Facebook'ta Takip Edin Twitter'da Takip Edin
GS2

Mozotros Ailesi

Mozotros Ailesi

Tünelin Ucu

Tünelin Ucu

AşırılıklarAvram VENTURA DÜŞÜNDÜKÇE  

14 Kasım 2012

Kendimi bildim bileli, belirlediğim sınırlar içinde yaşantımı sürdürdüm. Bu, bilinçli bir seçim miydi? Kesinlikle hayır! Ama dönüp geçmişime baktığımda -kuşkusuz kendime göre- yaşantımda hiçbir aşırılığın yer almadığını görüyorum. Hani insan kendinden geçip bir kez sarhoş olmaz mı? Olmadım! Bütün bir gece uykusuz kalıp sabaha kadar eğlenmedim! Hiçbir şeye kendimden geçercesine tutkuyla bağlanmadım!

Yapmadıklarımı ya da yapamadıklarımı saymayı sürdürsem, kim bilir ne çok kişi beni küçümseyen bakışlarıyla bu yazdıklarımı okuyacak, geçirdiğim tekdüze yaşam için eleştiri oklarını yönelteceklerdir. Kimi zaman bu katı tutumum yüzünden benim de kendime kızdığım olmuştur, ama sınırlarımı genişletecek adımları her nedense atmadım, atamadım. Bu yaştan sonra da yapabileceğimi hiç sanmıyorum. Sakın ola ki bu sözlerimle durumumdan yakındığım ya da hayıflandığım anlaşılmasın; ancak kimi aşırılıkları yaşamış olmanın getireceği deneyim, kuramsal yaklaşımlardan bazen daha etkin olabilmektedir. Hiç zarar görmeden, kısa bir süre için aşılmış olan sınırlara, geriye çekilmenin keyfini yaşayarak...

Delfi’deki Apollon Tapınağı’nın girişinde yer alan iki söz vardır. Birini hepimiz biliyor, sıkça kullanıyoruz: “Kendini bil!” Bu sözü Sokrates hem yapıtlarında yinelemiş hem de anlamını genişletmiştir.

Tapınakta yer alan ikinci sözün varlığını da gençliğimde değil, ileri yaşlarda öğrendim ki, bu da en az diğeri kadar önemli: “Hiçbir şeyde aşırılığa kaçma!” Aslında her ikisi birbirini tamamladığı gibi insan karakterinin oluşmasına ve erdem kurallarını uygulamasına katkı sağlamaktadır. Nitekim Sokrates, “Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez.” diyordu. Başta İslam’ın Sufi felsefesi olmak üzere, Doğu’da gelişen her türlü inancın mistik öğretisinin temelini de bu iki kavram oluşturmaktadır.

Konunun düşünsel yaklaşımı bir yana...

‘Aşırılığa kaçma’ sözü her birimiz için mutlaka bir anlam taşımaktadır. Günlük yaşantımızdan ilişkilere, düşünsel alanımızdan inançlarımıza, sözlerimizden davranışlarımıza kadar... Ancak bana aşırı görünen bir olay, bir düşünce, bir yaklaşım ya da bir davranış, bir başkası için sıradan ya da çok doğal görünebilir. Kuşkusuz bu konudaki eğilimimizi belirleyen etmenlerin başında, yetişme ortamımız, deneyimlerimiz, birikimlerimiz, inançlarımız, dünya görüşümüz yer almaktadır.

Sözlükler aşırılığa kaçmayı, çoğunlukça benimsenmiş, genel kabul görmüş bir tutumun, davranışın dışına çıkmak, ölçüyü kaçırmak olarak tanımlıyor.

Bu tanımdan da, aşırılığın karşıtı olarak ölçülü olmak gereğini anlıyoruz.

Grigory Petrov’un, Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı kitabındaki şu sözleri okuyalım:

“Hiçbir şeyde aşırıya kaçmamalı... Hiçbir şey tek yanlı, tek gözlü olmamalı... Her şey ölçülü olmalı, zamanında ve yerinde yapılmalı.

Herkesten ölçülü olunmasını beklemek, aşırılıkların törpülenmesini istemek ne denli doğal görünse de, karşıtlıkların her alanda var olduğu bu dünyada, gerçekliliği tartışılmaya değer!

 

Haberlere yorum yapabilmek için üye girişi gereklidir. Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.

Yorumlar

0

Tüm Yazıları

Sevginin değiştirdiği yaşamlar Basılması gereken düğme Işığı araman için İnsan sıcaklığını özlemek Yazmak, paylaşmak Bilmek ya da inanmak İlk ve son nokta Yazmak, bir tutku Unutma değil, aklımıza getirmem Bal arıda kaldı Duvardaki iki tuğla Ben yazar oldum mu? İçtenlik Kitap keyfi Koşullanma Kurgulamak ve yazmak Vazgeçmek, vazgeçebilmek… Her şey bakış açımıza göre Aynı ırmakta kaç kez yıkanılır? Aynada görünen Yeni şeyler söyle! Bellek oyunları Kitaplarla... İnanç üstüne Sevgi yaklaşımları Sevgi yaklaşımları Sen ve ben Yaşlılık algısı Sanat ve edebiyat olmasa... Henüz vakit varken Doğru bildiklerim Pişmanlıklar Başarısızlık öyküleri Kayıtsızlığımızı sorgulamak Değişim ve alışkanlıklar Ariadne’nin ipi Mutluluk reçeteleri Kişisel gelişim kitapları Üç Maymun Kral ve soytarı Zaman ve düşler Kendimle dost Aşırılıklar Cecile Ulysses’i yazmış olan el Bir sözcüğe bin anlam “Gözleri açık sevmek” Sevgiye yatırım Dost gözü Kırılma noktaları Fırtınada uyuyanlar İçimdeki boşluk Anlatılacak bir hikâye Batı’da eğitim, toplumu yansıtıyor mu? Düşünce gücü Her Yaşa Mektuplar Sabah gözlemleri Bizi yakınlaştıran uzaklıklar Sayısız anlar toplamı Biraz da inanç üstüne Ayaksız bir insan Geçmişten gelen baskı Sevgiyle beslenenler Bir yanlışlığın düşündürdükleri Kaplan gibi olmak Geçmişten geleceğe Uykusuz Tarifsiz yalnızlıklar Geleneğin getirdiği baskı Anılar da olmasa... Damladaki okyanus Cennet ya da Cehennem Mesih’i beklerken Sevmek kadar, katlanmak! İnandırma yöntemi Geçmişten süzülenler Kusursuz Bir horoz ötüşü Ravel’den hüzünlü gözler Sıradan bir soru Daha iyi anlıyorum Sorumluluk Birlikteyken, tek başına İşin keyfini çıkarmak İnsan olarak anımsanmak Armağan Anılar ya da rüyalar Yaşadığımız an Masamızda bir ayna Montaigne’i düşünmek Tek başına bir bahçe Özgüven Gerçek sevgi Mutluluğun adını vermek Sertlikten yana Önyargılar Dünyanın en iyi çöpçüsü Yazgıya inanmak Deneyim Kaplumbağa bilgeliği Ayna olmak Ayna olmak Kötülüğe iyilikle yaklaşmak Carpe Diem Bitmemişlik duygusu Kendi camlarımızı temizlemeden... Yazıyorum! Raşi’nin Kızları Bir kıvılcımdan Dile gelen söz Kazanma tutkusu Herkesin farklıdır yalnızlığı Aynaya bakmasını bilmek Yetinmek! Gün eksilmesin Ayrıntılardaki güzellik Onları suçlayın! Onları suçlayın! Bilgi ve inanç Yirmi Kur’a Nafia Askerleri Yeni bir yaşın eşiğinde Bensiyon Pinto’nun anıları Aynalarda yansıyan Haklı ya da mutlu Sevgi ya da aşk Sanatçının kendini beğenmişliği Bir kör, bir başka köre yol gösteremez! Kadın İnsanca Roman gerçeği Yoğunluk ve boşluk Savaşlar nasıl başlar Barınak Yeni bir heyecan Karanlık beni korkutur! Güvercinler yaşamalı Küçük düşürülemeyenler Sözcüklerin ardındaki giz Ölüm ilanları Yalnızlık ya da tek başınalık Söylenceler “Mecburcu” Suskunluk Kıskanmak – İmrenmek Sürekli bir koşu Dünyayi değiştirmek Bilmek ve öğretmek Yazma dürtüsü Furuğ`u tanimak Mutluluk sirri Yaşadiğim Zaman İnaniyorum! Yaşamak için bağişlamak Lazarus Çingiraği Söz ve büyü Kurtlarla kuzular Gerçek değer Herşey aldatici! Her bavulun bir öyküsü vardir! “Kim kime yol gösterebilir ki?” Dost gördüklerimiz... Zamanin buğulu aynasi Sara Pardo`nun İzmir Yahudileri Bilgelik işiği öyküler Nasreddin Hoca üstüne Evlilik ya da dostluk Özlem Şalom`da otuz dokuz yil Her yaşam bir öykü Anlatmak ya da yazmak Bak, gözümü kirptim... Aşk ve açlik Karşit düşünceleri anlamak Altin kural Çalişmak, her zaman! Dostluk, yanibaşimizda Engellere karşin İçmeden sarhoş Dost gördüklerimiz... Herşey aldatici! Hayal ettiğimiz sürece... Sevdayi sevgiye dönüştüren Çikara dayanan ilişkiler Sanat, paylaşmak için!.. Pazar fileleri Her bavulun bir öyküsü vardir! Yalnizca altinlar! Nasil animsanmak isterdik? “Kim kime yol gösterebilir ki?” Eşyalar Sözler ve davranişlar Gölgesiz Ölümün Gizi Söz ve büyü Sevgi ve saygi Para tanrisi Arkamizdan itenler kadar Çaresiz “Ben de varim” diyebilmek Ünlüler de insan Olumlu ya da olumsuz yaklaşimlar Karşitliklar Yalnizliğin Başkenti Sorgulama Kurtlarla kuzular Kahkaha aynalari Gerçek değer Yamalama İnaniyorum! Mutsuz Yüzler Yaşamak için bağişlamak Lazarus Çingiraği Yazmak, bir sorumluluk! İnsan, düşünebilir! Furuğ`u tanimak Yazma sevdalisi Birlikte yaşama olgusu Bilmiyorum, diyebilmek! Tanri kavrami üstüne Yardimsever Yüzseksen santimlik bir toprak parçasi Düşünen insan Mutluluk sirri Yaşadiğim zaman Dünyanin yedi harikasi Dünyayi değiştirmek Yuva nedir? Doğru ölçü Bağdat`ta Yahudi olmak Bağdat`ta Yahudi olmak Bilmek ve öğretmek Gelecek umudu Yanginda ilk kurtarilacak Başkalarinin mutluluğu Eksik yaşamlar Deprem sonrasi notlari Yüreğimizin kapisi Benim Attilâ İlhan`im Yaşamak animsamak mi? Kurtarici Hiçbirimizin burnu uzamiyor! Günü yaşamayi seçenler Sözün etkileyici gücü Eski güzel günler Ağlamayan çocuğa... Yazma dürtüsü Herkesin mutluluğu kendine Kitaplara sevdalı GÜLMEK
  Yükleniyor...