandaşlık belgelerini merak edenler müzenin web sitesinde bulabilirler. www.ushmm.org

Fotoğraf Arşivi Bölümü Müdürü Judith Cohen, Hollandalı iki ailenin, Alman esirlerle değiş tokuşunu sağlamak üzere, önce İsviçre sonra Kuzey Afrika’ya gönderilen bu belgeler sayesinde 1945 yılının Ocak ayında Bergen-Belsen kampından nasıl serbest bırakıldıklarının ortaya çıktığını açıklıyor.

“Bir hayat kurtaran, tüm dünyayı kurtarmış sayılır”

Bu belgeleri “tarihin küçücük bir dipnotu” olarak nitelendiren Judith Cohen Yahudi bilgelerin “Bir hayat kurtaran, tüm dünyayı kurtarmış sayılır” deyişine vurgu yaptıktan sonra; “Salvador’a ait belgelerin, bir kişiyi temerküz kampından çıkarıp özgürlüğüne kavuşturacak değerde olduğunu biliyoruz” demekte.

Cohen yaptığı bir konuşmada; kurtarma girişimleri başarısız olduysa bile, bu belgelerin ortaya çıkması bazı insanların diğerlerinin yaşamını kurtarmak için çaba harcadığının, yardım eli uzatmaya çalıştığının bir kanıtı olduğuna dikkat çekti.

Günümüzde New York Eastchester’de yaşayan Ina Polak, savaştan sonra kendi gibi bir Holokost kurtulanı olan Jaap Polak ile evlendi. Ina, babasının yakın dostlarının onları kurtarmak için adlarını Mantello’ya vermiş olabileceklerini tahmin ediyor. Amsterdam’da pırlanta ticareti yapan Ina’nın babası Abraham Soep, büyük olasılıkla ailesi Bergen-Belsen’e gönderilmek üzere Hollanda’da bir transit kampında bulunduğu sırada Salvador’un vatandaşlık belgelerine sahip olmuştu.

Vatandaşlık belgelerine sahip olan kişiler tutsak üniforması yerine kendi kıyafetlerini giymekte özgürdüler ve Bergen-Belsen’in ayrı bir bölümünde kalmaktaydılar. Bu durumun çok önemli bir fark olduğunu belirten Washington Holokost Müzesi, Holokost Eğitimi Merkezi Başkanı Paul Shapiro, “Kampın yanlış tarafındaysanız, ölüme mahkum olduğunuz gerçeğini hatırlatmak isterim” demekte.

Mantello’ya birkaç kişi yardım etti

Portekiz ve Romanya diplomatları, Vatikan’ın ve Kızıl Haç’ın bazı temsilcileri, belgelerin yerlerine ulaşmasında Mantello’ya yardımcı oldular.

Bir Yahudi olan George Mantello’nun kendisi de Nazilerin kurbanı olabilirdi. 1901’de Transilvanya’da dindar bir Yahudi ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. 1939’da El Salvador Hükümeti diplomasisinde saygın bir mevkiye gelmiş, Mandel olan soyadını İspanyolcalaştırarak Mantello’ya değiştirmişti. 1942’de Belgrad’da Romanyalı faşistler tarafından tutuklandı. Cenevre’ye kaçmanın yolunu buldu, birinci katip olarak çalışmaya başladığı Salvador Konsolosluğu’nda dindaşlarını Nazi zulmünden kurtarma yönünde çabaladı.

Başkonsolos Jose Arturo Castellanos, Mantello’nun belge çıkarmasına izin verdiyse de, Salvador Hükümeti bu durumdan yıllar sonra haberdar oldu. El Salvador o dönemde tarafsız değildi, müttefiklerin yanında yer almaktaydı. Bu nedenle Mantello’nun belgelerin yerlerine ulaşması için farklı konsoloslukların yardımına ihtiyacı vardı.

Washington Müzesi’nden verilen bilgiye göre, Mantello’nun ve ona yardımcı olan gönüllü ekibin sağladığı belgelerin kopyaları Avrupa’nın işgal altındaki tüm ülkelerine, hatta Auschwitz’e dahi gönderiliyordu.

Almanlar bu belgelerin sahici olmadığından kuşku duysalar bile, buna önem vermiyorlardı. Zira bu tür belgelere sahip esirler çok yararlı olabiliyordu. Şöyle ki, 1945 yılının Ocak ayında ABD’ye esir düşen 800 Alman askeri, Almanya’daki 800 Latin Amerika vatandaşı ile takas edilmişti. Bunların 149 kişisi Bergen-Belsen kampından Latin Amerika belgelerine sahip Yahudilerdi.

Bugün 84 yaşında olan Minneapolis’den bir çocuk doktoru Robert Fisch, 1944’te Budapeşte’deki evlerinde Latin Amerika kimliğine sahip olduklarını, annesinin de “bu belgeler çok önemlidir, kimseye verme” dediğini anımsıyor.

Mantello kendi ailesini kurtaramadı

Yeshiva University’den Prof. Mordecai Paltiel, George Mantello’nun değerinin yeterince bilinmediğini ileri sürüyor. Savaş sonrasında diplomatik kariyerini sürdüremedi, rüşvet almakla suçlandıysa da, soruşturma sonrasında temize çıktı. Mantello’yu gerçekten takdir eden ve verdiği belgeleri Yahudilere ulaştırmakta aracı olan Budapeşte’deki İsviçre Konsolosu Lutz’du. Bugün Washington müzesinde yer almakta olan mektubunda bunu açıkça dile getirmişti.

George Mantello’nun şimdi 80 yaşında olan oğlu Enrico Mantello, “Babam çok enerjik bir kişiydi. Çok az uyur, çok iş becerirdi” demekte. Mantello’nun vatandaşlık belgesi gönderdiği kişiler arasında Macaristan’daki ebeveynleri de vardı. Fakat bir-iki günlük gecikme nedeniyle belgeler ulaşmayınca, annesi ve babası kentin diğer Yahudileri ile birlikte gönderildikleri Auschwitz’de öldürüldüler. Sağladığı belgeleri Avrupa’nın çeşitli kentlerine ulaştırmayı başaran George Mantello, kaderin garip bir cilvesi ile ailesini ölümden kurtaramadı.

Steal a pencil for me

Montello’nun kurtardığı kişilerden biri olan Ina Polak ile eşi Jack Polak’ın kamplarda tanışmalarıyla başlayan öyküleri “Steal a pencil for me” adlı bir kitaba ve aynı isimde Michele Ohayon’un çektiği 97 dakikalık bir belgesel filme konu oldu. Ina ve Jack’in öykülerini bir başka gazetemizde aktaracağım.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın