Balkanlar´da bir zamanlar Sefaradlar yaşardı: Bulgaristan - 2

Balkanlarda Bir Zamanlar Sefaradlar Yaşardı yazı dizisinin ilk durağı olan Bulgaristan’ın ikinci ve son bölümünde II. Dünya Savaşı dönemini ele aldık. Ancak bu dönemdeki olayları daha iyi anlayabilmek için, Bulgaristan tarihi boyunca görülen bazı Yahudi karşıtlığı örneklerini görmek gerekiyor

Bulgaristan tarihinde Yahudilere karşı ilk eylem MS 800'lü yıllarda görüldü. Hazar Devleti 800-809 yılları arasında Yahudiliği kabul eder etmez ‘Kara Bulgarlar’ olarak tanınan grup isyan başlattı. Magyar ve Peçeneklerin de desteğini alarak Hazar ordusuna saldırdılar. Omurtag liderliğindeki bu ordu Hazarlar tarafından kısa sürede bozguna uğratıldı ve çoğu öldürüldü. Bulgarların Yahudilerle ilk temasının acısı kitabelere kazıldı.

Bulgarların 866 yılında Hıristiyanlığa geçmelerinden sonra Papa’nın görüşleri doğrultusunda Yahudi karşıtı temalar işlenmeye başlandı.

İlk bölümde de aktardığım gibi, Ortaçağ’da Çarlar cellât olarak Romanyotları kullanmaktaydı. Bu durum da halk arasında Yahudi nefretine dönüşmekte gecikmedi.

14. yüzyılda Çar İvan Alexander Yahudilikten Hıristiyanlığa geçen Sara ile evlendikten sonra, Yahudi nefreti eyleme dönüşmeye başladı. Yahudilere ağır yükümlülükler ve cezalar uygulanmaya başlandı.

1396 yılında, Osmanlıların Bulgaristan’ı işgal etmelerinden sonra halk arasında Yahudiler için “kapıları Osmanlılara açan vatan hainleri” söylentisi yayılmaya başladı. Osmanlı döneminde Yahudilerin Hıristiyanlara uygulanan bazı vergilerden muaf tutulmaları, Osmanlıların vergi toplayıcıları olarak çalışmaları bu söylentilere kanıt olarak sunuldu. Yahudiler ‘çifut’ olarak adlandırılıp, çirkin, pis kokulu insanlar olarak betimlendi. Bu benzetmelere birçok eski Bulgar atasözünde rastlamak mümkündür.

19. yüzyıldan itibaren tüm Avrupa ve Ortadoğu’da olduğu gibi kan iftirası temaları işlenmeye başlandı. Yahudi karşıtı yayınlara başlandı. 1878 Savaşı sonrasında eski Osmanlı işbirlikçileri olarak görülen Yahudiler cezalandırılmaya başlandı. Evleri yağmalandı, sinagoglar yakıldı. Anlaşma sonrası Bulgaristan’ın beş bölgeye bölünmesi Yahudi asıllı İngiliz Başbakanı Benjamin Disraeli’ye atfedildi.

II. DÜNYA SAVAŞI ARİFESİNDE BULGAR YAHUDİLERİ

Balkan ve I. Dünya Savaşı esnasında çok sayıda Yahudi’nin Bulgar ordusunda yer alması ve kayıplar vermesi bu durumu değiştiremedi. 1923 yılındaki darbe sonrasında çıkartılan yasalarla Yahudilerin orduya ve kamu hizmetlerine alınması yasaklandı. 1930'larda Yahudi ihanetlerini simgeleyen sergiler açıldı. 1939 yılı başında Bulgaristan’da Kristallnacht benzeri olaylar yaşandı. Bulgaristan halkının büyük çoğunluğu bu uygulama ve eylemlere karşı çıkarken, II. Dünya Savaşı arifesinde Bulgar Yahudilerinin durumu çok iç açıcı değildi.

1939 sonlarında Bulgar Yahudi nüfusu, yüzde 90’ı Sefarad olmak üzere 48-49 bin civarındaydı. Bu nüfusun yarısından fazlası Sofya’da yaşamaktaydı.

Savaşın başlamasıyla birlikte Bulgaristan’da Yahudi karşıtı yasalar, uygulamalar çıkartılmaya başlandı. Olayların dönüm noktası 15 Şubat 1940’da Nazi sempatizanı Philov’un başbakanlığa getirilmesi oldu. 1940 Temmuz’unda hükümet Yahudilerin özgürlüklerinin kısıtlanması yolunda niyetlerini resmen açıkladı. Ağustos 1940’da, Nazilerin Nurenberg Yasaları’ndan esinlenen Yahudi karşıtı ‘Ulusun Korunması’ yasası kabul edildi. 23 Aralık 1940’da parlamento yasayı onayladı ve 23 Ocak 1941’de bu yasa resmen yürürlüğe girdi. 

BULGARİSTAN ÜÇLÜ İTTİFAKA DÂHİL OLUYOR

1 Mart 1941’de Bulgaristan üçlü ittifaka dâhil oldu. Berlin İttifakı olarak da bilinen bu anlaşma 27 Eylül 1940 tarihinde, Almanya, İtalya ve Japonya tarafından imzalanmış, daha sonra Macaristan (20 Kasım 1940) ve Romanya (23 Kasım 1940) bu ittifaka dâhil olmuştu. Anlaşmanın ilk maddeleri Almanya ve İtalya liderliğinde Avrupa’da yeni düzenin kurulmasını, Doğu Asya’da da Japonya liderliğinde yeni bir düzenin kurulmasını öngörüyordu. Bu görüş doğrultusunda bu ittifaka dâhil olan ülkeler birbirlerine askeri ve ekonomik destek sağlayacaklardı. Alman ordusu bu anlaşma gereği Bulgaristan’a girdi. Bulgaristan’a da ödül olarak Makedonya ve Kuzey Trakya topraklarının idaresi verildi.

Almanya, Sofya’da yerleşik temsilcisi olarak Adolf Beckerle’yi gönderdi. Bulgaristan bu ittifaka dâhil olmasından hemen sonra müttefiklere savaş ilan etti. Ancak ortak Slav kökenler nedeniyle olsa gerek Sovyetlere savaş ilan edilmedi.


Kral Boris ve Hitler

Yahudi karşıtı yasaların mimarı İçişleri Bakanı Gabrovski, Haziran 1942’de Yahudilere uygulanacak yaptırımlar konusunda parlamentodan sınırsız yetki talebinde bulundu ve kolaylıkla bu yetkiyi aldı. Bu karar karşısında parlamento ve halktan yükselen protesto sesleri bu kararı durdurmaya yetmedi.

Ağustos ayı sonunda hükümet Yahudilere karşı ilk kısıtlayıcı kararları çıkarttı ve Yahudi konularıyla ilgilenecek özel bir büro kurdu. Bu büronun başına Almanya’da Naziler tarafından eğitilmiş avukat Alexander Belev getirildi.

‘NİHAİ ÇÖZÜM’ BULGARİSTAN’DA

1943 Ocak’ında Almanya, temsilci Becker’le birlikte, ‘Nihai Çözüm’ün Bulgaristan’da uygulanması konularını görüşmek üzere Eichmann’ın yakın yardımcılarından SS Subayı Donnecker’i, Sofya’ya gönderdi.

2 Şubat 1943’de, Gabrovski ve Dannecker Bulgaristan tarafından yönetilen Makedonya ve Kuzey Trakya’da ki tüm Yahudilerin sınır dışı edilerek Almanlara teslim edilmesi konusunda anlaştılar.

22 Şubat’ta Belev ve Dannecker 20 bin Bulgar Yahudi’sinin Almanlara teslim edilmesi konusunda resmi bir anlaşma imzaladılar. Ancak Makedonya ve Kuzey Trakya Yahudilerinin sayısı 11 bin civarında olduğundan aradaki fark başta Sofya olmak üzere Bulgaristan vatandaşı Yahudilerle kapatılacaktı.

2 Mart’ta Bulgaristan Hükümeti 20 bin sayısını resmen onayladı. Makedonya ve Kuzey Trakya Yahudileri hemen Almanlara teslim edildi. Makedonya’dan 7144, Kuzey Trakya’dan 4240 Yahudi, önce özel toplama kamplarına, peşinden Treblinka’ya gönderildi. Bu iki gruptan kurtulan olmadı. Açık kontenjanı doldurmak üzere de Bulgar vatandaşı Yahudiler için gizlice ön hazırlıklar yapılmaya başlandı. Ancak söylentiler yayılmaya başlayınca beklenmedik bir muhalefet oluşmaya başladı. Bulgaristan Parlamentosu Başkan Yardımcısı ve hükümet üyesi Dimiter Peshev liderliğinde Köstendil’de karşı eylem grubu oluşturuldu. Peshev, 9 Mart’ta İçişleri Bakanı ile görüşüp söz konusu uygulamanın iptalini istedi. Bu protestoların kaynağı hem insani duygular hem de politik nedenlere dayanıyordu.

Bu tarihlerde Alman ordusu Stalingrad’da hezimete uğramış ve savaşın seyri Almanya aleyhine dönmeye başlamıştı. Bazı Bulgar yetkilileri Almanya ile ittifakı bozma olasılığını da düşünmeye başlamış ve bu ortamda böylesi korkunç bir eyleme ortak olmanın da doğru olmayacağı hesaplarını yapıyordu.

BASKILAR SONUCU BULGARİSTAN VATANDAŞI YAHUDİLER KURTULDU

Peshev’in girişimleri hükümet ve parlamentoda bir başkaldırıya dönüştü. 17 Mart’ta Peshev 42 milletvekilinin imzasıyla Başbakan'a bu konuda bir dilekçe iletti. Peshev’in eylemleri halk ve özellikle Ortodoks Kilisesi tarafından da desteklendi. Bu baskılar karşısında Filov Hükümeti Bulgar vatandaşı Yahudilerin Almanlara teslim edilmesinden vazgeçti. Ancak Makedonya ve Kuzey Trakya Yahudileri için geç kalınmıştı.

Bu karardan önce, 1940 yılında Yahudiler için çıkartılan özel yasadan itibaren Bulgar yönetimindeki bölgelerdeki Yahudilere karşı acımasız uygulamalar başlatıldı. İlk önlem olarak ‘sarı yıldız’ takılması istendi. Çoğunun mallarına, mülklerine el konuldu. Yaşadıkları bölgelerden ayrılmaları hatta toplu taşıma araçlarını kullanmaları yasaklandı. 1942 yazında çok sayıda Yahudi genç çalışma kamplarına gönderildi. 1943 başında ise gençler yol inşaatlarında çalıştırılmak üzere Bulgaristan’a gönderildi. Yahudilerin ellerindeki tüm değerli eşyalara el konuldu. Daha ileride Bulgar Hükümeti kendilerini temize çıkartmak için, bu bölgelerin resmen ilhak edilmediğini ve dolayısıyla bu bölgedeki Yahudilere Bulgar vatandaşlığı verilemediğini, bu uygulamaların da Alman baskısıyla başlatıldığını ileri süreceklerdi.

26 Mart’ta Peshev, parlamentodaki görevinden alındı. Nazi yetkilileri ise Yahudilerin sürülmesi yani kendilerine teslim edilmesi için baskılara devam ettiler. Mayıs sonunda Sofya Yahudilerinin kırsal alanlardaki kentlere sürülmesini kararlaştırdı. Bu ölüm kamplarına gönderilmeden önceki adım olarak öngörülmüştü. Halk ve Kilisenin yoğun protestoları bu kararın uygulanmasını engelleyemedi. Ayrıca çok sayıda Yahudi, Tuna Nehri kıyısında kurulan Somovit Toplama Kampı'na gönderildi. Gençler de çalışma kamplarına gönderildi. Buna karşılık bu uygulamalar sayesinde Almanların baskısı azalmış ve savaş konularıyla ilgilenmeye başlamışlardı.

28 Ağustos 1943 tarihinde Kral Boris III esrarengiz bir şekilde öldü. Kral’ın savaşın başından itibaren Yahudilere karşı takındığı tutum günümüze kadar tartışma konusu olmuştur. Sovyet Blok’unun yıkılmasından sonra Bulgaristan’da Kral’ın tutumu sayesinde Yahudilerin kurtulduğu söylemi kullanılmaktadır. Ancak belgelere göre Boris III Makedonya ve Kuzey Trakya Yahudilerinin ölüm fermanını bizzat imzaladığı, Bulgar vatandaşı Yahudiler için de halktan ve özellikle parlamentodan gelen baskılar nedeniyle vazgeçtiği görülmektedir.

YAHUDİ KARŞITI YASA VE UYGULAMALAR KALDIRILDI

Eylül ayında yeni bir kraliyet konseyi ve Bozhilov liderliğinde yeni hükümet göreve başladı. İki aşırı Yahudi karşıtı görevli hükümet dışında bırakıldı. Aralık ayında, sürülen Sofya Yahudilerine kısa süreliğine geri dönme izni verildi. 1944 yılında az sayıda Yahudi’ye ülkeyi terk etme izni verildi. 1944 Mayıs’ında Bozhilov liderliğinde yeni hükümet kuruldu. İlk icraat olarak müttefiklerle gizli barış görüşmelerine başlandı. 24 Ağustos 1944’de Yahudi işleri özel biriminin kaldırıldığı, 29’unda da tüm Yahudi karşıtı yasa ve uygulamaların kaldırıldığı duyuruldu. Bu kararlar 5 Eylül 1944 tarihli resmi gazetede yayınlandı. Aynı gün Sovyetler Bulgaristan’a savaş ilan etti. 8 Eylül’de Sovyet ordusu Bulgaristan’a girdi. Ateşkes anlaşması sonrası Komünist eğilimli Anavatan Cephesi hükümeti kuruldu. Organize Yahudi toplum yaşamı tekrar başladı. 34 Yahudi Cemaat kuruluşu tekrar çalışmaya başladı, Yahudi basını yeniden yaşama geçti.

1945 sonbaharında Bulgar Yahudi Cemaati’nin verdiği bilgilere göre Yahudi nüfusu 49.172 idi. Yüzde 95'i Sefarad olan bu nüfusun 3/4'ü yedi ana kentte yaşıyordu: Sofya 27.700, Plovdiv 5.800, Rusçuk 1.927, Varna 1.223, Kustendil 1.100, Yanbol 1.076, Dupnitsa 1.050.

Büyük mucize gerçekleşmişti Bulgar Yahudileri bu karanlık dönemi neredeyse hiç kayıp vermeden atlatmışlardı.

Savaş ertesinde, Yahudi toplum yaşamı, Anavatan Cephesi ve yandaşlarının kontrolü altına girdi. 1945 yılında tüm dış Yahudi kuruluşlarıyla ilişkilerini kesmek zorunda kaldılar. Toplumun maddi durumu ise tam bir felaketti. Savaş esnasında el konulan malların iadesi konusu gündeme geldiyse de ancak çok ufak bir kısmı iade edildi. Anavatan Cephesi rejimi özellikle Filistin yönündeki göçü yasakladıysa da 1945-1948 yılları arasında 7 bin Yahudi yasal olmayan yollardan bu göçü gerçekleştirdi. BM’deki Filistin oylaması sonrasında bu yasaklama kaldırıldı. 1948-1951 yılları arasında 44.267 Bulgar Yahudi’si İsrail’e göç etti. 1967 savaşı ertesinde Bulgaristan’ın İsrail ile ilişkilerini kesmesi üzerine yine büyükçe bir göç yaşandı.

Günümüzde, Bulgaristan’da, neredeyse tamamı Sefarad olan ve yarısından fazlasının Sofya’da yaşadığı yaklaşık 4-5 bin Yahudi bulunmaktadır.

Bulgaristan konusunu, bu ülke kökenli veya ülkede yaşamış bazı ünlü Sefaradların isimlerini vererek bitireceğim.

• 16. ve 19. yüzyıllarda dini konularında iki önemli isim Josef Caro (Şulhan Aruh) Nikopol’de, Eliezer Papo (Pele Yoetz) Silistre’de yaşamışlardı.

• Albert David Pipano (Diksionaryo Judeo-Espanyol- Bulgaro 1913)

• 1981 Nobel Edebiyat ödülü sahibi Elias Canetti (Rusçuk 1905 – Zürih 1994)

• Ekspresyonist ressam Julius Mordehay Pinhas (Jules Pascin)

• Dr. Solomon Passy (2001-2005 dönemi Bulgaristan Dışişleri Bakanı)

KAYNAKLAR:

La Shoah en Europe du Sud-Est – Symposium Mémorial de la Shoah Juin 2013

You Believe: Eight Views on the Holocaust in the Balkans – Lea Cohen

Holocaust in Bulgaria – Yad Vashem

The Long Long History of Bulgaria and the Jews – The Sofia Globe

Bulgarians and the Jews Throughout History – Archimandrite Pavel Stefanov

Bulgaria – USHMM

Sephardic Jews in Bulgaria – Marcel Israel

Yazının birinci bölümü:

http://www.salom.com.tr/haber-94142-balkanlaracuteda_bir_zamanlar_sefaradlar_yasardi_bulgaristan_yahudileri__.html

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın