Batya Natan

Web´den Seçmeler

Bütün uluslar kendi tarihinin hafızasını oluşturur. Milli kimliklerin oluşmasında da bu tarihin rolü büyüktür. Dolayısıyla tarihin karanlık sayfalarını hatırlatmak asla öç almak için değildir. Aksine, travmatik bir geçmişi hatırlatmak, o tarihi ortak toplumsal bir bilince dönüştürmek içindir. Buna rağmen medyanın önemli bir bölümü, Türk Yahudi toplumunun Holokost’ta hayatını kaybeden altı milyon Yahudi ve kaderini kabullenmeyerek isyan eden direnişçilerle ilgili ‘anma günü’ etkinliklerine yer vermedi. Oysa acıyı paylaşmak; bu konuda yapılan toplantı, panel ve etkinliklere yer vermek toplumların birlikte yaşama kültürünün oluşması içindir. Bir daha asla olmasın diyedir. Belma Akçura - Milliyet

 

  • “SİNAGOGLARDAN BİRİNİN KAPISINA VEYA DUVARINA, BEN DE TAM HATIRLAMIYORUM, TUTUNUP KENDİMİ BAHÇEYİ GÖREBİLECEK ŞEKİLDE YUKARI KALDIRDIM. O SIRADA DA ARKADAŞIM “HADİ YÜRÜ GİDELİM, BU ADAM ÇOK KÖTÜ BAKIYOR” DİYE YANIMIZA YAKLAŞAN BİR ADAMI İŞARET EDİP BENİ DÜRTÜYOR...”

“Küçük yaşlarımdan beri ve sonraları okulu kırdığım zamanlarda her ne kadar rotamız Alsancak olsa da Kemeraltı’na uğramadan edemezdim. Belki Kemeraltı birçok kişi için daha uygun fiyatlarla alışveriş yapmaktan ya da Kızlarağası Hanı’na uğrayıp kahve içmekten başka bir şey ifade etmeyebilir ama oranın dokusu, kenarda köşede kalmış binaları ve İkiçeşmelik’e açılan kapısı hep ilgimi çekmiştir benim. Garip olan taraf ise Havra Sokağı’nın İstanbul, Beyoğlu’ndaki Balık Pazarı’na benzer dokusunun dışında, bir tarihe kadar bende bir şey ifade etmemesi...

İstanbul’da 15 Kasım 2003’te yaşanan Neve Şalom ve Beth İsrael Sinagogu’na düzenlenen bombalı saldırıların haberlere düşmesiyle birlikte ‘ya burada da olursa’ kaygısıyla başladı hikâye. Aslında hâlâ geri dönüp baktığımda ‘ya bize de olursa’ sözünden çok utanıyorum. Onca kayıp oldu, nice canlar gitti, sizi bizi mi var bu işin diyeceksiniz, ama insan sanıyorum refleks olarak hemen kendisine, ait olduğu gruba, topluma veya şehre odaklanıyor. Bu düşüncenin ardından o dönem virane görünümünde olan sokak ve yan yana, karşı karşıya dizilmiş irili ufaklı havralardan birine hemen ertesi gün girmek istedim. Yani mesela ilginçtir, en çok bilinen Karataş’taki Bet İsrael Sinagogu’dur, ama içimden bir his beni Havra Sokağı’na çekti ve arkadaşımı da alıp öğle vakitlerinde oraya gittim. Sinagoglardan birinin kapısına veya duvarına, ben de tam hatırlamıyorum, tutunup kendimi bahçeyi görebilecek şekilde yukarı kaldırdım. O sırada da arkadaşım “Hadi yürü gidelim, bu adam çok kötü bakıyor” diye yanımıza yaklaşan bir adamı işaret edip beni dürtüyor... Aynı, kitapta anlattığım gibi bir adam geldi, sert bir şekilde bizi uyardı ve kitapta Ahram’ın yaptığını aynısını aslında o gün ben yaptım ve kafamdan bir isim uydurdum. Adam, uydurduğum ismin Cumartesi günleri uğradığını ve başka zaman gelmemizi söyleyince biz de tırs tırs çıktık sokaktan. Sonra eve gidip olanları anlatınca ailemin de çok büyük tepkisiyle karşılaştım. Tam da bu olayların ertesi gününde, sanki göz göre göre ölümün üzerine gidiyormuşuz gibi yaptığımızı söyleyip bizi çok fena haşlamışlardı. O gün o korkuyu ve hüznü ailemde de gördüm. Zaten o an hikâyenin başı ve sonu belli oldu.”

Selin Süer Oral (ARAKEL ARMADYAN Röportajı)

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/20457/dizi-senaryosuydu-roman-oldu

 

  • İSRAİL-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ HER ZAMAN OLAĞANÜSTÜ STRATEJİK ÖNEME SAHİPTİR. BU AÇIDAN TÜRKİYE VE İSRAİL'İN KARŞILIKLI ÇIKARLARINI YENİDEN KONSOLİDE EDEREK GELECEĞİ BİÇİMLENDİRMELERİ ÇOK DAHA RASYONEL OLACAKTIR. BU DA İSRAİL’İN TÜRKİYE’NİN ENDİŞE VE KAYGILARINI GİDERME SEÇENEĞİ İMAL EDECEKTİR

ABD, İsrail’i Orta Doğu’da Türkiye’yle birlikte hareket etmeye zorluyor. ABD’nin hayali, bu iki gücü bölgeye vekili olarak bırakmak ve tüm dikkatini Asya’ya yöneltmek. Ancak İsrail’in bölgeye tamamen hâkim olma arzusu, ABD ile Almanya’yı karşı karşıya getiriyor. Almanya, İsrail’in desteğine karşılık Tel Aviv’in Orta Doğu politikalarına omuz veriyor. Almanya-İsrail beraberliği doğal olarak Rusya’yı bölgeye çekiyor ve bu da Rus-Alman sürtüşmesine ayrıca Rusya-İsrail krizine sebep olmakla Türk-Rus ittifakına temel teşkil ediyor.

Suriye’deki ve İslami Asya’da önümüzdeki süreçte yaşanabilecek gelişmeler, İsrail’in bölgedeki yalnızlaşma ve nüfus ile ilgili projeksiyonlarını pozitif yönde etkileme potansiyeli içeriyor.

İsrail-Türkiye ilişkileri her zaman olağanüstü stratejik öneme sahiptir. Bu açıdan Türkiye ve İsrail'in karşılıklı çıkarlarını yeniden konsolide ederek geleceği biçimlendirmeleri çok daha rasyonel olacaktır. Bu da İsrail’in Türkiye’nin endişe ve kaygılarını giderme seçeneği imal edecektir.

İsrail tarihi yeniden yorumlamak zorunda. Sapiens gibi bir analiz demeti içeren kitabı üreten entelektüel birikimin, okyanusu geçip derede soluksuz kalması gibi bir absürt durum da ortaya çıkabilir.

İsrail'in ve İslami Asya ülkelerinin, Türkiye’nin tarihsel olarak ürettiği çoğulcu birikime ihtiyacı var. Çünkü bu anlayış, Yahudi, Ermeni, Rum gibi ekalliyetin güvenliğini ve bekasını temin etti. Bu büyük anlayışa hakkını teslim etmek ve destek vermek stratejik düşüncenin temelidir.

Ömer Özkaya

http://www.gunes.com/yazarlar/omer-ozkaya/srailin-omru-866070

 

  • BUNA RAĞMEN MEDYANIN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ, TÜRK YAHUDİ TOPLUMUNUN HOLOKOST’TA HAYATINI KAYBEDEN ALTI MİLYON YAHUDİ VE KADERİNİ KABULLENMEYEREK İSYAN EDEN DİRENİŞÇİLERLE İLGİLİ ‘ANMA GÜNÜ’ ETKİNLİKLERİNE YER VERMEDİ

Bütün uluslar kendi tarihinin hafızasını oluşturur. Milli kimliklerin oluşmasında da bu tarihin rolü büyüktür. Dolayısıyla tarihin karanlık sayfalarını hatırlatmak asla öç almak için değildir. Aksine, travmatik bir geçmişi hatırlatmak, o tarihi ortak toplumsal bir bilince dönüştürmek içindir. Buna rağmen medyanın önemli bir bölümü, Türk Yahudi toplumunun Holokost’ta hayatını kaybeden altı milyon Yahudi ve kaderini kabullenmeyerek isyan eden direnişçilerle ilgili ‘anma günü’ etkinliklerine yer vermedi. Oysa acıyı paylaşmak; bu konuda yapılan toplantı, panel ve etkinliklere yer vermek toplumların birlikte yaşama kültürünün oluşması içindir. Bir daha asla olmasın diyedir.

Belma Akçura

http://www.milliyet.com.tr/okurun-medyadan-arzuhali/belma-akcura/pazar/yazardetay/15.04.2018/2647569/default.htm

 

  • İSRAİL, BU KORKUNÇ SOYKIRIMIN HAK ETTİĞİ YASI, LAYIĞIYLA, ANCAK 1961’DEN SONRA ‘TANIDI’…

57 yıl önce bugün, 11 Nisan 1961, Kudüs’te Adolf Eichmann davası başlamıştı. Holokost’un/ Shoah’ın/Yahudi Soykırımı’nın sorumlu “memurlarından” olan Eichmann’ın yargılanması, bu insanlık suçunun ve “nasıl olabildi?” sorusunun dünya kamuoyuna mal olmasında, kilit bir rol oynamıştır.

İsrail’de ilk defa 1946’da, Polonya’daki bir imha kampından getirilen kemikler törenle toprağa verilmişti. Fakat Holokost’un yasının nasıl tutulacağı hâlâ ‘bilinemiyordu’. Resmî Holokost anma günü ancak iki sene sonra ihdas edildi, ulusal anma mekanı Yad Vashem’in kurulmasıyla ilgili yasa beş sene sonra çıkarıldı. O yıllarda, soykırımdan kurtulanlar bu konuyu hiç konuşmuyor, çocukları onlara bir şey sormaya cesaret edemiyordu. Dahası, dünya savaşından önce İsrail’e göçmüş veya orada doğmuş olanlar, Soykırımdan kurtulanlara bir tür küçümsemeyle bakıyorlardı: Anavatana gelip “yeni İbrani” ulusunu yaratmak yerine “mülteci” olarak kalmayı tercih ettikleri için, eylemsizce öldürülmeyi bekledikleri için, en son aşamada bile Nazilere direnmedikleri için… Bu “karakter”, kendine bir kahramanlık anlatısı kurmakla meşgul bulunan yeni İsrail devletinin başı dik, çalışkan, direngen imgesine de hiç uymuyordu. Hatta 1940’ların ikinci yarısında, Avusturya’daki holokost kurbanlarının kemiklerini İsrail’i getirmek yerine siyonizmin kurucu liderlerinden Theodor Herzl’ın mezarını getirmeye öncelik vermek gerektiği fikri dile getiriliyordu devlet katında. Çünkü ilki mahvedici bir yenilgiyi, ikincisi ise muzaffer bir yürüyüşü simgeliyordu.

Velhasıl, 1960’ların başına kadar, soykırımdan kurtulanlara pek kulak verilmedi, onların acısına bakılmadı hatta anlatabildiklerinde de fazla kulak verilmedi. Oysa kurbanlar/kurtulanlar da, neden uluslarası siyonist hareketin kendilerini kurtarmak için yeterince gayret sarf etmediğini sorgulamak istiyorlardı.[3] Siyonist hareketin ve İsrail’in, Avrupa Yahudilerinin kaderiyle gerçekten ilgilenip ilgilenmediğine dair kuşku duyuyorlardı. Amerika ve İsrail’deki Yahudilerin 2. Dünya Savaşı dönemini görece tasasız geçirmiş olduklarını, Shoah’la ilgili haberlerden da fazla etkilenmediklerini fark ederek şoke oluyorlardı. Hatta, ömrünü Eichmann gibi savaş suçlularının takibine adayan (“Nazi avcısı”) Simon Wiesethal 1946’da kendi kendine, aslında siyonist hareketin önderlerinin de tıpkı Nazi yöneticileri gibi yargılanması gerektiğini düşünmüştü.

İsrail’de Holokost’u öne çıkarmak istemeyen algının ve politikanın değişmesinde bizzat Wiesenthal’in çabası etkili oldu. Dönüm noktası, işte Eichmann davasıdır. Dava sırasında devlet başkanı Ben Gurion, bu vesilenin özgüveni gelişmiş olsa da henüz ulusal kimliğini oturtamamış genç İsrail için bir kurucu kolektif tecrübe oluşturabileceğini ve bir milli katharsis işlevi görebileceğini sezdi. Bu davanın, İsrail’i soykırımda öldürülen altı milyon Avrupalı Yahudi’nin varisi olarak tescil ettireceğini ve güncel düşmanlarını, Nazilerin yarım bıraktığı işi tamamlamaya çalışan caniler olarak sunmaya elvereceğini düşündü. İsrail, bu korkunç soykırımın hak ettiği yası, layığıyla, ancak 1961’den sonra ‘tanıdı’…

Tanıl Bora

http://www.birikimdergisi.com/haftalik/8841/hafiza-emegi#.WtRwhtRubct

 

  • İRAN, ARTAN GÜVENLİK HARCAMALARI SEBEBİYLE GEREK İÇERİDE GEREKSE DIŞARIDA BÜYÜK BİR EKONOMİK BASKI ALTINDA

 “İsrail uçakları” Suriye’nin hava savunmasını sağlayan Esad ve Rus radarlarını atlatarak hedefine kolayca ulaşmış görünüyor. İran hedef olduğunda Ruslar sessiz kalıyorsa, ortada ilginç bir tablo var demektir. Bu, İran-Rusya ilişkilerinin sanıldığından daha kırılgan olduğunu gösterir. Bir bakıma İran’ı da kolay hedef haline getirir. 

İran, sadece Suriye’de değil farklı ülkelerde de farklı girişimlerin sahibi. Suriye’den Libya’ya, Irak’tan Arap Körfezi’ne, Pakistan’dan Afganistan’a ve Lübnan’a kadar birçok ülkeden söz ediyoruz. Ekonomik güce dayalı, maliyeti yüksek, örtülü/açık operasyonlarla silahlı grupları, sosyal, dini ağları desteklemek, ekonomik olarak güçlendirmeye çalışmak hatırı sayılır harcama yapmayı gerektirir.

Suriye iç savaşının parçası haline gelen İsrail’in radarındaki Hizbullah, etkili ve maliyetli gruplardan bir örnek. Lübnan, önümüzdeki günlerde seçime gidecek. Bir Ortadoğu klasiği olarak Hizbullah’ın seçimden başarılı çıkmasının yolu büyük miktarda para harcamaktan geçiyor. Gerek aktif militanlar, gerek Suriye iç savaşında ölen ve yaralananların ailelerinin bakımını da İran üstlenmiş durumda. Bu İran için harcama demek.

İran, artan güvenlik harcamaları sebebiyle gerek içeride gerekse dışarıda büyük bir ekonomik baskı altında. Haberlere bakılırsa bunu değerlendirmek isteyen ABD ve müttefikleri önümüzdeki günlerde, Suriye politikalarını ileri sürerek, İran’a ekonomik yaptırım kararları almaları sürpriz olmayacak. Bu karardaki incelik ise nükleer anlaşmadan hiç söz edilmemesi olacak. Hesaplara göre, bir taşla bir kuş vurmaktan söz ediyoruz.

Nihat Ali Özcan

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/nihat-ali-ozcan/savas-icinde-savas-iran-israil-2649383/

 

Netten okumalar

 

  • İSRAİL HAKKINDA AZ BİLİNEN 10 ÇARPICI GERÇEK

https://storia.me/@selsux/israil-hakkinda-az-bilinen-bipck

 

  • HOLOKOST'TAN KURTULANLAR YAŞADIKLARINI ANLATTI

http://tr.euronews.com/2018/04/12/holokost-tan-kurtulanlar-yasad-klar-n-anlatt-

 

  • BUGÜN İŞTE O GÜN: YOM HA ŞOA – FERHAT ATİK

http://www.kibrispostasi.com/c1-KIBRIS_POSTASI_GAZETESI/j229/a32533-Bugun-iste-o-gun-Yom-Ha-soa

 

  • HOLOKOST KURBANLARI İÇİN YAŞAM YÜRÜYÜŞÜ

http://www.dw.com/tr/holokost-kurbanlar%C4%B1-i%C3%A7in-ya%C5%9Fam-y%C3%BCr%C3%BCy%C3%BC%C5%9F%C3%BC/a-43359534

 

  • II. DÜNYA SAVAŞI'NDA YAHUDİLERE KORKUNÇ İŞKENCELERİN YAPILDIĞI TOPLAMA KAMPI: AUSCHWİTZ

https://seyler.eksisozluk.com/ii-dunya-savasinda-yahudilere-korkunc-uygulamalarin-yapildigi-toplama-kampi-auschwitz

 

  • RUS TELEVİZYONUNUN TROÇKİ DİZİSİ: AŞAĞILIK BİR TARİHSEL ÇARPITMA VE MUSEVİ KARŞITLIĞI GÖSTERİSİ - FRED WİLLİAMS VE DAVİD NORTH

https://www.wsws.org/tr/articles/2018/04/07/tele-a07.html

 

  • NÜFUS MÜHENDİSLİĞİNDEN NASİBİNİ ALANLAR - NESİM OVADYA İZRAİL

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/20453/nufus-muhendisliginden-nasibini-alanlar

 

  • TÜRKİYE’NİN EN KÜÇÜK CEMAATİ

http://www.milliyet.com.tr/turkiye-nin-en-kucuk-cemaati-gundem-2648729/

 

  • İŞTE ORHAN VELİ’NİN AŞKI BELLA

https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/iste-orhan-velinin-aski-bella-eskenazi-2347366/

 

  • GİRONA’DA DİŞİ ASLAN HEYKELİNİN POPOSUNU NEDEN ÖPMEDİM? – AYHAN SİCİMOĞLU

http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/yazarlar/ayhan-sicimoglu/gironada-disi-aslan-heykelinin-poposunu-neden-opmedim-40802921

 

  • ANNE FRANK'IN AMERİKALI MEKTUP ARKADAŞI - MİCHELE HERRMANN

http://www.bbc.com/turkce/vert-tra-43785756

 

Takılan tweetler

 

Gülsüm Polat‏ @Gulsum_Polat_ 16 Nis

Daha fazla

Osmanlı İmparatorluğu son nefesine kadar çok uluslu bir yapıydı. Bu durum I. Dünya Savaşı yıllarında Hong Kong'daki Osmanlı pasaportu taşıyan Musevi kökenlilerin "Panislamik ajitasyon" yapması ihtimaliyle göz altına alınmalarına neden olmuştu. İlgili yazı https://dumlupinar.academia.edu/gulsumpolat

 

US Embassy Turkey‏ @USEmbassyTurkey 13 Nis

Daha fazla

.@POTUS: Holokost'dan alınan derslerini gelecek nesillere aktarma sorumluluğumuz var ve Amerikalılar olarak hep birlikte antisemitizmle mücadele etme, nefretle mücadele etme ve soykırımı önleme konusunda ahlaki bir sorumluluğumuz var: https://go.usa.gov/xQbrN  #HolokostAnmaGünü

 

Fatih Baş‏ @mefaba 13 Nis

Daha fazla

31 Mart İsyanı'nda Hareket Ordusu emrindeki Musevi Taburu marşı. Ladino dilinde. "Türkler, Museviler, Hristiyanlar Hepimiz Osmanlıyız Birbirimize el uzattık Kardeşlik yemini ettik. İstanbul'a yürüyoruz Alçaklarla savaşacağız Türkiye'nin kurtuluşu için."

http://folkmasa.org/avshir/383.mp3

 

Selami İnce‏ @selamiince 16 Nis

Daha fazla

Auschwitz'deki bu kitapta faşistlerin gerçekleştirdiği Yahudi soykırımında öldürülen tüm isimler yer alıyor. #WeRemember #Holocaust

 

 

Sergio Sarano‏ @srgsrn 11 Nis

Daha fazla

esther morguez algrante [ and the world stood silent : sephardic poetry of the holocaust : ed isaac jack levy ] #yomhashoa

 

 

 

Takılan tweetler

 

Gülsüm Polat‏ @Gulsum_Polat_ 16 Nis

Daha fazla

Osmanlı İmparatorluğu son nefesine kadar çok uluslu bir yapıydı. Bu durum I. Dünya Savaşı yıllarında Hong Kong'daki Osmanlı pasaportu taşıyan Musevi kökenlilerin "Panislamik ajitasyon" yapması ihtimaliyle göz altına alınmalarına neden olmuştu. İlgili yazı https://dumlupinar.academia.edu/gulsumpolat

 

US Embassy Turkey‏ @USEmbassyTurkey 13 Nis

Daha fazla

.@POTUS: Holokost'dan alınan derslerini gelecek nesillere aktarma sorumluluğumuz var ve Amerikalılar olarak hep birlikte antisemitizmle mücadele etme, nefretle mücadele etme ve soykırımı önleme konusunda ahlaki bir sorumluluğumuz var: https://go.usa.gov/xQbrN  #HolokostAnmaGünü

 

Fatih Baş‏ @mefaba 13 Nis

Daha fazla

31 Mart İsyanı'nda Hareket Ordusu emrindeki Musevi Taburu marşı. Ladino dilinde. "Türkler, Museviler, Hristiyanlar Hepimiz Osmanlıyız Birbirimize el uzattık Kardeşlik yemini ettik. İstanbul'a yürüyoruz Alçaklarla savaşacağız Türkiye'nin kurtuluşu için."

http://folkmasa.org/avshir/383.mp3

 

Selami İnce‏ @selamiince 16 Nis

Daha fazla

Auschwitz'deki bu kitapta faşistlerin gerçekleştirdiği Yahudi soykırımında öldürülen tüm isimler yer alıyor. #WeRemember #Holocaust

 

 

Sergio Sarano‏ @srgsrn 11 Nis

 

esther morguez algrante [ and the world stood silent : sephardic poetry of the holocaust : ed isaac jack levy ] #yomhashoa

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın