Kieslowski’ye saygı duruşu

‘Veronique’ın ikinci yaşamı 25 yıl aradan sonra Türkiye’de vizyon şansı buluyor

Kieslowski’ye saygı duruşu

La Double Vie de Veronique’

Yön: Krzysztof Kieslowski

Sen: K. Kieslowski – Krzysztof Piesiewicz

Gör: Slawomis İdziale – Kurgu: Jagues Witta

Oyn: İrene Jacob – Philippe Volter – Sandrine Dumas – Aleksander Bardini – Claude Duneton.

Sinemanın ölü mevsimi sayılan yaz aylarının en büyük sürprizi K. Kieslowski’nin 25 yıl evvel çektiği ‘Veronique’in İkili Yaşamı’ başyapıtının Türkiye’de ilk kez vizyona girmesiydi. Henüz 55 yaşındayken hayata veda eden sinemanın yeri doldurulmaz auteur şairi, bu benzersiz psikolojik dramasında, tesadüflerin insan hayatındaki etkisini araştırıyor. İrene Jacob’a görkemli performansı için Cannes’da En İyi Aktris Ödülü’nü getiren film Jüri Ödülü ve film FİPRESCİ Ödülü’nü de kazanmıştı. Ülkesi dışında çektiği bu ilk filmde, Kieslowski bizleri iki kadın kahramanın iç dünyalarına gizemli bir yolculuğa davet ediyor.

Sinemanın ölü mevsimi sayılan yaz aylarının en büyük sürprizi, Polonya sinemasının (Andrej Wajda ile birlikte) en iyi iki yaratıcısından biri olan Krzysztof Kieslowski’nin 25 yıl evvel çektiği ‘Veronique’in İkili Yaşamı / La Double Vie Veronique’ başyapıtının Türkiye’de ilk kez vizyon şansı bulmasıydı.

1996 yılında Varşova’da, henüz 55 yaşındayken hayata veda eden, sinemanın yeri doldurulamaz ‘şairi’ Kieslowski’nin bu başyapıtının Türk sinemaseverleri ile buluşması, bence kısır yaz sezonunun en önemli şanslarından biri. Bu, filmi vizyona sokan ‘BAŞKA SİNEMA’nın bir kültür hizmetidir.

Kieslowski’nin kadınlığa övgüsü

Kieslowski’nin benzersiz sinemasını bizlere hatırlatan film 1991 Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü, Uluslararası Sinema Eleştirmenler Birliği (FİBRESCİ) ve Ekümenik Jüri Ödülleri’nin sahibi olmuştu. İrene Jacob ise En İyi Kadın Oyuncu seçilmişti.

Kieslowski’nin ülkesi dışında (Fransa’da) yaptığı ilk film olan ‘Veronique’in İkili Yaşamı’ birbirinden uzak iki ülkede yaşayan ve isimlerine kadar birbirlerine çok benzeyen, buna karşılık hiçbir ortak noktaları bulunmayan ve hiç tanışmamış olan iki genç kadının gizemli ve anlaşılmaz bir şekilde birbirlerinden etkilenmelerini şiirsel bir dille anlatır.

Film, yönetmenin son filmi olan, ‘3 Renk’ üçlemesinin de son filmi olan ‘Kırmızı’ ile bariz benzerlikler gösterir. Her iki filminde baş kadın kahramanlarını İrene Jacob canlandırır.

Kieslowski kariyerinin bu son dört filminde de hayranlık duyduğu benzer temaları işledi: Tesadüflerin insan hayatındaki etkisi, tesadüfi olaylar ve şans eseri rastlaşmalar.

Bütün kariyerini bir erkekle bir kadının tesadüfen buluşması üzerine kuran ve hayatı boyunca hep aynı filmi yaptığı söylenen CLaude Lelouch’u akla getiren ‘Üç Renk’ ve ‘Veronique’in İkili Yaşamı’nı izledikten sonra, Kieslowski’nin Lelouch’un yaratıcılığına fark attığı ve Polonyalı ustanın bu konuda benzersiz olduğu hükmüne varmak mümkün.

Kieslowski’nin kadınlığa bir övgüsü olan Veronique karakteri, kadının kusursuzluğunun idealize edilmiş bir yansımasıdır.

Kariyerinin olgunluk döneminde, iki kadın kahramanının iç dünyalarına bizleri gizemli bir yolculuğa davet eden Kieslowski, bu filmiyle duygu ve tutku dolu, şiirsel ve entelektüel sinemasının bir örneğini sunuyor.

Ruh ikizi iki kadın

Film, ikisi de 1966 yılının aynı gününde dünyaya gelen Fransız Veronique ile Polonyalı Weronika’nın yazgıları kesişen hayatlarına odaklanıyor. Birbirlerinin varlığından bile haberdar olmadan büyürler ama, tam ifade edemedikleri belli belirsiz bir hassasiyetle adeta birbirlerinin varlığını hissederler.

Ortak hiçbir şeyleri yoktur, ne bir anne ne bir baba, aileleri hiç tanışmamıştır. Ancak birbirlerinin aynısıdırlar: İkisi de solaktır, çıplak ayakla yürümeyi severler. En önemlisi ise ikisinin de muhteşem, eşsiz sesleri, gelişmiş müzikal algıları ve tespit etmesi zor, kalp gelişim bozuklukları vardır.

Biri, farkında olmadan diğerinin deneyim ve bilgeliğinden faydalanır. Ayrıca ne zaman biri kendini bir şeyle yaralarsa, diğeri yaralayan obje ile temastan kaçınır.

Polonya’da başlayan filmde, Weronika’nın ruh ikizi Veronique gibi, yetenekli bir vokalist, bir müzik öğrencisi olduğunu öğreniriz. Bir konser esnasında Weronika sahnede düet yaparken bilincini kaybederek ölür. Bunu hisseden Paris’teki Veronique duygusal olarak ve şarkıcılık kariyerini bitirmeye karar verir.

‘Veronique’in İkili Yaşam’ filmiyle akrabalıklar taşıyan yapıtlar arasında, Luis Bumel ustanın ‘Arzunun Şu Karanlık Nesnesi / Cet Obscur Objet du Desir’i (1977), Andre Zulawski’nin (İsabelle Adjani’li) ‘Saplantı/Possession’u (1981), Robert Altman’ın (Susannah York’lu) ‘Hayat ve Görüntü/İmages’ini (1972) sayabiliriz.  

 

POLONYALI AUTEUR USTA

1941 Varşova doğumlu, Polonya auteur mezunu Krzysztof Kieslowski, ‘yalnızlık’ temasının başyapıtlarını verdiği kariyerinin ilk çıkışını 1988’de, ‘Aşk Üzerine Bir Film’ ile yaptı. Aynı yıl çevirdiği ‘Öldürme Üzerine Bir Film’ ile Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü ve Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Birliği’nin (FİPRESCİ) En İyi Film Ödülü’nü kazandı.

Ertesi yıl, On Emir’den esinlenerek çektiği 10 kısa filmlik ‘Dekalog’ serisi ile Venedik Film Festivali’nde Uluslararası Senima Eleştirmenleri Birliği’nin (FİPRESCİ) En İyi Film Ödülü’nü kazandı.

Fransız bayrağının renkleri olan Mavi (Özgürlük), Beyaz (Eşitlik) ve Kırmızı (Kardeşlik)’ten esinlenerek çektiği ‘Üç Renk / Trois Couleurs’ ödüllere boğulan film oldu. Fransız devriminin dayandığı temellerden özgürlük temasını ele alan ‘Mavi’, besteci kocasının ölümünden sonra Julie’nin yaşadıklarına odaklanır.

Fransız devriminin ideallerinden olan toplumsal eşitliği konu edinen ‘Beyaz’, her şeyini kaybeden Polonyalı Karol’un öyküsünü anlatır. Üçlemenin son ayağı ‘Kırmızı’, Cenevre’de geçen konusuyla, Valentine’in yalnız yaşayan bir yargıç (Jean Louis Trintigmant) arasında gelişen duygusal yakınlığı anlatır. Üç filmin kahramanlarının yazgısı bir feribot kazasında birleşir.

‘Mavi’ Venedik’te Gümüş Aslan (1993), ‘Beyaz’ Berlin’de En İyi Yönetmen Gümüş Ayı Ödüllerini kazandı. ‘Kırmızı’ ise En İyi Yönetmen ve Senaryo dallarında Oscar’a aday gösterildi.

Kieslowski kariyeri boyunca aynı ekiple çalıştı. Senaryolarının yazılımına hep adaşı Krzysztof Piesiewicz eşlik etti. Kendi gibi Lodz Okulu mensubu, arkadaşı Slawomir İdziak, filmlerinin görüntü yönetmenliğini üstlendi. Flüt ile piyanonun başı çektiği, doyumsuz güzellikteki opera tarzındaki müzik partisyonları ile Zbigniew Preisner filmlerine değer kattı.

Üç ünlü Fransız aktrise ‘Üç Renk’in başrollerini emanet etti. ‘Mavi’de Juliette Binoche, ‘Beyaz’da Julie Delpy, ‘Kırmızı’da İrene Jacob kariyerinin en başarılı kompozisyonlarını çizdiler.  

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın