Kabahat herkesin

 

Artık Fenerbahçe-Galatasaray ya da Galatasaray-Beşiktaş veyahut Beşiktaş-Fenerbahçe derbilerinin; dedelerimizin, babalarımızın bize anlattığı gibi geçmesini beklemek koskoca bir hayâl... Çünkü ne dönem aynı dönem, ne futbolcular aynı nefes kokusuna sahip, ne de taraftarın beklentisi aynı... Farklı formayı giyen futbolcu artık eskisi gibi saygı duyulan biri değil. Deyim yerindeyse karşı cephenin muhafızı... Dolayısıyla pazar akşamı Vodafone Arena'da sahnelenen derbi maçını bu bakış açısıyla yorumlamak gerekiyor. En ufak bir kıvılcım gördüğünde onu rahatlıkla yangına çevirebilecek tribünler önünde tahrik edici davranan futbolcu ve yöneticilere çokça kabahat yüklemek gerek, eğer sorumlu aranıyorsa...

Farklı renkte forma giymiş meslektaşına diz atıp tribünlere dil çıkaran futbolcudan tutun, arkadaşları bıraksa rakibine 'girişmek' için kariyerini tehlikeye atan futbolcuya, kendinden yaklaşık 40 yaş küçük birinin yüzünü sıkan teknik direktöre, tansiyon zirve yapmışken tribünleri galeyana getirmek amacıyla 'kaşıyıcı' plonjonlar yapan kaleciye dek; herkes sorumlu pazar akşamı Vodafone Arena'da sahnelenen berbat Türk filminde... Yenildiğinde maçın önemini 'Süt Kupası'na indirgeyen, sabah-akşam basın toplantıları düzenleyip hakem hatalarının kendi lehlerine yapılmasını isteyen kulüp yöneticileri sorumlu elbette...

FIFA'nın koyduğu zorunlu atletik testleri geçemeyen, dersini iyi çalışmayan, gelişim gösteremeyen hakemlerle, onları yeterli düzeye çıkaramayan kurulun da kusurları var; hiç şüphe yok ki... Güdümlü yazılar yazıp kulüplerden beklentileri olan, birkaç retweet uğruna sarı-lacivert ya da siyah-beyaz veya sarı-kırmızı renklerde tweetler atan muhabir ve yazarların, taraftarları kutuplaştıran başlıkları dokuz sütuna manşet yapan gazetelerin de payı var; pazar akşamki rezalette...

Futbolu yönetmek yerine idare eden, hayata geçmesi elzem olan birçok konuyu ''Yapılsa güzel olur'' temennileriyle geçiştiren, Türk futboluna bir arpa boyu yol aldıramamış federasyon yönetimine de biraz hisse vermek gerek. Alkol almadan maça giremeyen, 'tribüncü' olmak için türlü türlü gruplara dahil olmakta beis görmeyen, hem tezahüratlarla hem de hazırladıkları pankartlarla ahlâk sınırlarını zorlayan taraftarın da sorumluluğu var; Beşiktaş-Fenerbahçe maçında yaşananlardan...

İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batıramayan herkesin kabahati var... Her şeyi bildiğini zanneden, karşısındakini dinlemeye tahammül edemeyen, siyahsa beyaza; beyazsa siyaha saygı göstermeyen, vasatı öven, gelişime kapalı olan, herkes kabahatli... Yalansa yalan?..

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın