Facebook'ta Takip Edin Twitter'da Takip Edin
GS2

Tünelin Ucu

Tünelin Ucu

Mozotros Ailesi

Mozotros Ailesi

Birlikte yaşamanın yazılı olmayan kuralları…Mois GABAY BOY AYNASI @Moisgabay  mois_gabay84@yahoo.com

19 Eylül 2012
Birlikte yaşamanın yazılı olmayan kuralları…

Havaların hafif serinlemesini fırsat bilerek son iki hafta sonunu yanı başımızda, ama bir o kadar uzak farklı kültürel değerleri tanımaya ayırdım. Bunlardan biri Pazar sabahı Heybeliada’da bir Rum rehber dostumla Heybeli Rum Erkek Lisesi diğer adıyla meşhur Ruhban Okuluna yaptığım geziydi. Bir sonraki hafta ise sevgili Vladi Benbanaste, Rubi Asa ve Moris Sarfati ile hem yakın zamanlarda planladığımız geziye hazırlık hem de sinagogun son durumunu görmek için Edirne’deydik. Gezi esnasında bir yandan kültürel değerlerimizin üstünden geçerken, Edirne’nin simgesi olmuş Cami, köprü ve Darüşşifa geziye renk katan diğer unsurlardı.

Dopdolu geçen bu zaman sonrasında aklımda farklı kişilerden duyduğum ‘birlikte yaşama’ anlamında soru işareti yaratan cümleler kalmıştı. Sizlerle bu hafta bir yandan bu cümleler üstünde tartışırken, diğer yandan da aynı oksijeni paylaştığımız bizim dışımızdaki kültürlerden ne haberiz düşünelim istedim. Adını genellikle medyada sıklıkla duyduğumuz ama yeterince bilmediğimiz Heybeliada Ruhban Okulu gezisinde Kütahyalı genç bir Rum görevli bize eşlik etti. Gezi esnasında rehberin “Eğer Fransa Metropoliti şu an eğitimini Yunanistan değil de Harvard, Oxford ile bizim için aynı değerde olan Heybeli’de yapsaydı ülkesinde bambaşka bir Türkiye’den bahsetmez miydi?” sorusu bildiğim doğrulara farklı bakmama yetti. Öyle bir okul düşünün ki hiç öğrencisi olmamasına rağmen her gün düzenli temizlik yapılıyor ve yüzyıllık kitap hazinesi ile ilgi bekliyor. Gezi esnasında aynı anda içerde bulunan bir okul müfettişi beyin rehbere sorduğu sorular, rehberin en baştan her şeye büyük sabırla verdiği cevapları aslında birbirimizi ne kadar tanımadığımızı bir daha hatırlattı. Edirne gezisinde  bir yandan Büyük Sinagog’un eski ihtişamlı günlere geri dönüş yolculuğunu yerinde izlerken, proje başkanının “Bizi sık sık ziyarete gelin,  projede yalnız bırakmayın.” sözleri bana “peki ya sonra” sorusunu hatırlattı. Kapısında 5672 yılı yazılı tahta evler her geçen yıl çarşı içinde yanıp, bakımsızlıktan yıkılırken, ruhu tekrardan yaşatılmadan, sadece onarılmış bir sinagog binası Edirne Yahudi kültürünü ne kadar devam ettirebilir?  Edirne Valiliği turizm broşürlerinde ve yerel yayınlarında, umarım yakın zamanda diğer kültürlerin yanısıraYahudi kültürünün de tekrardan yaşatılması konusunda teşvik edici yayınları görme şansı buluruz. Edirneliler tarafından benimsenemeyen ve cemaatçe sahip çıkılamayan bir kültürel değer ne kadar restore edilse de bina olmaktan öteye gidemez. Edirne Sağlık Müzesi-Daruşşifa Müdürü Sayın Enver Şengül’ün gösterdiği yakın ilgi, olası bir gezide neyzen davet edip, mini bir konser teklif etmesi ise Edirne gezisinde misafirperverlik adına güzel bir örnekti.

Aklımda Edirne Sinagogu’nda tekrardan cemaatçe duaların yankılandığı günün hayali, bu pazar günü ise bu kez Neve Şalom’da bir dostumun düğününde en arkalardan gelinle damadı beklerken etrafı gözlemlemekteydim. İçimden düğünlerin cemaati genel topluma tanıtıcı önemli bir faaliyet olduğunu geçirirken, Anoten duası esnasında önümdeki iki beyin arasında geçen konuşma bunu doğruladı.”Baksana Cumhurbaşkanımız adına dua ediyorlar, Abdullah Gül diyorlar” sözü, Rav Benveniste’nin Türkçe anlatımları önyargıları kırmada düğünlerimizin nasıl bir önem arz ettiğine güzel bir örnekti. Bu düğünden birkaç saat sonra bu sefer Aşkenaz Sinagogu’nun önünde toplanmış turisti, esnafı, yerlisi kalabalık Aşkenaz Sinagogu’ndaki düğünleri için araçtan inmekte olan gelini ve ailesini izlemekteydiler. Kendimizi daha görünür hale getirip, zenginliklerimizi yaşadığımız toplumla daha çok paylaşabileceğimiz sürece aramıza örülen duvarlar her geçen gün daha çabuk yıkılacaktır.

7 Ekim Avrupa Yahudi Kültürü Günü kendimizi tanıtma anlamında büyük önem taşımaktadır. Birlikte yaşamanın yazılı olmayan vazgeçilmez kuralı ‘birbirini tanımayı’ gerçekleştirecek bu günde diğer senelerden farklı olarak Neve Şalom’da bu kez bir “Bar Mitsva” törenine şahit olacağız. 7 Ekim günü, eğer diğer senelerden farklı olarak orta yaş üstü cemaat üyelerinin yanında toplumun fikir liderlerini, genç kitleleri sinagoglarımızda görebilirsek işte o zaman bir yol kat etmiş olacağız. Yaşadığımız toplumun bizi tanımasını beklerken biz de topluma yabancı kalmamalıyız. Bu şehirde yaşayıp halen Sultanahmet Camii’ni ya da Süleymaniye’yi görmeyip, bir sema ayininden bi habersek, diğer kültürlerin de bizi tanımama sebebini uzakta arayamayız. Birbirimizi sevip anlamak ancak birbirimizin örf ve adetlerini öğrenip tanımakla mümkün olabilir

Edirne Sinagogu’nun restorasyon sonrası her yıl belli tarihlerde Avrupa Yahudi Kültürü Günü gibi farklı etkinliklerle yurtiçi ve yurtdışında yapılabilecek bir tanıtımı sadece İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerin değil, tarih boyunca Avrupa Yahudiliği için önem arzetmiş bu şehrin de halen farklı kültürlerin izlerini taşıdığını anlatabilir. Birlikte yaşamak bir kültür mozaiği oluşturmaktan öte bu mozaikteki farklı renklerin birbirine değip oluşturdukları rengârenk bir deseni tüm topluma yansıtmaktır. Tarihimizden gelen zengin kültürü yarınlara elele taşımak dileğiyle…

 

Haberlere yorum yapabilmek için üye girişi gereklidir. Üye girişi yapmak için lütfen tıklayınız.

Yorumlar

0

Tüm Yazıları

Hakkını helal et! Yazılanlar Bir Türk Yahudi’si için ne anlama geliyor? Bu yazı tüm geniş toplumdan dostlarımız için Yalnız kadın ve kimsesiz okurları için… Trakya Olayları’nın 80. Yıldönümü’nde tarihimizle yüzleşme vakti: Tarihimizi ne kadar doğru anlatıyoruz? Efraim Elrom Suikasti ve Az Bilinen Gerçekler: Medyanın bize hatırlatmadıkları… Başka bir Yahudi yaşamı mümkün mü? Hayatta kalan son kalem: Annem Geleceğe umutla bakabilecek miyiz? Babamın şarkıları Kaş yapayım derken göz çıkarmak Barış için sağduyu zamanı Gurur duyulacak bir nesil yetişiyor! Musevi Lisesi yüzüncü yılına yaklaşırken… On Birinci Emir Türkiye’de Yahudi Olmak: Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık! Uyanışın yansımaları Hepimiz bazen ‘Forrest Gump’ mıyız bu hayatta? Türk Musevi Cemaati’nin dünü, bugünü üzerine: Az bilinen gerçeklerimiz Milgram Deneyi’nden yarım asır sonra otoriteye itaatin tehlikeleri üstüne düşünceler… Sen aydınlatırsın geceyi! Beyoğlu’nun En Güzel Abisi İlk defa limanımızdan çıktık! Şalom Aleyküm Cemaat kurum birleşmeleri ve düşündürdükleri… Vicdanlarımız tatilde mi? Buradayım! : Bir avuç insan ve terör kurbanlarımız üstüne… Türk Musevi Cemaati ve kamusal dönüşüm Hayatı bir Yahudi ile paylaşmak Bir damla kan ve bin endişe Bir zamanlar Gezi Parkı Bukalemun Bir Zamanlar Büyükada- Âşıklar Gazinosu’ndan Lunapark’a… Laleli’de bir Yahudi Ortak acımızdan 10 yıl sonra ‘Birlikte yaşama bir çağrı’ “Buradayız” demek için 15 Kasım doğru zaman!” Yarın yapayalnız Ne Mutlu Türküm Diyene! Türk Musevi Cemaati ve Yaşayan Kütüphane projesi üstüne… Kitabı kapağına göre yargılama! “Hoş geldin” yeni yönetim! Buradayız Ahparig! Bu devirde itibar canavarlara! Peynirimi kim kaptı? En önce ve illa ki “Sağlık Olsun”! Dostlukların son günü … Ne bir sabah, ne bir selam… Sesimi Duyan Kimse Var mı? Benimle evlenir misin? Gidenlerin ardından … Birlikte yaşamanın yazılı olmayan kuralları… “Mutlu gün Dostları” Hoşgeldiniz! Musevi Liseli olmaktan gurur duyuyorum! Şampuan reklamından Martıları Besleyen Adam’a ülkemden portreler… Malafa Curcuna Neden gönüllüyüz? Türk Musevi Cemaati ve gönüllülük kavramı üstüne… Babam olmadan asla… Hepimize biraz daha fazla oksijen! İzi Başkan’ın ardından… Nasıl bakıyor senin gözlerin? Tarihi Semtlerimizdeki Yok Oluşa Dur Diyelim - 6 Karaköy’den Khalkedon’a hüzün dolu İstanbul Tarihi Semtlerimizdeki Yok Oluşa Dur Diyelim-5 Haliç’in unutulan Yahudileri: Hasköy ve Balat Tiyatro ile Değişen Hayatlar… Haliç’te bir semt ve bu semtin son Yahudi Cemaati: Hasköy İnsan pek de vefalı bir varlık değil! Geçmişten geleceğe bir miras: Şişli Beth İsrael Sinagogu Tüm kurumlarımıza açık teklif Kuzey Afrika’da Türkiye Mevsimi! Peki, biz neler yapabiliriz? Tarihi semtlerimizdeki yok oluşa dur diyelim -3 : İstanbul’un vitrini Nişantaşı’nda neler oluyor? Birleşerek küçülmek mi, birleşerek güçlenmek mi? Galata’yı Kim Kurtaracak? Kaygılarım var geleceğe dair… Hepimiz birer Moşe Fransez’iz… Vazgeçenler Kulübü Yallah Büyükada! THY’de bir pazartesi sabahı… Benim babam bir kahramandı… Boy aynası ne işe yarar?
  Yükleniyor...