Lefter ve Ladino

Büyükada vapur iskelesi çıkışındaki Prenses Otelin duvar dibinde oturan bir grup, aralarında da Lefter. Kısa kollu kareli gömleği, diz üstü şortuyla ihtiyar bir delikanlı… Gelen geçen selamlar, takım arkadaşları da ayrı ayrı karşılık verirlerdi. Bu yaz, mutat yerde henüz kimse yok. Ya da dostları Lefter’in yokluğuna alışamadılar.

***

Futbolla özellikle ilgilendiğim söylenemez. Hasbelkader babam Fenerbahçe’yi tuttuğundan, ev halkı da FB’li sayıldı. Sonraları eşim koyu FB’li damat olarak aileye girdi. Dolayısı ile iki oğlumun farklı bir takım seçmesi düşünülemezdi.

Lefter’i futbolcu yönüyle değil, doğma büyüme Adalı olduğu için tanıdım. Eski Adalılar her yerde birbirlerini selamlar. Lefter’in en çok bisiklete binişini severdim. Yaşına göre atletik yapılı, hafif somurtkan ama yine de karizmatik. Fener’in maçlarını yıllarca stattan izleyen eşime göre ise, çok gol attığı için taraftarları, ‘Ver Lefter’e yazsın deftere’ şeklinde bir slogan yaratmışlardı. Zamanın efsanevi Macar Takımının 3-1 yenildiği maçın iki golünü de Lefter atmıştı. Penaltılarıyla ünlü olan Lefter sıkı bir disiplinle çalıştı ve spor yaşamını 40 yaşına kadar sürdürdü.

***

Tabii ki, Türk futbolu ve Büyükadalılar bu kış yitirdiğimiz Lefter (Elefterios) Küçükandonyadis’in eksikliğini her zaman hissedecekler.

Ancak bu kadar ayrıntıya girmemin farklı bir nedeni var. Adalar Müzesi, 24 Haziran’da Çınar’daki mekânında bir ‘Lefter Sergisi’ açacak. Sergi tasarımı Erkal Yavi’nin; bu açıdan mükemmel olacağına hiç şüphem yok. Basına gönderilen dosyada, küratör Ersin Salman’ın, ‘Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter’ başlıklı kısa bir yazısı var. Doğrusu biraz abartılı buldum. ‘…Hep beraber yaşamak istiyoruz…’ diyor Salman. Doğru, hâlâ istiyoruz. Kaç Lefter kaldı ki memlekette?

***

Nihayet bir çocuğumuz oldu. Şalom’da bir çocuğun hayat bulması, çoğu kez yeni bir kitabın yayınlanması demektir. Son yıllarda dizgi odasında bulunan ve Judeo-Espanyol’u hiç bilmeyenler dahi bu süre içinde ciddi bir kelime haznesi edindiler. Klara Perahya’nın hazırladığı ve Karen Gerson Şarhon’un editörlüğünü yaptığı  ‘Ladino-Türkçe Sözlük’ün genişletilmiş ikinci baskısı tamamlandı. Bu kapsamlı çalışma tam sekiz yıl sürdü. Perahya ve Şarhon’u yürekten kutluyorum. Ancak bir ricamız daha var. Söz konusu sözlüğün bir an önce ‘Türkçe-Ladino’ bölümünün hazırlıklarına girişilmesi.

Çocuklar kardeş ister; değil mi Klara?

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın! Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın