İzmir’de Parohetler yenileniyor

İzmir Sefarad Kültürü Mirası Derneğinin tekstil koleksiyonunu (parohet) onarması üzerine projesi meyvelerini veriyor.

Toplum
16 Ekim 2019 Çarşamba

Raşel Rakella Asal

 

Çağımız hızlı değişim çağı. Elbette bu değişimlerden en başta içinde yaşadığımız kentler etkileniyor.  Yaşadığımız kenti sevmek, onu korumak, geleceğini planlamak, kent bilincinden, kentin bugünü kadar geçmişini de bilmekten geçiyor. İzmir’e önceki yüzyıllarda yaşamış Seferad Yahudilerinin bıraktıkları kültür mirasımızın değerini korumak da bize düşen bir görev. İzmir Yahudileri olarak, bu noktadan yola çıkarak, İzmir’in bugününü ölümsüzleştirmek ve gelecek nesillere önemli bir mekân bırakabilmek amacıyla İzmir Sefarad Kültürü Mirası Derneği’ni hayata geçirdik. İzmir’in yakından tanıdığımız Havra Sokağı’nı, kültürünü, yaşantısını bir sonraki kuşağa aktaracak bir projenin kent belleğinin oluşmasında büyük bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Korunacak binaların onarım çalışmalarına başlandı. Bu proje çerçevesinde İzmir Sefarad Kültürü Mirası Derneği tekstil koleksiyonunu onarma  (parohet) üzerine bir projeye adım attı. Maddi destek için Avrupa Fonu ile iletişime geçildi, bu konuda maddi destek sağlandı.

Parohet nedir? 

‘Parohet’ en basit anlatımla atlas, kadife, ipek gibi değerli kumaşlardan yapılmış, gümüş, bakır ya da çinko alaşımlı ipliklerle işlenmiş gelinlik ya da örtü olarak kullanılmış bir tekstil ürünü. Havraya bağışlanmış, bu birbirinden şık ve zarif işlemeli eski zaman örtülerini değerli kılan, sinagoglarda Tora (Tevrat, kutsal kitap) tomarlarının tutulduğu bölme kapısının içinde ya da dışında kullanılıyor olması. Manevi değeri oldukça yüksek olan parohetlerin üzerinde sinagoglara bağışlandığı tarihlerin yanı sıra ağırlıkla kapı, kandil, parmaklar açık el, hayat ağacı, menora, Davud’un Yıldızı gibi motifler yer alıyor.

20. yüzyılın başlarına kadar üretilmiş olan bu ürünler, İzmir Yahudi Cemaatine önemli katkıları olan Sara Pardo’nun gayretleri ile ortaya çıktı. Gönüllü hanımlardan oluşan bir grup bu işi üstendi ve onarım çalışmalarına yöneldiler. Bu amaçla etnografik obje ve kumaşlar temizlenip nemden arındırıldı, gerekli tamirler yapıldıktan sonra tüm İbranice yazılar Moiz Malki tarafından tercüme edildi. Restorasyonlar, bu işte uzman olan Nigar Yertan, Arziye Demyen’in yardımlarıyla ve İzak Eskenazi’nin büyük desteğiyle; fabrika ortamında yapıldı.  Bu aşamada altmış yedi parçanın restorasyonu bitmiş oldu. Onarım gören eserlerin hepsi Bet İsrael Sinagogunda özel bir dolaba ambalajlanarak koruma altına alındı.

İkinci aşama şöyle gerçekleşti: İstanbul’daki bir tekstil konservasyon toplantısında Finlandiya Üniversitesi Tekstilleri Koruma Uygulama Bölümü Öğretim Üyesi Anna Hakari ile tanışan dernek üyeleri parohetleri koruma projesinden kendisine söz etti. Daha önce Namibya’da bir müzenin kuruluş aşamasında benzer bir görevde çalışan Anna Hakari, böylesine önemli ve kültürel bir projede yer almaktan büyük onur duyduğunu kendisiyle 2016’da yapılan bir röportajda ifade ediyor. Metropolia University of Applied Sciences, Helsinki heyetinin çalışması ilk aşamada üç yıl olarak planlandı. Üç yılın sonunda, Avrupa fonları ile yaptığımız görüşmelerde, onları projenin üç yıl daha uzatılmasına razı edebildik. Şu an, bir yıl daha uzatma görüşmeleri gerçekleştiriyoruz. Toplamda yedi yıllık bir çalışma olmasını arzuluyoruz.

Helsinki’den gelen Metropolia ekibi hem konservasyona hem de mümkün olduğunca restorasyona yöneldiler. Bu konuda gelen ekiple iletişimde olan dernek üyelerinden Nesim Bencoya bu konuda şu bilgileri veriyor: “Restorasyon oldukça zor ve çok pahalı bir çalışma. Parohetlerin içinde 150-200 senelik olanlar var. Örneğin aynı ipliğin bulunması gibi çok detaylı çalışmalar gerektiriyor. Elimizde 300’ü aşkın dini tekstil parçası vardı. Bunların aşağı yukarı 30/35’i ilk seneki çalışmanın sonunda ancak sergilenebilecek duruma geldi, diğerleri de koruma altına alındı. Şu anda elden geçirilmiş her bir parça, Şalom Sinagogumuzun küçük bir bölümünde sabit rutubet ve klimatize edilmiş bir ortamda, asit ihtiva etmeyen özel kâğıtlar ve kartonlar içinde muhafaza ediliyor.”

Parohetlerin Finlandiyalı uzmanlar tarafından ‘İzmir Tekstil Projesi’ adı altında onarılması dört yıl olarak planlandı. Kimi 1870 yılında üretilmiş, el yapımı bu tekstil ürünlerinin onarım çalışmalarının ilk yılı bir otelin bodrum katında gerçekleşti. Anna Hakari’nin ekibindeki dokuz öğrenci 2013 - 2018 yılları arasında eylül ayında yaklaşık bir aylığına İzmir’e gelip onarımları sürdürdüler. Helsinki’li eski tekstil eserleri dalında uzman arkadaşlarımız bu yıl da altıncı kez İzmir’e geldi. Parohetler tekrar emin ve usta ellerde bakım görüyor.

Çalışmalar yine İzmir Ekonomi Üniversitesindeki Tekstil Bölümüne ait bir atölyede sürdürülüyor. Üniversitenin Tekstil ve Moda Bölümünden Prof. Elvan Özkavruk Adanır ve Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Dilek Himam Er’in yardımlarına müteşekkiriz. İlk yıl 114 malzeme temizlendi. 2016 yılı itibariyle temizlenen ve koruma altına alınan ürünlerin sayısı 325’i buldu. Tüm biten parçalar fotoğraflanıp bir katalog oluşturuldu.

ÖZEL BİR MİRAS VE KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI

Günümüzde gittikçe artan küreselleşme döneminde bir bölgeye ait özel bir mirasın ve kültürel çeşitliliğin korunması, yorumlanması ve sergilenmesi, dünya mirası için önemli bir uğraş. Ancak, bundan on yıl önce  inisiyatif kullanıp Metropolia Üniversitesi ile irtibata geçen, bunun için finansman arayıp bulan, önemli uluslararası uzmanlarını bu çabaya dâhil eden, Ekonomi Üniversitesi ile işbirliğini yaratan ve burada oldukları süre boyunca ihtiyaçlarını karşılayan Judith Kiriati Matalon ve Nesim Bencoya’nın emekleri meyvelerini vermeye başladı. İzmir Sefarad Kültürü Mirası Derneği olarak 2 Eylül – 27 Eylül tarihlerinde yine bu ekibi ağırlamaktan ve bu projeyi birlikte yürütmekten kıvanç duyuyoruz.