Compass doganbaruh

Hayat güzelmiş

Dünyaya bir sene önce geldiğimde hayatın bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Nereden bilecektim? Hayat denen gerçekle ilgili tek bildiğim sonsuz bir boşluk, ardından da annemin karnıydı…

Ama dünyaya gelmek bambaşka bir şölendi benim için… Doktorum Halit Bey’i maalesef hiç göremesem de Dr. Aytun Aktan da anı şefkat ve sevgiyle yardım etmiş anneme, annem de hiç korkmadan gitmiş doğuma… Doğduğumda ilk Dr. Aytun’un gülümseyen gözlerini gördüm, ardından İlkay Hemşire’nin bana, “Mucizemiz” dediğini duydum. Kendi sesim bana uzaklardan geldi, ciğerlerime dolan yoğun hava yüzündenmiş ağlamam ama bilmiyordum tabii. Sonra beni annemin göğsüne koydular, kokusunu tanıdığım için hemen sustum. Tatlı, güler yüzlü bir hemşire beni diğer bebeklerin olduğu odaya götürdü. İki bebek vardı ağlayan benim gibi. Sonra camın arakasında bana bakan yüzler gördüm. Babaannem, anneannem, ciciannem, teyzelerim yengem, kuzenim, halam, amcam ve tabii ki babam… Babam beni ameliyathanenin kapısında beklemişti zaten. Sesinden o olduğunu hemen anlamıştım, çünkü ben doğmadan benimle her gün konuşuyorlardı annemle. Herkes gülüyordu bana ama ben ağlamaya devam ediyordum hâlâ. Annemi istiyordum çünkü. Bir saat geçtikten sonra beni küçük bir yatağa koydular ve hastanenin başka bir katına çıkardılar. İçeride aşağıda gördüğüm bütün insanlar vardı. Annem yatağında yatıyordu, geldi mi, geldi mi, dediğini duydum ve hemen kestim ağlamayı. Aban baktı annem, ben de gözlerimi aralayıp ona baktım, sen geldin mi bana, bu kadar uzun zaman bekledikten sonra gerçekten geldin mi diye geçirdi içinden, sonra “Canım benim canım, canım, canım” dedi bana. Ne rahat, ne sıcak, ne güvenliydi kucağı… Uykuya dalmak istiyordum ama süt içmem gerekiyordu, bana bu işin nasıl yapılacağını öğrettiler. Odamı süslemişti teyzelerim. Odada pembe, gümüş balonlar, aynı renk şekerler, ‘Hoş geldin Nermin’ yazan bir yazı, kapılardaysa adım vardı, herkes bana bakıyordu, herkes benimle ilgili güzel şeyler söylüyordu.

Evimize gittiğimizde annem beni üç saatte bir emziriyordu, ama geceleri onun ağladığını duyuyordum, “Bu bebek benim mi Allah’ım?” diye Allah’a soru soruyordu durmadan, geldiğime bir türlü inanamıyordu. Her gün fotoğrafımı çekiyor, her sabah çektiği videoyu babama yolluyor, benimle hep bir yetişkinle konuşur gibi konuşuyordu. Dünyada olmak iyi bir şeydi anlıyordum, sevilmek harika bir duyguydu.

Sonra…

Sonra ben de sevmenin ne demek olduğunu öğrendim.

Beni nasıl herkes karşılıksız seviyorsa ben de herkesi öyle seviyordum artık…

Gelen herkese gülümsüyor, hemen onun kucağına gitmek istiyordum, beni güldüren herkese gülücükle cevap veriyordum. Annemin yaratmaya çalıştığı uyku düzenine, yemek düzenine kısa sürede uyum sağladım. Herkes bana oyuncaklar alıyordu. Annem hariç… O bana hep küçük kitaplar alıyor, beş dakikalık prenses masalları okuyordu. Sonra büyüdükçe prensesleri tanımaya başladım. Odamda hepsi vardı ve onlarla arkadaş oldum. Oturmayı başardıktan sonra annem, hadi bakalım okuma pozisyonu alalım diyor, ben sırtımı onun göğsüne yaslıyorum, birlikte masal kitabının sayfalarını çeviriyorduk. Bunu hâlâ yapıyoruz, çok eğleniyorum, artık sayfaları kendim çeviriyorum.

Büyüdükçe en çok babaannemle, ciciannemlere gitmeyi sevdiğimi fark ettim. O evler çok eğlenceli ve sevgi dolu evler çünkü… Babaannem beni ‘şekerparem’, halam da ‘pırlantam’ diye seviyor. Ciciannem bana; “vuralım, vuralım küçük elleri; çevirelim, çevirelim değirmenleri”, diye oyun öğretiyor. Dedem beni önceleri kucağına alıyordu, şimdi alamıyor ama ben gittiğimde benim geldiğimi bildiğini, hissettiğini biliyorum. Annem bana “Deden nerede?” diye sorduğunda hemen onun fotoğrafına bakıyorum; kim olduğunu, annemle babamın onu ne kadar çok sevdiğini biliyorum. Ben de onu çok seviyorum. Anneannem bir senedir bizimle beraber, beni bırakıp evine gitmek istemiyor. İki gün gitse üçüncü gün hemen geri geliyor. Annem de ben de çok mutluyuz. Annem benim için bu sene okula gitmedi ama okulunu çok özlediğini biliyorum.

Şanslı bir bebek olduğumu düşünüyorum. Hayat için büyükler, zor diyorlar ama ben insanın sevdikleri yanındaysa her türlü zorluğu aşabileceğine inanıyorum. Çünkü hayatta sevgi diye güçlü bir duygu var.

Ben önce bunu öğrendim.

Bu sayede hayatın güzel olduğunu düşünüyorum.

Yazı yazmayı da çok seviyorum. Bu, Şalom’a yazdığım ikinci yazı ben de annem gibi, benim için özel olan yaşanmışlıkları sizinle paylaşmayı seviyorum.

17 Temmuz benim doğum günüm… Birinci yaşımı bu yazıyı yazarak sizinle de kutlamak istedim.

İyi ki doğdum ve siz de iyi varsınız!

İmza: Nermin Kurtuluş

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın